serkan

Durum: 907 - 0 - 0 - 0 - 20.06.2020 12:44

Puan: 16414 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

oyuna çıkıyoruz birer ikişer, bittimi oyun sandıktayız hepimiz...
  • /
  • 46

anatomi

ressamların gelişiminde katkılarının oldukça yüksek olduğu bilim. günde onaltı saat çalışan leonardo tabiki onaltı saat boyunca resim yapmadı.
padua üniversitesinde henüz 24ünde profesör olmuş andreas vesalius, bu bilimin babasıdır.
" insan vücudunun yapısı" isimli kitabıyla anatomi bilmine ışık tutmuştur.

edit: ömrümü çürütmüş hatta yıl kaybettirmiş olmasını tamamen hocalarıma bağlıyorum, anatominin suçu yoktu.

homofobi

farklı olmanın kabul edilmediği toplumlarda, bulaşıcılığı yüksek öldürtebilen fakat öldürmeyen rahatsızlık.

ankara'dan puansız dönmek

ben üç yıldır bu deplasmanda top koşturdum bu yakışıklılıkla, yok anam yok ankara mübarek ingiltere ligi.ne desem boş...

ayı sözlük tanıtım çalışmaları

ben bir kaç arkadaşımı "çok yakışıklı kıllı mıllı adamlar var, bir görseniz hemen mesaj atıp tanışıyorlar hepside zengin" diye kandırmaya çalıştım. umarım işe yarar...

askolsunbenoylebirinsanmiyim

nickini ilk okuduğumda * gülmekten alamadım kendini. hoş gelmişler efendim, ne güzel bir nick böyle. *
28 harflik ismi gibi bereketiyle gelsin, bol entryler. *

şafak sezer

bu adama hiç ısınamadım ben. o yüzden rol aldığı hiç birşeyi izlemem.
soğuma sebebim olan türk malı daki rolü son derece iticidir. kendisine saygı duyarım tabi o ayrı mesele. neyse.

mahallenin bakkalinin kocasi

anam adam harbi cd writer çıktı. yazıyor da yazıyor. nazarlardan koru... *

cutting crew

80'lerin çıkış gruplarındandır.
"i just died in your arms" şarkılarının hit ünvanı vardır. onun dışında pek başarılı şarkıları yoktur. olsun, onlarda sevilir onlarda dinlenir.


* * * *

damda uyumak

o ışıksız karanlıkta yıldızların arasına sızıp,sevgilinin göğsünde uyumayı düşünsenize? bak o şiir geldi yine aklıma, yapmayın bana bunu duygulanıyorum. neyse.


ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

edit: hayallerdemi yaşıyor bazı ibneler ne.

gabile.com

girdim de hayrını mı gördüm? uzak olsun allahın abaza amcaları var orda.
ilk aldığınız mesaj;
+kaporta sağlam mı?
+parlak mısın?
+yer var mı?
olur muhtemelen. boşverin, uzak durun.

boyundaki morluk

belki adam uzun yıllardır uğraş verdiği buz hokeyi maçında, pak'ın boynuna çarpması nedeniyle o morluğu boynunda taşıyordur. kötü düşünmeyin hemen.* **

hamam böceği

sakın ezerek öldürmeyin sakın!
yakalayın falan başka şeyler yapın. ya da murathan mungan kitabıyla penceden atın nebiliyim.*
hamam böcekleri bir kez çiftleştiklerinde ömür boyu yumurtalayabilirler tüm yumurtaları etrafa saçarsınız, onu öldürmek yerine neslini garanti altına almış olursunuz.

yok sayılmak

yok sayılan bireyin kendini kabul ettirme çabasıyla devam eder.
çoğunluğun oluşturduğu protokol tarafından yargılanılmış olmak şöyle dursun, o yargı altında ezilmek bünyede hasarlara yol açar. hadi ya? benim varlığıma başka bir insan olan sen karar vereceksin ha?

bu yargı sahiplerinin tanrıya bağlı insanlar olarak nitelendirilmesi ayrı bir alay konusu. tanrının görevine ortak mı oldun sen? öyle ya var eden de yok edende odur.
bence bir insandan nefret edilebilir, o insana belki tüm kötü duygular beslenebilir lakin yok sayılamaz. kimsenin bu hadde sahip olduğunu düşünmüyorum.

tabi bu söylediklerim, homofobizm, ırkçılık gibi aşırı durumlara daha uygun.

paul ekmanın psikolojiyle ilgili bir kitabını okumuşluğum var, o satırları unutmam mümkün değil.
"bir insana yapılabilecek en büyük işkence yok olduğunu hissettirmektir." fiziksel darbelerden daha güçlü bir etki yani. *

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

black wreath - the black holes of your mind

saturnus

1992 yılında kurulmuş, 6 kişiden oluşan danimarkalı doom metal grubu. çok fazla tanınmamalarına rağmen son derece kaliteli işlere imza atmışlardır. doom metal dinleyen her insanın tanışması gereken gruplardan.

vocals - thomas jensen
bass guitar - brian hansen
keyboards - anders nielsen
guitar - kim larsen (blazing eternity)
guitar - morten skrubbeltrang
drums - jesper saltoft

şuan için böyle bir grup bulunmamaktadır. şöyleki, son albüm kaydından sonra kim larsen gruptan ayrılınca grup dağılıyor. kim larsenin ayrılması üzerine brian hansen ve brian hansende ayrılıyor. sonra üçü the loveless grubunu kuruyorlar. bende lost gibi, all alone şarkısını tavsiye ederim.

hayvan severler

bir kediyi çok sevdim, o beni hiç sevmedi.... sonra pet shopa götürüp geri verdim.

sözlük yazarlarının ağızlarına sürmedikleri yiyecekler

kokoreç için böyle bir söylemim vardı, ama sürdüm. umarım mumbar için söylediğim "asla yemem" mi de yemem. korkunç birşey...

eşcinsellik hastalık değildir ama yüzde 100 tedavi ederiz

şeytani sebeblerden dolayı eşcinsel olduğumu öğrendiğim iyi oldu, bir bit yeniği olduğunu anlamıştım zaten(!) bu ne ya.

ashram

hintçede dünyanın çatısı demek olur.

http://www.ashramusic.com/index.php3 (web siteleri)


(elizabeth) * *

rufus wainwright

ben onu hallelujah ile bildim...
  • /
  • 46
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 907

sevgiliyle uyumak

güvenli hava sahasıdır, istediğiniz gibi uçabilirsiniz... kemer falan bağlamayı da gerektirmez... sevgiliniz yanınızdadır ve kafanızı göğsüne yaslamışsınızdır ya dünyalar sizin olmuştur... öyle güven hissine bular yani...

votka limon

kürt yönetmen hüner salim tarafından yönetilmiş film. venedik film festivalinde en iyi film dahil, birçok ödüle layık görülmüştür. dicemidim adlı film müziği yüreğime cuk diye oturmuştur. film ermenistandaki bir yezidi kürt köyünde geçmektedir.

fairuz



insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ), şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız icin **

insanlar seni bana sordu ... sordu
gelecek dedim, sakın bana sitem etmeyin
gözlerimi kapattım
gözlerimde olduğunu insanların farketmesinden korktuğum için

insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ) şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız için **

gece bana geldi ve bana ışık tutmamı istedi
sonra ışığımı söndürdü
nasıl sana geldim sorma dedi
kalbim sana yetişmemi sağlayan kılavuzumdu
yanan da senin özleminden yandi
senle ilk kez beraber olmadığımız için

insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ) şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız için **

diye bir çevirisi elime geçmiştir, ne güzel sözler bunlar demişimdir.

bahçelievler

ankara'nın katlanılabilir semtlerinden birisi. başta labirentmiş izlenimi yaratsada zamanla üçüne beşine yedisine alışıp, iki adımda okulunuza gidip gelip hem hareketli hem sakin bir öğrencilik hayatı geciriyorsunuz. sonbaharı sapsarı ilkbaharı yemyeşildir. hem nezih hem öğrencidir. hem eski hem moderndir. birtek o dökülmüş evlere verdiğiniz kiraya yanar insanın içi.

çıt sesine evi basan alt komşu

parmaklarınız üzerinde yürüseniz de sizin boş anınızı kollayıp kapıya dayanırlar. çoğunlukla 50-70 yaş arası teyzelerden hallicedir.

özellikle öğrenci evi olmasından istifade ederek emekliliğin sıkıcılığını üzerinden atmak için bu yola başvururlar.
hayır, o evde öğrenci olmasa dert edilmeyecek gürültüler öğrenci olunca kelebek etkisi misali kafalarında büyür de büyür. yapabileceğiniz tek yol çirkef yüzünüzü açığa çıkarıp bir daha gelmelerini engellemektir.

pazar öğleden sonra yaklaşık 14:30 ;
bizim teyze kalın gözlükleri ve pembe hırkasıyla kapıyı çalar.

- çamaşır makinanız mı çalışıyor sizin?
+evet teyze çamaşır yıkıyorum
- ses yapıyor, bu ne gürültüdür , bir rahat bırakmadınız zaten. gece patır patır yürüyordun sen yine.
+ dün evde yoktuk teyzecim
-sanki evde olsaydınız gürültü yapmayacaktınız!
- sesini kısın çamaşır makinasının! bıktım artık
+peki teyzecim kumandayı alıp sesini sıfırlıyorum hemen!!!!!!
- bişey söylemeyede gelmiyor bunlara anam, yeni nesil hep böyle!

çıt sesine evi basan alt komşu

parmaklarınız üzerinde yürüseniz de sizin boş anınızı kollayıp kapıya dayanırlar. çoğunlukla 50-70 yaş arası teyzelerden hallicedir.

özellikle öğrenci evi olmasından istifade ederek emekliliğin sıkıcılığını üzerinden atmak için bu yola başvururlar.
hayır, o evde öğrenci olmasa dert edilmeyecek gürültüler öğrenci olunca kelebek etkisi misali kafalarında büyür de büyür. yapabileceğiniz tek yol çirkef yüzünüzü açığa çıkarıp bir daha gelmelerini engellemektir.

pazar öğleden sonra yaklaşık 14:30 ;
bizim teyze kalın gözlükleri ve pembe hırkasıyla kapıyı çalar.

- çamaşır makinanız mı çalışıyor sizin?
+evet teyze çamaşır yıkıyorum
- ses yapıyor, bu ne gürültüdür , bir rahat bırakmadınız zaten. gece patır patır yürüyordun sen yine.
+ dün evde yoktuk teyzecim
-sanki evde olsaydınız gürültü yapmayacaktınız!
- sesini kısın çamaşır makinasının! bıktım artık
+peki teyzecim kumandayı alıp sesini sıfırlıyorum hemen!!!!!!
- bişey söylemeyede gelmiyor bunlara anam, yeni nesil hep böyle!

yazarların hatırladıkları en eski anıları

hiç unutmam birgün okul sıralarında otururken* baktım köşede kızlar toplaşmış aşk mektubu falan yazıyorlar. bir tanesi sınıfın en yakışıklı çocuklarından ikincisine *, birtanesi sınıf üçüncüsüne falan böyle güzel manalı aşk sözcükleri yazıyorlar.

nasıl imrendim nasıl imrendim anlatamam.
akşam eve gittim vereceğimden değilde yazmak istiyorum. çünkü içimde böyle şeyler hissediyorum ve o yaşta bunları içine atmak çok zor.
aldım kalemi elime, bir tanede kırmızı kağıt. çarpuk çurpuk yazımla * başladım yazmaya.
yazıyorum da yazıyorum... nasıl dolmuşum. bir yandan da ağlıyorum çocukluk işte.
tüm gece yazdım. geç uyuduğum içinde sabah okula geç kalmamak için aceleyle fırladım evden.
sen git unut o mektubu masada. üstüne birde "anıl" yaz.
orada bıraktığımı bile unutmuşum, öğle arasına doğru hatırlayabildim ancak.
aklıma geldi sonradan ama nasıl huzursuzum, diken üstünde dersin bitmesini bekledim. sonra sınıftan ilk ben fırladım. tabana kuvvet, bir yandan ağlıyorum, bir yandan dua ediyorum. "allahım nolur annem bulmasın mektubu nolurrr yalvarırım"
o yaşta bile farkında oluyor insan diline eline düğüm atması gerektiğinin. okulla evimiz çok yakındı o zamanlar. hemen eve geldim. açtım kapıyı, baktım annem yok. "ohh " dedim. "bulmamıştır ozman" neyse odama geldim annem çalışma masamın başında elinde katlanmış kırmızı bir kağıt. nasıl ağlıyor bir görseniz oğlu ölmüş sanırsınız. bende başladım ağlamaya " anne özür dilerim lütfen affet."
annemin yüreğimde ömür boyu izi kalacak bir yara açması uzun sürmedi.

" benim senin gibi bir oğlum yok artık."

yüreğime ne oturmuştu o çocuk halimle. ani bir manevrayla aldım mektubu elinden annemin.
tabanlara kuvvet başladım tüm hızımla koşmaya. koşuyorum ağlıyorum, koşuyorum ağlıyorum...
merdivenlerden düşe kalka indim. ama canım öyle bir yanmış ki koşuyorum deli gibi.
saatlerce koşmuştum. şehir dışına kadar allah ne verdiyse...

dizlerimin kan içinde olduğunu hatırlıyorum düşmekten...
sonrasında bayılmışım. uyandığımda bir hastanede yatıyordum.

yaşlı bir amca beni yol kenarında bulmuş, hastaneye kaldırmış.
uyandığımda annem hala ağlıyordu. özür diledi benden beni çok sevdiğini söyledi. ilginçtir, sadece çocukluk buhranı olduğunu sanıyor. çünkü bakınca gayet normal bir erkeğim. kız arkadaşlarım olduğunu, bir gün evlenip yuva kuracağımı... ahh anne ahh.

buda böyle bir anı işte.

iran sineması

muhsin makhmalbaf ve abbas kierostiami gibi ustaların başını çektiği, son dönem dünya sineması. özellikle geçtiğimiz yıllarda batı avrupa dolaylarında ciddi prim yapmışlardır. arkadaşımın evi nerede?, kirazın tadı, hayat devam ediyor gibi, insanın içini ısıtı ısıtıveren, yapım maliyetleri son derece düşük filmler üreterek imkansızlıktan yakınan türk sinemacılarının asabını bozmuşlardır. rejim dolayısıyla çoğu filmde olaylar çocuklar üzerinden anlatılmıştır. imgeler sıkça yer bulmuştur bu filmlerde. velhasıl, güzeldirler.


(bkz: cennetin cocukları)

liseli eşcinsellere tavsiyeler

erkeklere fazla güvenme, yarı yolda bırakmasını iyi bilirler...
arkadaşlıklara fazla güvenme, çıkar çatışmasında saman alevi gibi sönüp giderler...
melankolik müzikler dinleme konusunda iddialı olma, hayatın yeterince melankolik...
ilk amacın edindiğin meslek, kazandığın hayat olsun...
fazla hayalperest olma, ayakların hayallerden çok gerçeklere bassın...
kolay bir hayat yaşamayacağını, aşklarının çoğu kez boğaza dizilen düğümlerden ibaret olacağını bilmene henüz gerek yok çünkü bunu bilmek için çok tecrübe edineceksin....
bedenin, et pazarından daha değerli kucaklar hak ediyor unutma tatlım...
herşeye rağmen mutlu olma imkanına yeterince sahipsin...
tek önemli olan sen ve senin kendini geliştimeni bekleyen yanın... *

kaplumbağalar da uçar

öyküye göre göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış.
küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş. ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. "keşke sizin gibi uçabilseydim" demiş kaplumbağa. kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. "uçabilirsin" demişler kaplumbağaya. "kaplumbağalar da uçar."
bir dal almış iki kuş. iki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. "tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler." ısırmış kaplumbağa. yükselmiş yükselmişler. uçmuş uçmuşlar. kaplumbağa korkmuş yükseklerden. heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. kendi yavaş, imkansız hayatına...

(bkz: turtles can fly)

duyulduğunda küfür ettiren reklam replikleri

"alinin karnı acıkttııııııı" milupaydı sanki. yankılanmıyor mu birde o ses. * * *

beargi

tüm sayılarını okumaktan zevk aldığım, mükemmelitesi yüksek insanlarla tanışma fırsatı bulduğum gelecek sayısını sabırsızlıkla beklediğim dergidir. yoğun bir emek ürünüdür. okunması tavsiye edilir.

evli bir erkekle ilişki yaşamak

bolluk içinde, bir eli yağda bir eli baldadır. belki siz yağ karısı bal veya tam tersi, ne bolluk ne bolluk... sevdiğimi karısıyla nasıl paylaşırım bilemiyorum. hem kuzum kadına yazık ya. çocuğuda varsa bir de... yüreğim el vermez, öyle ki tecrübe etmemişim etmemeyi düşünmekteyim.
(bkz: genişlikte bir yere kadar)
tabi saygım sonsuz, alan razı veren razıysa beni ilgilendirmez.

ankara

4.yılını geçiren insanlara kafayı yedirtebiliyor, okul bitsede gitsem dedirten şehir.

iki erkeğin öpüşmesi