dalyandeltasi

Durum: 643 - 0 - 0 - 0 - 12.02.2013 00:28

Puan: 8170 - Sözlük Kezbanı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

bear-bondage :D
  • /
  • 33

iki erkek aynı odadaysa zinadır

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

eric satie - gymnopedie no.3 ( debussy tarafından yapılan orkestrasyonu)



bu klasik müzik eserini hemen hemen tüm yorumlardan dinlemiş biri olarak söylüyorum ki; kısaca ''en iyi düzenleme'' dir.

beyaz atlet

ulusal piknik kostümü

bununla ilgili bir denetim masası açılması taraftarıyım; ulusal piknik kılık kıyafet yönetmeliğine göre sözkonusu şartlarıa uymayan kişilerin mangal başında vakit geçirmeleri yasaklanmalı ve türk ceza kanununun 43 maddesinin 6. fıkrasının (f) bendindeki durumları sağlayamanlara piknik alanlarından uzaklaştırma cezası uygulanmalı.

beyaz atlet

kamyon / tır şoförlerinin resmi üniforması

entryi beğenenin kelayi olduğunu görünce hissedilen mutluluk

kemal sunal

esra ve ceyda ersoy

kırk yıl düşünsem bu kızların içimdeki ses olabileceği aklıma gelmezdi;

sabahların değişmeyen cadısı ve sabah kabusu seda sayan'ın programında cicişlerimin sibel üresin'e cevapları;

izleyin ve bir ''ohhh'' çekin : (youtube:https://www.youtube.com/watch?v=kvbxzeptlow
)
edit : keşke cicişlerim sibel'e ''haya''nın da ne demek olduğunu açıklasalardı demeden de edemedim tekrar izleyince. * *

döl israfı

yusuf yusuf

alternatif sibel üresin açıklamaları

(bkz: sibel üreyemeyesicesi)

yapılan cinsi münasebetin zina sayılmaması için;

kocayla halvete girmeden önce yapılması gerekenler : iki rekat şükür nemaazı, son selamın akabinde allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram denir. bundan sonra, 3 kere estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv elhayyelkayyume ve etübü ileyh der, sonra Âyet-el-kürsi okunur, 33 kere sübhanallah, 33 kere elhamdülillah ve 33 kere allahü ekber denir. bir kere la ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir denir. * * *

sibel üresin

an itibariyle en son yaptığı gaf '' iki erkek aynı odadaysa zinadır'' olan ve sözüm ona evlilik danışamanı sıfatına sahip zavallı.

aptal saptal düşüncelerini bir argüman etrafında toplayıp sanki bir din buyruğuymuş gibi göstermeye çabalayan rot balansı kaymış avrat.

başından bir an olsun eksik etmediği başörtüsünün beynine oksijen gitmesini engellediğini düşündüğüm üreyemeyesicesi.

iki erkek aynı odadaysa zinadır

aptal saptal görüşlerini ve deli edesi argümanlarını birer din buyruğuymuş gibi göstermeye çabalayan sibel üresin'in yaptığı en son gaftır, hatadır, yalan dolandır. yazıklar olsun ki söylemini burada da bitirmemiş nasıl iki erkek için otelde aynı odada kalmak zina sebebiyse, iki kadın için de hatta karşı cins olup da akraba bağı olmayan kişiler için de zina imiş; ya bu kadın türkiye'de yaşamıyor yada ben kör bakış açımla olayı yorumlamaya çalışıyorum ama sorarım size; bu ülkede akraba evliliği hala yapılmıyor mu? doğuda yada batıda ki bu ayrımı yapmayı sevmem hiçbir zaman ama vurgulamak için bahsetmek de gerekir illa ki saçma sebeplerden dolayı; akraba olanların da aynı otel odasında kalması zina o zaman, ister aynı cins olsun ister farklı cins *;o halde böyle düşünmeye kalkarsak türkiye'deki tüm oteller evli olmayan, devletin elimize tutuşturduğu ''alın hadi, artık rahatça düzüşebiliriniz'' temalı o not defterine sahip olamayanlar aynı odada kalamaz; kadın bunu söylüyor cidden ve bununla emniyet kanalının özel olarak ilgilenmesi gerektiğinin de altını çiziyor garibim. bunu televizyon programına çıkaran zihniyetlerde bir sorun var bence esas anlamda ve sorgulanması gereken esas konu da bu.

saturnus

can sıkıntılı bir gün, bir akşam...her zamanki gibi oysa ki, her zamanki ağır, aksak debelenmelerim yeryüzündeki...her zamanki gibi içimde var edemediğim sevinçlerim ve hüzünlerim...her zamanki gibi kayıp geçmişimin buruk, solgun tenindeki açık yarası...her zamanki gibi belirsiz geleceğimin * tortulu rüyalarından arınmaya çalışan renklerim...her zamanki gibi yüreğimdeki güvensiz kalabalığın yankılı, gürültülü adım atışları...her zamanki gibi kaybolmuşluğum gözlerimde yarattığı ince, derin çizikleri...her zamanki gibi duyamadığım yitik ezgilerdeki acı, ekşi tat...her zamanki gibi gökyüzü, bulut, karanlık ve rüzgar...her zamanki gibi göçmen kuşlarının sesi, soluğu, dili, kanadı, yüreği...her zamanki gibi dibimde biten çimen, aynı yeşillik ve serinlikte...
her zamanki gibi işte...yine aynı yalnızlığım...yine o...ve hep ben...yine o...ve hep ben...yine o...ve hep ben...

dün akşam lost soul sayesinde dinlediğim parça yaşam duvarımın çatlaklarından içeri sızıp öyle nüfus etti ki her bir köşeme...öyle izler bıraktı ki...öyle izleri yeniden gün yüzüne çıkardı ki unutmuş olduğumu sandığım...öyle sesi yankılara çalan kayıplarımı bana gösterdi ki...öyle haykırışlara dönüştürdü dudaklarımın suskunluğunu ki...öyle işte...

dün akşamdan şu zamana kadar kaç kere dinlemişim baktım ve yanılmadığımı anladım; bu parça benim ve yalnızlığımın; ikimizin birlikteliği....

saturnus - veronica decides to die - all alone :


bulutlara beraber şekiller biçmeyi, onları birbirimize ''benzetmeyi'' beklediğim geri dönmeyen göçmen kuşlara...en çok da adı '' hüzün'' olana...

*

ayı sözlük itiraf

hayatımı piç ettim sözlük; kendi ellerimle becermeleri için yine kendi içimdeki orospu çocuklarının koynuna soktum ''ben''i; ısmarlama aşkların soyundan gelen sevişmelerimi yaladım boynundan; sonra piç olan kendime döndüm yine; kendi kendimi emzirip kendi kendimi becerdim tekrardan; kaç piç daha dünyaya getireceğimin hesabıyla boğuşurken şu an gittiğimi görüyorum bile; sırtım dönük, bağrım açık, boynum çökük, gözlerim yaralı. hesaplaşma vaktim geldi kendimle; içimdeki piç yavrularım kavuyor beni artık ve gidiyorum...

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

sezen aksu - gidemem ( kanal d güneri civaoğlu şeffaf oda programı canlı yayın kaydı) *

http://ayisozluk.com/lnk/af0c70

mesajınız xyz adlı yazara ptt memuru vasıtasıyla iletildi

yalan o, iletmiyor hiçbir mesajı. ben bir yerlerine sokuşturduğunu düşünmeye başladım aslında çoktan; sanıyorum ki kendileri kamusal alanın vermiş olduğu beyin hücrelerinin püreye dönüp seksüel travmalar yapmasından kaynaklı yeni bir tür fetiş geliştirdi.
*

yeni yazarların dark bear'ın yumuşacık kucağına hoplaması

anlatılmaz yaşanır dedikleri bu olsa gerek.

tarifsiz anlar ve duygular volume 638 * * * *

yeni sözlük yazarları

diş

cumartesi anneleri

cumartesi günleri içimde duyduğum burukluğun nedeni onlar. onları gördüğüm ilk günü; hatta ''an''ı hiç unutmuyorum, yine böyle soğukların tenimizi kavurmaya, yüzümüzü kesmeye başladığı zamanların birindeydi; o soğuğa rağmen bunca insan neden burada toplanmış diyordum kendi kendime; çünkü erken sayılabilecek saatlerdi meydan için. fark etmemek mümkün değildi onları, ki ortalık savaş alanını da andırıyordu bakıldığında; bir sürü polis ve onların sayısıyla yarışabilecek derecede köpek vardı etrafta, bir yandan da kimlik kontrolü yapılıyordu onlara yakın duranlara ve anlam vermeye çalışıyordum tüm bu olanlara. o zamanki aklımla uzaktan seyre durdum olan biteni, konuşmalarını dinledim, feryatlarını işittim, acılarını duyumsadım, yaslarını tattım... diğer yandan polislere ilişti gözlerim ve yanlarındaki boyu dizimi geçen köpeklerine; aç kurtlar gibi geldi o an hepsi bana, ağızlarından yere damlayan salyalarının kokusunu duydum sanki; polisler de çok tuhaf gelmişti baktığımda, sanki bir olay çıkacağının bilincindelermiş ve bu her zaman gerçekleşen kısır döngüsel bir süreçmiş gibi duruşları, bakışları ve davranışları vardı... bunları düşünürken olan oldu tabii...

şimdi biliyorum ki;
onlar terörist annesi değil!
onlar faşistlerin yandaşları değil!
onlar ''anne'' işte adı üstünde...

onların istedikleri tek şey sarılabilecek, ağlayabilecek oldukları bir mezar taşı. *
onlar sadece ''anne''...
bunun cumartesi, pazarı olur mu?
bunun ırkı, soyu olur mu?
bunun doğusu, batısı olur mu?
  • /
  • 33
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 643

son defa

kargo grubunun ''yarına ne kaldı?'' adlı albümünde bulunan parça; tracklist olark ikinci parça idi; yıl 1996.

hunharca kuyruk yağı sikmek

yağlı ve büyük kuyruklu koyun ırklarımız;

(bkz: mor karaman)
(bkz: ak karaman)
(bkz: dağlıç)
(bkz: ivesi)
*
(bkz: serbest çağrışım)


yıllardır aynı tarz müzik yapan insan

katı halde bulunan tek sıvı

cam amorf katı bir madde olmasına rağmen sıvı halde kalan tek maddedir.

(bkz: cam)

acıyor ama devam et

doyumsuz dar kıçlı ayıların mottosu.

kanırtmaya başladıysa da devam edilir.

mahallenin bakkalının veresiye defteri

müjde ar bakkal alışverişinde! * *



not:

görüldüğü üzere
bir kalçaya büyük boy rakı
bir göğse büyük boy sana margarini
iki göğüs olunca konserve ve makarna da ekleniyor listeye

dip not:

bakkalın elinin çıplak memesine değmesiyle kirlendiğinin farkına varan sevgili müjde ar hemen listeye sabunu ekliyor ve ardından listenin vazgeçilmezi kaşar geliyor; hem de eski kaşar!

pazar

tezer özlü'nün pazar günlerine karşı içten içe içe bir kin beslediğini düşünürüm; ona insan hayatının sıradan yanlarını, hep aynıymışcasına yaşanan o tipik sabah, öğle, akşam ritüellerini ve o burjuvazi geleneklerini yıkamayan insanın kırık boşluklarını anımsatırken varoluşsal sorularını çözümlemede bir takım yeni metod yolculukları yapmasına olanak tanıyor gibi belki.

tezer özlü pazar günleri için şunu der;

"pazar günleri... şimdilerde... sokak aralarından geçerken... gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek.......... isterim hep."

tezer özlü - çocukluğun soğuk geceleri

cumartesi anneleri

cumartesi günleri içimde duyduğum burukluğun nedeni onlar. onları gördüğüm ilk günü; hatta ''an''ı hiç unutmuyorum, yine böyle soğukların tenimizi kavurmaya, yüzümüzü kesmeye başladığı zamanların birindeydi; o soğuğa rağmen bunca insan neden burada toplanmış diyordum kendi kendime; çünkü erken sayılabilecek saatlerdi meydan için. fark etmemek mümkün değildi onları, ki ortalık savaş alanını da andırıyordu bakıldığında; bir sürü polis ve onların sayısıyla yarışabilecek derecede köpek vardı etrafta, bir yandan da kimlik kontrolü yapılıyordu onlara yakın duranlara ve anlam vermeye çalışıyordum tüm bu olanlara. o zamanki aklımla uzaktan seyre durdum olan biteni, konuşmalarını dinledim, feryatlarını işittim, acılarını duyumsadım, yaslarını tattım... diğer yandan polislere ilişti gözlerim ve yanlarındaki boyu dizimi geçen köpeklerine; aç kurtlar gibi geldi o an hepsi bana, ağızlarından yere damlayan salyalarının kokusunu duydum sanki; polisler de çok tuhaf gelmişti baktığımda, sanki bir olay çıkacağının bilincindelermiş ve bu her zaman gerçekleşen kısır döngüsel bir süreçmiş gibi duruşları, bakışları ve davranışları vardı... bunları düşünürken olan oldu tabii...

şimdi biliyorum ki;
onlar terörist annesi değil!
onlar faşistlerin yandaşları değil!
onlar ''anne'' işte adı üstünde...

onların istedikleri tek şey sarılabilecek, ağlayabilecek oldukları bir mezar taşı. *
onlar sadece ''anne''...
bunun cumartesi, pazarı olur mu?
bunun ırkı, soyu olur mu?
bunun doğusu, batısı olur mu?

aktif gay kucağı koltuk

sarsıntılı ve bol darbeli yolculuklar için bire bir efenim. *

clementine

80 ila 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişilerin ilk travmalarını geçirmelerine neden olan korku-dram-gerilim çizgi dizisi.

o dönem başka hiçbir çizgi dizide; hatta onu bırakın hiçbir sinema filminde; bu derece donuk renkler kullanılmamıştı. zaten çocuklar için yapıldığına bile şüpheyle bakıyorum hala bu vahşet-ül çizginin; en azından eğlenmek ve gülmek için televizyonda gösterildiğine inanmıyorum.

o dönem çocuklarının serpilip büyümelerinin ardından, bu korkutucu deneyime tanık olan yanlarını, bilinçlerinin en derinlerine atmaya çalıştıkları bilinmektedir. bu gerçekleştirilir de; ancak ta ki o kelimeyi duyana kadar ''clementine''

bilincin derinlerine gömülen ses, hayata zaten böyle devam etmek zorunda olan kişinin benliğinde silik silik görüntülerin canlanmasına sebebiyet verir ve bastırılmaya çalışılan korkunç anılar birer birer geri döner.

müziği de ayrı bir fenomendir; hipnotik etki yaratarak yapılması planlanan beyin yıkama işlemine geçiş için ön hazırlık niteliğindedir.

http://video.cnnturk.com/2010/haber/12/1...

dünyada 80 ler gibi hastalıklı bir kuşak yetiştiyse sebebi soluk renkleri ve iç kurutan müziğiyle bu çizgi filmdir.

heteroseksüel

karşı cinse ilgi duyan, hasta olan, elde etmek için binbir taklayı geçtim üçlü salto çift burgu yapabilen birey.

(bkz: straight)
(bkz: str8)

yeni sözlük yazarları

göt

bazılarınınkinin karadelikten farkı olmayan, cinsel ritüellerin yapıldığı yer; mabet

müslüman eşcinsel

cenabet

kamyonu devirmek.

cinsel münasebette bulunma durumu sonrasında girilen hal-i ahval.

yakınında bulunulduğu takdirde etrafındaki tüm uğursuzluklara ve kara perşembelere göğüs gerilmesi gereken kişi ya da kuruluş.

bu hale erişmiş olan bireyin bütün kötü enerjileri içine çeken bir karadelik olduğuna inanılır.
Henüz takip ettiği biri yok.