alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 133
ilk başlarda hoşlanırdım ama uzun sürmezdi sanırım

ayı sözlüğü ilk nasıl keşfettin?
tam hatırlamıyorum ama sanırım googleda bir şeyler ararken buldum sanırım.* *

hiç ünlü crush ın oldu mu? olduysa kim? olmadıysa sana göre ideal sevgili nasıl olmalı?
orta ünlü bir tiyatro/dizi oyuncusuyla birliktelik yolun başında bir popçu, çok izlenmeyen bir kanalın magazin spikeri; eskiden çok izlenen şimdi daha muhalif bir çizgide yayın yapan tv sunucusuyla takılmaca ile celebrity kotamı doldurmuşum. uzun zamandır eski manitaya benzediği için furkan andıça yükseliyorum çok fena.
alttaki yazar. deniz kum güneş mi sevgiliyle beraber yoksa yağmur kahve battaniye mi?
deniz,kum,güneşçi değilim tam dağ-orman-sevgili olarak değiştirirsek olur,
alttaki yazar: kendinden bir özellik çıkarıp bir özellik ekleme şansın olsaydı,bunlar neler olurdu?
önce umursamadığım şeyi sonra düşünüyor olmak hiç hoşuma gitmiyor. bir şey kafamda o an bittiyse, komple bitsin isterim.

24 saatliğine görünmez olsaydın veya yaptığın hiçbir şey kimse tarafından hatırlanmayacak olsaydı, ne/neler yapardın?
malum kişiyi :d neyse
sapıkça gelebilir ama 5 yıllık crushımı izlerdim herhalde. veya celebrity crushımın ev hallerini izlerdim jsjdjd

alttaki yazara sorum: flörtüm neden yazmıyor? ben yazdığımda sohbet gayet ilerliyor fakat ilk yazan genelde ben oluyorum. çok yeni bu arada
kişisel bir soru oldu ama burdaki insanların tecrübelerinden yararlanmayı çok isterim
karşıdaki kişinin karakteri, ilişkilere bakışı, yaşam tarzı, işi-gücü hatta burcu, o kadar çok etken var ki senden senin kadar etkilenmediği fikri en sonlarda. eğer çok etkilendiysen ve ilişki yaşamak istiyorsan nelerden vazgeçebileceğine bir bak. ılişkiler verdiğin kadar almak gibi bir denklem üzerine kurulu.

alttaki yazara; dünyada yaşanan tüm adaletsizliğe ve bunca zulme rağmen mutlu olmayı nasıl başarıyorsun?
bütün bu yaşadıklarımızın aslında bir yalan olduğu düşüncesi ile, beni ve sevdiğimi bunca korkuyla yaşatan, tüm çocukları inciten, bu kadar masum insanın canını yakan her şeyin bir yalan olması gerçeği ancak beni iyi hissettirebilir. tanrıysa tanrı, devletse devlet, hepsinin canı cehenneme, bu kadar acıya karşı koyabiliyorlarsa buyursun kendileri geçsin yerime.

alttaki yazar, bir sabah uyandığında çok farklı bir hayatı yaşamaya başlayacaksın ve bu hayatı senin seçmen gerekiyor, tam olarak neleri değiştirmek isterdin?
ülkemi değiştirmeyi isterdim. bunu sadece ekonomik kriz ya da çürümüş zihniyetten dolayı değil, ülkedeki enerjiden dolayı istiyorum özellikle. başımı nereye çevirsem karamsar insanlar, hayallerinin peşinden koşarken ayağı takılıp düşenler, rol yapmaktan kendini kaybedenler, çok istediği bilgisayarı alacakken ay sonunu düşünenler, sınav stersinde boğulanlar... herkes çok yorgun, çok sıkkın. bu her coğrafyada var biliyorum, ancak türkiye'deki neredeyse tüm insanların yüzlerinde bir kaybetmişlik ve tükenmişlik ifadesi var. ve işin ilginci kimse birbirine yardımcı olmaya ve empati kurmaya çalışmıyor. kim kime çamur atarsa yarışında şampiyon olma derdindeymiş gibiler. bu döngünün kirli enerjisi bana da geçiyor bazen. özetle hayat zor, ancak türkiye'de hayat çok daha zor.

alttaki yazara sorum; hayatının dönüm noktası olan olay/kişi nedir? ve bu şey seni nasıl etkiledi, önceki hayatınla sonraki hayatın arasındaki en belirgin fark nedir?
sene 2000 23 yaşında daha yeni kendini anlamaya çalışan biriyim ulan kızlar mı erkekler mi neyim ben diye sorgularken mirch kanalında tanıştığım ve her halde benim ben olmamı sağlayan ve 4 sene beraber olduğum adam. ilişki nedir onu bile bilmezken yapılan yemekler; gidilen tatiller ve ilişkiler konusunda alınan dersler. iyi ki karşıma çıkmış. iyi ki var olmuş.
altımda kımıl kımıl zevkten kıvranan yazar;
instagramsız ya da sosyal medyasız hadi internetsiz 1 ay mı? aile evinde tüm her şey dahil 2 hafta mı?
aile evinde hiçbir şey olmadan 1 ay diyerek konuya farklı bakıyorum.

alttaki yazar,
nerdesin?
çünkü heteronormatif bir toplumda büyümüştür. ona göre normal olan kabul görendir ve hetero erkekler kabul görürler.

alttaki yazar,
hiç evlenmeyi düşündün mü?
yav düşündüm de üsttekine alakasız bi cevap vermişsin senin yerine mutant'ın sorusuna ben cevap vereyim: eşcinsel erkek; erkekten hoşlanır. haliyle karşıdakinin eğilimlerine değil cinsiyetine bakar. ben de ilgi duyduğum birinin cinsiyetine göre şe'apıyorum. yoksa n'apayım onun hislerini.

alttaki sana sorum şu: göte giren şemsiye sence açılır mı? açılsa da, sence o götten bi daha hayır gelir mi?
evet severim. genelde hardcore veya muscular daddy fucks twink tarzında severim.

soru gelsin: hayatında şimdiye kadar yaşadığın en önemli üç pişmanlık nedir
buradan tanıştığım biriyle beraberlik yaşamak,
üniversite zamanımdan itibaren rüzgar nerden eserse o tarafa gitmem,
bir tutku edinememiş olmak.

alttaki yazarcığım, nassın?
iyiyim, hayatıma yön vereceğim yeni bir döneme gireceğim için heyecanlıyım.

alttaki yazar, hiç aşık oldun mu? olduysan, aşık olduğun kişinin hangi özelliği seni çok etkiledi?
oldum. boncuk gözleri beni çok etkilemişti. yae rebbim bu adam benim olmalı dedim. oldu da bi kaç sene boyunca. abv modunda ayrıldık. pişman mıyım? değilim.

pişmanlık demişken en büyük pişmanlığın nedir alttaki yazar?
cesaretli olamamak. hiçbir alanda.

en büyük nefretin?
hayatı akışına bırakıp pasif kalmak, müdahele etmek yerine izlemek. konfor alanını bozmadan işlerin hallolabileceğine inanmak.*

20'li yaşlarında özleyeceğini düşündüğün veya özlediğin şey ne?
farkındalığa sahip olmamanın rahatlığını özlüyorum. insanları ve niyetlerini anlayamamayı, ya da anladığım halde " yok be sparky o öyle değildir " diyerek kendimi kandırabilmeyi. şimdilerde taşlar biraz daha yerine oturmuş durumda, neyin ne olduğunu az çok anlıyorum. peki anlamamayı mı tercih ederdim? tabii ki hayır. fakat yine de aptal olmanın verdiği mutluluğu özlüyorum diyebilirim.

alttaki yazar, 40'lı yaşlara geldiğinde veya şu an zaten 40'lı yaşlardaysan, pişmanlık duyacağını çok iyi bildiğin ancak bu durumu değiştiremediğin bir şey var mı hayatında?
  • /
  • 133