ayşenin 1997 yılında çıkardığı içerisinde 8 cover şarkı bulunan ve albümle aynı adı taşıyan sözleri zeynep taluya ait şarkısının adı. albümdeki şarkıların tamamı yabancı şarkılardan cover olduğu için o dönemde ticari kaygılara yenik düşmüştür ve 2. albümünü çıkardıktan sonra yeni bir çalışmaya imza atmamıştır ayşen. gerçekten emek verilerek yapılmış bir albümdü sözler müzikle tam bir ahenk içerisindeydi. keşke yine böyle çalışmalar yapsa da dinlesek.
bir sabah gun dogarken
yola ciktim
her gunahi her cezayi
goze aldim
hic duser miydim yollara
o yollarin sonunda
seninle olmak
olmasa sevmek, olmasa
uzaktan geldim
kapini ac beni yorma
senin icin savas verdim
bana karsi koyma
uzaktan geldim
daha fazla soru sorma
kaderimle savas verdim
bana karsi koyma
uzaktan geldim
teknolojinin son gelişmeleriyle gelen güzelliklerdendir efendim. japonların icat ettiği, ultrasona benzer bir yöntem kullanıyor. x-ray'in fetüs için zararlı olmasından ötürü kullanılan mri (vücudun içinin resmini çizmek için yüksek frekanslı radyo dalgalarını kullanan magnetic resonance imaging teknolojisi) taramaları sayesinde anne karnındaki bebeğin bio-texture modellemesi yapılıyor. modelleme 3 boyutlu yazıcıya aktarılarak bebeğin üç boyutlu ve krem rengi plastik bir çıktısını elde edebiliyorlarmış. *
10/08/792 - fransa'da krallık kaldırıldı.
10/08/1893 - ilk dizel motor prototipi almanya'da krupp fabrikalarında denendi.
10/08/1920 - sevr anlaşması imzalandı.
10/08/1952 - ilk amerikan ay uydusu orbiter fırlatıldı.
10/08/1994 - ilk türk uydusu " türsat 1-b" uzaya fırlatıldı.1780 kilogram ağırlığındaki uydunun ömrü 13 yıl. uydunun 11 kanalı türk özel televizyonlarına ayrıldı.
09/08/1928 - arap alfabesi yerine latin esasına dayanan türk alfabesi kabul edildi. mustafa kemal paşa yeni harfler üzerine konuştu: "bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni türk harfleriyle kendini gösterecektir. asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak mecburiyetindeyiz. ".
09/08/1992 - 25. olimpiyat oyunları barcelona'da başladı.
sol framedeki azalmadan da anlaşılabileceği gibi hevesli sözlük yazarlarını canından bezdirmiştir efendim. dün 10 deneme sonrası girebildim sözlüğe e böyle olunca da insanın yazacağı varsa da yazamıyor. en kısa zamanda düzelmesi dileğiyle *
08/08/1928 - istanbul'da taksim cumhuriyet anıtı açıldı. açılışa 30 bini aşkın istanbullu katıldı.
08/08/1937 - japonya pekin'i işgal etti.
08/08/1981 - türkiye'nin ilk turizm havaalanı olan dalaman havaalanı açıldı.
08/08/1996 - ''tv 8'' yayın hayatına başladı.
zamanında magazin gündemini uzuuun bir süre meşgul eden; çağla şıkelin şenol ipeke gönderdiği sms mesajının içeriği. zamanında çokça çekmişliğim vardır arkadaşlarıma bu smslerden.****
07/08/1919 - erzurum kongresi, heyeti temsiliye seçiminden sonra, mustafa kemal paşa'nın kısa konuşmasıyla son buldu: ''tarih bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.''
07/08/1944 - 39 il merkezinde geceleri karartma başladı ve gece sokağa çıkma yasağı getirildi.
07/08/1945 - nüfus sayımı için evlere numara verilmesi kararlaştırıldı.
07/08/1989 - milli piyango idaresi "kazı kazan" oyununu piyasaya çıkardı.
07/08/2005 - orta doğu teknik üniversitesi mikroelektronik tesisleri'nde, bir yongaya ulu önder atatürk 'ün imzası, bir başka yongaya da türk bayrağı işlendi.
siyah beyaz bir film gibiydin herkes uyurken izlediğim
sevgilim benim çok özledim
her zaman gitmek istediğim tatil yerleri gibiydin
dergi sayfalarında hiç gidemediğim
bu bir masal başı iyi mutsuz sonlu
senle ben batı doğu ama dünya yuvarlak
kalbim ellerim kadar küçük değil
kalbim ellerim kadar küçük değil
en çok sevdiğim şarkıydın herkesten çok sevildin
sevgilim benim çok özledim
ben küçük bir kız heyecanlı oyuncaklarım tahtadandı
hepsi kırıldı yapıştırdım
bu bir masal başı iyi mutsuz sonlu
senle ben batı doğu ama dünya yuvarlak
kalbim ellerim kadar küçük değil
kalbim ellerim kadar küçük değil
ben küçük bir kız heyecanlı oyuncaklarım tahtadandı
hepsi kırıldı yapıştırdım...
06/08/1571 - magosa'nın osmanlı ordularına teslim edilmesiyle kıbrıs'ın fethi tamamlandı.
06/08/1923 - türkiye ile amerika arasında lozan'da "suçluların iadesi antlaşması" imzalandı.
06/08/1924 - lozan antlaşması yürürlüğe girdi.
06/08/1932 - ilk venedik film festivali başladı.
06/08/1938 - ''times'' gazetesi, atatürk ve atatürk türkiyesi özelsayısı yayımladı.
06/08/1945 - abd ilk atom bombasını japonya'nın hiroşima kentine attı. 80 bine yakın insan öldü. bütün kent yok oldu. zamanla radyoaktivitenin yol açtığı kanserler de dahil ölü sayısı 200 binin üstüne çıktı.
06/08/1963 - dönemin bayındırlık bakanı ilyas seçkin, "istanbul'a köprüden önce metro yapmak gerekir" dedi.
06/08/1971 - doların karaborsa fiyatı ilk kez resmi kurun altına düştü.
05/08/1914 - amerikalı mary pheps jacob, sutyen patenti aldı. ilk sutyen pembe bir kurdeleyle birbirine bağlanmış bir çift mendilden oluşuyordu.
05/08/1914 - ilk elektrikli trafik lambası, aynı gün, amerika'da cleveland'da euclid caddesi'nde kullanıldı.
05/08/1921 - gazi mustafa kemal, türk orduları başkomutanlığı'na seçildi.
05/08/1968 - bolu çimento fabrikası kuruldu.
05/08/1969 - amerikan uzay aracı ''mariner seven'' mars'ın fotoğraflarını çekti.
05/08/1971 - türkiye, çin halk cumhuriyeti'ni resmen tanıdı.
05/08/1995 - akkuyu nükleer karşıtı şenliği yapıldı.
aydının kuşadası ilçesinin güzelçamlı beldesindeki milli park girişinde bulunan, denizle bilinmedik bir yerden bağlantısı olduğundan suyu devirdaimle temizlenen, içerisinde bulunan soğuk ve tatlı suyuyla dikkat çeken mağara. hakkında çeşitli efsaneler üretilmiştir. içinde bulunan su cilde gerçekten de iyi gelmektedir. ergenlik dönemimde her sene bu su sayesinde o iğrenç sivilcelerimden kurtulurdum. uzun zamandır gitmediğim özlediğim bir mekandır aynı zamanda.
2007 yılbaşında bir muhabirin canlı yayında * sarf ettiği şok eden ve kahkaha tufanına sebep olan gafıdır. sözlükte 180 küsür başlık gördüğümüzde bir sevinç içerisinde de söylenebilitesi vardır.
ankara'da yaşayan yazarlara selam olsun 13 nisan 2019 tarihinde saat 15:00 - 16:00 civarında kızılayda birkaç eski yazar arkadaşlarla toplanıp sohbet edeceğiz ve eski günleri yad edeceğiz katılmak isteyen ve mekan önerisi olan yazarlar desteğinizi bekliyorum...
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.
yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.
(bkz:kurşuni renkler) babam gelir aklıma hep. (bkz:fikrimin ince gülü) babam hastayken bu şarkıyı televizyonda gördüğünde ağlamıştı. bi hastalığın bi insanı nasıl çaresiz hale getirdiğini gördüm. içim parçalandı. belki de yaşadığı yılları, geçmişte yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını düşündü. bu iki şarkıyı duyunca içim gidiyo. gözlerim yaşarıyor. kendimi bi garip hissediyorum.
(bkz:we found love) üsteki kadar beni etkilemesi imkansız olsa da bunu duyunca da italyanın teki geliyor hala aklıma. bi adam 1 haftada nasıl bu kadar derine kazınır anlamam.
2 bölümünü de izlediğim dizi. televizyondan olsa hayatta izlemem. türk dizisini televizyonda izleyen arkadaşlara da helal olsun diyorum. 3 saat boyunca imkanı yok oturamam bi dizi için. youtubeda açıyorum, saçma sapan yerlerini geçerek 1 saatte bitiriyorum. yabancı dizi tadında izlemek bu olsa gerek.
neyse gelelim dizinin konusu ve oyuncularına.
gayet kaliteli bi ekip var görünürde. tek tek anlatacak olursak ( of be ne yazasım varmış ha)
(bkz:gökçe bahadır) : (oya) benim taaaa hayat bilgisi zamanından sevdiğim oyuncudur kendisi. insanlar o dizide barbie denen kızı severken ben hep törpü törpü derdim. oyunculuk olarak gerçekten çok beğeniyorum ama o da benim yaşlarda olduğunu belli etmiş. ne kadar makyaj olsa da kırışıklıklar belli oluyor. sorun yok gayet güzel bir kadın, iyi bir oyuncudur.
(bkz:bade işçil): karşımıza pelin olarak çıkan sarışın güzelimiz. ezelde şebnem olarak izlemiştim. ben nedense bu hatuna kısa saçı daha çok yakıştıranlardanım. gayet güzel oynamaktadır.
(bkz:aslıhan gürbüz): merve karakterine hayat veren bu hanımefendi dizinin yılanı, pelinin en yakın arkadaşıdır. uzak durulması gereken psikopat hatun profili. serhanı nasıl kafeslemiş benim için bi muamma. gerçek hayatta serhan gibi bi karakterin böyle bir kadınla evlenmesinin imkanı yok.
(bkz:tülin özen) şirin arzu karakteri. ben bu kadına meryemce zamanı hastaydım. mehmet günsüre mustafam deyişleri kulaklarımda çınlardı. nasıl naif, güzel ve tatlı bi kadınsa artık, heteroseksüel bi ilişkiye resmen gıpta etmiştim. yeniden bi dizide görmek fazlasıyla mutlu etti beni.
şimdi bu kadınlar çok iyi arkadaşlar lisede. pelin ve merve aşırı kıskanç tipler ve oyayı kıskanıyolar. 96 yazında pis bi iftirayla hem oyanın hem edip öğretmenin başını yakıyolar. 20 yıl sonra filan oya büyüdüğü mahalleye geri dönüyor ve olaylar olaylar.
biraz geriden gelsem de zirvenin anahtardan sonra 2. ağır topu olarak benim de zirve ile ilgili yorumlarımı yazmadan geçeceğimi düşünmediniz herhalde...
öncelikle zirvenin organizasyonunu sağlayan sevgili hazineciye çok teşekkür ederim uzun zamandır böyle keyifli bir zirveye katılmamıştım çok iyi geldi.
mekana kadim dostum anahtarla birlikte buluşup geldik, mekanın üst katına çıktığımızda bir portatif yazı tahtasında birşeyler anlatan birisi ve dinleyen bir grup gördük ilk olarak doğal olarak biraz şaşırdık zirveler artık sunum tarzı mı yapılıyor diye birbirimize anlamsız bir bakış attıktan sonra en köşedeki masada oturan eski bir tanıdığı*aknarazı gördüm selamlaşmak için yanına gittiğimde kendisinin de sözlükte yazdığını ve zirve için geldiğini öğrendiğimde kısa süreli bir şaşkınlık* yaşadıktan sonra masaya oturup sohbete başladık. kısa bir süre sonra çekingen bir tavırla masaya * yaklaştı ve daha önceki zirveye ilk katılımdaki çekingenliği bildiğimden "evet düşündüğün kişiler biziz dedik ve sohbete devam ettik. daha sonra senseisplinter ve pena da aramıza katıldı* ve çok keyifli, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir zirve daha geçti. katılan herkese çok teşekkür ederim, keyifli ve mutlaka en kısa sürede tekrarlamamız gereken bir akşam oldu...
en sevdiğim eurovision parçalarındandır, nilüfer de albümünde yorumlamıştır bu şarkıyı,
sözleri ;
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandir
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandır
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
ay la la la la... la la la la... akşam firarları
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
sinema yazarları derneği (siyad), 2017 yılı türkiye sineması ödüllerinde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülüne layık görülmüştür biblom benim. ödülün anons edildiğindeki sevinci görülmeye değer. lgbt görünürlüğü adına verdiği mücadelede kazandığı bu ödül çok önemli bence. tebrikler biblom...
19. bölümde tülayın selahattin çakaler'e söylemesi için yaptığı şu benzetmelerle beni benden alan yalan dünya karakteri.
- sen insanı silikon askısı kopan sutyen gibi yarı yolda bırakan bir tipsin de...
- sen adeta yaz başı beyaz bıngıl vücuda bikini denediğimde yaşadığım hayel kırıklığı, ümitsizliksin de...
- basen genişleyince small beden külotun yanlarda bıraktığı iz gibi sadece bende geçici bir iz bıraktın de...
- selülit gibisin, senden kurtulmak istiyorum de...
zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
zirveye giderken kafamda bir ton soru işareti olmasını sağlayan ve içten içe korkutan yazar. acaba gerçek hayatta da mesajlarda olduğu gibi anlaması zor cümleler kurup beynimi yakmaya çalışacak mı diye derin düşüncelere dalmış olsam da garson çağırır gibi işaretler yapıp beni masasına davet eden ve sonra da zirve sonunda ayrılana kadar yalnız bırakmayan yazarcan. bayağı uzun ve derin mevzularda uzun uzun sohbet ettiğimiz* aynı okulun aynı mekanlarında çok özel anılarımızı paylaştığımız ve zirve haricinde de sık sık görüşeceğimizin sinyallerini verdiğimiz keyifli, zeki, hazırcevap ve espirili adam. böyle bir zirve organize edip yüksek katılım sağlamak için çabaladığın ve bu kadar güzel ev sahipliği yaptığın için ayrıca teşekkürler... tanıştığıma çok memnun oldum...