bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

2012 den arda kalanlar

popüler kültür açısından bir 2012 bakışı da youtube tarafından yapılmıştır.

2012

kar tatili

kocaeli üniversitesinde dün gece kar tatili haberinin ardından yapılan çoşkulu kar oyunlarını ve şamatayı akıllara getirir. aslında gaz bombası ile bu sevinçlerinin kursaklarında kalmaması ülkemizde demokrasi adına büyük bir gelişme(!) bunun dışında görüntüler ardından üniversite bünyesinde kadınların oldukça azınlık olduğu fikrine kapılıyoruz.

8 ocak 2013 istanbul kar yağışı

bursa'yı uludağ'a taşıyacağız isimli çılgın proje hayata geçti. hayaldi gerçek oldu. naylon leğenlerimizle mahallecek kış olimpiyatlarına hazırlanıyoruz. *

max blum

bakmayın siz onun hakkında güzel şeyler yazıldığına. o ne fettandır, bildiğin yelloz, avam bir şey işte. ama siz yinede elit diyin sıçramasın üzerinize. henüz keşfedilmemiş el değmemiş güzellikleri içinde barındıran bir tür zehirli sarmaşıktır kendisi. bir gün bir araya geldiğimizde " hanım hanıııııııım..." diyerekten bir dalıcam kendisine yolucam bütün kıllarını o olacak. her neyse ama her kahrınızı çeker, sizi dinler, güzel kafa dağıtır hatta pek de hamarattır. max blum la muhabbette doz aşımı yaparsanız sakın doktora gitmeyiniz çünkü tıp bu konuda çaresiz. dua edin, tövbe edin bir de şunu yapın:



not: adile naşit bendeniz olmakla beraber. karşımdaki kazulet, namzet şahsiyet maxtır. * ama o yinede kendisini müjde ar sanıyor çaktırmayın.

ayı sözlük yeni yıl zirvesi vol.2

onca yolu teptikten sonra, daha istanbula ayak bastığım anda ablamın ameliyat haberini alıp gerisin geri döndüğüm günde gerçekleşen zirvedir. tabi böylesine eğlenceli bir günde kevbear, max blum ve değerlim ayimiyim neyim acabayı da tedirgin etmenin mutsuzluğunu yaşadığım gündür. şükürki asayiş berkemal bir sıkıntı yok. ama yaşanan onca koşturmaca beni ve çevremdekileri haliyle yormuş oldu. her ne kadar gelsem de şartlar neticesinde katılamadığım zirve olmuştur. neyse alınan haberlere göre zirve kimi zaman çok ateşli bir hal alıp, apış arası kokmuş; kimi zamanda buzdolabı gibi soğumuş. *. geç oldu ama geçmiş noeliniz mübarek olsun arkadaşlar. huzurlu, sağlıklı , inşallah dengeli ve sözlük dolu günler olsun.

kopi luwak

halk arasında kedi dışkısından kahve diye bilinen asya-pasifik asıllı kahvenin adıdır. fakat kahveyle ilgili hayvanın dışkısının toz haline getirilerek kahve olarak içilmesi gibi yanlış bir kanı oluşmuştur. bu doğru değildir. luwak denilen rakun ile kedi karışımı hayvanımız kahve bitkisinin dışındaki meyvesini yemektedir. fakat çekirdeğini öğütememektedir. bilindiği üzere bu çekirdeğin içilebilir bir kahve olması için bazı süreçlerden geçmesi gerekmektedir. bunlardan birisi de fermante işlemidir. işte burada bizim luwak devreye giriyor ve çekireği mide asidinde fermante ediyor. yani diğer sindirim işlevleriyle pek bir işi olmuyor. bir bakıma çekirdek girdiği gibi çıkıyor. ardından her kahvede olduğu gibi düşük ısıda çözülebilen bir alkol ile dezenfekte edilen çekirdekler kavrularak, öğütülüp içime hazır hale getiriliyor. yani fikir olarak her ne kadar akla gelse de aslında tüketilen şey hayvan dışkısı değildir. bu arada içenlerin * en sevdiği lezzetlerdendir. çünkü içerisinde farklı bir kahve deneyimi yaşattığı söylenmektedir. * *

not: piyasada satılan* hayvanın mide asidine eşdeğer bir solüsyonda fermante edilenidir. gerçeğine ulaşmak nerdeyse bir hayal çünkü karaborsada *


ayı sözlük yazarlarının entry oylama kriterleri

kelime oyunları + özgün fikirler + saygı + yaratıcılık + derdini net anlatıyor olması
------------------------------------------------------------------------------------------------------- =
kişilik katsayısı+ tanıma endeksi



çıkan sonuç -1 e yakın ise boş, orjine yakın ise anlamsız, 1 e yakın ise hoş olarak değerlendirilir ve butona basmadan önce son kararın mı diye sorulur... her neyse böyle martavallar hep söylenir. fakat asıl fark, entrylerinizin okunması ile alakalıdır ki; bu da dilencilikle, yazarlık arasındaki farktır. bu durum asıl, yazanın fikirlerini ve derdini nasıl anlattığıyla orantılıdır. tüm bunlar bir yana ardında da *kindar olmadan, seri paranoyaya dönüştürmeden olumsuz oy verebilse* en hayırlısıdır.

mesela isim vermek istemiyorum * bazı yazarları hiç sevmesem de yazdıklarına hoş veriyorum sonra da oturup ağlıyorum. *

ayı sözlük yazarlarının entry oylama kriterleri

kelime oyunlar + özgün fikirler + saygı + yaratıcılık + derdini net anlatıyor olması
------------------------------------------------------------------------------------------------------- = çıkan sonuç -1 e yakın ise boş, orjine yakın ise anlamsız, 1 e yakın ise hoş
kişilik katsayısı+ tanıma endeksi olarak değerlendirilir ve butona basmadan önce son kararın mı diye sorulur.

uzaylı zekiye

1980'in sonlarında çıkmış bir trt dizisidir. sesli çekildiği düşünülürse zamanının olanaklarını iyi değerlendirmiş bir dizidir. hele hele günümüzde bazı ingiliz dizileri bile bu tarz numalarla bilim kurgu dizisi çekiyor ve sezonlarca seyirci topluyorsa hiçte azımsanmaması gereken bir iştir. 80lerde çocuk olanların en çok sevdiği dizilerdendi.

http://www.izlemex.org/uzayli-zekiye-tv-...

apaydın çek gözüne anamın yarrağı girsin

anlamı çözülememiş insanda bir anda mavi ekran ile karışık gülme yaratan, bu dünyadan olmadığı düşünülen bir argo tümleci. ya da kendisi bir transcinsel ebeveyne sahip olduğundan dünyada ender olabilecek durumdur.

(bkz: konya uyuşturucu operasyonu)
(bkz: en yaratıcı küfürler)

konya uyuşturucu operasyonu

küfür litaratürümüze apaydın çek gözüne anamın yarrağı girsin * diye bir küfür ekleyen, bir gözaltı olayından yola çıkarak bize roman vatandaşların jargonunu öğreten bir kısa filmdir. *

en yaratıcı küfürler

benim olacak fıstık binicem üstüne vurucam kırbacı

yarım beygire bu devirde 50000 vereni dövüyorlar. vay canına teknoloji de amma ilerlemiş. bugün 2 kişilik arabalarda bile düzinelerce at var hemde daha ucuz dedirten sezercik geyiği. *

hayko cepkin

paranoya

hayko cepkinin en farklı ve takdir edilesi işlerinden biridir. sanırım ne denli bir dengesizlik olduğu bu kadar iyi anlatılamaz. *

bana bi baktı, beni bi gördü
beni bi süzdü, bana sokuldu
bu da demek ki, bu da demek ki
ne demekti ki? ne demekti ki?
soruyu sordum, ona ne sordum? soruyu sordum.

sen bana mı baktın? beni mi gördün?
beni mi süzdün? elimi tuttun
yanıma geldin, belimi kırdın, sesimi duydun.
bak, bak haline kül oldun dimi? eridin.
bana mı baktı? beni mi gördü?
bunu mu gördü? beni mi sevdi?
beni mi öptü? bana mı sordu?
elimi kaptı.

vah! vah halime.
emin olursam iyi
yine mi vardı? beni bi gördü,

soruyu sordu, soru mu sordu?
soru mu sordu? bana mı sordu?

vah! vah halime.
sensin sözüm sana;
kulun oldum, köpek oldum.
biri mi gördü halimi?
biri mi vurdu, biri mi bozdu
bu dengemi
bak halime,
bir an olsun gülmedim.

beni bi durdur,
beni bi durdur,
dilimi durdur,
sesimi durdur,
bana bi doktor.
gör halime bak beynime yaşlandığımı bilemedim.

söz-müzik: hayko cepkin

ayı sözlük yazarlarının doğum günleri

bir atatürk yılında doğmuşum. baktımda geçmişte de aman aman hayra alamet bir gün değilmiş.

1915 itilaf devletlerinin çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. türkiye'de radyonun kurulması mecliste kabul edildi.
1928 himayei etfal kadın yardım cemiyeti kuruldu.
1932 'halkevleri’ açıldı.
1945 ii. dünya savaşı: iwo jima muharebesi. yaklaşık 30.000 abd askeri batı pasifik'teki iwo jima adasına çıktı. japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan abd birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1951 fransız yazar andre gide öldü.
1956 türk milli futbol takımı, macar milli takımı’nı 3-1 yendi.
1956 ittihat ve terakki fırkasının son genel sekreteri mithat şükrü bleda öldü.
1957 türk ordusunun ilk kadın doktor subayı sema aran göreve başladı.
1959 londra konferansı sona erdi. bağımsız kıbrıs cumhuriyeti kurulmasını öngören londra antlaşması imzalandı. ingiltere, türkiye ve yunanistan, kıbrıs'ta garantör devlet oldu.
1968 larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan mısır komando birliğinin 15 üyesi, kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 güvenlik güçleri, sabaha karşı fındıkzade ve arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. türkiye halk kurtuluş partisi-cephesi (thkp-c ) üyesi ulaş bardakçı öldürüldü.
1975 devlet sinema televizyon enstitüsü kuruldu.
1987 gitarist ve şarkıcı yurdaer doğulu istanbul'da öldü.
1993 tiyatro ve sinema oyuncusu yaman okay 42 yaşında istanbul'da öldü.
1994 libya’da şeriat uygulamasına geçildi; islami takvim uygulanmaya başlandı.
1997 iran'ın ankara büyükelçisi bagheri, sincan'da düzenlenen kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 besteci alaattin şensoy, izmir'de vefat etti.
1998 rusya'dan türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek mavi akım projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 milli güvenlik kurulu'nun çankaya köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, başbakan bülent ecevit, cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti
2008 küba lideri fidel castro 1959'dan beri yürüttüğü küba devlet başkanlığı görevinden ayrıldığını açıkladı.

(bkz: tarihte bugün)

eşcinsellerin genellikle terbiyeli insanlar olması

terbiyeli görünüp ne üdüğü belirsiz kişiler ise bana uzak allaha yakın olsun denilen zaadlardır. ne yalan söyleyelim çaçaron terbiyesizler nedeniyle onların sesini duymakta oldukça zordur. kendilerini korumak için midir bilinmez ama pek duramazlar sahteliklerin içinde. kısacası bir şeyleri göstere göstere yapan kişiler değildirler ve kendi hallerinde yaşamayı tercih ederler. ama birisi terbiyeli diye insan yerine koymak da pek akıllıca değildir ya da tam tersine insan yerine koymamak da.

(bkz: doğan görünümlü şahin)

eşcinsellerin genellikle terbiyesiz insanlar olması

hepimiz bir yere kadar birbirimizi destekleriz fakat hakikaten densizlik, hadsizlik ve kontrolsüz davranışlar böyle bir algı yaratabilmektedir. maksat ortamda dikkat çekmek, birisini açık etmek ise elbetteki terbiyesizliktir. elbette bizler belden aşağı konuşmayı severiz. hatta heterolardan daha da çok ama bunu yerli yersiz yapmanın da anlamı yoktur. tabiki şartlar uygun olduğunda, samimi ve güvenilir kişilerle, dozunda yapılmasına kimse engel değildir. kısacası eli işte kaşı gözü oynaşta, bir dediği bir dediğini tutmayan kişiler sayesinde böylesine bir terbiyesizlik bize de yapıştırılmıştır ve yapıştırılacaktır.

(bkz: kurunun yanında yaş da yanar)

kelayi dır o kelayi

sözlüğün en çok okuyan yazarı kimdir sorusunun tartışılmaz cevabıdır.
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.