loranahmes2

Durum: 949 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:18

Puan: 9678 - Sözlük Kezbanı

15 yıl önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 48

gırgır

sözcü gazetesiyle aynı aileye mensupmuş. *

köle izaura

hiç tanımadığım gibi hiç bir zaman merak edip de araştırmadığım ancak ev ahalisince çok kullanılan bilhassa ablamın "yeter lan! köle izaura mı sandın beni, kalk kendin al" gibi atarlarından bildiğim bir dizi kahramanı. aynı zamanda türk dili için yaygın bir kullanıma sahip kalıp sözlerden.

(bkz: köle izaura gibi)

köle

klavye sesi

gece on ikiden sonra karanlığın kendisiyle getirdiği boşlukta yankılanınca ifrit olmama sebep olan ses. bilgisayar öncesi devirde yazarlar, sekreterler nasıl daktiloya tahammül edebilmişler hayret.

popüler kültür

popüler kültürün postmodernizm mucizesini yarattığını düşünürüm. malum popüler kültür gözünü kapatıp açıncaya kadar geçen sürede yaşanan değişikliklerin son noktasına deniyor. her bir değişiklik bir popüler kültür. ama hepsi ayrı ayrı bir değil. neyse. post moderniz, popüler kültürde olmayan şu birlik olayını, en azından edebiyatta, bir kitapta toplayabiliyor. o yüzden hoşuma gidiyor. mesela tutunamayanlar'ı örnek verebiliriz.

bir ara sıkılıp yatağıma yüz üstü uzandım. pencerem açık. bir uykuyla uyanıklık hali. camı kapatmam gerekiyor diye düşündüm. astral seyahate çıkamaz insan popo havada diye cin korkusundan da sıyrıldım. bir yarım saat sürdü sözlük. bir ara annem kapımın önünden geçerken nolursun içeri gir ve camı kapat diye dua ettim de nafile. sesim çıkmadı. tuhaftı yani sözlük. sonra ben kalktım zaten. :)

meysu

türkiyenin ilk meyvesuyu markası imiş. sitesinde kuruluş tarhi yazmasa da çocukken meysu adında anca avucum kadar kutusu olan meyvesuyunu aldırmak için anneme direttiğimi hatırlarım. acaba o meysu bu meysu mu? bilemiyorum.

yokuş bir mahallede çocuk olmak

yokuş bir mahallede çocuk olup aynı mahallede çocuk olan çocuğa aşık olmak kadar güzel bir şeydir. toroslar. akdeniz. sıcak ve ağaçlar. toprak yollar ve çocuk kalbi. sıcacık sevgiler. bir de annenin yaptığı üzümlü kek ile alması için pazarın ortasında direttiğin meysulardan iki tane. biri kendisine. biri diğer kendisine. sevdiği küçük yürekliye. yokuş bir mahallede çocuk olmak çok şey demek.

pariste bir gece

orijinal ismi midnight in paris. büyük bir beklentiyle izlediğim ancak beklediğimi bulamadığım yine de evde yalnızsanız ve sevgilinizden ayrıldıysanız acınızı konrollü yaşamanızı sağlayabilecek küçük beden bir film. filmin bir teması var: bir yazar kendi devrini yaşamalı ve yazmalı. ve bir çok zayıf mesaj. * * o değil filmin ismi neden bir gece. adam gecelerce en azından dört gece kalıyor paris'te. * * *

http://www.sinemalar.com/film/83283/pari...

mahmut sütlaç

mazinin, hal zamanında sendelediği senelerde doğmuş ve hayatı, babasından kalma sütlaç dükkanında geçmiş fakat faaliyetleri beniademe ders olacak hususiyetlere haiz bir insan. bir hayat. bir kelam.

hayatı yakında sizlerle.

ikizler burcu

darısı başımıza

tabiatin manevi derinliğinin en güzel sembollerinden olan darıyla iyi niyet ve beklentinin anlatıldığı söz. bereket temenni edilir. güzel ve iyi olanı her daim.

yükselen burç

doğum saatine göre belirlenen burç*.
ikizlermiş benim yükselenim. mahmut'un sevgilisi ikizler erkeğiydi ve ben ondan dolayı ikizlerden nefret ederdim. tanrım. oidipus kompleksi yaşıyorum. bu ne büyük bir trajedi.*

eski camii

edirne'de selimiye camiinin hemen karşısında yer alan dış görüntüsüyle mütevazı fakat içine girince bir kitap gibi şahaser olduğu anlaşılan ibadethane. sanki harflerden, yazılardan ve resim-yazılardan inşa edilmiştir. büyüleyici duvarları insanı başka alemlere götürür. yazısı olmayan duvar yoktur. tepeden tırnağa yazı. ve bence ne selimiye ne ayasofya ne sultanahmet ne de süleymaniye illa ki eski camii.

kica

üç sene önce gittiğimde duvarlarındaki boyaların döküldüğü, rutubetten yazıların silindiğini gördüğümde bu muhafazakar hükümet ne yapıyor allasen diye düşünmüştüm. yazık.

hatt

arap yazı sistemiyle en güzel yazıya ulaşma yolunda ortaya çıkmış güzel bir yazı sanatı. edirnedeki eski camiiyi görmeyen varsa çok şey kaçırmış demektir.

insan boyutunda yazılarıyla ünlü olan bu camiinin en güzel yazılarından biri şudur:

hurufilik

harflerci'lik.

harflerden, yazılardan yola çıkarak gayba, metafiziğe ait olana ulaşma derdi içinde neredeyse * yeni bir din olmuştur. islam medeniyetinin en büyük sanatlarından olan hatt'ın ulaşılmaz bir estetiğe kavuşmasındaki en büyük pay * hurifilerindir.

batınîden sapıp batıl oldukları iddiasıyla yok edilmeye çalışılınca da başka tarikatlar içine sızmış ve kamufle olmuşlardır. fakat her devir yaşamışlardır. fatihin hurufileri yaktırdığını söylesem burun buruna geldikleri şiddeti anlayabilirsiniz.

hurufiler üzerine yapılmış güzel bir yayın için

http://www.kabalci.com.tr/kabalci-yayine...

ve gelişigüzel olsa da bilgi vermesi açısından kısa bir yazı:

http://blog.milliyet.com.tr/ya-fatih-sul...

ebced hesabı

ebceddeki sıraya göre harflerin ilk yedisi ateş, ikinci yedisi hava, üçüncü yedisi su ve dördüncü yedisi ise toprak olmak üzere dörde ayrılır. harflerin kullanışı onlara verilen bu manalara göre değerlendirilir.

güzel bir makale için http://www.islamkutuphanesi.com/turkceki...

ayrıca (bkz: hurufilik)

31

"el" kelimesinin ebced hesabındaki sayısal karşılığı. elif, 1'e; lâm ise 30 sayısına eşdeğerdir.

saf gibi önce arapça "yed", sonra farsça "dest" kelimelerinin ebcedini çıkarıp ee hani yok dediğim ardından da türkçe el'e karşılık geldiğini anlayınca gülümsememe sebep oldu. *

(bkz: osmanlıca) *

arda kural

emret komutanım adlı hayal askeriyesindeki leonardo di caprio. şizofreni hastası olduğu yönünde haberler çıkmıştır. *

http://ayisozluk.com/lnk/ardaku

canlı bomba

  • /
  • 48
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 949

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **