sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

aşık çiftlerin çocuklarının daha güzel olmaları

her işi aşk ile yapınca ortaya çıkan eser güzel olur; istisnalar hariç.
aşkın kimyasal olarak çeşitli hormonların salgılanmasına, feromon üretimine neden olduğu bilimsel bir gerçek. belki bunların etkisiyle, kadın ve erkekteki üreme için gerekli hücreler, yumurta ve spermler daha bir özenli üretiliyordur beden tarafından. dolayısıyla, ortaya çıkan eser yani çocuk da güzel oluyordur.

x

bir harf. türk dilleri ailesi içerisinde çokça dilde kullanılmakla beraber, en çok azeri türkçesi'nde kullanılır. türkiye türkçesi'nde kullanılmaz. "kh" sesi verir. kiril alfabesi kullanan uluslarda da aynı sesi verir. eski yunanca kökenlidir harf olarak ancak sembol olarak insanlık tarihi kadar eskidir. x, sadece matematikte değil, genel olarak tüm alanlarda, " bilinmeyen" kavramını da sembolize eder.

dx

a) ingilizce olarak "long distance" / "long distant" (~uzak/uzun mesafe~) sözcüklerinin uluslararası telsiz kodlama sistemindeki kısaltmasıdır.

b) matematiksel bir ifade olarak, integralde x değişkenliğinin diferansiyeli.

c) ...

zulu

a) afrika'da geniş bölgelere yayılmış bir kabile, halk.

b) uluslararası telsiz kodlama ve dx sisteminde z harfinin kodu.

zirve

ziggurat

sümerler mezopotamya'ya geldiklerinde verimli ve tarım için uygun ovalarla karşılaştılar ama geldikleri yerdeki* gibi dağlar yoktu bu düzlük arazide. dağ, sümerler için kutsaldı. hatta sonraları oluşacak grek mitolojisinin olimpos'u dahi sümerlerden dönüştürülerek alınmıştır. dolayısıyla, dağ olmayan bu arazide, sümerler yaptıkları zigguratlar ile dağ'ı sembolize ettiler. nitekim bir nevi külliye gibi olan zigguratlar yukarı doğru bir dağ gibi yükselirler. piramitler ile akrabadırlar! sümerce'den akad diline geçmiş bir kavram olduğu düşünülen ziggurat'ın akadça'daki anlamı, "yükseltilen yere kurmak". bu da dağ teorisinin doğruluğunu ispatlar niteliktedir. akad, babil, elam, kalde gibi medeniyetlerdeki tüm zigguratlar'ın atası, sümer zigguratı'dır. bir nevi külliye gibi demiştim zigguratlar için; okul, tapınak, rasathane, silo, depo vb. amaçlarıyla kullanıldıklarından, külliye'den daha fazla işleve sahiptiler aslında. uzakdoğu'dan, güney amerika'ya kadar olan piramidyen yapılarla da benzerlikleri dikkat çekicidir.

ayı sözlük yazarlarının seviştikleri en ilginç mekanlar

yıllar, yıllar evveldi... o zamanki sevgilim bir yandan üniversitede okuyor bir yandan da bir yerde çalışıyordu. çalıştığı yer apartman dairesinden bozma bir ofisti. tüm çalışanlar gittikten sonra anahtarla mekanı kapatıp en son o çıkıyordu. bir seferinde banyoda, içi doldurulmamış bir küvette sevişmiştik. o gün, sabah işe gelmedi eski sevgilim. zaten işteydi geceden beri. gençlik işte!

fake hesap

gereksiz aktivite. fake hesapla ve o hesaptan yazacağı girilerle uğraşacağına, asıl hesabından döktürse çok daha iyi edecek olan yazarın açtığı hesaptır fake hesap.

her yerde kar var

keşke her yerde kar olsa ağustos ortasında. kader, kuzey yarımküredeyiz... küresel ısınma falan ama bu sene fena sıcak yaptı.

bankacibear

bir bankacı olarak işini iyi yaptığına inandığım mümtaz şahsiyet. takipçisi olduğum ayı sözlük yazarlarından.

leoparsiz burjuva

buradaki varlığı sözlüğe renk katan bir hoş yazar. buradaki varlığının dışındaki varlığı da, hayata renk katıyordur... takipçisiyim.

eski sevgiliyi tanımlayan kelime

bir kelime yok. bir tek harf var: e.
sadece " e" harfi. x'i bile yok ki ex olsun!
e... echo'nun e'si. elif'in e'si...

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

zombi, eğer "yaşayan ölü" olarak tanımlanabilirse, türkiye'de olmayan zorluklardır. türkiye'de halkın % kaçı sahiden yaşıyor? yaşıyor mu, yaşar gibi mi yapıyor? çoğumuz, belki de hepimiz yaşar numarası yapan ölüleriz. dolayısıyla türkiye'de zombi olmanın zorlukları yoktur. türkiye'de yaşıyor olmanın zorlukları vardır.

selfie çubuğu

hiç "selfie" çekmediğim ve çektirmeyeceğim için, gerek duymadığım çubuk.

bekaret

kadın bedenindeki evrimsel bir kalıntının, hala feodal kalıplarda kalmış sığlık, yobazlık kalıntısı.
erkek için bakirlik ne ise, kadın için de o olmalı bakirelik; ne eksik ve ne de fazla.

ayı sözlük yazarlarını ayı sözlük'te yazmaya iten sebepler

paylaşma dürtüsü, çeşitlilik katma çabası, farklı fikirleri görmek ve farklı fikirler katabilmek isteği, ego tatmini...

boğaziçi üniversitesi

çekirdek aile

klasik tanımlamada anne, baba ve (varsa) çocuktan oluşan en küçük aile birimi.

klasik olmayan daha farklı tanımlamalar da yapılabilir günümüz kriterlerine göre.

iki anne, iki babalı aileler gibi... aile kavramı, bir resmiyeti ifade ediyorsa toplumsal normlara göre, eşcinsel evliliklerinin yasallaştığı yerlerde, çekirdek ailenin de daha farklı tanımlanması gerekir ve öyle de yapılıyor. ayrıca, anne veya baba olmadan da, yani çocuğun olmadığı aileler de çekirdek aile sayılmalı.

sanırım bir kuzey avrupa ülkesinde, iki erkek ve bir kadından oluşan bir aile de, resmi olarak kayıtlara geçmiş ve yakın zamanlarda haberlere konu olmuştu.

30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

29 yaşında veya 30 yaşında değil de, 30 yaşını geçince sorun edilen adam. 31 ve sonrası yaşlardaki adam. 31+*

bir başka tanımlama da şöyle olabilir: 30 yaşını geçip kendi ailesini kurmuş olan adam da ailesiyle yaşıyorsa işte bu adamdır.

(bkz: çekirdek aile)

fikret otyam

19 aralık 1926 doğumlu gazeteci, yazar, ressam, fotoğraf sanatçısı ve genel olarak sözde değil, özde sanatçı.

bir süredir böbrek yetmezliği yüzünden tedavi gören fikret otyam'ın, yaşama veda ettiğini medya organları duyurmakta bu sabah.

rahmetlik...
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.