marvel kahramanlarının solo olarak çekildiği filmleri arasında belki de en iyisiydi. marvel sevmeyenlerin bile bu filmle bakış açısı değişebilir. hem o marvel evreninden farklı ve değişik bir ortam hem alçak gönüllü bir kahraman gayet iyiydi izleyin derim.
tenzih ederek söylüyorum herkesi fakat anlamı kabasaba görgüsüz demekmiş.
ayıların bir araya gelip yaptıkları ve içinde çıplak yaşadıkları kovan değil maalesef..
bakkalın işleri kesat olduğu zaman canı sıkılırken taşaklarını terazide tarttığını değil işsiz güçsüz birinin boşta olduğu zaman ne yapacağını bilemeyeceğini anlatan söz.
denizlerin sevimli pokemonu gibiler. yüzmeyi pek beceremez, avlanma desen zor, kamuflajı bile sevdikleriyle flörtleşirken kullanan narin canlılar. erkeği doğurur ve tek eşlidirler. malesef çoğu hayvan gibi bunların da nesilleri tehlike altında. afrodizyak etkisi için avlanıyorlar.
denizatı yemeyin. denizatı almayın. denizatına binmeyin.
tek yatıyorsam sıkıntı sabaha kadar yastıklarla uyku pozisyonu mücadelesi veririm. genelde sol kolum uyuşmuş uyanırım üstüne yatmaktan. yalnız değilsem sarılır uyurum pozisyon farketmez.
karışıklık beni mahvediyor. ofis masa ev tezgah her ne ise insanların bile karışık konuşmasına tahammül edemiyorum net olacak. herşey yerli yerinde olacak ki kafamda neyin kimin nerde olduğunu düşünmeyeyim sürekli.
sosyal medya da etkileşim ve paylaşımlarla sosyalleştiğini zanneden bir güruh var. bu da sosyal medya hesaplarını kapatma sebeplerinden biri. günlük hayatında asosyal olup sanal ortam için yaşamak akıl karı değil. manipüle olma durum da söz konusu. ne kadar bakmasanız da bir şekilde gözünüze giriyor ve konulara hakim olmadan fikir sahibi olup bir anlık gazla bunu savunma hissi doğuyor. özgürlüğünü eline aldığını zannedip aslında ne kadar ödün verdiğini fark ettiğin an vazgeçebiliyorsun. gündemi,ünlüleri ya da x birini takip etmek başta iyi gelse de bir süre sonra takip edememe korkusu başlayıp boş yere kaygı duyabiliyorsunuz. fazlası zarar gereksiz ve değersizleştiriyor her şeyi kanımca.
kendisine bu yıl altın küreyi getiren the loudest voice dizisindeki performansı için aldığı kilolarla tam bir daddybeara dönüşmüş. zaten normal haliyle de çok tatlıydı.
tavsiye iyi oldu. bir yandan da şu netflix filmlerinin daha doğru dürüst bir sona sahip olanına rastlamadım. adamlar bazı işleri güzel kotarsalar da, sonu hep bir hüsran.
günümüz için bunun bir avantaj olacağı kimin aklına gelirdi?
arkadaşım dr ve mesai sonrası evi yerine bir otele gidiyor. başka bir hemşire arkadaşım sevgili ile odalarını ayırdı ve neredeyse aynı evin içinde görüşmüyorlar uzaktan uzağa selam kelam sadece. yalnız yaşayanlar virüs konusunda biraz daha avantajlı ve aynu anda tehdit ettikleri başka birisi yok
gelen tepkiler üzerine olsa gerek yeni sezonun gelmeyeceği ve dizinin iptal edildiği açıklanmış.merak edilen adamın mesih olup olmadığıydı.zaten bunu da hiç net olarak açıklamayacaklardı ve muhtemelen sonunda çıkarımı bize bırakacaklardı.merak uyandırdığı konulara cevap bulmaktan da öte dini bir liderin ortaya çıkış hikayesini etkileyici ve gerçekçi bir biçimde işliyordu.iyi kurgulanmış ve rahat 4-5 sezon gidebilecek bir diziydi.yazık olmuş.
çekirdek aile veya fazlasını barındıran evlerin en atıl, en yaşanmışlıktan mahrum odası. örtülerle kapatılmış koltukların bulunduğu, ayak basılmasına müsaade edilmeyen el pençe divan olmanın adresi. hani şu x artı 1in artı 1i misali. mobilyalar da konuyla bağlantılı olarak klasik tarzda seçilir ki rahat edilemesin, kullanılmasın, o hep sağlanmaya çalışılan ciddiyeti korusun. buralarda yatsan yatılmaz, bu odayı kaldırıp atsan atılmaz. anne diye bir engel var sonuçta.
samimiyeti şaşkınlığı çok iyi geliyor insana.
seneler sonra aklımın almayacağı ve benzer durumlara düşüp ‘napıyosun bak sen kimin ne sen burdasın? kime geldin sen?’ gibi soruları sorabileceğimiz teknoloji robot hologramlar vs olması muhtemeldir.
gayet normal bir durumdur tam tersinin de olabileceği gibi. ne baba şefkati ne hayat kaygısı ile alakalı değilidir en azından benim için. o zaman genç sevenler çocuk şefkati mi arıyor gibi saçma yerlere gider öyle düşüncelere girmeyin. tamamen beğeni ile alakalı. örnek olarak olgunlaşmış meyvelerden alınan haz olabilir. cennet hurması, kış armutu, kivi gibi biraz olgunu daha makuldür. tabi bu da zevk meselesi.
tanım:zevkler ve renkler tatışılmaz, tartışılsa da sonuç değişmez.
her doğan insanın bir eşcinsel olduğunu, sonradan çevrenin standart olarak kabul ettiği cinsel tercihi ve bunun baskısı ile baskın hale gelip hetero olanları varsayarsak. aslında yönelim yapanların eşcinseller değil diğerlerinin olduğunu da düşünebiliriz. ve bu da eşcinsel olan çoğu insanların daha geniş görüşlü bağnaz olmayan, daha bilgi kültür donanımlı, araştırmacı hemen kabullenmeyen ve en önemlisi baskılara daha bebe iken karşı çıkıp yönelmeyen, istediğimi yaşarımcı insan tiplerinden oluştuğunun göstergesi olabilir. olamaz mı dersiniz? bu da bir ihtimaldir ve olasılığı vardır..
dün gece yatarken dikkatimi çekti yattığım yastıkların birindeyken diğeri öyle bana bakıyor gibi geldi ve aldım sarıldım, kokladım. ben kokuyordum, kendimle yattım sanki.. kendim yattım zaten.
dün gece alkolün de etkisiyle yazarların kendisini tanıtma amaçlı yazdıkları yaşlarını cm olarak okuyup başka türlü anlamıştım. oha, yok artık demiştim şimdi ise iyi güldüm *
kadıköyde pilavcı bir de gözlemeci var. istiklalde bir ara sokakta hamsi tava yapan bir yer vardı duruyor mu bilmiyorum sene olmuştur gitmeyeli vazgeçmiş de olabilirim bu durumda. maltepe çınaraltı dürümcü. içmeye gelince mekan yerine sahiller vazgeçilmezim.
alttaki yazar sonunu bildiğimiz filmi izleriz bazen defalarca. bundan duyulan hazzın açıklaması nedir beğeni dışında?