arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

urban cone - urban photograph

istanbul'da suriyeli eşcinsel mültecinin kafasının kesilmesi

korku filmi gibidir. gerçek olması ve götümüzün dibinde olması ayrıca dehşet vericidir. savaşmak istiyorum ama kafa kesiyorlar lan. 21. yüzyılda kafa kesiyorlar. ne yapacağını bilemiyor insan.

akrep burcu erkeği

boş başlık dolduralım.
güya olduğum erkek. özelliklerinin yüzde doksanını taşımıyorum bence. ya ben çok yanlış anlamışım ya beni cami avlusundan almışlar ve doğum günümü sallamışlar.

zeki ama çalışmıyor

beni üniversiteye kadar taşıyan kalıp. sonra iş yeteneğe döndü, göt gibi kaldım ortada.

flört etmek

hiç beceremediğim, sinyalleri falan da asla anlamadığım süreç. goofy bir şekilde kafamı kaşıyorum genelde.

yazarların şu anki ruh halleri

şaşkın ve huzurluyum. bugün biri kafamın üstünde ve bacaklarımın arasında değişik bir tütsü gezdirerek nazar karşıtı duamsı büyümsü bi şey yaptı. ardından külünü alnıma sürdü. evdeki diğer insanlara da aynı şekilde. bir saat sonra tüm ev halkını ani bir uyku bastırdı ve üç buçuk saat kadar herkes uyudu. hakkaten ilginç bir deneyimdi. en kısa zamanda daha habis bir versiyonunu gerçekleştirmeyi planlıyorum. burdan yürüyüp necromancer falan olurum belki allam çok heyecanlı.

sözlük yazarlarının ayakkabı numaraları

en havalı meslekler

fuck buddy

aklımın ermediği sıfat. beyin kıvrımlarım sikmek ve sevmek arasındaki farkı algılayamıyor.

yabani dergi

bir çizgi roman dergisidir.
(bkz:#300229)

üstün insan ırkı

four weddings and a funeral

charles ve carrie'nin yattıkları insanlardan bahsettikleri kafe sahnesi unutulmazdır. hugh grant'in inanılmaz mimikleri eşliğinde carrie'nin skoru 33'ü bulur.
"well there you go, less than madonna more then princess di i hope."



uğurlu sayımız 32 bu arada. 6-7 civarında ölmeyi planlıyordum ben lanet olsun.

ayı sözlük yazarlarının mutsuzluk tanımları

sahip olduğum hisleri kontrol edememek. "şu an bunu hissetmem kesinlikle yanlış ve etik değil" diyebiliyorum ama o his bir yere gitmiyor mesela.

bu entryi zaten oylamışsın

"bana ne lan bi daha oylarım!" deyip hoş butonunu eskiterek tepki gösterdiğim uyarı. şu an aklıma geldi "+2" diye yorum yapacağım bir daha böyle bir entry denk gelirse.

chris hemsworth

itinayla itici buluyorum. kendisini de kardeşini de.

colton haynes

arrow'u bırakma sebeplerimden biri olan oyuncuydu. arrow'dan bahsediyoruz tabi ki sebepten çok ne var bırakmak için?
yine de dc evreninden bir karakteri gey bir oyuncunun oynaması sevindiriyor insanı. daha büyük kazanımlarımız var artık gerçi bu konuda.
(bkz: ezra miller)
(bkz: flash)

türkiye'de çizgi roman

emekleri yadsınamaz birçok yazar ve çizerin katkısıyla türkiye'de ilk aylık fasikül olarak çıkmaya başlayan yabani dergisiyle bir seviye atlama şansı bulmuş olabilir. fakat bu indie korku ögeleri ve türk motifleriyle hazırlanan birbirinden farklı hikayeler odağı biraz bozuyor bence. bunun yerine yazarlar tarafından ortak bir evren kurulup hikayeler olabildiğince az ve öz tutularak akılda kalıcı bir proje sağlanabilirdi. ikonik potansiyellere sahip karakterler yaratarak kendilerine geek aleminde sağlam bir kitle edinebilirlerdi. yine de cesur bir girişim. fikirlerine saygı duyuyorum ve desteğimi esirgemeyeceğim.

geçmişe dair silmeye kıyamadığınız fotoğraflar

telefonunuz serviste haberiniz olmadan formatlanınca kıyamamanızın pek de bir şey ifade etmediği fotoğraflardır. cesaret edemediğinizi rastgele bir servis elemanı yapmıştır.*

preacher

ilk sezonu biten dizi. preacher'a yakışan bir absürtlükle bitti bence. önceki birkaç saçma bölüm gibi değildi yani. ha gerek var mıydı bu sezona? kesinlikle yoktu. maksimum iki bölümde anlatılabilirdi şu annville muhabbeti. o yüzden dizi bittiğinde insanlar izlemeyenlere tavsiye ederken "ya ilk sezona sabret biraz gerisi efsane" diyecek büyük ihtimalle.
bölümde hoşuma giden bazı detaylar:

--- spoiler ---

-kızılderili kostümlü adam ve ayı kostümlü adamın ilişkisi. bunun üzerine cassidy'nin brokeback mountain göndermesi.
-tanrıyla görüntülü konuşma muhabbeti. çizgi romanın çıktığı dönemde bu kadar popüler olsaydı skype falan çizgi romanda bile yer alabilirdi böyle absürt bir olay.
-tanrının beyaz bir erkek olması hakkında tulip'in görüşleri.
-patates kızartması yemeye gittikleri yerde çizgi romanı özetleyen muhabbetler.
-jesse'nin genesis'i göstermek için "kiss me" demesi, romantik bir şekilde öpüşmeleri ve ardından tulip'in bi tane çakması. tam bir çizgi roman tulip hareketi. baya güldüm buna.

--- spoiler ---

yazarların şu anki ruh halleri

huzurluyum ulan üç aylık yeğenimi seviyorum. şu bir haftam o kadar mutlu geçecek ki bitince yıkılacağım sanırım. guncle olmak gibisi yokmuş gerçekten. gaza geldim çocuk yapacağım hatta. elit geyler eqlesin.
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..