dalyandeltasi

Durum: 643 - 0 - 0 - 0 - 12.02.2013 00:28

Puan: 8170 - Sözlük Kezbanı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

bear-bondage :D
  • /
  • 33

acı biber

tamam acı biber sevimlidir, hoştur ve cana yakındır ama bir kiraz bir yaban mersini bir muz değildir.
bunun ayrımını yapamayan afro-american kadının içler burkan görüntülerinde sıra.

buyrun: http://www.liveleak.com/view?i=27f_13397...

kemal özkan

online randevu için : http://ayisozluk.com/lnk/afba15

kemal özkan

sünnetsiz afro-american çükü

ünlü sünetçi kemal özkan'ın an itibariyle olaya el attığı duyumlarını aldım.

reklam reklam reklam : http://ayisozluk.com/lnk/afba15

acı biber

bu da yurtdışı'ndan bir video;

adamlar harbiden salya sümük durumundalar. *

http://www.vidivodo.com/video/aci-biber-...

*

acı biber

ben bilmem eşim bilir programından;

eşiniz bir dakikada kaç tane acı biber yiyebilir?

izleyelim: http://www.kanald.com.tr/BenBilmemEsimBi...

kasım ayı

erkeklerin karşılaştığı sağlık sorunları ve bunların çözümü için bağış toplamak amacıyla yapılan bir bıyık uzatma etkinliği. her yılın kasım ayının başlangıcında temiz bir yüz ile başlayıp ay sonunda bakımlı bir bıyığa sahip oluyorsunuz. bıyığınızın gelişimini fotoğraflarla mospace'inizde yayınlıyor, sponsorlarınızın bağış miktarını artırabiliyorsunuz. bağışlar prostat kanseri vb erkek sağlığını tehdit eden hastalıkların tedavisi için yapılan araştırmalara harcanıyor.

www.movember.com/

(global action plan)

sözlükten (ç)alıntı.

(bkz: movember)

kasım ayı

bu aya giden en güzel şarkı:

enya - only time


bu aya giden en güzel film:

sweet november http://www.imdb.com/title/tt0230838/

bu aya giden en güzel duygu:

hüzün

çocukluğumuzun şarkıları

ennio morricone - my name is nobody

ennio morricone

en sevdiğim üç sountrack çalışması;

the good the bad and the ugly -


cinema paradiso -


my name is nobody -

10 kasım

en sevdiğim günlerden biri;
ennio morricone'nun doğum günü. yaptığı sountrack çalışmalarıyla unutulması zor insanlardan...
84 yaşına girdi...

10 kasım 1938

bedenim üşür, yüreğim sızlar;

atamızı eski bir fotoğraftan hoyrat bir makas gibi oyan o tarih...

google 10 kasım

ben google un yaptığı illüstrasyonları beğeniyorum tamam da böyle bir yas, matem, derin acı, hüzün ve üzüntü günü için yapılabilecek en güzel tasarımı ortaya koymuş; bir tane gül ile bir çok şeyi yansıtabilmiş içimizden kopan, tıpki bütün bir paragrafı tek cümlede toplar nitelikte olmuş.

bazen bakılanı görmek o kadar zordur ki...

bu beğenmeme durumunu şuna benzettim ben biraz da; bir matem gününe, değer verdiğin bir kişiyi son yolculuğuna uğurlamaya giderken oldukça şatafatlı giyinme eyleminin nedensizliği; giysiler değil duygular seni sen yapan orada...

saklı ayı

saklanan bir çok durum, olgu, özne ve an vardır hayatımıza şöyle bir baktığımızda ve yaşam denilen illetin herbir ayrı döneminde farklı farklı saklanmalar bulutsusuna ev sahipliği yaparız farkında olmadan. daha çok duygu birikimlerimiz ve duygu-durum hallerimizden saklansak da kaçamadığımız tek gerçek olan ''kendimiz''den saklanma gafletinde bulunmaya çalışırız; ama yapamayız, her eylem başarısız olan bir başka denememizin habercisidir.

saklı ayı herşeyi kendi içinde bile yaşayamayan, korkak, ödlek ve sorunlu bir ayıdır; kendini kapattığı kafesi ise karşı koymaya çalıştığı duygu birikimlerinden oluşan sanrılardan başkası değildir.

galiba özlüyorum

özlemlerimiz... zaman zaman düğümlenmiş bir ip gibi geçer boynuna ve o an parmak uçlarında hissedersin geçmişini bir tabure misali; kendini yerçekimi kuvvetinin eşsiz gücüne bıraktığında kaybolacağının sevincini yaşarken geriye bıraktıklarının hüznü birer birer çökmeye başlar içine; damarların kısalıp büzülürken adrenalin seviyen cesaret gerektiren bu eylemi yapman için ön ayak olma gayretindedir; bazen de keskin bir cam parçası olarak gelir özlemlerin bileğinde koşan; tenini kanatır acıtmadan ve seni küstürmeden daha fazla; bu sefer geçmişin etken maddesi warfarin olan bir kutu haptır, kanını sulandırır ve pıhtılşmasını geciktirir ki dönüşü olmasın bu cesaretsizliğinin bir daha... bazen mavidir özlemlerin bazen de kırmızı ama en çok yeşil... ayarsızdır, yalancıdır, kızgındır ve haindir...

bundan daha kötüsü de nedir biliyor musun? ...özlemeyi özlemek...çok zordur...çok...

her duygunun bir galibası gelir yanına yalnız bırakmayayım düşüncesi ile belki de; ama ''galiba'' en büyük kaçışımızdır galiba...

kaçmak istiyorsan ne zaman öleceğini unutmalısın...

bodur tavuk her dem piliç

minyon tipli insanların kolayca yaşlanmadıklarını ifade eden nacize atasözlerimizden biridir efenim.

neden böyle olduklarının sebebini tam olarak çözememekle birlikte birkaç tane anti-hipotezim vardır son tahlilde. bunlardan en ağır basanı yerçekimi etkisinin biyoorganizmalar üzerinde yaptığı etki ve tahribatın boyutsal olarak analizi. buradan yola çıkarsak; yerçekimi etkisiin yer yüzeyinden yukarıya doğru çıkıldığında azalması gerekir; yaşlanmanın organizma üzerindeki kas gruplarının yerçekiminin etkisiyle aşağı sarkması olarak bakarsak uzun boylu insanların daha genç kalması gerekir ki teoriksel açıdan böyle durum.

yaşını göstermemek

genellikle minyon tipli kişilerin yaşadığı durum.

(bkz: bodur tavuk her daim piliç)

türkiye'de en ünlü bodur tavuk örneği: ajda pekkan

petrol

savaş sebebi

dünya üzerinde pençeleri olan iktidar sahiplerinin kan ve acıyla yoğurduğu bir tür yağ.

sperm tadı

pipi tipine göre değişen aromalara sahip olan başucu içeceğim.

örnekler;

1) kısa, yanlara doğru geniş olan küçük başlı pipi: 200 gram beyaz çikolatayı benmari usulü eritin ve içerisine 17 gram kuyruk yağı atıp iyice özdeşleşmesini sağlayın. elde ettiğiniz karışımı soğumaya bırakın. diğer yandan bir yemek kaşığı zeytin yağında hafifçe sotelediğiniz üç baş sarımsağa 23 gram hindistan cevizi kabuğu rendesi, 6 damla biberiğe özütü ve 1 tatlı kaşığı tuz ekledikten sonra erimiş olan beyaz çikolataya ekleyip pürüzsüz bir kıvam elde edinceğe kadar çırpın.

2) kısa, ekvatora doğru geniş kutuplara doğru basık, büyük başlı pipi: 2 adet limonun kabuğunu 250 ml çilek suyunda 4 gün bekletin; bekletilen ortamın oda sıcaklığında ve karanlık olmasına dikkat edin; dördüncü günün ikindi vakti bu karışımı bir tencereye alıp az harlı ateşe koyun, 1 yemek kaşığı portakal suyu konsantresi, 4 damla biberiye yağı ve 3 tatlı kaşığı beyaz şarap ekleyerek bir taşım kaynatın. elde edilen karışımı soğuduktan sonra blenderdan geçirin.

3) uzun, sağa doğru kavisli, büyük başlı pipi: 4 adet domatesi rendeleyip kısık ateşte iyice ölene kadar pişirin; püf noktası: bu işlem esnasında tencerenin dibinin tutmamasına özen gösterin, yoksa istenilen tad elde edilemez; tencereyi bir kenara alıp oda sıcaklığında soğuyana kadar bekletin. diğer yandan blenderı hazırlayıp içerisine yarım çay bardağı elma sirkesi, 2 tatlı kaşığı badem yağı, birer tutam tuz ve karabiber attıktan sonra soğuyan domates pişiklerini de içine ekleyip iyice öğütün.

4) uzun, harbiden uzun, goccaman başlı pipi: 3 adet soğanı kabuklarıyla beraber içerisine 2 adet karanfil ve bir çubuk tarçın atılmış 100 ml suda iyice haşlayın ve soğutmadan süzdüğünüz soğanları çatalla püre haline getirin; püre işlemi sırasında karanfil ve çubuk tarçını soğanlardan ayırın ki ağzınıza ktırı kıtır gelmesin; soğan püresine 17 damla anason, 9 ml beyaz şarap ve 5 çay kaşığı damla sakızı özütü ekledikten sonra hafif sıvı kıvama gelene kadar su ekleyerek çırpın. not: çok sıvı olursa içerisine mısır nişastası katarak kıvamı yakalaybilirsiniz.

* *


aktif gay kucağı koltuk

sarsıntılı ve bol darbeli yolculuklar için bire bir efenim. *
  • /
  • 33
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 643

son defa

kargo grubunun ''yarına ne kaldı?'' adlı albümünde bulunan parça; tracklist olark ikinci parça idi; yıl 1996.

hunharca kuyruk yağı sikmek

yağlı ve büyük kuyruklu koyun ırklarımız;

(bkz: mor karaman)
(bkz: ak karaman)
(bkz: dağlıç)
(bkz: ivesi)
*
(bkz: serbest çağrışım)


yıllardır aynı tarz müzik yapan insan

katı halde bulunan tek sıvı

cam amorf katı bir madde olmasına rağmen sıvı halde kalan tek maddedir.

(bkz: cam)

acıyor ama devam et

doyumsuz dar kıçlı ayıların mottosu.

kanırtmaya başladıysa da devam edilir.

mahallenin bakkalının veresiye defteri

müjde ar bakkal alışverişinde! * *



not:

görüldüğü üzere
bir kalçaya büyük boy rakı
bir göğse büyük boy sana margarini
iki göğüs olunca konserve ve makarna da ekleniyor listeye

dip not:

bakkalın elinin çıplak memesine değmesiyle kirlendiğinin farkına varan sevgili müjde ar hemen listeye sabunu ekliyor ve ardından listenin vazgeçilmezi kaşar geliyor; hem de eski kaşar!

pazar

tezer özlü'nün pazar günlerine karşı içten içe içe bir kin beslediğini düşünürüm; ona insan hayatının sıradan yanlarını, hep aynıymışcasına yaşanan o tipik sabah, öğle, akşam ritüellerini ve o burjuvazi geleneklerini yıkamayan insanın kırık boşluklarını anımsatırken varoluşsal sorularını çözümlemede bir takım yeni metod yolculukları yapmasına olanak tanıyor gibi belki.

tezer özlü pazar günleri için şunu der;

"pazar günleri... şimdilerde... sokak aralarından geçerken... gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek.......... isterim hep."

tezer özlü - çocukluğun soğuk geceleri

cumartesi anneleri

cumartesi günleri içimde duyduğum burukluğun nedeni onlar. onları gördüğüm ilk günü; hatta ''an''ı hiç unutmuyorum, yine böyle soğukların tenimizi kavurmaya, yüzümüzü kesmeye başladığı zamanların birindeydi; o soğuğa rağmen bunca insan neden burada toplanmış diyordum kendi kendime; çünkü erken sayılabilecek saatlerdi meydan için. fark etmemek mümkün değildi onları, ki ortalık savaş alanını da andırıyordu bakıldığında; bir sürü polis ve onların sayısıyla yarışabilecek derecede köpek vardı etrafta, bir yandan da kimlik kontrolü yapılıyordu onlara yakın duranlara ve anlam vermeye çalışıyordum tüm bu olanlara. o zamanki aklımla uzaktan seyre durdum olan biteni, konuşmalarını dinledim, feryatlarını işittim, acılarını duyumsadım, yaslarını tattım... diğer yandan polislere ilişti gözlerim ve yanlarındaki boyu dizimi geçen köpeklerine; aç kurtlar gibi geldi o an hepsi bana, ağızlarından yere damlayan salyalarının kokusunu duydum sanki; polisler de çok tuhaf gelmişti baktığımda, sanki bir olay çıkacağının bilincindelermiş ve bu her zaman gerçekleşen kısır döngüsel bir süreçmiş gibi duruşları, bakışları ve davranışları vardı... bunları düşünürken olan oldu tabii...

şimdi biliyorum ki;
onlar terörist annesi değil!
onlar faşistlerin yandaşları değil!
onlar ''anne'' işte adı üstünde...

onların istedikleri tek şey sarılabilecek, ağlayabilecek oldukları bir mezar taşı. *
onlar sadece ''anne''...
bunun cumartesi, pazarı olur mu?
bunun ırkı, soyu olur mu?
bunun doğusu, batısı olur mu?

aktif gay kucağı koltuk

sarsıntılı ve bol darbeli yolculuklar için bire bir efenim. *

clementine

80 ila 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişilerin ilk travmalarını geçirmelerine neden olan korku-dram-gerilim çizgi dizisi.

o dönem başka hiçbir çizgi dizide; hatta onu bırakın hiçbir sinema filminde; bu derece donuk renkler kullanılmamıştı. zaten çocuklar için yapıldığına bile şüpheyle bakıyorum hala bu vahşet-ül çizginin; en azından eğlenmek ve gülmek için televizyonda gösterildiğine inanmıyorum.

o dönem çocuklarının serpilip büyümelerinin ardından, bu korkutucu deneyime tanık olan yanlarını, bilinçlerinin en derinlerine atmaya çalıştıkları bilinmektedir. bu gerçekleştirilir de; ancak ta ki o kelimeyi duyana kadar ''clementine''

bilincin derinlerine gömülen ses, hayata zaten böyle devam etmek zorunda olan kişinin benliğinde silik silik görüntülerin canlanmasına sebebiyet verir ve bastırılmaya çalışılan korkunç anılar birer birer geri döner.

müziği de ayrı bir fenomendir; hipnotik etki yaratarak yapılması planlanan beyin yıkama işlemine geçiş için ön hazırlık niteliğindedir.

http://video.cnnturk.com/2010/haber/12/1...

dünyada 80 ler gibi hastalıklı bir kuşak yetiştiyse sebebi soluk renkleri ve iç kurutan müziğiyle bu çizgi filmdir.

heteroseksüel

karşı cinse ilgi duyan, hasta olan, elde etmek için binbir taklayı geçtim üçlü salto çift burgu yapabilen birey.

(bkz: straight)
(bkz: str8)

yeni sözlük yazarları

göt

bazılarınınkinin karadelikten farkı olmayan, cinsel ritüellerin yapıldığı yer; mabet

müslüman eşcinsel

cenabet

kamyonu devirmek.

cinsel münasebette bulunma durumu sonrasında girilen hal-i ahval.

yakınında bulunulduğu takdirde etrafındaki tüm uğursuzluklara ve kara perşembelere göğüs gerilmesi gereken kişi ya da kuruluş.

bu hale erişmiş olan bireyin bütün kötü enerjileri içine çeken bir karadelik olduğuna inanılır.
Henüz takip ettiği biri yok.