ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
utanarak sıkılarak söylüyorum ki
selahattin demirtaş ve cüneyt özdemir i acayip ve hat safhada sexi , karizmatik , çekici buluyorum.
bir ayı partisinde bi amca önümde domaldığından beri beylere pipim kalkmıyor*
lys'de iyi sıçtım öyle böyle değil
gece gece oturdum düşündüm. hani insanın kendiyle yüzleştiği zaman aralığı derler.
şimdi şurda kime sorsak, büyük çoğunluk yalnız, mutsuz ve ilişkisizlikten yana derdi var. buna ben de dahilim. madem bu kadar depresif dolu fikirlere bürünüğüz niçin iki yakınan kişi birlikte mutlu bir hayat süremiyor? neden olmasın? ya kişinin kendi egosu, ya da karşıdan beklediği anlamsız bir adım. sırf bu yüzden kendimizi yalnızlığa tutsak ediyoruz. karşımıza hayallerimizde kurduğumuz tip veya karakterin çıkması olanaksıza yakın. bunlar çok güzel düşünceler olabilir bizler için ama karşına çıkacak kişiyi hiçe sayacak kadar da bencilce bir düşünce. fiziksel olarak dibini düşüren insan karakteriyle seni dibe batırabilir, veya tam tersi. bırak her insanı tanımaya çalış, seni - beni biz yapacak cinsten bir ruha sahipseniz, kim umursar beyaz atlı prensi? işin acı kısmı da bilincinde olup hâlâ aynı hareketlere kusursuzca devam etmek... kendimizi bir tık aşabilsek iki mutsuz insanın mükemmel hayatına şahit olacağız zaten.
şöyle eksiksiz bir huzur istiyoruz. turşu suyuna baklava batırmak gibi bir şey. eksiksiz huzur olmasın. tartışma olmadan birbirini tanıyamazsın. maksat o tartışmayı hemen bir sona getirmek değil, yeni bir başlangıca dönüştürmek.
çok sevdiğim halde onunla olmamız imkansız.
yaz aşkı bulmak için growlr açtım ama ordakiler daddy seviyor galiba daha çok, chaser-boy sevmiyorlar. kendileri kaybeder hıh. aslında bi şey kaybedicekleri yok. evet eski sevgilimi unutabilmek için biriyle sevişmek istiyorum aslında. onu eski sevgilim olarak anınca bir garip hissettim. bir de bu lgbt etkinliklerinde hiç yakışıklı erkek yok galiba. bir daha gitmicem.
buradaki birkaç elaman ne içiyorsa ben de ondan istiyorum sözlük. derdimin kimin ne söylediği, kiminle ne yaptığı, kimin kime laflar yedirdiği olsun istiyorum bi tek. sonra böyle gözlerim açılıveriyor. troller sizi.
işte bunun dediğinin aynısı. yazmayım doğrudan linki vereyim:

https://eksisozluk.com/entry/21057093
az önce 21 ocak 2016 mustafa koç'un ölmesi başlığına yazılan tüm iyiniyetli ve zengin sevici girdileri eksiledim.hazmedemiyorum bu halleri.kan emicileri savunmak ezilen insanların özelliği olmamalı.
siktiminin beyinsizi ve mantıksız insanı. düz mantıksızlığına sokayım.
almanya’dan fuckbuddysi gelecek arkadaş! geldi mi gelmedi mi açıklığa kavuştur yemin ederim ne zaman bu başlığı açsam gözüm bu entriye takılıyor.

not:geylerinbololduğunerocafespor
(bkz:https://ayisozluk.com/ayi-sozluk-itiraf-1575172257.html?entry_id=390599) gibi bir şey yazmışım, sonra ortadan kaybolmuşum. ilk geldiğimde çok yazmışım. az önce bir kez daha çok yazdım.

sildim. bu sefer tutmaya gerek görmedim.

yaşıyorum. ekonomik olarak, ruhsal olarak, güç ve kariyer olarak daha iyi yerlerdeyim ama içimdeki mutsuzluğu hala yenemiyorum. pazar günü yaklaşık 20 saat uyudum, sevdiceğe canım uyumak istedi, işten çok yoruldum dedim. halbuki kronik depresyonum tam güçlerinde yaklaşık 2 aydır.

her küçük mutluluğu biriktiriyorum. başkalarının büyük görebileceği mutlulukları da bölüyorum, küçük mutluluklar istifleyip büyük mutsuzluklarıma küçük küçük delikler açıyorum. daha iyisi için tepelerden yukarılara doğru koşuyorum, daha iyisi hiç olmayacaksa da bu ihtimali düşünmeden koşmaya devam ediyorum. nasılsa tak dediği yerde tak dedirtme gücü benim elimde. :))
yeni aldığım deodorantım beni fetişe sürüklüyor.
bugün biraz doldum sanırım.. yaklaşık 2 saat bir arkadaşımla eşcinsellik hakkında tartıştık ve gerçekten tükendim. gerçek beni bilmeyen biriyle bu konu hakkında konuşmak o kadar zor ki elimden gelse suratına doğru bağırarak 'her şeyi bildiğini sanıyorsun ama o işler öyle değil' demek istiyorum. sonra kendime kızıyorum sonra da çevreye... beni gizlenmek durumunda bırakan cesaretsizliğime ve düzene kızıyorum. 'ben her görüşe saygılıyım yeaa' diyen insanların aslında ne kadar basmakalıp düşündüklerini onlara söyleyemediğim için çaresizliğimi içime atıp susuyorum. keşke insanı yalnızca insan olduğu için sevebildiğimiz bir dünyamız olsa. keşke çeşitliliği bir kategori olarak değil de zenginlik olarak görsek. keşke..
çok farklı bir kafaya girmeye başladım sözlük. yaşanılan her şey gerçekten bir deneyim ve insana bir şeyler katıyor. 27. yaşımın sonlarındayım ve her yeni yaş yaklaşırken yeni kararlar alır ya insan, işte ben de o safhadayım. bu zamana kadar her yeni yaşıma girerken aldığım kararların %95’ini uygulamış birisiyim. 28 olurken az ve öz kararlar almaya niyet ettim. az ve gerçekleşecek kararlar, bir tanesini es geçtim diye moral bozukluğuna neden olmayacak ve es geçmeyeceğim kararlar, kararlılığımı devam ettireceğim kararlar. ne çok karar yazdım!*

3 ay bir ilişki için kısa bir süredir diyor çoğu kişi. ben zaman kavramında değilim, ben hissettiklerime bakıyorum. ben için çok yoğun duygularla doluydu bu 3 ay. zaten kolayına birisinden hoşlanabilen ve onu hayatına alabilen birisi değilim, belki de duygularımı yoğun yaşamamın sebebi budur. bilmiyorum, düşünmek de istemiyorum, çünkü yaşadıklarımdan son derece memnunum ve mutluyum. son günlerinde üzülsem bile!

3 hafta oldu ayrılalı ve atlatıyorum, hatta atlattım bile diyebiliriz. çok az demleri kaldı ve onlar da önümüzdeki haftalarda tamamen bitmiş olup güzel bir anı olarak her zaman aklımda ve kalbimde kalacak. bana 3 ay boyunca yaşattığı mutluluk için ona minnettarım ve hep mutlu olup hayatının güzelliklerle dolu olması için dualarımda yer alıyor, almaya da devam edecek.

çok ağladım. ne sulu gözüm ne de sürekli ağlayan birisi ama bu defa çok ağladım. hıçkırıklarım yankılandı gecenin siyahında, ayın ışığında. ağladım, ağladım, ağladım… artık ağlamıyorum, sadece biraz üzgünüm. geçmek üzere olan bir üzüntü. hayatımıza insanlar girip çıkıyor, yapacak bir şey yok. hayat arkadaşını bulana kadar, el ele yürüyeceğin kişiyi bulana kadar böyle oluyor ki esas kişi geldiğinde her şey yerli yerine oturmuş olsun ve mutluluk daimî olsun. umarım bu kişiyle çok gecikmeden karşılaşırız ve hızlı olmadan, yavaş olmadan.

doğum günüm için ne hayallerim vardı. ankara’da olmak istemedim. doğum günümde yalnız olmazdım, arkadaşlarım var ama burada olmak istemedim; çünkü ilk defa doğum günümde hayatımda birisi olacaktı. biletimi aldım ve doğum günümden birkaç gün önce ailemin yanına gidiyorum. en yakın arkadaşım beni havaalanından alacak ve annemle babama sürpriz yapacağım, gideceğimden haberleri yok!* orada ailemle ve en yakın arkadaşımla, can dostumla çok güzel bir doğum günü geçireceğim. üstelik bu sene doğum günüm doğduğum güne denk geliyor. dönüşüm de olay olacak ayşe hatun önal’ın olay şarkısında dediği gibi. tamamen yenilenmiş ve iyileşmiş, çok daha iyi olarak geri döneceğim ve kendime odaklanacağım.

tabii ki bu sürede iyileşmeme destek olan ayşe hatun'umu da es geçemem. sağ olsun, var olsun tam da zamanında her şarkısıyla yarama merhem olacak bir albüm* çıkardı.

28 olurken artık insanları daha az kafaya takmaya karar verdim. bunun için çalışacağım. son zamanlarda kendimi çok boşlamıştım, artık kendime daha çok zaman ayıracağım. hayatımı düzene koyacağım ve mutluluğumu her geçen gün artıracağım. ben kendi başıma da mutluyum! hayatıma dahil olan kişi mutluluğuma bonus olur ve mutluluğumu onunla paylaşırım. mutluluğumu aşağı çekecek olan kişiye ve kişilere izin vermem, vermeyeceğim de. mutluluk paylaşmak isteyene kapım sonuna kadar açıktır, böyle bir sevgiliye ise canım fedadır! işimi daha iyi bir duruma getirmek için daha çok çalışacağım. yalnız olduğum sürede işimle aşk yaşarken hayatıma birisi girerse, aşkımı onunla da paylaşacağım.

bu kadar galiba sözlük; az ve öz. öze dal, kendini yükselt!*

saatler sonra gelen dip not: aynı gün akşamüzeri yaptığımız konuşma sonra içimde kendisine dair zerre kırıntı kalmamıştır, yolu açık olsun!
çok uzun zamandır yalnızım sözlük. yaklaşık 5 senedir ciddi bir ilişkim bulunmuyor. bununla beraber cinsel hayatım bitmiş durumda. hiçbir sevişmenin beni tatmin etmeyeceği düşüncesinin huzursuzluğunda sağlıklı bir seks nasıl olur onu bile unuttum. yaşadığım ilişkilerde hep mağdur edildiğimi düşünerek her aldatılmamda, her kavga da öyle intikamlar aldım ki bütün ekslerim sanırım benden nefret ediyor. son 4 yıl içerisindeki ilişki denemelerimdeki bütün adamlar yanımda ezildikleri bahanesiyle benden ayrılmış ve beni aldatmışlardır. sonucunda yine canavara dönüşen ben ve nefret edilen ben. işin korkunç tarafı oturup değerlendirme yaptığımda genç yaşlarımda yaşadığım ilişkimde aldığım darbeler, çocuk yaşta boynuzları kafama takmaları öyle paranoyak, öyle takıntılı bir ben yaratmış ki, flört etmeye kalktığım herkes üzerine kusulması ve öldürülmesi gereken birer orospu gibilermiş gibi geliyor bana. ikili ilişki içerisine girmediğim sürece çok sağlıklı, mutlu ve hayatı yolunda giden birisiyim. onun dışında tetiklenen duyguları tarif etmem o kadar zor ki inanamazsınız. sevgili istiyorum ama istemiyorum da. çünkü olursa yaşayacaklarımı çok iyi biliyorum. bunun çıkışı nerededir bilemem ama daralmaya başladım.
itiraflarımızdan özetler devam ediyor.

5. bölüm

https://goo.gl/fjbK6n
ev oğlanı olduğum günlerden nefret ediyorum. ne kadar çaresiz ve sıkıcı bir adama dönüşüyorum tahmin edemezsiniz. hani her dönem sonu hogwarts'tan dursley'lerin yanına dönen harry sendromu olur ya, onu yaşıyorum. tamam benim ailem dursley'ler kadar şişko ve kötü değiller ve sıkıcılar. ortalama bir ailenin olması gerektiği kadar. üstelik burada diğer büyücüler ile de anlaşamıyorum. hepsi muggle olmak isteyen tipler. büyü yaptıkları için tövbe eden insanlar. yazık.
sevgili sözlük. bugün neredeyse bütün günü bv bear, pena ve octoberer ile kuirfest'te geçirdik, sonrasında da yemek yedik muhabbet ettik uzun uzun, bir sürü şey konuştuk paylaştık. en sonunda geç oldu, sarıldık, ayrıldık, arabaya bindim eve geldim. arabadan indiğimde o sessizlikte ve karanlıkta bir durdum, derin bir nefes çektim. kendimi harika hissediyordum. etrafımdaki herşey daha bir güzel gelmeye başlamıştı sanki, çok garip. o kadar doyurucu, o kadar keyifli geçmişti ki gün. bir de valla billa psikolojime çok iyi geldi sanırım, bu aralar pek bi bunaldıydım, o güzel insanların arasında rahat rahat ve güle eğlene geçirdiğim bir gün valla psikolojik terapi gibi geldi sanırım. bu sözlüğe gelmiş olmama, bir de bu sözlüğün varolmasına çok sevindim, valla şu an üstümden iki ton yük kalkmış gibi hissediyorum, pek mutluyum. tüm bu durumun oluşmasında yardımcı olan adını bildiğim bilmediğim herkese teşekkür ederim, şükran duyuyorum valla. sözlük olmasa benim durumlar zordu valla. saygılar.
şanslı mıyım allahın sevdiği kulu muyum* bilmiyorum ama mutluyum sözlük. çok uzun zamandır böyle bütün bir mutluluk hissetmemiştim. değişik bir şeymiş.
  • /
  • 91