bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

moderatör

eski modların liyakatlarının, entrylerinin olması gerekirken şimdi yerinde yeller esen başlıktır.* zaten nedense sözlükte hiç bir şey yapmazlar(!) sözlükte ne sorun varsa mod'ların başının altından çıkar(!)
(bkz: nerde bu entryler)
(bkz: şeytan aldı götürdü satamadan getirdi)
(bkz: şuraya entry yazmıştım. kim aldıysa geri getirsin)*

selahattin demirtaş

cnn türk kendisi sayesinde baya bir reyting yapmıştır. hatta öyle ki bulunduğum mahallede prıgram canlı yayını esnasında sesin çevreden yankılanması ilgimi çekmiştir. tekrarı şu anda cnn türk te tekrar başlamıştır. özellikle trt propagandasındaki ironisini ciddiye alan bülent arınç hakkında kendisi komple şaka olduğu için onu pek ciddiye almıyoruz demiştir.
özelliklede yayının sonunda erdoğanın afedersin küfrüne misilleme olarakta afedersin başbakan demiştir. *

afedersin başbakan

selahattin demirtaş tarafsız bölge programında

programın kapanışında selahattin demirtaş diğer adaylarla arasındaki centilmenlik sorusu üzerine özellikle rte nin yuhalatma olaylarına değinmiştir. ardından afedersin başbakan diyerek tartışmayı kapatmıştır.

(bkz: yürü be selo başgan)
(bkz: rte'nin afedersiniz çok daha çirkin bir şey ermeni diyen oldu demesi)

selahattin demirtaş

şu anda cnn türk te en açık şekilde adaylığını anlatan cumhurbaşkanı adayıdır. özelliklede "ilk turda erdoğan seçilirse bu seçimdeki tek olan ve özgürlükçü ideallerimize oy vermeyenler pişman olmasın isterim" demesi takdire değer.

ayı sözlük'ün satılması

biraz daha pazarlık payı var. zaten düşüyor. bu zamana kadar toplanan bağışlarlada bir yerlere geldiği düşünülürse 500 e kadar düşer bu iş. zaten boya badana, tesisat, mutfak banyo, tuvalet* baştan elden geçmesi şart folloş olmuş. birde kredi kartına 12 taksit yaparız anca.

(bkz: 20 kavanoz bal 100 lira)
not: ayı sözlük shopping tv de yakında sizlerle

kavga olunca online kullanıcı sayısının artması

bekleyin çekirdek alıp geliyorum ya da ooo! kavgamı alırım bir dal fraksiyonundan gelen yazarlardır. sıdıkagiller familyasına mensupturlar.* *
(bkz: sıdıka)

ayı sözlük

bu zamana kadar artık sözlükle ilişiği kesmiş/ kesilmiş yazarların ithamları genellikle çok çok benzerdir. elbette bunları sadece itham olarak görmek isteriz ama bunların mütemadiyen aynı cümlelerle başka kişiler tarafından ortaya konması yüzünden sözlüğün itibarlaştırması söz konusudur.
bu nedenle yönetim konusunda acilen yetki paylaşımı önerisini yine yeni yeniden gündeme getirmek gerekmektedir. yönetimdeki kişilerin hareket dökümleri bu konuda önemlidir. tabiki sadece admin ve op'lar tarafından görülmesi uygun olacaktır. ya da artık ne yapılır bilemem ama sürekli aynı suçlamalarda iddia edilen başına buyruk sorumsuzca davranışlar sözlüğü hep başladığı yere geri göndermektedir. sürekli bir sil baştan durumu.


bunlardan bahsederken sözlük adına bu zamana kadar yönetim ve admin tarafından yapılan çalışmaları göz ardı edemeyiz. bu kadar nankör olamayız elbette. fakat sözlükte bu zamana kadar yapılmış çalışmalara bu ithamlar fazlasıyla gölge düşürmektedir. malum sinek küçüktür mide bulandırır.

bunlar düşünüldüğünde sadece eğlence değilde bunların kapsamlı bir şekilde, enine boyuna, fikir paylaşımı şeklinde konuşulacağı bir zirve düzenlenmelidir. artık online bir zirve mi olur * yoksa fiziki mi bilemem. çünkü biri/birilerinin kişilik bölünmesi, kaprisleri, kompleksleri, kendini bilmez davranışları yüzünden sözlük bu zamana kadar defalarca ve fazlasıyla engellemektedir. en azından bunları yapalım ki sonra vay efendim yaptık ama ilgi gösterilmedi demenin bir anlamı olsun.

gerçi bunları yapsak bile bu suçlamalar son bulmayacaktır. elbette yine duyulacaktır ama bu zamana kadar olmuş ve olanlar kadar kapsamlı, ayrıntılı olmayacaktır. sonuçta bu sözcülüğün fıtratında var ama göz ardı edilecek boyutu çoktan geçmiştir.

ha! bunlar olmazsa ne mi olur? şimdiden söylemek zor. ya böyle sürer gider ya da kan kaybeder. yani bu bahsi geçen suçlamaları göz ardı edip ona görede yazarlık yapabilinir elbette. çok hoş değildir ama olmazda değil. yani birbirimizle paylaştığımız ileti, başlık ve entrylerimizde daha seçici olarak. yani bireysellik sözlükte bir yere kadardır. sonra bunun ceremesini çekersiniz.

en önemlisi burası sosyalleşmek için uygun bir yerdir. fikirler paylaşılır, başlıklar yazılır, entryler girilir ve belli samimiyetler kurulabilir. fakat amaçlardaki önceliğiniz daha farklı yöndeyse; işte o zaman sıkıntı duymanız normaldir.
son olarak: yazın yediğin hurmalar kışın götünü tırmalar. bu istisnasız sözlükteki her birey için geçerlidir.

(bkz: seçim sizin)

not: bu başlıkta aynı mahiyette, aynı cümleleri kurduğum entrylerim vardır. herhalde, galiba, sanırsam... yani olması lazım. ama yine yine yazmak farz olmuştur. bu burda dursun bakalım.

kavga

yenişemeyen iki kişinin oral ya da hard core biçiminde ortaya koyduğu nahoş durumdur. genelde bir iletişim engeli, kopukluğu sorunundan kaynaklanır hele hele sözlükte yaşanıyorsa hepten kötü. sonuçta bir değil iki değil kaçıncı vaka... kimin , neyin, ne olduğu temcit pilavı misali yaşananlardan belli olur zaten. olan biten yok olsa, edilse bile elbet görülür.
görülsün diye açık açık debelenirseniz kendinizi küçük düşürürsünüz. elbette kendimizi rahat ifade etmeyi istiyoruz ama içimizi dökeceksek sözlükte üstü kapalı, isim vermeden anlatıp geçmek en iyisidir. söyleyecekleriniz zaman içinde garanti yerini bulur. illa acele posta olması gerekmez. mesela geçmişi aradığınızda yoksa en alasından yerine ulaşmıştır. *

bu gece olmaz diyen sağ el

olayı kontrolden çıkartıp sen beni terk edemezsin asıl ben seni terk ediyorum diyerek işi çığırından çıkattmakta mümkündür. ardından bir one night stand ile kıskandırılır.

(bkz: olayın bokunu çıkartmak)
(bkz: kapı öyle çarpılmaz böyle çarpılır)
(bkz: tatilde sözlüğe sarmak)

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

dhafer youssef / sweet blasphemy
over the rhine/ nothing is innocent
ve... yüzyüzeyken konuşuruz parçalarından seçme.*

bu gece olmaz diyen sağ el

dile gelmiş başı ağrıyan eldir. masajla gönlü alınıp devam edilebilir. *

akp mitingine katılan gayler

akp mitinglerinde çakma çarşı bayraklarını da gördük ne de olsa. gerçi muhafazakar eşcinsellerinde olmadığını söyleyemeyiz fakat nerde eşcinsel ruhu. bayrak sallamakla olsa. birde göstermelik olarak sallayan kişinin akibeti merak konusu. o artık bizden.

ayı sözlük üç yaşında zirvesinde ne giysem

kesinlikle g string şarttır. sonra üzerine short ya da pantolon ne giyersen giy zengin gösterir. birde döşü açıkta bırakacak t shirt ya da gömlek attın mı sırtına cillop. fakat döşü zengin göstermek için sudan etkilenmeyen maskara ile kıllar boyanmalı ya da hiç yoksa yine sudan etkilenmeyen göz farı ile bilimum yerlere kıl yapılır. tek şartla kimseye yalatmayın.
katılmayacağım ama asıl bomba gidiş şekli bende. ama kimseye söylemem. *
(bkz: te allam ya)

avea

malesef büyükşehirlerde bile yerin 1 metre altında dahi çekmeyen ve bu öperatörde konuştuğum kişilerle sürekli kesik kesik konuştuğum şebekedir. ayrıca 2 gb intyerneti yakın arkadaşım 2 hafta kullanırken, bende vodafone da interneti çok yoğun* kullanmama rağmen 2 haftada 1gb ı bitiremedim. bunun dışına şehirler arası yolculuk ederken konuşmaya yada interneti kullanmaya tenezzül etmeyin. şarj bitirir ve kullamazsınız.

not: vodafone da matah değil ama sonuç ortada.

kaput

sokak ağzında anlamı prezervatif olan kelime tdk tarafından da aynı anlamda kabul görmüş ve ilaç ve eczacılık terimleri sözlüğü'nde kullanılmıştır.

http://www.birgun.net/news/view/tdk-iste...

musevifobi

bir inanışa özgü olmaması gereken korkudur. ırkçılık ve faşizmin olduğu bünyelere karşı ciddi fobi duyulması gereken, dünyanın asıl meselesidir.

subjugator

klasik türk eğitim sistemindeki hatim etme stratejisini hunharca can çekiştiren yazardır. yani kaba tabiri ile okuma, anlamlandırma, sorgulama ve yeniden tanımlandırma gibi sayılan ve eğitimcilerin bilgiyi işleme kuramı dediği şeyi bize göstermektedir. yani türk eğitim sisteminin içeriğinde baş tacı ettiği ama bir türlü uygulamaya geçirmediği kavramı kendisi yapabilmektedir.

gelin şimdi bu bilgi ve akıl yürütme işi nasıl olur bir örnekle inceleyelim:
israil denildiğinde bu devletin vahşetini bilir, takip eder ve gereken tepkisini enine boyuna düşünerek gösterir. sonra civarda ışid terörü ile karşılaştırarak denge kurmaya çalışır. fakat ne mümkün! ışid saniyede 10 müslüman öldürür; israil ise 5 * sonra politikaya bakar ve israil için ülkesinde yer yerinden oynatılırken, müslümanın müslüman katletmesine * kimsenin gıkının çıkmadığını görür. burdanda meselenin ölümlere hümanist tepkiler için değil politik oyunlar için kullanıldığını anlar. sonra bu cambaza bak oyununu gösterir ama hafızı bol memlekette okuduğunu ezberleyen adamdan geçilmemektedir. ardından tüm dünyadaki müslüman yaşayışa bakar. hür irade ile yaşanabilen çoğunluğu müslüman ülkeler düşünülür. bakarız malezya ve türkiye vardır. diğerlerinde pek sözü bile edilemez. hatta bu iki ülkede de muallakta olduğu görülür. yani dünyadaki toplam müslüman nüfus içinde anca %5-%15 inin hür iradeyle ve insan hakları yasal güvence altında yaşama imkanına kısmen sahip olduğunu görür. üstelik bu dilimdeki bir çok müslümanda kendi ülkelerinde yaşama şansı bulamayıp gelişmiş ülkelerde huzurla yaşamaktadır. peki geride kalan %85 lik dilimdeki müslümanlar nasıl yaşamaktadır. veleddalin amin...
o zaman müslümanların çoğunluğunun ilkel ve vahşi koşullarda yaşadığını söyleyebilir miyiz? evet

elbetteki bu örneğin başka sorgularla beyin fırtınası şeklinde bambaşka dalları olabilir. fakat bu beceriyi anlatmak için yeterlidir.

subjugator 95*
geri kalan hafızlar bunu anlayana kadar vize, final, büt, yaz okulu... gelmeye devam.

(bkz: subjugator'un fedaileri)*
(bkz: subjugator tarikatı)
(bkz: subjugator'un müritleri)
(bkz: subjugator ile maklubeli sohbetler)*

lambdaistanbul

dernek ofisi kapanmıştır. konuyla ilgili olarak 1 ağustos yani geçtiğimiz gece toplantı yapmışlardır.
ilgili haber için: http://stgm.org.tr/tr/icerik/detay/lambd...

wal mart

amerikadaki alım gücü ile kendi paramızla alım gücü söz konusu olduğunda pahalıdır. eğer saat başına 10 dolar bir işiniz varsa ve haftada 45-50 saat çalışıyorsanız ucuz gelebilir. fakat türk parası kazanıp walmart'ta harcamaya kalkarsanız ocağınıza incir ağacı dikersiniz. ayrıca walmart amerikadaki türevleri yanında bir çok bölgede bizdeki migros olarakta görülebilir.
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.