sanırım yutuptaki video üzerine açılmış başlık, videoyu izleyince cidden içim acıdı. çok açık yazacağım ki, kendi adıma eşcinsel olmayı istemezdim. zor bir hayat. kim zor olanı istesin ki? herkes kolay olanı seçer. zor bir hayat; yalan'dan nefret eden bir insandım ve sürekli yalan söylüyorum; sürekli uzakta bir yerlerde sevgilim var, yıllar öncesinden okuldan liseden ayşe fatma.. telefonum bilgisayarım ulu orta gezerdi, artık daha dikkat ediyorum. ailemle akrabalarımla dostlarımla vakit geçirmekten ciddi keyif alırdım çünkü paylaşmayı seven bir insanım, şimdi hep diken üstünde açık vermekten korkuyorum dolayısıyla daha dikkatli ve az vakit geçirmeye çalışıyorum. sürekli bi ikiyüzlülük hali var eğer lgbt konuları üzerine bir savunma yaparsam eşcinsel olduğum anlaşılacak kaygısı taşıyorum. çünkü videodaki insanlar gibi çok var çevremde, baksanıza basitçe "öldürmek" diyorlar.
dolayısıyla bu cinsel kimliğimi ben kendim tercih etmedim, bu bana doğuştan bir eklenti idi. tıpkı kaşımın gözümün rengini, dilimi dinimi ırkımı seçemediğim gibi doğuştan sahip olduğum bir özelliğimdi. ben böyle yaratıldım. esmer olmamla eşcinsel olmam aynı şey, ikisini de ben tercih etmedim. ve cinsel kimliğimi de tıpkı heteroseksüel insanlar gibi yaşamaktan haz alıyorum.
meşhur bir söz vardır: "tanrı kullarını yarattığı gibi sever." evet tanrım beni seviyor, inanıyorum da sevdiğine. sevmese de ben böyle yaşayacaktım zaten. lut kavmi vırt kavmi zırt kavmi asırlar milyonlar öncesinin toplulukları yazdıkları çizdikleri... canım dün akşam yediğimi hatırlamazken siz nasıl unutmadınız böyle efsaneleri? farzedelim ki gerçek idi o hikaye, şimdi de eşcnsel insanlar, ensest ilişkiler yaşanıyor, neden helak olmuyoruz?
çok üzüldüm ya şahsıma yapılmış tehditler var videoda, utandım ülkemden insanlarımdan. demekki sokağa çıkıp ben gayim diye bağırsam boğazımı kesecekler.
ulan ben bu ülkeye hizmet ediyorum lan! neler neler başardım bilmem kaç kişiye hizmetimle ulaştım işimi yaptım, sen kimsin ki beni öldüreceksin? benimle mi sevişeceksin? sanane kiminle ne yaptığımdan!
sevgili kaynım, bir korku var içimde; sanki fakir olarak ölecekmişiz gibi.
hazır rüşvet de tckdan suç olmaktan çıkacakken! ne diyorsun bi vurgun yapalım mı?
yapılacak onca işe rağmen internette gezinmek olarak literatüre geçebilir. örneğin bildirinin tam metninin yazılması, sınav kağıtlarının okunması, yazılacak raporlar, temizlik, bulaşık gibi işler kenarda bekler durur sen sözlükte sürtersin. *
minareyi çalan kılıfını mı hazırlıyor dedirten teklif.
fakat bildiğim kadarıyla bu sıra adli sisteme ilişkin yeni düzenlemeler getirileceği görüşülmektedir, bu suç türlerine de ceza konusunda bir düzenleme getirebilirler. **
bir bakıma tercihtir yalnızlık. dönem dönem bunu çok içten isteriz. kafa dinlemek, özlemek-özlenmek, farkındalık, kendine zaman ayırmak, yeni sanatçı-gruplar, geri kaldığın filmler-kitaplar, yenilenmek gibi getirileri vardır.
askerden döndüğümde anadolu yakasında okuldan arkadaşlarımla bunu kutlamış musmutlu alkolümü almıştım bir mart ayında, efendi efendi arabaya bindim döndüm geliyorum evime derken yolun dubalarla daraldığını düşündüm çok puslu bir havaydı seçemedim de, gecenin 5'inde ne çevirisi olacak derken mavi-kırmızı can alıcı renkleri gördüm.
yüreğime ateşler salındı!
yıllar önce arkadaşım zil zurna halde araba sürerken çeviriye takıldık ve ilahi çalan bir radyoyu açtı polisle konuşurken. polis elinde ağızlığını değiştirmiş cihazla bizi bekliyorken "hu allah hu allah" naralarını duyunca bize "devam et" demişti. aynen ben de hep kayıtlı olan ilahi çalan radyoyu açacaktım, o sıra cd çalıyor derken radyo ayarını bozdum. neyse! polis "üfle" komutunu verince, yeni gelin gibi üfler-üflemez bi kafada bişeyler yapmaya çalıştım. 2. gelen komut "araçtan iner misiniz" idi. efendiliğimi hiç bozmadan, buz gibi havada! tekrar üfledim. promil 52 çıkmıştı. 3. gelen komut "ehliyet-ruhsat verin, 6 ay araç kullanamazsınız" gibi birşeydi. kaynar sular damla damla düşerken söylediğine adapte olamamıştım.
aralıksız 30 dakika boyunca adamlara sadece yalvarmıştım. samimi söylüyorum polisler sırf benden sıkıldığı için bırakmışlardı. gerçekten 30 dk boyunca yalvarıp beyinlerini şişirmiştim. nihayetinde ehliyetimi öpe koklaya evime gelebilmiştim.
önce arabayı e5'e en yakın bağlanan yollara park ediyorsun. örneğin mecidiyeköy. sonra taksim'e gidiyorsun, güzeeeelce bi alkolünü alıyorsun. en maniğinden kahkahanı da atıyorsun. sabaha karşı tüm polis amcalar taksim'in 4 bir tarafını kuşatmış iken sen uslu uslu arabaya gidiyorsun hoooopp e5 derken otoban :)
yoğun duygu ve düşüncelerin kağıda kusulması halidir.
yazmazsan eksik kalır bir yanın, yazarsan baki kalacaktır, istemezsin kalmasını. böyle yaman bir çelişkisi de mevcuttur.
daha önceki olumsuz veya olumlu deneyimlere dayanarak oluşturulan bir bakış açısı veya yetiştiğimiz ortamda yıllarca egomuza doldurulan asıllı-asılsız düşünceler bütünüdür.
kendimizden "farklı" olarak algılayıp bir insanı veya bir topluluğu hakir görüp uzaklaşmak olarak tanımlanabilir. karşı tarafı potansiyel düşman veya risk grubu gibi düşünüp etiketlemek, örseleyip yok etmeye çalışmaktır. ötekileştirmenin birçok çeşidi de vardır; politik sebepler örneğin, köken farklılığından kaynaklı olabilir. doğarken sanki özellikle seçtiğimiz ve gurur duyduğumuz saçma zımbırtı, din, dil, cinsiyet, köken vb.
temelinde kesinlikle "önyargı" yatar. daha önce karşılaştığımız veya yaşadığımız olumsuz bir durum karşısında yaptığımız bir genellemedir.
örneğin bugün, işyerinde hiç ummadığım anda 2 adet üniformalı polis görmem üzerine horoz gibi kabarıp dik dik bakmam. **
hem türk müziği, hem türk sineması için dönüm noktaları yaratmış, yeni başlangıçlara vesile olmuş türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. kızı müjde ar'ın annesini anlattığı ntv yapımı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.
nevizadede bira içilebilir diye düşündük aslanım’ın üst katı, saat olarak da 19:00 şeklinde belirledik. daha şiddetli bir önerisi olan varsa belirleyebilir mekan ve saat önemli değil
bursalı bir grup sanırım en bilinen şarkısı kasvetli kutlama, şarkıyı dinlerken bana enjoy the silence’ı hatırlatıyor. buram buram kalite grup, gothic tarzları the cure tadında, gerçekten zamanın ötesinde şarkılar yapıyorlar.
son zamanlarda jakuzi ile beraber yükselişe geçen iki gruptan biri kanımca
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
gayet de güzel olmuş. arabada köşede sokak ortasında bir kadını para verip sikerken iyi, eylemde çıplak görmek kötü. hayırlı işler türkiye!
femen neden feministlerin marjinal insanların eşcinsellerin hoşuna gidiyor da türkiye vatandaşı insanların aynısını yapması hoşunuza kaçmıyor? neyini beğenmedin canım? gelinlik giymiş gay, maskülen kıyafetli lezbiyen, makyajlı insanlar güzel duruyor da çıplak olan hayat kadınları veya lezbiyen her ne ise bu mu çirkin durdu.
herşey el altından yürüsün gitsin nasılsa bilinmiyorum mantığı midemi bulandırdı nasıl bir ikiyüzlülükse bu.
beynimde saatlerdir filler skşyor.. dün tam olarak 1 saatliğine derse ara vereyim taksimde arkadaşlarla kahve içeyim diye evden çıktım fakat eve dönüşüm bi hayli geç oldu sabah 6ydı yanlış hatırlamıyorsan... kahve diye çıkıp 1.5 litre rakı ne ara içildi nasıl o masaya oturdum hatırlamıyorum tek hatırladığım dansözün beceriksiz bel kıvırmasıydı.. masada ağır abiler vardı kalkamadım, yoksa o dansöze ağzının payını verirdim. verirdim inanıyorum kendime.
xalo ahretliğim de beylikdüzünde yeni saç tasarımları derdindeydi, mavi onda huymuş bilen bilir. ben bilmiyordum bunca yıldır öğrenmiş oldum.