lahanısıyla ünlüdür bu güzide yöremiz. mis gibi lahana kokar sokakları, kapı önlerinde oturan yaşlı teyzeleri yoktur kanımca ama olsa iyi olurdu belki!
türkiyede bana göre euro pop/ dance 'in ilk ve tek temsilcisiydi. evlenip barklanıp yok olmayı seçti sanırım ya da zamanın nankör dinleyicisinin şimdiler de kıymeti bilinmedi diyeceğini o çoktan öngördü.
devlet, son terörist eylemlerden sonra oluşan tepki -ki haklılık payı yüksek- ve gerilimlerin halkı galeyana getirmesinde etkili olduğunu düşündüğü facebook ve twitter' a anlık engelleme getirecekmiş. sen devlet olarak gereken görevini becereme faturayı sosyal medyaya kes!
supposed former infatuation junkie'deki en iyi şarkılardan, orta ritimli ve insanı yormayan aksine dinlendiren alanis vokali kusursuzdur. öykü serter radyo 5'te dj'lik yaptığı dönemlerde programında sıkça çalardı bu şarkıyı, nedense aklıma geliverdi şimdi bu gereksiz bilgi.
söylenecek bir kalmadı diyorum ama varda söyleyemiyorum, ifade falan edemiyorum, medyada flaş flaş başbakandan sert açıklamalar o kadar mide bulandırıcı bir hal aldı ki utanıyorum o açıklamayı okumaya, hala aynı açıklamayı verenlerden daha çok! onur diye bir şey kalmamış.
genel olarak sadece patates bazende içinde soğan olacak şekilde tavada hazırlanan kahvaltılık besin. rendelenen patates ki burada bir püf nokta, bu esnada çıkan patates suyu süzülmeli hatta birazda sıkılmalı, rendelenmiş patatesler az da olsa kurutulmuş olması iyi olur, ince ince doğranan soğanla karıştırılarak az yağlanmış teflon tavada iki tarafı da ters yüz edilerek kısık ateşte pişirilir ve afiyetle yumulunur.
geçen 17. olan sözlüğümüz, temmuz ayına göre 425 entry fazla olmasına rağmen 3 basamak düşüşle 20. sıraya gerilemiş durumda. eğer geçen ay ki düşmeler buna etki yaptıysa sorun değil ama yapmadıysa çok kötü. bu ay daha çok entry ve başlık girilmesi gerekecek.
hayallerin yıkıldığı, karadenizde gemilerin battığı andır. çaktırmadan hoşlanılmaya devam edilmeli sorunu neymiş, neden böyle olmuş o araştırılmalı sonra da icabına bakılmalıdır.
telaşlanmanıza, dışınızın ürpermesine sebep olacak durum. iç ses sizi içten içe kıskanıyor, sizin bu sevişmelerinizi sindiremiyor büyük ihtimalle, intikam sarmış her bir yanını, tez zamanda allah onu ıslah etsin.
müslüman ülkede yaşıyorsa malum gelenek göreneklerle büyümesinden dolayı rasyonel bir durum olabilir, ailesi de müslümansa onları kırmamakta olabilir, en basiti çocuğu ateist değildir, bilemedim bak şimdi!!bir1!
en iyi duyguyu yine şarkıyı yaratan sezen aksu yorumudur, bu arada yaratma kısmı sadece söz için geçerli, beste kısmı azeri bir sanatçıya aittir aslında.
gösteriş için yapılmıyorsa her bir yeri idealdir, aksi durumda alına bile yaptırılabilir ama tabi baldır ve boyun fena olmazdı hani.bakalım kısfmet artık.
kaşınıyordur. takıldığı her ne varsa, internet, tv, oyun ve dahası, işte bunlar o an için daha tatlı ve zevkli geldiği için yatmıyordur yatamıyordur, esiri olmuştur, yarın akşam erkenden yatarım diye düşünür ama o akşam da aynı terane olur, her sabah kalkarken de ağlıyordur kesin.
nasıl yazılmamış hayret edici,teoman'nın ilk albününden en iyi şarkısı olabilecek kadar güzel* özlem tekin vokalli şarkısı. huuuu aaa ğaaa huuu aaa ğaaa
bizi taniyan herkes bilir
senle ben eskiden beri
hic derdimiz olmadan buyumustuk yanyana
hani cok sevdigin o filmi gordukten sonra
kisacik kestirip ictin ilk sigarani
oh papatya
yuzumun haline bak
seninle kim kalacak
isiklar kapaninca
benden cok uzakta
oh papatya
son bir defa bana bak
seninle kim kalacak
isiklar kapaninca
benden cok uzakta
zaman mi degisti yoksa ben mi
geride kaldi o gunler
aklin belli karismis
yuzunde golgeler
senin icin sana getirip anlattigim hersey
artik cok bos geliyor
yalanci kelimeler
simdi o gunlere donup seni dusundugum anlarda
hala ustumde kokun sesin kulaklarimda
oh papatya
yuzumun haline bak
seninle kim kalacak
isiklar kapaninca
buradan cok uzakta
oh papatya
son bir defa bana bak
seninle kim kalacak
isiklar kapaninca
benden cok uzakta
oh papatya
yuzumun haline bak
seninle kim kalacak
isiklar kapaninca
benden cok uzakta
oh papatya
evet,özene bezene uzunca* bir entry yazdıktan sonra aslında bağlantının koptuğunun farkına varılması ve onca yazının bir anda yok olması,biraz önce başıma gelmiştir.
(bkz: şimdi sinirden kendimi sikecem)
kelebek:slm
at: slm
kelebek: nerden?
at: ist
kelebek: hımm yer var mı?
at: olmamı
kelebek: kaç cm?
at: kafası hariç 52
kelebek: ay ben gülerim
at: senin ağzını yüzünü zikerim
kelebek: hadi be at kafası 0_o
at:bir yere bağlamaya çalışıyor ama bağlayamadı yazar
kelebek: evet ne yapsak konayım mı acaba?
at: bir kar tanesi ol kon zikimin ucuna
kelebek: hihihihi hade ben kaçar, sabaha kadar yazacak bu mal.
alınından öpülesi poposuna şaplak atılasıca gaydir. var mıdır bilinmez ama büyük başarıdır kanımca,yani tamam namusludur, kuralları vardır, meraktan da olsa bir girip bakmışlığı vardır herhalde. yeme bizi, yedik onları biz olm.*
denizin soğuk sularından gelen edit: lan sözlükte ne çok kezban varmış, ya yeni öğrenmişler ya da aa bu ne la gibi mesajlar alıyorum. şaşırtınız beni sözlük. kendimi ırıspı gibi hissettirdiniz teşekkür ederim ya.*
kimse orasını burasını yırtmasın, hayat bu herkes hakettiğini yaşıyorsa, hak ettiğini de almak/istemek en doğal hakkı. herkesin yaşam biçimi farklı, ister hetero ister eşcinsel, kriterler belli. ve yine bir gerçek ki o istenmeyebilen feminen arkadaşlarımızda tutupta karşısına feminen biri denk geldiğinde çirkefleşebildiğini ya da sadece erkeksiler/kaslılar/kıllılar özele gelsin deme hakkını bulabiliyorsa, bu cümle karşısında ağlamanın hiç bir anlamı yoktur nazarımca. kötülenmemesi gereken izah biçimidir.
ilkokulu okumak ,80lerde siyah,90larda mavi önlük giymektir.sokaklarla daha özgür olmak ,oynamak demek,pazar sabahı erkenden kalkıp bakkaldan gazete ile alınan karton maketleri yapmak demek,voltranı,he-meni,işitme engelli haberlerini,kovboy filmlerini izlemek, yatarken istiklal marışında hazır olda durmaktır, atari solanlarında babaya yakalanmaktır**.bizimkiler ve parlament sinema klubüdür. leblebi tozu,kansuk,gol atan kaleye,istop,bitmez uleenn
o zamanların kokusu bile bir başkaydı be sözlük. hiç bitmeyecek gibiydi o dönemler, 2000 yılında 18 yaşımıza gireceğimizin hesabını yapardık,reşit olacaktık daha özgür olacaktık amerikan piçleri gibi,30 olduk da ne oldu,dünya kirlendi biz büyüdükçe,hayat acımasızlaştı,gerçekler gün yüzüne çıktı.evet şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler sözlük neler yapmazdım be.