bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

yaşlı eşcinsel

göz açıp kapayıncaya kadar 20-30 yıl geçtiği göz önünde bulundurulursa, bir göz açıp kapamayla daha içine bulunulacak durumdur. biz ideallerimizi kafamızda sıralayana, istediğimiz yaşamın peşinde koşana kadar zamanın bir çırpıda geçmesidir. yalnızlık muhtemel getirisidir.

bonzai

özellikle parklarda gecenin bir vakti şuursuz dolanan gençlerin çoğalması ile göze batmaktadır. hele hele kentlerin az gelişmiş bölgelerinde ve bu bölgelerdeki insanların rağbet ettiği eğlence mekanlarında kullanımı artan bir uyarandır. gece yarıları çöp kutularıyla konuşan mı ararsınız, polislerle game of thrones vari kafa tutanlar mı ararsınız saymakla bitmez. etkilerinin ne olduğunu bilmesem bile sokaklarda zombi gibi dolanan gençlerin arttığını görmekteyiz.

uyuşturucunun fazlasıyla arttığı yerler ile ilgili çeşitli rivayetlerde mevcuttur. özellikle eğitimsiz kesimin yoğun yaşadığı yerlerde kullanımının artması ve bu bölgelerin belli bir zaman sonrasında ölü bölgeler haline gelip rant odağı olmasıdır. bu bir rivayettir nihayetinde ya da madde kullanımının yoğun olduğu bölgelerinde kaderidir belkide. şu an inşaat sahası olan ve öncesinde uyuşturucu kullanımının fazlasıyla arttığı, yaşamın bittiği bölgeler olması dikkat çekmektedir.


artık eğitimsizlik mi dersiniz, kent yaşamına ayak uyduramamak mı, yoksa keyif budalalığı mı... ne derseniz diyin. büyükşehirlerde kullanımının fazlasıyla artması görülmeyecek gibi değildir.


ramazan nedeniyle seks yapmayan eşcinsel

zombi istilasında kullanılacak en iyi silah

kezzaptan ötesi yok. bir de tuz ruhu ile kombo yaptın mı oh! mis gibi olurlar valla. bal dök yala... baktın bunlar işe yaramadı okunmuş su dene. 2 ettehüyatü 1 ayetelkürsü ile ilik gibi olurlar. en kötü ihtimal osurup algılarını bozar kaçarım.

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

orgazm sonrası ilk yapılanlar

fuckbudy ise güzel diyip yola koyulur ya da yol verilir. işte bu anlarda orgazm olsanız dahi saman alevi gibidir. fakat bu kişi sevgili ise nefes nefese sarılınır, göz göze bakışarak zaman bile bükülebilir. böylece orgazmın verdiği zevk zamana yayılır ve yavaş yavaş azalarırken bu duygu doyasıya yaşanır. yani kısacası orgazm olsanız bile bunu yaşatabilecek bir duygu yoksa yalan olur.

lübnan arapçası

özellikle alternatif tarzlara çok yakıştırdığım bir lehçedir. arapçayı sevdirir gari.



(bkz: mreyte ya mreyte)

ayna

ablaların küçük kardeşlerine hitapları

süper salak ve şaban'nın kısaltması olarak seşeban derdi bana küçükken. uymaz desem de yine beni deli edene kadar derdi bunu. ama bende boş durmazdım. bu anları biriktirip ortaokul ve lise döneminde okul arkadaşlarının arasında ona pakize derdim. halbuki değil ama huyum kurusun kısasa kısas. hatta beni çok kızdırdıysa halk arasında deli pakize diye seslenirdim. hasbam böyle seslenince de bakardı üstelik. yani bu uydurduğum adı benimsemişti garibim. az çektirmedim...

sonra ablam üni. kazandı ve bende peşinden aynı yerde liseyi kazandım ve beraber yaşadık. çocuklukta kedi köpek gibi yaşayan kardeşler sonra ev idaresi konsuunda iş başa düşünce mum gibi olduk.

(bkz: hey gidi günler)

aile

eşcinsel çiftler için belli başlı ülkelerde yasal yaşama imkanı olan konudur. özlemi çekilen ama zaman geçtikçe türkiye ve benzeri ülkelerde umutsuzluğa düşüren olgudur. çünkü zaman bu kavram için her zaman alehimize işler ve olası değildir hiçbir zaman. malum ülkemizde aile olmak için tek seçenek karşı cins ile evlenmek olduğu için ve aile kavramını ucundan tadabilmek, özellikle de çocuk sahibi olabilmek için eşcinseller heteroseksüel görünmek zorundadır.

ayı sözlük itiraf

az önce markette alışverişe giderken sanırım 6-7 yaşında bir çocuk tarafından ötekileştirildim.
bundan 3 yıl önce severek aldığım bir tshirt'ü giydim ve köşedeki markete gittim. önce dışarda meyva sebze reyonuna bakındım sonrada markete girdim. marketin kapısı açılır açılmaz bir velet karşımda belirdi ve aramızda şu dialog oldu.

ç:* bunları giyenler burdan alışveriş yapamaz
b: anlamadım?
ç: böyle renkli şeyler giyemezsin. olmaz.

ardından ben hafif bir tebessüm ve çatık kaşlarımla çoçuğa bakakaldım. o sırada anası belirdi. pis bir sırıtışla, onaylar bir tavırla ve böbürlene böbürlene hiç bir şey demeden çocuğunu alıp dışarı çıktı.

hani bilsemki halimden tavrımdan dolayı bunu söyledi hadi eyvallah. ama öyle olsam "15 sene sonra gel sana her yönden aydınlanma yaşatırım" diyeceğim çocuğa ama alakası yok. anası çocuğunun söylediklerini duyduğuna göre sırf bu tshirt'ü giydiğim için bana bunu reva görmüş herhalde. hani bu tshirt'ü giydiğimde zaman zaman abuk subuk bakışlara tabi kaldığımda bile karşımdakinin gözünün içine, kaşlarımı çatıp pis pis bakarım. anca ayaklarını denk alıyorlar. sonuç olarak böyle bakılacağını bilerek giyerim ve ona göre tavrımı koyarım ama burda söz konusu olan bir çocuk.

kendi açımdan bir sıkıntım yok. konu açıldığında efendi gibi tartışabilecek birisiyim ama asıl garip olan bu bakış açısının bir çocuğa öğretilmiş ve çocuğun şartlandırılmış olması ya da bunu böyle düşündürmesi.

söz konusu tshirt:

not: malum çocuklar bu yaşlarda hayal dünyası ve onun çevresinde oyunlar kurarlar ve zaman, mekan farkı olmadan böyle oynarlar. özellikle annenin tavrı bana bunu çağırıştırdı ama bu olaya şahit olan bir ebeveyn olsam durumu anlamak istedim açıkçası. muhtemelen pasif agresif bir günümdeyim. haliyle konu eşcinsellik olunca söylenen her hangi bir şeyde algıda seçicilik devreye giriyor belkide.

lgbti temalı klipler

reha bilimlier- alayına isyan.

yazarların çocukluk lakapları

kaleci balina. futbol ile son temasımın olduğu zamanlardandır. eyvallah kiloluydum ama gel gör ki o zamanlarda güdük bir şeydim. ama niye balina derlerdi hiç aklım almaz. kilolu olan herkesin başına geldiği gibi maçlarda beni kaleye koyarlardı. canım istediğinde konsantre olur kurtarırdım ama canım istemediğinde de öylesine elimi, ayağımı uzatırdım. özelliklede çabaladığım halde çok üzerime gelindiğinde öylesine kurtarırdım. hatta inadına gol yiyip takıma ayar vermişliğim bile vardı. bunu bilenlerde maç esnasında bana bulaşmazdı.

kırmızı fuların sosyalizm suçu sayılması

kırmızı fularlı kızın dağa çıkması

kırmızı fuların sosyalizm suçu sayılması ardından olayın kahramanı ayşe deniz'in dağa çıktığı haberleri gelmiştir. öncelikle temkinli yaklaşılan ama zaman geçtikçe doğru olduğu görülen olaydır. dağa çıktıktan sonra destan yörük kod adını aldığı söylenmiştir.

kendisinin durumla ilgili beyanatı şu şekildedir:

"okullar, hastaneler ve diğer yaşam alanları etrafı tellerle örülerek hapishaneye dönüştürülüyor. bir şekilde insana 'benim elimde yaşıyorsun' hissini veriyor. 'ipler kimin elinde' dersek; iplerimizin onların elinde olduğunu ve bu iplerden kurtulmamız gerektiğini belirtebiliriz. önemli olan o ipleri kesip kurtulmamızdır. hani pinokyo'ya bir peri dokunuyor ve özgürlüğüne kavuşarak artık başkalarının yaşatmak istediği acılara son veriyorsa ben de öyle iplerimden kurtularak özgürlüğüme kavuşma kararını verdim."

http://www.bianet.org/bianet/genclik/156...

ayı sözlük yazarlarının diline dolanan şarkı sözleri

gün içerisinde kendimi aptal aptal söyler biçimde bulduğum şeylerdir. hani bir anlamı olsa içim gam yemeyecek ama yok amk. benim genellikle reklam jingle'ları böyle dilime dolanır. en sikimsonik ve babalarıda tahsildaroğlu ve padişah halıdır.*

tahsildaroğlu benim peynirim, hem güzeldir hem lezzetli seçim.


padişah, padişah, padişah halııııığ. evlerin sultanlarına padişah halığğğğ. http://www.mynet.com/video/reklamlar/pad...


şakılara gelecek olursak en manasız ve en beyin sikeni "ah keşkem" , "şiki şiki ba ba" ve "aşk bu kızılötesi yaralı müzesi hareket edemem"

nasıl unuturum yafu bir de "kafam güzel, dünya güzel, her şey güzel... sen güzelsin güzelsiiiiiin sen güzelsin güzeeeeelsiiğiiiiiin sen güzelsiin güzelsin güğüzel" var.

bir kadının en güzel yeri

ağzı ve özelliklede kapalıyken.

bir erkeğin en güzel yeri

ağzı özellikle de doluyken.

yakışıklı erkek görünce bir programın ilk sürümü gibi hissetmek

commodore 64 misali ortada kaldığınızda, etrafta retro seven birilerinin var olmasını umut edersiniz.

(bkz: umut fakirin ekmeği) ya da (bkz: umut fucker'ın ekmeği) hangisi işine gelirse...
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.