22 yıl olmuş çıkalı pehey... her bölümünü izleyememiştim zamanında cnbc-e'de denk geldikçe izlerdim, bu hafta baştan izlemeye başladım bakalım nasıl gelecek
bikaç yıldır her karşıma çıkan adhdyim diyor instagramda youtubeda da herkes adhd olmuş, acaba gerçekten bu kadar yaygın mı yoksa biraz kendi kendimize teşhis mi koyuyoruz bilemedim
herkes istediği her şeyi yapabilir, buna namaz kılmak da dahil. keşke herkes kendi işine baksa dedirten ve sözlükte bol olan başlıklardan, ne bu bizim milletimizin herkese karışma sevdası?
nedense ilk öpücüğüm aklımda kalmamış, pek özel ve iyi olmayan ilk erkek arkadaşım ile olduğundan muhtemelen. aklımdan çıkmayan ise ilk sevgilimden önce kyk yurdunda kalırken hafif denemelerde bulunduğumuz straight curious oda arkadaşımla aramdan geçenler, ne öperdim onun her yerini, dudakları ve pipisi dışında..
genç birinin yaşlı biriyle ilişki yaşaması, yaşlı birinin genç biriyle beraber olması neden ahlaksızlık, sapkınlık olsun yahu, kafan mı güzel senin. şu hetero kafanı bir kenara bırak diyeceğim ama yaş farkı olan ilişkileri artık onlar da ahlaksızlık olarak görmüyorlar. ortam ortam diyerek ötekileştirdiğin ve pislik olarak nitelendirdiğin eşcinsel ilişkilerde kaçırdığın bir nokta da yetişkin insanların kendi iradesi ile yaşadıkları ilişkiler. valla haklısın, çok zorladım kendimi ama dediğin gibi seni sevmek ve aynı alanı paylaşıp seni kabul etmek gerçekten zor. bu sözlüğe saçtığın homofobinin artık sabredilir bir yanı kalmadı, herkesin bir tahammül limiti var, kusura bakma.
tek sprey sıkımda bir kaç saniye içinde düz duvara tırmandıran, afrodizyak parfüm olarak geçinen çoğu parfümü donunda sallayan animalic parfüm.
tövbe est tek sıkımda insan kendi kendini sikmek istiyor. iç mimarisinde deri kullanılmış bir odada yüzlerce yakışıklı erkek seks yapıyor gibi bir his.
dediği lafa bak; belki hataları çokmuş. hıh. pisliğin tekiydi. kimseyi aramda kan bağı var diye sevmek zorunda değilim. bana ahlak dersi vermeden önce 2-3 kez düşünmeniz gerekir. o namussuz hiçbir zaman arkamdaki duvar olmadı. başkasının aile hayatına burnunuzu sokmayın. gidin romantizminizi kendi babanıza yapın. herkes sizin toz pembe hayatınızı yaşamıyor.
şiir fazlasıyla yazan biriyim. en kötüsü diyemem de basit bir tane yazayım.
geçer denilen ne varsa
öylece kalakaldı yürekte
zamanın içine hapsoldu anılar
kaçış yolları kapandı
ölümü arzulayan bir ruh
bir kan lekesi yürekte
dinmeyen acılara dair
durulmuş vaziyette, kasvet sarılı dünya
rüzgarlar durgun, çiçekler solmuş
aşk tan eser kalmamış
ölüme biat eder olmuş ruh.
altta ki yazar anlat bakalım ne istersen. mutlu bir anını anlat. anlat ki hatırlayıp tekrar mutlu ol.
son zamanlarda keşfettiğim kali uchis şarkısı aklıma bu başlığı getirdi. o nasıl ritim çok fena oldum. sex için mükemmel olabilir. şöyle bırakıyorum...
jenerasyonlar arası ilişkiler ipne toplumunda dünyanın her bir yerinde görülür ve ipnelere önemli bir kültürel zenginlik katar, olgun amcalarımızdan öğrenebileceğimiz çok şey var, öncelikle kendinizi beğenmeyi öğrenirsiniz, hayata karşı farklı bakış açıları öğrenirsiniz, seks yapmayı bile öğrenirsiniz. olgun kişi de genç partnerlerden dünyada bu aralar neler oluyor yeni nesil nelere önem veriyor onu öğrenir, eskimez. o yüzden yürekten desteklediğim bir olgudur genç-olgun ilişkileri yok hayır kesinlikle artık kırk yaşına merdiven dayadığımdan değil
seks için bir buluşma kuralı yoktur. ilişki arayanların da illa ki beklemesi gerekir gibi düşünmüyorum. 7 yıl birlikte olduğum eski kocam ile de ilk buluşmada seks yapmıştık.
benim en sevdiğim ilk buluşma: önce seks, sonra birer içecek ve muhabbet, sonra yine seks. eğer muhabbet sıkıcıysa ya da canınız ikinciye istemiyorsa oradan anlarsınız tekrar buluşma potansiyeli var mı yok mu.
sevgililerime sorsan beni pek soft görmediklerini söylerler ama aslında çok seviyorum softken emilmeyi çoğu sevgili ancak o zaman hepsini ağzına alabiliyor
emen taraf ben olduğumda en canımı sıkanlar bi türlü sertleşmeyenler bakalım allah büyük inşallah bir yirmi otuz yıl daha o günleri görmeyiz
“sexual desire discrepancy” türkçesini bulamayınca böyle çevirdim. ilişkilerde bir kişinin yüksek libidolu bir kişinin düşük libidolu olmasından veya bir kişinin diğerinden daha fazla seks istemesinden kaynaklanan durum.
aslında çok yaygın ve normalken, cinselliğin genel olarak tabu olmasından, utanç duygusunu çok kolay tetiklemesinden, ilişkilerimizde sağlıklı iletişim kurmayı bilmememizden dolayı bir çok ilişkiyi krize sürükleyen durumdur.
seks terapisine veya çift terapisine başvuran çiftlerin en sık şikayetçi oldukları durumken, başarılı bir şekilde tedavisi de o kadar zordur. hetero çiftlerde eşcinsel erkek çiftlerden daha sık görülür ve bir çok heteroseksüel ilişkinin ve evliliğin sekssiz bir ilişkiye dönüşmesinde rol oynar.
ilişkilerin başında bu durumun fark edilmesi daha zordur çünkü arada bir fark olduğu belli olsa da genelde her iki kişiyi de tatmin edecek kadar seks yapılır ilk iki yılda. genelde sorun ikinci yıldan sonra problem çıkaracak büyüklüğe ulaşır.
“yüksek istek” (high desire) kişi sürekli seks isteyen taraf olmaktan bunalır, seks istekleri olumsuz yanıt aldıkça kendisini sevilmiyor ve istenmiyor hisseder.
“düşük istek” (low desire) kişi sevgilisinin cinsel ihtiyacını anlayışla karşılayıp kendi isteksizliğini de normal olarak kabul etmelidir. ne yazık ki bir çok ilişkide düşük istek duyan kişi partnerini sekse düşkünlükle ve seks bağımlısı olmakla suçlayıp işi daha da yokuşa sürebilir.
olayın çözümü dediğim gibi zor… anlayışlı olmak, sağlıklı iletişim kurmak, her iki kişinin de çaba göstermesi ve birbirinin ihtiyaçlarını önemsemesi vs vs… bana sorarsanız en iyi çözümü daha işin en başından sekse sizinle benzer oranda önem veren biriyle birlikte olmanız.
nereden geliyor bilmiyorum belki benim dişlerim düzgün olduğundan, böyle çarpık dişli ya da tavşan dişli tipler hoşuma gidiyor tabi diğer tarafları da biraz yakışıklı olduğunda mesela bu tatlı şey
“one of your girls” son videosunda karşımıza drag içinde çıkıyor müthiş güzel olmuş. “face card, no cash no credit” gibi bir şarkı sözünün hakkını vermiş.
şarkı bizde çok bulunan eşcinsel olmayan aktiflerden birine aşık olan birisi hakkında yazılmış gibi, diyor ki canın sıkıldığında ara beni senin öteki kızların gibi olurum, aramızda kalır kimseye söylemem.