alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 134
kesinlikle rio olurdu. https://www.imdb.com/title/tt1436562/

seyrettiğin filmlerde kendini kötü karakterle mi yoksa iyi karakterlerden biriyle mi özdeşleştirirsin? motivasyonunu doğru bulduğun, en sevdiğin kötü karakter?
thanos, darth vader, lord voldemort. hepsi benim bebeklerim.

madem görsel medyadan ilerliyoruz. acun'un yeni tv platformu exxen ne kadar başarılı olacak sence?
ilk başlarda hoşlanırdım ama uzun sürmezdi sanırım

ayı sözlüğü ilk nasıl keşfettin?
tam hatırlamıyorum ama sanırım googleda bir şeyler ararken buldum sanırım.* *

hiç ünlü crush ın oldu mu? olduysa kim? olmadıysa sana göre ideal sevgili nasıl olmalı?
orta ünlü bir tiyatro/dizi oyuncusuyla birliktelik yolun başında bir popçu, çok izlenmeyen bir kanalın magazin spikeri; eskiden çok izlenen şimdi daha muhalif bir çizgide yayın yapan tv sunucusuyla takılmaca ile celebrity kotamı doldurmuşum. uzun zamandır eski manitaya benzediği için furkan andıça yükseliyorum çok fena.
alttaki yazar. deniz kum güneş mi sevgiliyle beraber yoksa yağmur kahve battaniye mi?
deniz,kum,güneşçi değilim tam dağ-orman-sevgili olarak değiştirirsek olur,
alttaki yazar: kendinden bir özellik çıkarıp bir özellik ekleme şansın olsaydı,bunlar neler olurdu?
önce umursamadığım şeyi sonra düşünüyor olmak hiç hoşuma gitmiyor. bir şey kafamda o an bittiyse, komple bitsin isterim.

24 saatliğine görünmez olsaydın veya yaptığın hiçbir şey kimse tarafından hatırlanmayacak olsaydı, ne/neler yapardın?
malum kişiyi :d neyse
sapıkça gelebilir ama 5 yıllık crushımı izlerdim herhalde. veya celebrity crushımın ev hallerini izlerdim jsjdjd

alttaki yazara sorum: flörtüm neden yazmıyor? ben yazdığımda sohbet gayet ilerliyor fakat ilk yazan genelde ben oluyorum. çok yeni bu arada
kişisel bir soru oldu ama burdaki insanların tecrübelerinden yararlanmayı çok isterim
karşıdaki kişinin karakteri, ilişkilere bakışı, yaşam tarzı, işi-gücü hatta burcu, o kadar çok etken var ki senden senin kadar etkilenmediği fikri en sonlarda. eğer çok etkilendiysen ve ilişki yaşamak istiyorsan nelerden vazgeçebileceğine bir bak. ılişkiler verdiğin kadar almak gibi bir denklem üzerine kurulu.

alttaki yazara; dünyada yaşanan tüm adaletsizliğe ve bunca zulme rağmen mutlu olmayı nasıl başarıyorsun?
bütün bu yaşadıklarımızın aslında bir yalan olduğu düşüncesi ile, beni ve sevdiğimi bunca korkuyla yaşatan, tüm çocukları inciten, bu kadar masum insanın canını yakan her şeyin bir yalan olması gerçeği ancak beni iyi hissettirebilir. tanrıysa tanrı, devletse devlet, hepsinin canı cehenneme, bu kadar acıya karşı koyabiliyorlarsa buyursun kendileri geçsin yerime.

alttaki yazar, bir sabah uyandığında çok farklı bir hayatı yaşamaya başlayacaksın ve bu hayatı senin seçmen gerekiyor, tam olarak neleri değiştirmek isterdin?
ülkemi değiştirmeyi isterdim. bunu sadece ekonomik kriz ya da çürümüş zihniyetten dolayı değil, ülkedeki enerjiden dolayı istiyorum özellikle. başımı nereye çevirsem karamsar insanlar, hayallerinin peşinden koşarken ayağı takılıp düşenler, rol yapmaktan kendini kaybedenler, çok istediği bilgisayarı alacakken ay sonunu düşünenler, sınav stersinde boğulanlar... herkes çok yorgun, çok sıkkın. bu her coğrafyada var biliyorum, ancak türkiye'deki neredeyse tüm insanların yüzlerinde bir kaybetmişlik ve tükenmişlik ifadesi var. ve işin ilginci kimse birbirine yardımcı olmaya ve empati kurmaya çalışmıyor. kim kime çamur atarsa yarışında şampiyon olma derdindeymiş gibiler. bu döngünün kirli enerjisi bana da geçiyor bazen. özetle hayat zor, ancak türkiye'de hayat çok daha zor.

alttaki yazara sorum; hayatının dönüm noktası olan olay/kişi nedir? ve bu şey seni nasıl etkiledi, önceki hayatınla sonraki hayatın arasındaki en belirgin fark nedir?
eski erkek arkadaşımla tanışmak/birlikte olmak.
üniversite 1. sınıftaydım o zamanlar. çok hırslı biriside sayılmazdım.
ama işi sebebiyle onu ulaşılmaz olarak görürdüm. yani bu insan nasıl benim gibi birisiyle birlikte diye düşünür dururdum. bildiğimiz aşağılık kompleksine girmiştim.

çok çalıştım, akademik alanda ilerlemeye hala bu duygu sayesinde şuanda devam ediyorum. bir yandan daha fazla para kazanıyorum. kabuğumu kırmayı başardım onun varlığı sayesinde.

şimdilerde ise bunların hepsinin anlamsız olduğunu görüyorum. dönüp eski halime "yavrum sevgi için bir şey gerekmez, kendinden varolan bir şeydir" demek isterdim.


dönüp baktığında kalbini sızlatan şeyi bize söyler misin?
2014 yılının ocak ayına tekabül eden o acı gece, "hiç sevilmemiş olduğumu" anladığım o gece.

sonra zaten biliyorsunuz, unutulup gidiyor, lâkin insanın içinde uhde kalıyor.

şimdilerde iyi ki de o denli bağlanmamışım, hayatımın en anlam dolu, altından hiç bir art niyetin çıkmadığına yürekten inandığım, hayatımın anlamı diyebileceğim bir yürekte yer edinmiş olmanın keyfini çıkarıyorum. darısı başınıza gençler.

alttaki arkadaş hiç koşulsuz sevildin mi? böyle seni göklere çıkartan cinsten değil, gayet rasyonel bir şekilde tüm yüreğini önüne seren birisi oldu mu? kimdi?
sene 2000 23 yaşında daha yeni kendini anlamaya çalışan biriyim ulan kızlar mı erkekler mi neyim ben diye sorgularken mirch kanalında tanıştığım ve her halde benim ben olmamı sağlayan ve 4 sene beraber olduğum adam. ilişki nedir onu bile bilmezken yapılan yemekler; gidilen tatiller ve ilişkiler konusunda alınan dersler. iyi ki karşıma çıkmış. iyi ki var olmuş.
altımda kımıl kımıl zevkten kıvranan yazar;
instagramsız ya da sosyal medyasız hadi internetsiz 1 ay mı? aile evinde tüm her şey dahil 2 hafta mı?
aile evinde tüm her şey dahil 2 hafta. ailemde uzak yaşadığım için onlarla birebir vakit geçirmek istiyorum. aileyle ne çok sıkı fıkı olmalı insan ne de çok uzak olmalı. ama yine de özlüyorum onları. yaşları ilerlerken hele daha bir içime oturuyor her şey.

en büyük korkun nedir bu yaşamında?
hayır bence. alttaki yazar, iki iş, iki şehir, iki insan arsında kalmış olsan, herhangi birini tercih etsen bu tercihinin sebebi o x ya da y kişisi mi olur?
sanıyorum birbirimizin ilgi alanı dışındayız.

kilo vermek için önerin var mı?
şekerden, işlenmiş ekmekten, doymuş yağ tüketiminden ve hareketsizlikten kaçınmanın büyük bir faydası var. sadece ilk üçünü bile keserek birkaç aya farkı görebilirsin. bol bol su içmek kilo vermeye yardımcı olur. öğünlerin mutlaka düzenli olsun. her şeyden azar azar yemeye alıştırırsan kendini kilonu da korumayı başarırsın.

alttaki yazarcığım sana göre birini veya sende bıraktığı derin hisleri unutabilmenin en kolay yolu nedir? nasıl bir başa çıkma yöntemin var?
üzgünüm kuzum ama ne yazık ki kolay bir yolu olduğunu zannetmiyorum. benim denediğim yöntem şu: onu bana hatırlatan "şeyler"le yeni anılar yaratmak. beraber gittiğin cafeye tekrar git, gezdiğin yerlere tekrar git, onunla okuduğun kitabı tekrar oku, ona adadığın şarkıları tekrar dinle. hepsini yeniden kazan ve hatırandan yavaş yavaş yok etmeye çalış ama asla nokta koymaya kalkma. sadece bir virgül koy ve yaşamaya devam et.
bazı günler çok iyi hissediyorsun, hiç hatırına gelmiyor. yaşam ne güzel be diyorsun. sonra o kadar güvensiz bir anında kendini hatırlatmayı başarıyor ki tüm sistemin altüst oluyor. bol bol ağlıyorum ben, beynim yorulup kendini kapatana kadar, uykuya dalana kadar ağlıyorum. utanmıyorum bundan, acımı yaşamaya çalışıyorum. kalbin kırık da olsa, kanatların kapalı da olsa, yalnızlıktan çok korkuyor da olsan devam etmek lazım. en azından devam edebildiğin kadar...
belki hiç beklemediğin bir anda karşına bir insan gelir ve yaralarını kapatmana yardımcı olur, onu tamamen unutabilmeni sağlar. bunu umut etmek, ilerlemeni kolaylaştırıyor.
bir kalp kırıldıktan sonra tekrardan insanlara güvenmeyi başarabilir mi? gerçekten mutlu olacağım günler gelecek mi?
karşılaştığımız her insan, yaşadığımız her olay ve iyi veya kötü her türlü deneyim ister istemez üzerimizde iz bırakır bundan kaçamayız. şu olay olmasaydı ben daha iyi olurdum gibi sözler sarf etmenin kimseye bir faydası yok. bence eski eskide kaldı. herkes az da olsa her an değişiyor. o olay olsa da olmasa da bir şekilde değişecektik. iyi veya kötü başka olaylar yaşayacaktık ve tüm bunlara rağmen bir şekilde yaşam devam edecekti şu an da olduğu gibi. iyi veya kötü olaylar yaşamak, değişmek hayatın doğasında var.
geçmişteki olayları silmek bence imkansız çünkü kişiliğimiz o olaylara göre de şekillenmiş durumda. bu olaylara mücadele etmek, silmeye çalışmak veya hiç olmamış gibi davranmaya çalışmak gereksiz ve o olayı hala zihnimizde tutmamıza yol açan davranışlar. onun yerine geçmişteki kötü olayları kabullenip tekrar ayağa kalkıp yürümeye çalışmaya devam etmeliyiz. ne de olsa hiçbir çocuk bir kez düştüğü için bir daha düşerim korkusuyla denemekten vazgeçmiyor. yürümeyi düşe kalka öğreniyor. düşmek, kötü olaylar yaşamak bu işin doğasında var. ayağa kalkıp tekrar yürümeyi, yaşamayı denemeden gelecekte mutlu olup olamayacağını, tekrar birini sevip sevemeyeceğini bilemezsin. ama tekrar denemezsen olamayacağın kesin.

alttaki sence insanlar neden yalnızlıktan korkar?
  • /
  • 134