bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

ilişkinin son günleri

önce acabalar ve konuşulmayan şeyler çoğalır ardından inceldiği yerden kopar.

7 haziran 2014 lice olayları

özellikle mayısta abdullah öcalan'ın kürt açılımını sözde olması sebebiyle ayaklanmaya işaeret ettiğinden bu zamana devam eden olaylarlardır. o gün bugündür halk kalekol adındaki yeni karakolların yapımını protesto etmeye başlamıştır. ve malesef pkk'ya katılım hatta çocuk kaçırma olayları gündemdedir. bugünlerde de selahattin demirtaş'ın " erdoğan cumhurbaşkanı olmaya layık değil " demesinin akabininde güneydoğu'da özel harekatçıların gerçek silah kullandığı bilgileri gelmekteydi. en sonunda da 7 haziran itibarıyla lice'den ölüm haberleri gelmeye başlamıştır.

kim ne düşünür bilemem ama bizim özgürlüğümüz için gezi protestosu yapmak hakkımız olduğu kadar kürt halkının da bunları protesto etme hakkı vardır. bölge her ne kadar terör ile anılsa bile halk ile terörü düşünce olarak ayırmak gerekmektedir. kürtler şöyle böyle diye ağızdan köpük saçmayı bırakıp şunu düşünmek gerekmektedir: bir annenin morgta evladına yarana kurban olayım* demesinden acı daha ne olabilir. biz kürtlere gösterilen anlayışı gezi ya da diğer protestolarda da beklerken, katliamın yeni adresi güneydoğu olmuştur.

limbo

ingilizce anlamı muallak, belirsizlik demektir. aynı zamanda insanları kaynaştıran basit bir denge oyunudur. belli bir yükseklikte yere paralel olarak yerleştirilmiş çubuğun altından geçmeyi gerektirir. oyundaki amaç; dizleri büküp arakaya doğru eğilerek , deymeden ve düşürmeden sopanın altından geçmektir. yerleştirilen çubuk öyle bir dengede yerleştirilmelidir ki, deydiğinizde düşmelidir. zamanla altından geçildikçe sopanın seviyesi alçaltılır ve en düşük seviyeden dengesi kaybetmeden, ellerini yere deydirmeden ve düşmeden kim geçerse oyunu kazanır. genelde bir çocuk oyunu olsa da özellikle yurtdışında plaj ve açık hava eğlencelerinde karşılaşılmaktadır. yetişkinler için müzik ve alkol bu oyunu daha eğlenceli hale getirmektedir.


2014 istanbul lgbt onur haftası ve gay pride

onur haftasına ilgi çekmek için popüler kültürden karakterlerin, kişilerin ve olayların hicvedildiği bir video hazırlanmıştır. içerisindeki ipuçları enteresan ve gerçekten komik.

mesela: behlül'ün similyası kürdandı. detaylar onur haftasında

yurtta demir sopayla kürt öğrenci döven türk genci

iç, doğu ve güneydoğu anadolu'da yaşamadan kürt ve alevilerin durumuna yorum yapılmaması gereken bir durumdur. özelikle bu yerlerde asimilasyonun dergahlar ve cemaatler eliyle devam ettiği göz önünde bulundurulursa, bu durum gün geçtikçe daha da vahim bir hal almaktadır. bu zamana kadar kürtler bizim batıda yaşadığımız ölçüde özgür değillerdir. çünkü her nereye giderlerse gitsinler başlarında bir din tabusu, bir aşiret tabusu ve bir de devlet tabusu karşılarına çıkmaktadır. bu üçlü odak sayesinde yaşadıklarını sanan insanlar azımsanmayacak kadar çoktur. özellikle de baş kaldırdıkları şey özgür olmaktır. kürtler özellikle bu durumlardaki siyasi birliklerini ve mücadelelerini henüz 10 yıldır daha gözle görülür şekilde yapabilmektedir. çünkü aslında anayasada tanınan haklar demin saydığım kesimler tarafından bir lütufmuşçasına onlara sunulmaktadır. sanki bu ülkede onlara bu haklar tanınmıyormuş ve bu haklara bu odaklar sayesinde sahip oldukları algısı vardır.

bunun dışında iç, doğu ve güneydoğu anadoluda aleviyim diye göğsünüzü gere gere dolaşamazsınız. dolaşsanız dahi yine böyle bir şekilde linçe kurban gidersiniz. bu konuyu da çok yakın bir arkadaşımın başından geçenlerle özetleyeyim. 10 yıldır tanıdığım dostum bir kız arkadaşımın henüz 1 yıldır alevi olduğunu biliyorum. bunun da sebebi saklanmak zorunda olması. alevi olduğunu bize söylerken bile nasıl sıkıntı çektiğine sahidim. bize de söylemek zorunda kaldığı için söylemiştir yoksa asla söylemezdi. çalıştığı yerde müdürü tarafından diyanet işlerinin kaydından seceresi araştırılmış ve iş arkadaşının düğününde gitmesi engellenmiştir. çünkü düğün bir sünni düğünüymüş. hatta hava karardığında ilçede bakkala dahi gitme aklında olsun denmiştir. sizin bunu aklınız alabiliyor mu? 30 lu yaşlarında bir kadın ve alevi olduğu için üstü kapalı bir tehdit altında.

herneyse konudan uzaklaştım ama kürt, alevi ve doğu halklarını yargılarken bunları düşünmeden hareket etmek bilmemektir. kimileri asimilasyon yok dese bile alın size örnek: saldırıyı yapan gencin adı mikail. bu isim özellikle kürtlerin ve musevilerin kullandığı bir isimdir. ve asıl garip olan bu isimdeki bir gencin kendi toplumuna bir faşist olarak zulmetsidir.

ayı sözlük yazarlarının hoşlandıkları tipte ilk baktıkları yer

ağız, kaş, göz ve eller. akıldan ne geçiyorsa bu 4' lüden anlamak büyük bir olasılıkla mümkündür. birde bunun üzerine iletişim ve üslubuda yerindeyse al karşına konuş.

beni kimse anlamıyor

hayatta eksikliği hissedilen şeyler

mensubu olduğum kıymetli ailem bir yana, asıl kurulması istenen bir aile ve evlat. aslında bir heteroseksüelseniz ya da biseksüelseniz bunu elde etme şansınız vardır ama konu eşcinseelik ve türkiye olunca bir ütopyadır. tabi aile olmadan öncesinde de daha nice şey var ama zaten onlar olmadan hayat birleştirilmez. yani kısacası ütopyalar sinsilesi... dı dı'nın dı dı'sı...

araba devrilince yol gösteren çok olur

yani bir şeyler olduktan sonra onu bunu tavsiye eden, keşke diyenlerin çok olduğunu gösteren deyiştir. hani bir şeyler olmadan tavsiye etmesi de değil; sırf olay olunca konuşur bu tarz insanlar.

bu durum bir nevi bilip bilmeden konuşmaya da girer. özellikle ülkemizde malumunuz herkes her şeyin uzmanıdır. fikir yürütmek bir yana bildiklerini bile iddia ederler. bilmiyorum demekten çekinip başlarlar ahkam kesmeye. görmediğimiz, bilmediğimiz konuda yorum yaparken bile, nasıl oluyorda bu kadar kesin konuşabiliyoruz? bunu da anlamak çok zor...

bilmenin yetmediği durumlar yok değil. daha doğrusu az bilip, biliyormuş gibi yapmak aslında. en beteri de bu. aynen şu şekilde:

entry silinmesi

geçmişte kürt, kadınsı, lubun , ateist ... gibi konularda, keyifi bazı davranışlar nedeniyle entryler silinmiştir. bunların sebebi çok tartışma yaratması ve kimi zamanda hazımsızlıktan ileri gelmekteydi. fakat nihayetinde günümüzde bu gibi bir ortamımız yoktur.

formatımıza genel itibarı ile fazlasıyla bağlı bir sözlük değiliz. yani bu konuda oldukça esnektir. bazı şeyler göz ardı edilebilir hatta gözden kaçabilir. bu gibi durumlarda entry ile ilgili yanlış olduğu düşünülen şeyler yönetim kadrosu ile paylaşılarak, formata uygunluğuna göre aksiyon alınır ve ya gerekirse bilgilendirilir. ama entry ya da başlıklar tanım ışığında bir düşünce paylaşımı ise silinmez. bu gibi durumlarda boş ya da beğenmeme seçeneği kullanılabilir. bahsedilen konu bir fikirler ve olgular olduğunda silinmemektedir. bunun dışında her sözlüğün anket başlıkları vardır. bunlarda sözlüğü belli derecede olmak kaydıyla keyifli hale getirebilen şeylerdir.

fakat...

başlık içerisinde sana hastayım xyz, çok güzel yazıyor yafu bu çocuk, bencede, sana katılmıyorum*...gibi yorumlar entry değildir ve entry olarak yazılmazlar. bu tarz geri bildirimler için entry'yi yazan kişinin rumuzunun hemen altında beliren yorum butonunu kullanıyoruz.


bunun dışında tanımlar ve makaleler gibi belli başlı şeylerle fikirlerimizi paylaşıp tartışmlar yapılabilmektedir.

fakat...

kişisel tartışmalarımızı entry ve başlıklar yoluyla yapmamak; kişi ve ya kişileri hedef göstermemek zorundayız.

ayı sözlük itiraf

basit bir telefon konuşması sırasında annemden telefonu alan yakın arkadaşı bana her zamanki gibi evlilik konuşması yaptı. birisiyle tanıştıracağından bahsetti ve bu durum beni çıldırmaya yetti. birkaç dakikalık telefon konuşması oldu sana yarım saat. severim annemin arkadaşlarını deli doludur, iyi insanlardır ama bu konuyla kaçıncıya karşı karşıyayım. neredeyse tacize girecek artık. ama ne bilsinler. neyse konuşma uzadıkça annemi istedim ama anlattıkça anlattı. en sonunda müsait olduğunda annemle konuşurum diyerek kapatacakken neyseki annemi telefona alabildim. annemde arkadaşından güç bularak, hafifi sitemkar bir şekilde bu konuda şaka ile karışık tam 1-2 kelime edecekken, bu sefer ben salvoları savurmaya başladım. türkiye'de evlenebilecek yapıda bir insan olmadığımı ve bu konuda beni başkalarıyla muhattap etmemesini söyledim. biraz sert kaçtı ama o anın verdiği duygu ile söyleyiverdim. yaklaşık birkaç saniye sessizlikten sonra annem olayı gülerek geçiştirdi ve nihayetinde telefonu kapattık.

onlarında bunu istemek hakkıdır elbette ama durum karışık işte. basmayın damarıma. annemin bu konuda salağa yatacağını bilir ama anlamamış olacağını düşünmem. şu an haksızlık ettiğim hissi ve vicdan azabı etkili olsa bile eninde sonunda bir adım atacaktım. benzeri şekilde medyada eşcinsellikle ilgili haberlerdeki tavrımdan ve evlenmek istemediğimi bilse bile bu adım baya bir net oldu.

abdullah gül'e harvard'da şok sorular

emrah altındiş, berkin elvan ve nice öldürülen kişinin aileleri bunu duysun diye türkçe sorduğunu belirtmiştir.

basın toplantısında yaşanan bu durumun görüntüleri şöyledir: http://www.facebook.com/photo.php?v=2881...



alttaki yazara soracaklarım var

kamyonetteki peygamberi canlandıran eşcinsel ışıkçı olurdum.*

ailene eşcinsel olduğunu açıklayacaksın. nasıl açıklardın?

abdullah gül'e harvard'da şok sorular

harvard üniversitesinde çalışan dr. emrah altındiş soruyu sorar: “ roboski katliamında sizin başında bulunduğunuz ordu 34 insanımızı öldürdü. 17 tanesi çocuktu bunların, hiçbirisinin hesabı sorulmadı. benim sorum şu; siz ankara’da yaşıyorsunuz, kızılay’da ethem sarısülük başından kurşunla vuruldu. onun katili dışarıda. siz böyle bir devletin başında olmaktan utanmıyor musunuz? ellerinizden kan akıyor, görmüyor musunuz? nasıl burada bize demokrasi yalanları söylüyorsunuz? nasıl geceleri rahat uyuyorsunuz. berkin elvan 14 yaşındaydı. sizin başbakanı’nız 14 yaşındaki çocuk terörist diyor.”

abdullah gül: ham hum şaralom*

(bkz: eşek derisi)


olayın ses kaydı: http://www.dailymotion.com/video/x1xopnb...

uyurken bacağa kramp girmesi

gecenizin ve uykunuzun içine eden tarifi zor bir ızdıraptır. özellikle baldırdaki kasların bir yere toplanıp elma büyükliğinde bir kasılma haline gelmesi şeklinde başıma gelmektedir. bunu yaşadığınız anda derin derin nefes almak gerekmektedir. bunun dışında zor olsa bile bacağınız düz bir şekilde, ayak parmak ucunu kendinize doğru çekerek etkisini azaltabilirsiniz. aklıma hiç yatmasa da kasılan yere iğne sokup bunu dağıtmanında mümkün olduğu söylenmektedir.

bulge

bir eşcinseli bu çıkıntılara bakışından ve bakış sıklığından çoğunlukla ayırt edebilirsiniz. birisi tipinizdir ya da değildir ama bulge daima odak noktasıdır. sokakta bu etkinliği takip edebilmek için güneş gözlüğü vazgeçilmez bir aksesuardır. kısacası göz ve sonrasında bir bellek eğlencesidir. bu gözlem aktivitesini ürüne dönüştürenleri dahi vardır.


not: bunlara bakarken güneş gözlüklerinizi çıkarabilirsiniz. http://www.buzzfeed.com/christianzamora/...

yalnızlık

yani şarkıda da söylendiği gibi yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin. hele hele bu durum uzunca bir süredir yaşanıyorsa bunu içinize sindirmeniz gerekmektedir. sonuçta yalnız olmak kalabalık olmaktan daha faydalı ise hayıflanmak gereksizdir.

çoğu zaman kendinizi yanında olmasını istediğiniz birisi ya da birileriyle dialog içinde bulursunuz. onlarla kavga eder, onlarla sevinir ağlarsınız, yemek yapar, tv izlersiniz.... bunu söylemek fazlasıyla şizofrenik görünse bile bunu eninde sonunda yaşarsınız. sonuçta bu bir nevi terapidir. bu durum ancak gerçeğin yerine geçmemek kaydıyla bir tür terapi görülebilir. sonrasında genellikle bir tebessümle yalnızlığa dönüp devam etmek gerekmektedir.

arkadaşlarınıza sosyal ortamdan sarmakta bundan bir nebze kurutulmak için seçenektir. özellikle de karşınızdakinin bakış açısından düşünmeye başladığınızda kafanızı kendinizden uzaklaştırmanıza sebep olur.

bu durumu kabullenmenize bağlı olarak en büyük faydası evin nasıl idare edileceğini öğrenmenizdir. kendi başınıza neleri yapıp yapamadığınızı görür hatta bu sınırları genişletebilirsiniz. fakat işin dezavantajına odaklanırsanız.... o zaman yaşamak istediklerinizi bile göremeyecek hale gelebilirsiniz. evcil hayvanlar çoğunlukla bu durumla yaşama toleransınızı arttıracaktır.

hayat arkadaşına hitap

ayı sözlük fuck buddy aranıyor ilanları

bir değişi akla getirir: her ne kadar bu lafı kullanmayı sevmesemde her topal satıcının bir kör alıcısı vardır

eşcinsellerin farklı cinsel organı olduğunu sanan insan

"sapına kadar erkeğim ama sap ayarım farklı" ya da "dibine kadar kadınım ama dalma vurgun yersin" diyip siktir çekilesi insan ziyanı. fakat bu algının çocuk yaşta oluştuğunu ve sonrada bireyin bilinçsiz bırakıldığını ya da öğrenmeyi kötü sanan bireyler olduğu unutulmamalıdır. yani ne olursa olsun çocuklara anlayışı ve yaşlarına uygun şekilde gerçeği öğretin ki freud'un psikanalitik kuramına 1 numaralı malzeme olmasın.
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.