arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

chris pratt

yavru köpek sevimliliğinde, bir zamanların tombiş, şimdinin kaslı aktörüdür. parks and recreation'dan sonra guardians of the galaxy'de de güldürmeye devam etmiştir.
bir insan hem tatlı, hem yakışıklı, hem komik, hem seksi nasıl olur sorusuna "beyle" şeklinde cevap verir niteliktedir.

parks and recreation

indiana eyaletinin pawnee şehrinde geçen, belediyenin park/bahçe departmanın çalışanlarını anlatan mockumentary tarzındaki dizidir. ilk sezonu* the office'den esinlenmiş gibi dursa da ilerleyen zamanlarda kendi havasını yakalar. the office'e oranla barındırdığı efsane karakter sayısı daha fazladır. leslie ( amy poehler), ron ( nick offerman), april ( aubrey plaza), andy ( chris pratt)... hepsi birbirinden farklı ve birbirinden eğlenceli karakterlerdir.
dizi şu an dün 7. sezon finaliyle aramızdan ayrılmıştır.

the office

bir kağıt şirketinin çalışanlarını anlatan, dokuz sezonun ardından aralarından biri gibi hissettiren, sıcak, komik ve eğlenceli bir mockumentary dizisi.
dwight schrute, michael scott, jim halpert, pam beesley gibi birbirinden orjinal karakterlere sahiptir. kimi zaman karın ağrıtana kadar güldürür, kimi zaman üzer ağlatır. hayat gibidir.
ofiste çalışma isteğim bile vardı sayesinde bir ara.

michael scott

efsane dizi karakterlerinden biridir. the office'in can damarıdır. zaten diziden ayrılınca aynı tadı verememiştir dizi bir daha.
şu günlerde ise parks and recreation ile leslie knope yerini dolduruyor.

milli eğitim bakanlığının yeni kılık kıyafet yönetmeliği

artık başörtüsü dışında uygulanmayan yönetmelik. amaç belliymiş başından beri. direk başörtüsünü serbest bıraksalar daha samimi olurmuş zira karşı değilim, karşı olma hakkım da yok. ha benim kimseye karışma hakkım olmadığım gibi kimsenin de bana karışma hakkı yok. "ileri demokrasi" dedikleri zımbırtıda gel de anlat bunu şimdi.

black sails

2014'te başlayan ve şu an 2. sezonunda olan korsan dizisi. bildiğimiz define adası romanından 20 yıl önce olanları anlatır. deniz maceralarını, korsanları falan ne kadar sevmesem de ağzım açık kala kala izledim ilk sezonu. bugün de 2. sezonda biriken beş bölümü izledim ve hikaye altyapısının izlediğimiz çoğu diziden başarılı olduğunu söyleyebilirim.

--- spoiler---
--- spoiler---

2. sezon 5. bölümde kaptan flint'in öfkesinin ve verdiği savaşın sebeplerini flashbackler aracılığıyla anlıyoruz. meğer thomas ve barlaw ile üçlü bir ilişkisi varmış. bu öğrenilince thomas'ı elinden almışlar ve hastaneye kapatmışlar. flint, barlaw ile naoussa'ya kaçmak zorunda kalmış. böylelikle geçen sezondan beri gizemini koruyan barlaw hanımın olayını açığa kavuşturmuş oldular. sahip oldukları ilişkiden bir kişi eksilince ruhlarını kaybetmişler adeta.
kaptan flint'i aramızda görmekten mutluyum. genelde yan karakterler lgbt olurdu, flint'i biseksüel yaparak risk almış oldular. ekşi'de falan da yorumları okursanız görürsünüz zaten homofobiklerin çırpınışını. neyse siktirsinler gitsinler, fandom daha kaliteli insanlardan oluşmuş olur böylelikle.

--- spoiler ---
--- spoiler ---

eferkhamin

ilginç maceralarını eğlenerek okuduğum yazar. üslubu çok tatlı efendim.

2015 oscar ödülleri

her seneki gibi hiçbir sürprizi olmayan ödül töreni. bir saatini kaçırsam da pek bir şey kaçırmamışım okuduklarıma göre. "not my tempo" esprisi ve yardımcı erkek ödülünü kaçırdığıma üzüldüm ama.
keşke tina fey ve amy poehler sunsaydı.
bitmesinin ardından edit: the ımitation game'in senaristi graham moore'un en iyi uyarlama senaryo ödülünü aldıktan sonra elleri titreyerek yaptığı konuşma harikaydı. on altı yaşında intihar etmeye çalışmış biri olarak bugün oscarı tutuyor ellerinde. "stay weird. stay different. and when it's your turn to stand on this stage, pass the message along." diyerek benim için ilham kaynagı olmuştur. best screenplay oscarı alma hayallerim vardı, sayesinde o kadar uzak gelmiyor bu hedef.

gaylerin sanata çok yatkın olduğu gerçeği

sosyalleşmemiz, ergenleşmemiz gereken dönemlerde bireyselliğimizin tavan yapmasından kaynaklı olabilir. millet birbiriyle çıkadursun biz kalemimize, kağıdımıza, enstrümanımıza sarılıyor; kendi özgürlüğümüzü yaratıyoruz.
belki çok anlam yüklüyorum bilmiyorum ama eşcinsel olmasaydım şu an aynı insan olmazdım muhtemelen.

çocukken korku filmi izlemek

grudge'ın yorgan altı sahnesi ardından kendini rulo yapıp hareket etmemek gibi yan etkileri olan ürkünç eylemdir. manyak kadının gırtlaktan çıkan o kulak tırmalayıcı sesi her an kulağınızda yankılanır.
ama özlüyorum o günleri. korkamıyorum eskisi gibi artık.

öküz gibi çalışmak

öküz? çalışmak? ha?
biri pizza mı dedi?

ayı sözlük itiraf

tumblr'da fuckyeahgaycouples bloguna girip imrenerek bakıyorum sözlük. hepsi o kadar tatlı ki istemsizce mutlu oluyorum. sonra da hüzünleniyorum hayal ettiğim bazı kareleri görünce. mesela şunun yüzünden gözüme toz kaçmış olabilir ehehe:
http://fuckyeahgaycouples.tumblr.com/pos...

başlıkları alt alta okumak

. ve kazanan
. the imitation game
(bkz: 2015 oscar ödülleri)

the imitation game

başrollerini benedict cumberbatch, keira knightley ve matthew goode'un paylaştığı 2014 yapımı film. 8 dalda oscar adaylığı bulunmakta.
ikinci dünya savaşı sırasında, alan turing önderliğinde, almanların iletişim aracı olan enigma kodunu kırmaya çalışan matematikçileri konu alıyor. dolayısıyla biyografik bir film.
uzun zamandır bekliyordum izlemeyi. "ağlamayacağım" diyerek başladım filmi izlemeye. fakat daha ilk sahnesinde polisin söylediği "siyanürünle iyi şanslar" cümlesiyle gözlerim dolmaya başladı. çünkü alan turing'e gay olduğu için yapılan haksızlık başka hiçbir şey kadar etkilemedi beni tarihte.
benedict cumberbatch'i tebrik etmek istiyorum. tek yönlü bir oyuncu sanıyordum kendisini. yanıldığımı kanıtladı oyunculuğuyla. umarım oscar'ı alır.

the unexpected virtue of ignorance

birdman

9 dalda oscar adaylığı bulunan 2014 yapımı film. bir diğer adı the unexpected virtue of ignorance başrollerini michael keaton, edward norton, emma stone, zach galifianakis ve naomi watts paylaşıyor. michael keaton'ın oynaması eski batman rolü açısından da bir ironi aslında.
film oyunculuk dersi verir nitelikte. özellikle edward norton'a hayran kaldım.
çekim tekniği sıradışı. bir an bile ayırmadım gözümü ekrandan.
şöhret ve oyunculuk konusunda ilginç noktalara parmak basıyor.
harika broadway atmosferine değinmeden de geçmeyelim.
umarım en iyi film oscarını alır.

whiplash

sanat ve hırs hakkında söyleyecek bir iki şeyi olan filmdir. black swan ile aynı kategoriye koyabiliriz bu bakımdan.
ana fikri görüşlerime ters düşse de hayranlıkla izledim her anını. son sahnesi şahaneydi özellikle.
peki oscar almalı mı? benim kalbim birdman'den yana.

ingiliz aksanının çok seksi olması

farkında olduğum ve katıldığım gerçektir. şu aksanla öğrenseydik ingilizce'yi fena mı olurdu?

zombi istilasında kullanılacak en iyi silah

kesinlikle katana. kill bill'i hatmettikten sonra ustalıkla savurabilirsiniz kılıcınızı.

olası bir zombi kıyametinde türkiye'de yaşanabilecekler

dünyaya yayılan zombi virüsünün ardından türkiye'de yaşanabilecek hayatta kalma savaşının bütünüdür.
mizahi açıdan bakarsak beyzbol sopasının yerini oklavaların alması, öldürülen zombi ardından fatiha okunması, devlet büyüklerinin yapacağı açıklamalar geliyor aklıma.
ayrıca (bkz: kafasına vur kafasına) (bkz: ada: zombilerin düğünü)*
gerçekçi bakarsak "zombilerden değil, insanlardan korkacaksın" felsefesini bire bir yaşayacağımızı düşünüyorum. zaten çok farklı şeyler yaşamıyoruz şu an.
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..