karizmanın vücut bulmuş hali, rock starlığın zirvesi, gitar üstadı ve yeni öğrendim ki iyi bir vokalmiş. bu kadar güzel şarkı söylediğini bilmiyordum. çok yakışıyor bu adam sahneye.
ayı sözlük iki yaşında zirvesi için kalkıştığım kurabiye operasyonundan sonra yaşamaya başladığım süreç. daha önce konusu olmadı ya da ailemle yaşamadığım için bilmeleri gerekmedi. ama yazlıkta bir arada bulunduğumuz için telefon görüşmeleri falan derken kurabiyeleri yapan kuzenim dahil anne, baba, kardeş, komşular herkes bir lgbt sözlüğünde yazdığımı, bir sözlük dolusu eşcinsel arkadaşım olduğunu öğrendi. on gündür eşcinsellikle ilgili ne biliyorsam, yanlış kanıları düzeltmek için sayıp döküyorum. heterolar eşcinselleri yok saydıkları gibi onlarla ilgili sorunları, gerçekleri, olayları da konuşmaz, yok sayarlar. benim yakın çevremde bu konu hiç bu kadar açık seçik konuşulmamıştı. yığınla önyargının yanı sıra "aslında özel hayatları onları ilgilendirir." gibi sonuçlara da varıyorlar arada bir. ama hala eşcinselliğin ahlaki bir çöküntünün sonucu olduğunu düşünmeden de edemiyorlar. eşcinsel arkadaşlarım olmasına bir itirazları yokmuş, ama çocuklarından biri eşcinsel olsa ne tepkiler vereceklerini de az çok sezdim bu süreçte. sözlüğe katılmadan önce sizin dünyanızla, sorunlarınızla, mutsuzluklarınızla ilgili çok az fikrim vardı. sözlüğe katıldıktan sonra sizi daha iyi tanıdığımı ve anlamaya başladığımı sanıyordum, meğer hiçbir şey anlamamışım. birebir yaşamadan, o tepkileri, koşullanmaları görmeden insan kavrayamıyor hiçbir şeyi. kimsenin hayatı ve bedeni yalnız kendine ait değil bu toplumda tamam, ama hiç kimsenin hayatına ve bedenine de eşcinsellerde olduğu kadar müdahale edilmiyormuş, bir şeyleri değiştirmek ya da kabul ettirmek için buzdan ve ateşten bir duvara çarpa çarpa amansız bir mücadeleye girmek gerekiyormuş. gördüm, anladım, çok üzüldüm! işiniz ne kadar zor, şimdi daha iyi anlıyorum.
kendisini kim, nerede, nasıl eğitip bugünlere hazırladıysa artık kritik zamanlarda gerçekleştirerek sahnelediği ve amaçlanan etkiyi de bırakan gösteri. işe yarıyor olması * insanı delirtiyor ama kabul etmek lazım ki iyi strateji. eğitimsiz, duygusal bir halka bundan daha etkili ve doğrudan mesaj verilemez
uzun ve renkli bir hayat, hayatın garip sürprizleri, adamın burnunu sürte sürte eğitmesi, "asla yapmam!" dediğin şeyleri yapmak zorunda kalmak, "çok istiyorum, mutlaka yaparım." dediklerinden mahrum kalmak biçimlendiriyor insanı. beni böyle bir ben yaptığı için hayata ve hayatıma giren iyi kötü herkese teşekkür borçluyum.
"bir anlık hislerinin kurbanı olmuş" bir insana layık olduğu yeri gösterme cümlesi (sanırım). adam hislerinin kurbanı olmuş. boş değil yani. tavuğa karşı birtakım hisleri var. yapmış ama hele bir sor, neden yapmış. kolay mı insanın hislerini içine atması, yok sayması, bu acıyla yaşaması? içinden bir ses "git, hislerini yaşa, bir daha mı geleceksin dünyaya?" demiş, o da gerekeni yapmış, başka bir mal olan savcının talimatıyla da serbest kalmış. inşallah bugünden itibaren de kendisini serbest bırakan savcıya da birtakım hisler besler de dünyanın kaç bucak olduğunu gösterir.
11. bodrum bale festivali'nde bu gece sergilenen muhteşem oyun. sibirya devlet balesi dansın, estetiğin, disiplinin zirvelerinde gezdirdi izleyiciyi. müzikler, kostümler, kalenin büyüleyici atmosferi ve olağanüstü performanslarla tarihi bir yolculuk yaptık. rüya gibiydi.
büyüklerin yapmak istediği ama asla cesaret edemeyeceği bir ayar cümlesi. videoyu izlerken hem üzüntüden hem gülmekten ağladım. hiç gün görmeden, sağlam bir bot giymeden, doğru dürüst mutlu olmadan göçüp gittin mi bu dünyadan? küçük meleğim, ışıklar içinde uyu!
çok uzun yıllar yabancı dillerin etkisinde kalan, halen de kalmaya devam eden bir dil ne kadar zengin olabilirse o kadar zengindir. okumayan, okuduğundan sonuçlar çıkaramayan, edebiyatla hiçbir ilişkisi, bağı olmayan bir halkın diline katkıda bulunması çok zor. zaten bizim milletçe derdimiz anlaşmak, konuşmak değil. derdini anlatıyorsan sorun yok. o kadarını hayvanlar koklaşarak da yapabiliyor ama neyse!
sinsi sinsi yapınca farkına varılmayacağını düşündükleri "laik devletin dibine dinamit koyma" stratejisinin esaslı adımlarından biri. yani diyor ki cami duvarına işedim, yetmedi sıçtım, şimdi de sıvıyorum! hassasiyetleri bu kadar hoyratça ezip geçmenin de bir nedeni, bir de bedeli olur. kimse bu işten "ben yaptım, oldu!" kolaylığıyla çıkamayacak.
et ye da kemik suyuyla yapılan, çorbaların sultanı, en birincisidir. bir de dinlenme tesislerinin vazgeçilmezidir. yolculukta ne zaman içim kıyılsa gözümün önünde hemen döner ezo gelin.
çok sevdiğim bir yazarın isim vermeden kendisi hakkında "bu çocuğun yüzüne sonradan sonraya bir kahpelik geldi." dediği sanatçı." tarkan'ın yaptığı işleri tartışabilirsiniz ama doğru ve güzel okur." demişti arif sağ da. sonuç olarak güzel şarkı söyler, star ışığı da duruşu da vardır. alçakgönüllü olduğu söylenir. cinsel yönelimini gizlemek adına başvurduğu tiyatro komik ve inandırıcılıktan uzaktı ama o konuda plak şirketinin ve yapımcıların büyük baskısı olduğunu düşünüyorum. çünkü fotoğraflar ortaya çıktığında fotoğrafların kendisine ait olduğunu kabul etmiş, arkasında durmuştu. bence türkiye'nin çıkardığı ender pop starlarından biridir. ha dinler miyim? hayır! ama yiğidi öldürsem de hakkını yemem doğrusu.
herkesin bin bir türlü maskeyle gezdiği bir toplumda yanınızdan sessiz sedasız geçip gidebilecek öğretmendir. malum en mahrem yanımız cinselliğimiz olduğu için bu durumlar itinayla gizlenir. insanların kapılarını kapatıp evlerine çekildiklerinde kiminle nasıl seviştiğini bilemeyiz. o yüzden hoca hanımın cesur itirafı başlık konusu oluyor. vardır efendim, geçiniz biseksüelliği, eşcinselliği bunlar olağan durumlar. tahtanın başına geçip ders anlatan, ideal insan pozlarına bürünmüş ne tacizci, tecavüzcü, psikopat, seksomanyak hocalarınız olmuştur da ruhunuz duymamıştır. malum, kime sorsan pek bir normal ve sağlıklıdır. normal, sağlıklı ne demekse artık!
sizi bu kadar şenlendirdiği için çok mutlu olduğum, boyundan büyük işler beceren kurabiyeler. seneye gurbet kuşlarının da aramıza katılacağı partiye ellerimle getirmeyi umuyorum.
ikisi de "bir hoşgörü dini" olan islam'a mensup, ikisi de hoşgörüsüz, ikisi de katil, ikisi de antidemokrat, ikisi de despot, ikisi de diktatör, ikisi de kibirli, ikisi de kompleksli.... bu liste sayfalar boyunca uzar gider böyle!
babamın uzmanlık alanı. yıllarca, sıkılmadan. aynı hararetle kin güdebilir. bir biçimde acısını çıkarmadan da içi rahat etmez. hiçbir şey yapamasa surat asar, tersler karşısındakini. çok zordur kinci bir insanla yaşamak çok!
lgbt bireylerinin ezildiklerini düşünmüyorum, diyen; yaşadığı toplumdan bihaber yaşam formu. duyarsızlığı ve bencilliği en homofobik insanı bile dumur edecek düzeyde.
takip etmediğim, tanımadığım bir medya fenomeni. ama ölümü nasıl koydu anlatamam. sonradan baktım videolarına. içim yandı. nasıl hayat dolu, neşeli, güzel bir insanmış. her ölüm erkendir ama bu da çok çok erken oldu, yazık oldu. ışıklar içinde uyu canercim.
kafası kesilmiş tavuk gibi ne tarafa gideceğini bilememek, bazen kendi kendine konuşuyor gibi hissetmek, bazen kenarda durup oynayanları uzaktan izleyen pısırık bir çocuk gibi oyuna girmeye cesaret edememek, bazen de "bu kadar hesapsız insanı nerede bulacaksın, güzel güzel takıl işte!" biçiminde kendi kendine gaz vermektir.
sözlüğe dahil olduğumdan beri uyku haram oldu. sabah altıda kalkıp yedi olmadan evden çıkmam lazım. gözümden uyku akıyor ama "şunu da okuyayım, bunu da okuyayım" derken uyku kaçıyor. yarın yine zombi gibi gezerim ortalıkta. bir hafta rapor alıp bütün başlıkları okuyup öyle mi devam etsem hayata?
ayı sözlük iki yaşında zirvesi için kalkıştığım kurabiye operasyonundan sonra yaşamaya başladığım süreç. daha önce konusu olmadı ya da ailemle yaşamadığım için bilmeleri gerekmedi. ama yazlıkta bir arada bulunduğumuz için telefon görüşmeleri falan derken kurabiyeleri yapan kuzenim dahil anne, baba, kardeş, komşular herkes bir lgbt sözlüğünde yazdığımı, bir sözlük dolusu eşcinsel arkadaşım olduğunu öğrendi. on gündür eşcinsellikle ilgili ne biliyorsam, yanlış kanıları düzeltmek için sayıp döküyorum. heterolar eşcinselleri yok saydıkları gibi onlarla ilgili sorunları, gerçekleri, olayları da konuşmaz, yok sayarlar. benim yakın çevremde bu konu hiç bu kadar açık seçik konuşulmamıştı. yığınla önyargının yanı sıra "aslında özel hayatları onları ilgilendirir." gibi sonuçlara da varıyorlar arada bir. ama hala eşcinselliğin ahlaki bir çöküntünün sonucu olduğunu düşünmeden de edemiyorlar. eşcinsel arkadaşlarım olmasına bir itirazları yokmuş, ama çocuklarından biri eşcinsel olsa ne tepkiler vereceklerini de az çok sezdim bu süreçte. sözlüğe katılmadan önce sizin dünyanızla, sorunlarınızla, mutsuzluklarınızla ilgili çok az fikrim vardı. sözlüğe katıldıktan sonra sizi daha iyi tanıdığımı ve anlamaya başladığımı sanıyordum, meğer hiçbir şey anlamamışım. birebir yaşamadan, o tepkileri, koşullanmaları görmeden insan kavrayamıyor hiçbir şeyi. kimsenin hayatı ve bedeni yalnız kendine ait değil bu toplumda tamam, ama hiç kimsenin hayatına ve bedenine de eşcinsellerde olduğu kadar müdahale edilmiyormuş, bir şeyleri değiştirmek ya da kabul ettirmek için buzdan ve ateşten bir duvara çarpa çarpa amansız bir mücadeleye girmek gerekiyormuş. gördüm, anladım, çok üzüldüm! işiniz ne kadar zor, şimdi daha iyi anlıyorum.
kafası kesilmiş tavuk gibi ne tarafa gideceğini bilememek, bazen kendi kendine konuşuyor gibi hissetmek, bazen kenarda durup oynayanları uzaktan izleyen pısırık bir çocuk gibi oyuna girmeye cesaret edememek, bazen de "bu kadar hesapsız insanı nerede bulacaksın, güzel güzel takıl işte!" biçiminde kendi kendine gaz vermektir.
başı zorla kapatılmış bir kadın için yadırganmayacak açıklama. özgürlükten anladığınız şey okula gitmekse doğu'da okula gönderilmeyen kızlar bu özgürlükten yararlanmıyor sayın emine hanım. ayrıca eşinizin iktidarı süresinde kadın cinayetleri % 1400 arttı. birçok genç kız hatta çocuk namus cinayetine kurban gitti. adıyaman'da çarşıda adres soran bir adamla konuştuğu için bir kız çocuğu dedesi ve babası tarafından diri diri toprağa gömüldü. çocuk gelinler babası, dedesi yaşındaki insanlarla zorla evlendiriliyor. rızasının olup olmaması sorgulanamaz bile çünkü çocuk! biliyorsunuz ülkemizde kadına tecavüz etmek neredeyse suç olmaktan çıktı. bir çocuğa defalarca tecavüz eden bazıları kamu görevlisi "adam"lar- bu sıfatı hak etmiyorlar ya neyse- en az cezayla paçayı kurtardı. yine eşinizin iktidarı sırasında bir hırsız girdiği evde bir kadına tecavüz etti ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. yasaların bizleri korumaktaki gönülsüzlüğünü bırakın bir kenara toplumun yazılı olmayan yasaları da bizi ipsiz bağlıyor ve sözünü ettiğiniz özgürlüğü nedense biz hiç hissedemiyoruz. eğitimli, kendi ayakları üzerinde duran, düşünen, üreten bir kadın olarak ben, ayrı evde yaşamak istediğim için- bakın yalnızca kendime ait bir ev istediğim için- ailem tarafından cezalandırıldım ve iki yıl boyunca yüzüme bakılmadı! alın size özgürlüğün bedeli!
şu bir gerçek ki bu ülkede türk, müslüman, sünni, erkek ve heteroseksüel değilseniz ne özgür ne mutlu ne de güvende olabilirsiniz. bizzat eşiniz bu anlayışın en güçlü bayraktarıdır. boş laflarla komik duruma düşmeyin lütfen.
lgbt blok'u, kaosgl'yi, cinsel ayrımcılıkla mücadele lobisi'ni takip eden, her türlü ayrımcılığa karşı biri olarak, lgbt bireylere destek olmak için kayıt oldum. burada eşcisellerin sözlük aracılığıyla kamuoyunun dikkatini çekerek insanlara seslerini duyuracaklarını sanıyordum ama gördüm ki çok az yazarın böyle bir amacı ve çabası var. sıcak ve içten arkadaşlarım, dostlarım var şimdi burada. evim gibi seviyor ve benimsiyorum. ancak son günlerde sıkça şikayet edilen antidemokratik uygulamalar burada bulunma nedenimi çok sert sorgulatıyor bana.
bu kadarı bardağı taşırır denecek bir haksızlığa maruz kalmıştır.fikir intihali'nin benim bilmediğim bir zararı mı dokundu sözlüğe, yoksa sırf sözlükle ilgili düşüncelerini özgürce paylaştığı için mi kapı dışarı edildi? sözlükte var olabilmek için hep sansürlü ve kontrollü mü konuşacağız? o zaman mecranın düşünce özgürlüğü nerede kaldı? çok bilinmeyenli, acil olarak cevaplanması gereken bir durum!
burada katliamdan ve tehcirden canı yanmamış insanlar olarak acısını yüreğimizde pek duyamayacağımız yıldönümüdür. siz şimdi gidin doğu ve güneydoğu'da asimile edilen, kürt ve türk ailelerce evlat edinilmiş, müslüman gibi yetiştirilmiş, ama asıl kimliğini 30'undan sonra öğrenmiş arada derede kalan insanlara sorun. ermeni olduğu için müslümanlarca dışlanan, asimile edildiği için kendi halkı tarafından sevilmeyen insanlara sorun. eğer yalnız 98 yıl önce insanların hayatları ellerinden alındı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. sadece diyarbakır'da hayatı elinden alınan onlarca insan var. o insanlar bilir soykırımın acısını. bizimki hariçten gazel okumak!