dalyandeltasi

Durum: 637 - 0 - 0 - 0 - 12.02.2013 00:28

Puan: 8094 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

15 yıl önce kayıt oldu.
2.Nesil Yazar.

bear-bondage :D
  • /
  • 32

oz

sonraları gay marşı olarak kullanılmaya başlanan ''over the rainbow'' adlı parçaya ev sahipliği yapan amerikan fantastik müzikal film.

oz

the wizard of oz / oz büyücüsü 1939 yapımı amerikan fantastik müzikal film. fantastik hikayesi ve alışılagelmedik karakterleriyle, the wizard of oz yıllar boyunca tüm zamanların en çok bilinen filmlerinden biri ve gerçek bir klasik olmuştur. film müziği ''over the rainbow'' en iyi özgün şarkı akademi ödülünü kazandı. judy garland'ın dorothy rolüyle akıllara kazındığı ve bir klasik haline geldiği de rahatlıkla dile getirilebilir.

tek yön

geçen yaz gittiğimde kendimi o kalabalık arasında ufalmış, küçülmüş ve yalnız hissettiğim gece kulübü. belki de bu duruma neden daha ilk kez o tür bir yerde bulunma deneyimini yaşamış olmamdan kaynaklı yaşadığım bir iç hesaplaşma veyahut bir alışmamışlık hissi; bunu bilemesem de sonuç olarak pek de keyif aldığımı söyleyemem; karşımda dans eden bir ayı haricinde ilgimi çeken herhangi başka bir görüntü de mi olmaz yahu. arka taraflarına doğru gittikçe yaşça büyük olan gaylerin saf tuttuğu da aklımda kalan diğer bir anektod. aslında orada bulunan hemen hemen herkesin seninle aynı sırrı paylaştığını ve dolayısıyla benzer parçalardan oluştuğumuzu düşünmemin bir getirisi olarak rahat edilebileceğine inandığım o topluluk arasında kendini görmek de enteresan bir tablo oluşturur beynimde hala. belkide gittikçe kalabalıklaşan yalnızlıklarımızı doldurabildiğimiz mekanlardan sadece biridir burası...

quills

doug wright'ın ödüllü tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlanan quills, hayatının son 10 yılını hapis benzeri bir akıl hastanesinde geçiren marquis de sade'nin hikayesini anlatmakta. sadizmin filozofu olan de sade hastaneye kapatıldıktan sonra da her biri büyük tepki toplayacak yazılarını yazmayı sürdürür. de sade'ın çekimine kapılan hastanenin çamaşırcısı genç madeleine, de sade'ın yazdığı metinleri gizlice hastane dışına dağıtmaktadır. bu metinlerden biri olan justine'i napolyon okuyunca sinirlenir ve çok koyu bir muhafazakar olan dr. royer collar'ı, de sade'yi tedavi etmesi için hastaneye gönderir.
kesinlikle harika bir film. de sade'i anlamak ve hissetmek için bire bir diyebileceğim nadir yapıtlardan. onun nasıl bir ruh halinde olduğunu çok güzel anlatmış; özellikle kanla duvarlara yazı yazması o kararlığı ve başkaldırışı duyumsamak açısından önemli sekanslardan sadece biri.

gaylerin en sevdiği şarkıcılar

kendi adıma konuşursam;

cocteau twins
robin guthrie
sigur ros
jonsi & alex
perfume genius
antony and johnsons
dead can dance
brian eno
tim hecker
...
ve liste bu şekilde uzar da bitmez.

sipali

roman dilinde mangır yada para anlamına gelen bu sözcüğün ''şopar'' denilen insanlar tarafından kullanıldığı bilinmektedir.

durduk yere ayı sözlük yazarlarına koyan şarkılar

brian eno - an ending (ascent)
olduğun yere çivilenip boş boş bakma eylemini gerçeklemek için bire bir...
http://ayisozluk.com/lnk.in/7546ce

bir ayıyı ağlarken görmek

ağlayan erkek sesine dayanamayan ve aynı zamanda bir ayı hayranı olan kişi için yaşanıldığında unutulmayacağına emin olduğum an.

ayıların tembel olması

külliyen yalan, iftira ve gıybete girer. kişiye, bakış açısına ve yapılacak eyleme göre yorumlanmasına bağlı olarak oldukça farklı sonuçlara ulaşılabineceğinden her durum için bir ayı'nın tembel olduğu söylenemez. o göbeği yapmak bile başlı başına bir uğraşıdır.

sen çok iyi birisin

bilmem kaçıncı tanışmalarımızın herhangi birinde mutlaka duyulduğunu düşündüğüm ve sonunda ''ama'' ile devam eden ''arkadaş kalabiliriz fakat fazlası mümkün değil'' cümlesinin ana fikrinin çıkış noktasını oluşturan kaçış cevabı.

otel odaları

çoğu zaman kurtarıcı olduklarını düşündüğüm mekanlar.

radiohead

thom yorke'un melankolik sesiyle kaçmaya çalıştığımız o en dipdeki kuytularda dahi rahat bir nefes yüzü göremeyeceğimizi anladığım parçayı yapan grup; how to disappear completely.

ney

gürgen öz'ün ekibe dahil olduğu zamanlarda tv makinası'nda okan bayülgen'le iliğine kadar geyiğini çıkarttığı enstrüman. bakınız: http://ayisozluk.com/lnk.in/41168c

afrika birliği

afrika'da barışı ve birliği sağlamak, insan hakları ve demokrasinin bu coğrafyadaki gelişimine hız kazandırmak gibi amaçlarla avrupa birliği'nden feyz alınarak kurulmuş bir topluluk olmasına rağmen üyelik için tek kiriterin; koşulun bu kıta üzerinde bulunmak olması nedeniyle batı sahra'nın katılmasından dolayı rahatsızlık duyan fas'ın haricindeki tüm ülkelerin dahil olduğu birlik. not: resmi para birimi afro'dur; manevi babası muammer kaddafi'dir.

maymunu tokatlamak

ereksiyona girildiğinde geri dönüşü olmayan bir süreç. not: bu entry'i ilk giren kişinin de yazarken aynı anda bu durumu gerçeklediğinden de bir gram şüphem olmadığını söyleyebilirim.

efkar

içine girmekten kaçınsak da sık sık başımıza musallat olmaktan kendini alıkoyamayan duydu-durum hallerinden hem en sevimsizi hem de en bıcırığı diyebilirim rahatlıkla. ''kaygılanmadığımız ya da tasasını iliklerimizde hissedemediğimiz tek bir gün bile mi geçmez?'' sorularıyla yankılanadururken benliğimiz biz biz olmaktan çoktan çıkmış vaziyette düşünsel mağaralarımıza sıkıntı tohumları atar atar da duramayız nedense. iç sıkıntılarımıza eşlik eden vesveselerimizle sevişerek kısır yavrular dünyaya getirmekten bir an olsun kaçmayışımızın tek nedeni var ise o da yalnızlıklarımızı ispat etme çabalarımızın dış dokusal yansımalarından sadece biridir diye de kemiririz çoğu zaman hüznün eşlik ettiği boşluklarımızı. sevimsiz yanı bunlar gibi görünse de bir de tatlı güzellikleriyle karşımızda olmasını sürekli bekleriz aslında bu gidişatın. birisi için kaygı duymak, tasalanmak her zaman yakalanamayan; herkese karşı duyulamayan özlenilesi haykırışlarımızdan sadece biri ve en kıymetlisi belki de; hem can dediğin nedir ki senin, sıkılmadan var edebilir miydi kendini...

şimdilik ölümüne kadar hayattasın

biraz ağzıma yuvalanmış sineklerin kopan kanatlarını yutan mideme yerleşmiş olan örümcek ağlarını yukarıya taşımayı reddettim gibi... biraz içimdeki insanların ayaklarıma elleriyle tutunmalarını hissettiğim ve bu sarsıntıyla bedenimi suya teslim ettim gibi... biraz ne kadar kararlı olduğumu onlara göstermek adına bir ağaca geçirdiğim ipte salladım da ayaklarım boşlukla buluştu gibi... biraz doğurmayı bile beceremediğim umutlarım için tekrar tekrar tecavüze uğrayıp kahkahalar attım gibi...biraz bağırsağımı iki direk arasına gerip üzerinde bisikletimle gezdim gibi... biraz tırnaklarımı yerinden teker teker söküp dişlerimle yer değiştirdikten sonra onları etime geçirdim gibi... biraz... biraz daha... biraz daha daha... biraz daha daha daha...sadece şimdilik değil; ben hala hayattayım...
  • /
  • 32
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 637

son defa

kargo grubunun ''yarına ne kaldı?'' adlı albümünde bulunan parça; tracklist olark ikinci parça idi; yıl 1996.

hunharca kuyruk yağı sikmek

yağlı ve büyük kuyruklu koyun ırklarımız;

(bkz: mor karaman)
(bkz: ak karaman)
(bkz: dağlıç)
(bkz: ivesi)
*
(bkz: serbest çağrışım)


yıllardır aynı tarz müzik yapan insan

katı halde bulunan tek sıvı

cam amorf katı bir madde olmasına rağmen sıvı halde kalan tek maddedir.

(bkz: cam)

acıyor ama devam et

doyumsuz dar kıçlı ayıların mottosu.

kanırtmaya başladıysa da devam edilir.

mahallenin bakkalının veresiye defteri

müjde ar bakkal alışverişinde! * *



not:

görüldüğü üzere
bir kalçaya büyük boy rakı
bir göğse büyük boy sana margarini
iki göğüs olunca konserve ve makarna da ekleniyor listeye

dip not:

bakkalın elinin çıplak memesine değmesiyle kirlendiğinin farkına varan sevgili müjde ar hemen listeye sabunu ekliyor ve ardından listenin vazgeçilmezi kaşar geliyor; hem de eski kaşar!

pazar

tezer özlü'nün pazar günlerine karşı içten içe içe bir kin beslediğini düşünürüm; ona insan hayatının sıradan yanlarını, hep aynıymışcasına yaşanan o tipik sabah, öğle, akşam ritüellerini ve o burjuvazi geleneklerini yıkamayan insanın kırık boşluklarını anımsatırken varoluşsal sorularını çözümlemede bir takım yeni metod yolculukları yapmasına olanak tanıyor gibi belki.

tezer özlü pazar günleri için şunu der;

"pazar günleri... şimdilerde... sokak aralarından geçerken... gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek.......... isterim hep."

tezer özlü - çocukluğun soğuk geceleri

cumartesi anneleri

cumartesi günleri içimde duyduğum burukluğun nedeni onlar. onları gördüğüm ilk günü; hatta ''an''ı hiç unutmuyorum, yine böyle soğukların tenimizi kavurmaya, yüzümüzü kesmeye başladığı zamanların birindeydi; o soğuğa rağmen bunca insan neden burada toplanmış diyordum kendi kendime; çünkü erken sayılabilecek saatlerdi meydan için. fark etmemek mümkün değildi onları, ki ortalık savaş alanını da andırıyordu bakıldığında; bir sürü polis ve onların sayısıyla yarışabilecek derecede köpek vardı etrafta, bir yandan da kimlik kontrolü yapılıyordu onlara yakın duranlara ve anlam vermeye çalışıyordum tüm bu olanlara. o zamanki aklımla uzaktan seyre durdum olan biteni, konuşmalarını dinledim, feryatlarını işittim, acılarını duyumsadım, yaslarını tattım... diğer yandan polislere ilişti gözlerim ve yanlarındaki boyu dizimi geçen köpeklerine; aç kurtlar gibi geldi o an hepsi bana, ağızlarından yere damlayan salyalarının kokusunu duydum sanki; polisler de çok tuhaf gelmişti baktığımda, sanki bir olay çıkacağının bilincindelermiş ve bu her zaman gerçekleşen kısır döngüsel bir süreçmiş gibi duruşları, bakışları ve davranışları vardı... bunları düşünürken olan oldu tabii...

şimdi biliyorum ki;
onlar terörist annesi değil!
onlar faşistlerin yandaşları değil!
onlar ''anne'' işte adı üstünde...

onların istedikleri tek şey sarılabilecek, ağlayabilecek oldukları bir mezar taşı. *
onlar sadece ''anne''...
bunun cumartesi, pazarı olur mu?
bunun ırkı, soyu olur mu?
bunun doğusu, batısı olur mu?

aktif gay kucağı koltuk

sarsıntılı ve bol darbeli yolculuklar için bire bir efenim. *

evlat olsa sevilmeyecek tipler

kürtajın neden yasaklanmaması konusundaki teroilerden yalnızca biri.

dikkat! yüksek derecede şiddet ve cinsel öğe içermektedir.

heteroseksüel

karşı cinse ilgi duyan, hasta olan, elde etmek için binbir taklayı geçtim üçlü salto çift burgu yapabilen birey.

(bkz: straight)
(bkz: str8)

yeni sözlük yazarları

göt

bazılarınınkinin karadelikten farkı olmayan, cinsel ritüellerin yapıldığı yer; mabet

müslüman eşcinsel

cenabet

kamyonu devirmek.

cinsel münasebette bulunma durumu sonrasında girilen hal-i ahval.

yakınında bulunulduğu takdirde etrafındaki tüm uğursuzluklara ve kara perşembelere göğüs gerilmesi gereken kişi ya da kuruluş.

bu hale erişmiş olan bireyin bütün kötü enerjileri içine çeken bir karadelik olduğuna inanılır.
Henüz takip ettiği biri yok.