neredeyse hergün hobi olarak girdigim internet sitesi. benim gibi üşengeç insanlar için ideal, takip ettiğiniz yayınevi varsa şayet o yayınevinin kitaplarına uzandığınız yerden rahatlıkla bakabiliyorsunuz. eh elinizin altında internet olunca, rastgele seçtiğiniz bir kitap hakkında araştırma yapmak da daha kolay oluyor. en son pazar akşamı sipariş verdim ve salı günü kitaplarım elime geçti; hız konusunda da bir problem yok.
yazdıklarının insanların işine gelmemesi için nitelikli birşey olması lazım. kendisinde ne o birikim var ne de o niteliği üretebilecek bir beyin var. kendisini fazla "bişi" sanan,faşinismus hastalığından muzdarip yazar.
yazık la kimin çocuğuysa.
bunca sevgisizlik ve nefretle, kirli zihniyle yaşamını nasıl sürdürüyor merak ediyorum. arada einstein'in " kendisine sadece bir omurilik yetecekken yanlışlıkla bir beyin sahibi olmuştur" şeklindeki ünlü cümlesini de hatırlatmıyor değil hani.
son söylediği sözlerle ilgili
her yerde chplilerin "ama" şeklinde savuşturmalarına denk geliyorum, en son babamla tartıştım. "yok öyle demek istemedi aslında..."
trabzon doğumlu, karadenizli halk sanatçısı...
nesini söyleyim isimli parçayı bana göre muazzam yorumlamıştır, müzikal düzenlemesi de harikadır.
"nesini söyleyim canım efendim
gayri düzen tutmaz telimiz bizim"
en sevdiğim aylardan biri, doğanın canlandığı, cıvıl cıvıllaştığı.. mis kokuyor ortalık, cayır çimen kokusu... alerjik rinite rağmen, durmak yok yola devam! seğmenlerde soluklanma vakti gelmiş.
kulüplükten çıktığını bilmeyenlerin bulunduğu başlık.
örgütünü bile kurduk,
genel sekreterimizin ismi kamuya gizlidir. ne olur ne olmaz, önder yoldaş suikasta uğrayabilir.
örgütümüz yer altı örgütüdür, gizlilik esastır. kimlerin üye olduğunu asla tahmin edemezsiniz. belki de en yakın dostunuz, kim bilir..
psk3'ün önerisi merkez komitede görüşme aşamasında şu an, şu an için timsahların önüne atilacagiz diye korkmanıza gerek yok bu arada.
ellerine sağlık gerçekleştirenlerin. daha da çoğalması dileğiyle. tacizcinin o şok surat ifadesi.. yok öyle, hegamonya kuramadığım kadın hakkında dilediğim gibi atıp tutarım halleri felan. zannediliyor ki dilediğim gibi taciz ederim yanıma kar kalır. içimin yağları eridi resmen. geçen de gazi mahallesinde bir tacizci kadınlar tarafından cezalandırılmıştı.
mutlulukla alakaları olduğunu düşündüğüm gruptur. modum istediği kadar düşük olsun,kardeş türküler dinleyince değişiveriyor hemen. inanılmaz seviyorum ya. perküsyoncu diler özer'leri bi harika.
geçmişte böyle düşünürdüm ben. apolitik, cinselliğini göze sokmaya çalışan, kapitalizmin yoz kültürünü besleyen rerörö insanlar olarak düşünürdüm. hatta "tamam anlıyorum eziliyorlar ama cinselliği göze sokmanın ne manası var, biz yapmıyoruz neticede" gibisinden saçma sapan düşüncelere sahiptim. ha bir de "hayır tabii ki de homofobik değilim"'i eklemekten geri de durmuyordum. sonrasında ise gayet homofobik bir zeminde durduğumu farkettim. gezi süreciyle değişti bu fikirlerim. yoz insanlar değildi, öcüleştirdiğim gibi değildi. aksine beraber direniyorduk. başka arkadaşların deneyimleri,anlattıkları yol gösterici oldu. şimdi ise cinselliğini göze sokmaktan ziyade yapılanın bir kimlik mücadelesi olduğunu düşünüyorum. nasıl ki alevi, kürt, sosyalist vs kimliklerimizin mücadelesini veriyorsak, bu mücadeleyi destekliyorsak lgbt+ kimlik mücadelesinin de verilmesi ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
çünkü biz hayatı kendi aynasından gördük
biliriz sırça kürenin yaldızındaki puştluğu
ey tırnaklarımı büyüten tahammülsüzlük
beynimde hora tepen on sivri bıçak
senin kendi damarında denediğin keskinlik
halkının alnındaki tomurcuğu patlatsa da
kan kendini aldatmaz
kan kendini aldatmaz
kalbim!
bu acıya dayan
varsın işkenceler dağlasın seni
duru bir gök için vahşete katlananlar
acıyı bir silah gibi göğsünde saklamalı
kalbim!
bu acıya dayan
bu acıya dayanman için
yaranı iyileştirmek için sana
parçalanmış gül cesetlerinden bir reçete vereceğim
kesinlikle dalgasına söylemiyorum; laiklik... o chpli laik teyzeler felan. dışarda daha çok gibilerdi sanki. şimdi her yerde cihatçıvari giyinimli insanlar, (nefret söylemiyse de söylemi çünkü cidden nefret ediyorum.)nerden ve nasıl türediniz lan bi anda böyle?!
diri diri yakıldığı gerçeğinin altında yüreğimin ezildiği kadın. cehennemi , dünyadayken yaşattılar bu gencecik kadına.
transfobisi olan her kişinin, üzerinde katil yazan, boynuna asılmış bir yaftadır her trans cinayeti. ve dahası, politiktir. birikmiş koca bir ahtır.
bir kadın isterse kendini doğurabilir. bir kadın isterse dağ başında bile kalsa dimdik durabilir. mücadele verebilir, sıfırdan başlayabilir. burada karanlık çöktüğünde yalnız hissetmiyorum kendimi. siz iyi insanlar iyi ki varsınız. kadın arkadaşlarım, hiçbir zaman kirpiğiniz yere düşmesin. alnınız hep dik; dimdik onurlu kalsın. bir kardeş olarak ellerimi avucunuzda hissediyorum.”
sohbet ederken keyif aldığım ince düşünceli ve pusulası vicdanı olan yazarlardan biri. hangi ortam( ortamdan kasıt sanal-reel) olursa olsun böyle insanlara (ki siyaset,şiir, müzik ve edebiyat konuşabileceğiniz insan sayısının azlığını düşünecek olursak) denk geldikçe çok seviniyorum gerçekten.
bir yerlerde iyi insanların var olduğu düşüncesi mutlu ediyor.
son söylediği sözlerle ilgili
her yerde chplilerin "ama" şeklinde savuşturmalarına denk geliyorum, en son babamla tartıştım. "yok öyle demek istemedi aslında..."
eski kafalılıktan olsa gerek, bu tarz uygulamalara hoş bakmıyorum. insanı metalaştırdığını düşünüyorum. pazardan karpuz seçer gibi ne o öyle tövbe estağfurullah.