düşün ki o bunu okuyor

''anne'' dediğim annen nasıl?
baban daha iyi mi?
yeğenler büyüdü mü, hani ikiz olanlar..
ablanlar gitti mi, alıştılar mı?
ya sen? hala bıraktığın gibi misin?
bana yaklaşıp güvenimi kazanıp ardından sana içimi döktükten sonra saçma sapan bir şeyi bahane edip benden uzaklaştın ya senden tiksiniyorum hatta nefret ediyorum!! bana ne yaşattıysan ve ne acılar çektirdiysen aynısını yaşamanı umuyorum. ve o sürekli olduğunu iddia ettiğin "iyi insan" değilsin hem de hiç!!
tüm varlığım sensin, zaman ve mesafe yakar elbet. canımız acısın varsın. dayanmalıyız.
ucunda aşk şarabını doya doya içmek var; yudum yudum değil, kana kana. canının acımasını istemezdim lakin yok başka yolu, yok, yok...
biliyor musun? sende eriyip senleştikçe benliğim, inadın da bendendir, bendendir kendiliğin.
seni sana vermektir dertlerimi vermek sana. kendini taşı yeter bana. dinlenmek haram bana sana kavuşmadıkça.
seni unutmam mümkün mü? beni unutmadığını bilerek seni unutmam mümkün mü?
beni unutsan bile seni unutmam mümkün mü? suya düştü aşkımız. su, unutmaz. ıslaklıklardayız...
omzun, köprücük kemiğinle boynunun arası... oraya vereceğim buse ile dinlenirim.
şimdi, özlemekten yorgun düşme zamanı.*
istatistiklere göre bir dakikada ortalama 3875 kişi sevişiyor.
bunların;
1259 tanesi grup seks,
260 kişi public fantezisi,
440'ı eşcinsel ilişki,
1916 tanesi de escort ile sevişiyor.
bunlardan bağımsız olarak her 40 dakikada 1 porno film çevriliyor.
iki milyon kişi de seks yapamasa da porno izleyerek kendini tatmin ediyor.

ama sen
koca dünyada yalnızca sen
1 kişi

deminden belli bu saçma sapan entry'i okuyorsun.
hani bazen kenarına oturuyorum ya koltuğun sen uzanınca kanepeye. buradan daha rahat görüyorum diyorum. diğer koltukta boynum ağrıyor sözde. hepsi sana bir santim daha yakın olabilmek için, çünkü elimden tek gelen bu.
seni yağa çevirip kaşık kaşık yemeyi düşünüyorum. ayı bile olurum hatta.

(bkz: hindistan cevizi)
içimizi döküp ferahlayabileceğimiz, söyleyemediklerimizi söyleyebileceğimiz güzide ve işlevsel olmasını dilediğim bir başlıktır.

seni geri alacağım kızım, kaçarın göçerin yok.
aklımdasın. sen de beni düşünüyorsun, farkındayım. eğlenmene bak, anın tadını çıkar. tatil sonrası görüşürüz.
yozgat ne lan? hadi tamam ben sanırım evleneceğim dediğinde orta yaş krizi herhalde diye idare ettim ama yozgat'a habersiz gitmek nedir? niye yozgat yani, il mi kalmadı?

neyse iyi ki gitmişsin. eskisi kadar üzülmüyorum, arada bir aklıma geliyorsun, sıçmaya gidiyorum geçiyor.
şu ülkede en büyük hayranın benim iddia ediyorum. 6 ay önce beşiktaş'ta yürüyordun ben çıkıverdim karşına, o işte evrenin çekim gücüydü, yüzün çok asıktı beklediğimden daha ciddi ve agresiftin. bağıramadım ardından "şivesi sensin aşkın!" diye. ama inan seni çok seviyorum ve bu aşk mezara kadar gidecek. bir gün bir şarkını ben sana söyleyeceğim. o an ölebilirim, ilerisi teferruattır önemli değil.

bilseydin keşke

bilseydin keşke
günler geçer üstümüzden, geceler doğrar, biçer, ezer ve kavuşuruz sonunda da, nasıl kavuşuruz, ne halde kavuşuruz? muamma. gönülün istediği aşktan ötesidir. aşkın özüsün, öyle birisin. kendi içindeki öteliklerden bana da ver ve alıştır kavuşunca kokunla sarhoş olmaya beni.
gerçekler, hayallerden ve düşlerden yapılmıştır, bilmez misin? benimle oynama daha fazla. böyle ortaya çıkman iyi oldu aslında. gel. özlemlerinle gel.
konuşalım. sussak bile yüreklerimiz, ruhlarımız bizi dinlemeyecek. onlar birbirleriyle hep konuştular; biz tanışmadan önce bile üstelik! beyinlerimizi dinlemeyecek onlar. dinlememeli de. aşk bir beyin işi değildir; yürek işidir. sonsuzluğun parçası olalım. seni boşvermek imkansız. sen mutluyken mutlu, mutsuzken mutsuz olan bana seni boşvermek imkansızdan da öte. sen ezelden gelip ebede gidensin. bu dünyada manevi olarak kendini düşününce varacağın nokta, ötekindeki kendindir. maddi olarak kendimizi düşünmeyi es geçiyorum! burda sönmediğini anladık. burda biten, bitişin sonu olmalı. başlangıca selam olsun! seviyorum. seviyorsun. sadece sarıl. öylece kal. gözyaşlarımız yıkasın kalp kırıklıklarımızın kirini. paklanalım. gel.
hayat, seni doğurandı. "gelsem mi?" deme, gel. hayal kırıklığının büyüğü sen yokken olandı daha fazlası olmaz bana inan. küçüklerini zaten saymıyorum; onları kanıksadım. o'nun ben olduğumu, o'nun sen olduğunu anladığım gibi anla n'olursun. tereddüt etme, göreceksin, göreceğim. birbirimize geç kalmadık. son tren, son uçak, son vapur henüz kalkmadı. birbirimizi beklemeye gerek yok. neden bekleyelim? haydi, şimdi! hayatın verdiklerini, ölüme taşıyacak değilim. yaşayalım.
özlediklerin gerçekleşecek; bunu bil ve iste ve gel. gel. sadece gel ve korkmadan gel. ürkek adımlarla değil, koşarak gel. bekleyeceğim. şimdi, uykumda bekleyeceğim seni. gel, düşüme gel. düşümü gerçek kıl.*
ben yazmayı pek bilmem dünya güzeli ksfjnsf ama bilirsin cidden ben yazmayı pek bilmem dünya güzeli dnjndj neyse seni sevüyürüm , senlen yapışık yaşamak istiyorum zinnet hanım teyzeme selam yakşamlar....
bu satırları okurken elini tutabilir miyim?
bugün seni kırabileceğimi hiç düşünmemiştim. sanırım bu, hayatta isteyeceğim son şey olurdu. ince biri olmayı zamanla unuttum, belki de unutturdular. sadece sana böyle değildim ama üstelemeni de istemediğimden söyleyemedim; seni cidden seviyorum. ne eksik ne de fazla.
canım benim, iki gözümün çiçeği... ne yaptıysam olmadı, kazıyamadım seni içimden. bir bilsen senden ve kendimden ne kadar gitmek istediğimi, ah bir anlasan ben anlatmadan da içimdeki gök gürültülerini... seni başkasının kollarında görmenin beni mezardan farksız kıldığını sana nasıl anlatırım? o fotoğraflara bakıp yaktığım sigaraların haddi hesabı yok mesela ama bunu sana söylesem ne olur? bir balkonda edilen duaları, nolur nasıl dinecekse dinsin bu acı diye sessizce feryatları...
bunu okuyacağını pek zannetmiyorum çünkü sen okuma yazma bilmiyorsun urfalı seksi amele.
bir adım daha at...ben adım atmayı beceremem
dışarıdan bakınca 30 yaşını aşmış "adam" gibi görünüyor olman, gerçekte öyle olmadığın gerçeğini gizlemiyor..

öyle karaktersiz, aşağılıksın ki gerçekte yakınına biraz yaklaşan herkes senden uzaklaşıyor.
bunu göremeyecek kadar da körsün..
bi kere dümdüz, hiç bir yeteneği olmayan sadece nefes alıp veren atmosferde ki döngüyü sağlıyorsun..
karaktersizliğin içler acısı..

bu gün yaptığın güya aklınca zekice davranışın yüzünden, her şeyi tümüyle bırakıp çekip gitmek istedim, ve şundan eminim ki diğerleri de aynı nefretle çekip gidecekti..

şirkette müdür olmak, bir şekilde yaladığın götlerin etkisi ile oradaki makamı yakalamış olmak sana hiç bir sik kazandırmamış..

gözümde zerre değerin kalmadı pek sikik müdürüm, umarım o rus ekiple birlikte en feci şekilde can verir geberirsin..

kendimi geçtim, y ve c senin yüzünden tüm gününü zehir gibi geçirdi..

şimdi karşımıza geçip gevrek gevrek "yav arkadaşlar sabahki olaydan dolayı kızmayın, patron adam yapar böyle şeyler" demesi yok mu?

alacaksın o sandalyeyi kafasına geçireceksin..
bir gün çok mutluydun ve gözlerin parlıyordu, tabi o sıra ben de üçüncü şahsın şiirini keşfetme zorunluluğuna düşüyordum. öncesinde yaşamım boyu hiç olmadığı kadar umutluydum, sonrasında ise ipsiz sapsız gezinip gizemli gizemli yazılar yazacak kadar garip. gerçi o yazıları da senden ziyade anca solcu dayılar içerken okuyor ama buna da şükür.

hal buyken dedim "uzaklaşmak lazım", onu da denedim, hem bir fazla önüme çıktın hem de uzaklaşmaya çabaladıkça domuz gibi fenalık geçirmeye başladım, sonra da saldım gitti lan işte! velhasıl kelam, ikide bir soruyorsun "neyin var" diyerekten, vücuttan kafaya kadar bütün ayarlarımla oynadın olum ben böyle bir savrulma yaşamadım. ama suçlu da değilsin, ve hala çok tatlısın.

ve anladım, benden de bir bok olmaz, sıçacaksak tam sıçalım!
  • /
  • 5