bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

kezzapla mayonez

arabesk fantazinin tek bir eserde neredeyse tüm numaralarını göreceğiniz 10 numara 5 yıldız bir yapıttır. betimlemelerin kendine has olmasıyla ve şebnem bozuklunun karaktere harikulade hayat vermesiyle büyük ilgi toplamıştır. kendi adıma bir demet tiyatro da züleyha'nın bırak gitsini parçası ardından en dikkat çeken ve başarı ile canlandırılan karakterlerdendir.

sözleri söyledir:

damarımdan akan rh negatif,
doğumda ölmeyi haketmedim mi?
şaplağı yüzüme vurmuş be ebem,
kundakta çileyi az çekmedim ki,
beni hasta eden bu aşk hepatit,
cinayet sebebim fark etmedin mi?
acılar makyajım, cinayet süsüm
ulan istanbul beni terk etmedin mi?
ulan istanbul beni terk etmedin mi?

beşikte ketrmişler beni acıyla,
gösterip vermiyor talih kuşunu,
arkadaş olmuşum ben dar ağaçıyla,
üstüme almışım sevda suçunu,
üstüme almışım sevda suçunu.

kezapla mayonez getir be garson
sıksınlar üstüme bitsin bu çile
azraile benden çay götür be garson
almaya gelirken basmasın zile

kezapla mayonez getir be garson
sıksınlar üstüme bitsin bu çile
azraile benden çay götür be garson
almaya gelirken basmasın zile
almaya gelirken...

anam uyur babam uyur
hiç doğmamış bebem uyur
otopsim paspasın altında
parmak uçlarında gel de al canımı
acıyı bale eylemişiz
sıkıntı yok çok şey gördüm
yüzüstü gömün beni
mezar taşıma unfaithful yazın
dünya dert görsün
kan bile kanıyor benim içimde
yani şarkı değil bu dostum
bu bir katliam...


kezapla mayonez getir be garson
sıksınlar üstüme bitsin bu çile
azraile benden çay götür be garson
almaya gelirken basmasın zile

kezapla mayonez getir be garson
sıksınlar üstüme bitsin bu çile
azraile benden çay götür be garson
almaya gelirken basmasın zile
almaya gelirken...

amine gülşe

bana göre 10 numaralı mayo ile yarışan ve 3. olan aybüke pusat'tan güzel değildir.

kış uykusu

cannes'da yapılan basın toplantısında filme neden bu kadar değer verildiğini bir nebze anlamak mümkündür. bu toplantıdaki en öenmli noktalar ise; 200 saatlik görüntü içerisinde 3 saatlik bu filmi çıkartılması, aynı sahneyi defalarca farklı üslüplarla çekerek geliştirmenin ve daha sonra en uygun etkide olanının kullanılmasıdır. aynı zamanda film 2 yıl önce yani 2012 kışında çekilmiştir. bunun dışında filmin bir tiyatro disiplininde çekildiği anlaşılmaktadır. söyleşide de görüleceği gibi 2 saat kamera durmadan ezbere oynanan çekimler yapılmıştır. bunlarda bize film için fazlasıyla titiz çalışıldığının bir göstermektedir.

sözyleşinin en dikkat çekici anlarından biri de filmin türkiyedeki politik yapıyı açıklayıp, açıklamadığı idi. bu konuda nuri bilge ceylan'ın yanıtı çok can alıcıdır.

"... sanatçının görevi gazeteciden öte güncel olayların toplumun farkında olmasını saylamaktan öte, daha başka bir şey olmalı bence. yani o kültüre yeni bir anlayış enjekte etmek gibi. mesela demin başladığım sözü bitireyim. japonyada söz gelimi ufak bir olayda insan istifa ederken türkiyede etmiyor. yani çok daha büyük olaylarda hiç kimsenin istifa ettiğini görmüyoruz. eğer sanat aracılığı ile biz bu kültürün içine onur , gurur , utanma duygusu gibi duyguları enjekte edebilirsek, yani insanların utanma eşiklerini düşürebilirsek bir yerde başka bir değişle bunlar olacaktır. yani daha çok böyle bir şeye hizmet etmek zorunda durumunda. yoksa bir olayda suçluları bulmak ya da bu olayın insanların duymasını sağlamak... bu daha çok gazetecilerin yapması gerekn bir şey gibi geliyor bana. tamam sanatçı da yapabilir yani bu da işe yarar da, öbürü daha önemli geliyor bana. yani insanların ruhuna sızmak bir şekilde sanat yoluyla. çünkü sanattan başka bir şey yapamıyor bunu kolay kolay. kendi zayıf taraflarımızla yüzleşmek mesela. bu da bizim kültürümüzde pek yaygın bir şey değildir. insanın kendini kandırması daha kolaydır doğuda , doğulu toplumlarda. "

nuri bilge ceylan

şu sıralar kış uykusu filmiyle aldığı altın palmiye ödülü ile gündemdedir. bu zamana kadar cannes'dan aldığı ödüllerle dünya çapında saygı gören ama ülkemizde anlaşılması zor filmlerin mimarı biri olarak tanınan sinemacıdır. bunca ödülün tesadüf, hatta bir politik sempati unsuru olmadığını bilmek gerekmektedir. çünkü kendisi filmi ile ilgili baştan sona her şeyi düşüp, enine boyuna planlayan bir sinemacıdır. avrupada ve amerikada bu tarz filmlerde bile devasa ekipler kurularak film yapılırken, kendisi filmi ile ilgili senaryodan tutun, görüntü yönetmenliğine, yönetmenlikte tutun makyaja kadar filmin bütün ayrıntılarını çalışarak koskoca ekiplerin özenle yaptığı işi tek elden idare etmektedir. aynı anda filme dair neredeyse her şeyi üstlenmesine rağmen filmlerinde insan psikolojisini, karakter derinliğini en iyi veren yönetmendir. dünya sinemasına bu işlerin karmaşık ekiplerle değilde; küçük mütevazi bir ekiple, film hakkında halı dokuma titizliğinde ilmek ilmek yapılacağını göstermektedir. henüz filmi izleyemesekte, saydığımız nedenler bir araya geldiğinde 3 saati aşkın bir film olan kış uykusu filmini böylesine büyük bir ödül verilmesi doğaldır.


(bkz: ellerine sağlık)

3 koli 5 lira

24 mayıs 2014 depremi

çok ciddi bir hasarın ve yaralanmanın olmaması ucuz atlattık dedirtse de, depremden sonra rte'nin almanya mitingininde üstü ötülüyor gibi gözükmektedir. almanyada "hoşgelmediniz burada istenmiyorsunuz" diye ortalık kasıp kavruluyorken deprem haberleri gereğinden fazla uzatılarak üzeri örtülecek gibi gözükmektedir. bu gidişle tüm gün teknik analiz dinleyeceğiz. hal böyleyken akit'ler boş durmuyor. allah bize başbakanın kıymetini bilmemiz için o gittiğinde depremle bizi uyardı diyorlar.

not: tabi zaten dün alevileri unutmuştuk. onları saymaya gerek yok değil mi? *

24 mayıs 2014 depremi

depremin olası ihtimalleri olarak conchita wurst ve ateistler twitterda konuşulmaktadır. çok azdık ondan başımıza gelmiş. dünyanın bizden beklentisi büyük. bundan sonra daha az kudurursak olmayacakmış.

(bkz: yersen)

24 mayıs 2014 depremi

6.4 büyüklüğündeki ilk sarsıntıdan sonra depremin merkezinde 4 ve 5 büyüklüğünde şu ana kadar 17 artçı gerçekleşmiştir. bu bilgiler ışığında öncü olmadığı bilgisi verilmektedir. beklenen marmara depremini tetikleyecek bir unsur olmadığı kaydedilmiştir.

yapılan canlı bağlantılarda gökçeada merkezdeki evlerde ufak çapta hasarlar, sıva çatlaklarının olduğu ve çatı kiremitlerinin devrildiği bilgisi verilmektedir.

24 mayıs 2014 depremi

marmara'nın tamamında, ege'nin büyük bir kısmında ve yorgo kırbaki'nin cnntürk'te belirttiği üzere yunanistan'ın büyük bir bölümünde hissedilmiştir. gelen haberlere göre gökçeada'da özellikle eski binalarda çatlaklar olduğu bilgisi gelmektedir. aynı anda antalya'da da hissedilen bağımsız bir deprem daha olmuştur. depremin derinliğinin sığ olması sebebiylede bu kadar geniş bir alanda hissedildiği kaydedilmiştir.

kuzey anadolu fay hattının batı ucu olan ege denizi açıklarında meydana geldiğinde yoğun hissedilmiştir. depremin herhangi bir hasara yol açmadığı bilgisi verilmektedir. camdan atlayanların haberleri yavaş yavaş ulaşmaktadır.

ölmüştür geçmiştir

günün birinde kendisinin ölümü ardından gerçek anlamını bulacak lakırtıdır.

istanbul ve izmir valiliğinde geceyarısı kararnamesi atamaları

sadece istanbul ve izmirle sınırlı kalmamıştır. adana valisi gavat hüseyin avni çoş sakarya valiliğinde görevlendirilmiştir.


diğer atamalar için: http://odatv.com/n.php?n=ugur-kurtun-old...

22 mayıs 2014 okmeydanı olayları

geçmişte yaşananlar, bu olay ve uğur kurt'un kaybı üzerine twitter'da devlet ve polise karşı halkın kendini meşru müdafa edeceği konuşulmaktadır. aynı şeyi bundan 1 yıl öncede konuşmaktaydık. malum kişi tahammülümüzü zorluyor ve zorlamak içinde elinden geleni yapmaya hazır. okmeydanında gece boyunca olaylarınların devam ettiğine ve yaralalanların olduğuna dair haberler gelmektedir.

uğur kurt

yarım saattir sosyal medyada kaybettiğimize dair haberlere insanın inanası gelmiyor ama malesef... alevi mahallesinde, hemde cemevi avlusunda bekleyen bir can daha devletin soysuz bekası derdine bir hiç uğruna ve yine mayısta kaybedilmiştir. ülkede yaşam ve buna bağlı olarak özgürlük birilerinin dudağı arasında yada parmağının ucunda. bu birileri de devletçe hep kollanıyor...

bu dünyada yaşatılmayan huzuru yattığı yerde bulsun. söylendiği kadar kolay değil ama ailesine de sonsuz sabırlar...

uğur kurt

22 mayıs 2014 okmeydanı olayları sırasında cemevinde cenazesini beklerken boğazından vurulmuştur. hastanedeki müdahelesi ardından hayati tehlikesi bulunmaktadır. yapılan gayriresmi başka bir açıklamada da belden aşağısının felç olduğuna dair bilgi verilmiştir.

http://www.imctv.com.tr/2014/05/22/tunc-...

22 mayıs 2014 okmeydanı olayları

berkin elvan'ın öldürlüşünün neredeyse 1. yılında onu anmak için okmeydanında toplanan gençlere polis müdahelesi ile olaylar başlamıştır. bu olaylar sırasında cemevinde cenazesini bekleyen uğur kurt boğazından vurulmuştur. görgü tanıklarının ifadesine göre polis tarafından vurulduğu söylenmektedir. vali mutlunun açıklamasına göre ise ne idüğü belirsiz bir kurşun.

8abbd

heteroseksüel ayı sözlük yazarları silinsin kampanyası

masalı kes

geçtiğimiz günlerde ali şen'in 16 yaşındaki torunu atv kullanırken geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmiştir. bugün cenaze töreni sırasinda imama masalı kes diye tepki göstermiştir. ne denli büyük bir acı yaşadığının yanı sıra imamın ilk türk islam devletlerinden başlayarak bütün türk büyükleri ve padişahları sıralayarak fatiha isteyeceği sırada ali şen bu tepkiyi göstermiştir.

(bkz: nur içinde yatsın)


http://www.59saniye.com/ali-senin-torunu...

maklube

öğrencilik yıllarında rakının yanına hemde ramazanda meze niyetine yediğimiz yemektir. olay kısaca şöyle olmuştur:

yakın arkadaşım çalgı müziği için extraya giderdi. daha önce gençliğinde de dini ortamlarda müzik yaptığından bu tarz işlerin aranan adamı halindeydi. hele hele bu tarz etkinliklerde parçaların arasında bazı bazı grup yorum!un , ahmet kaya'nın pek bilinmeyen parçalarının da melodilerini koyardı. bir de ağzı iyi laf yapardı piçin. hatta bir gün bende gitmiştim. kimseyi kırmadan sakin, makul iletişim kurabildiğime sevmişlerdi beni. kendi tabirleriyle efendiliğime tav olmuşlardı. ama gelin görünki yaşadığımız hayat bildiğin bohem müzisyen hayatı. nerde alatura orda biz yani.

o geceki sahneden önce öğrenci olduğu için nerdeyse 1 tencereye yakın maklube ayırmışlar önceden. sırf götürsün evdeki mümin arkadaşlarında nasiplensinler diye. neyse bizimki çalmışmaya başlamış. aralara yine bir özgün müzikten bir iki ezgisini koyunca salonda birisi organizatöre homurdanmaya başlamış. programı da artık bitirmek üzereymiş. neyse bunun üzerine organizatör gelmiş, sahneden indirmiş. bizimki şaşkın tabi. kuliste bitti sevmeyenler oldu diye organizatör izah etmiş. bizimkide melodiyi benzetmiştir falan diye kıvırmaya çalışsa da olmamış. birde üzerine anlaştıkları paranın baya bir azını vermişler kapı dışarı etmişler.

sonra akşam beni aradı. sinirli ama gülerek "rakıyı dolaba koy soğuk su al acil" dedi. neye uğradığımı şaşırdım. hayırdır desemde anlatmadı telefonda. bir süre önceden tekirdağ fabrikasından gelmiş bir büyük rakı vardı. ama ramazan diye hadi geçsinde içeriz mantığındaydık.*. daha sonra eve gelince artık olayı enine boyuna anlattı. bizde böylelikle maklubeyi rakı ile ıslatarak eşi benzeri olmayan bir keyifi yaşamış olduk.

11 ay içki içmeyip ramazanda içen tipler

daha bir tatlıdır. cazip gelir. sanki lise yıllarında okulda gizli gizli içtiğiniz sigaraya benzer. fakat bulunulan sosyal ortama göre riskler söz konusu olabilir. öğrenci evlerinin vazgeçilmezidir. hele hele elinize bir de maklube geçtiyse bunu ıslatmadan tadı çıkmaz. *

(bkz: 11 ay içki içip ramazanda içmeyen tipler)

11 ay içki içip ramazanda içmeyen tipler

  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.