arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

batman v superman dawn of justice

(bkz: batman vs superman)
2016'da çıkması planlanan, man of steel'in devamı niteliğinde olacak zack snyder filmi. ne kadar saçma bulsam da frank miller'ın yazıp çizdiği the dark knight returns hikayesinden esinleneceği söylenmekte. zira hikayede batman emekli olmuş bir süper kahraman ve dolayısıyla yaşlı. batman'i man of steel ile yarattıkları yeni sinematik evrene orta yaşlı sokmaları aptalca olur.
kadro şu şekilde:
superman - henry cavill
batman - ben affleck (duyduğumda sinirden ağladım)
wonder woman - gal gadot (aynı şekilde rezil bir seçim)
aquaman - jason momoa (ne alaka)
lex luthor - jesse eisenberg
lois lane - amy adams
robin - jena malone (the dark knight returns'un kız robini. kendinden önce gelebilecek mantıklı dört seçenek varken en son robini seçmek hikayeyi kısıtlamaktır. neyse..)
kısaca oyuncu seçimiyle şimdiden sıçmış görünüyor. tek umudum zack snyder'ın watchmen'deki başarısını yakalaması. henüz teaser bile çıkmadı, heyecanla bekliyoruz.

zack snyder

watchmen, 300, dawn of the dead, sucker punch, man of steel filmlerinin yönetmeni. ayrıca batman v superman: dawn of justice ve justice league'i de yönetecek.
kullandığı müzikler ve görüntü yönetmenliği ile ünlüdür. dawn of justice için seçtiği oyuncuları aptalca bulsam da güveniyorum kendisine. watchmen gibi detaylı bir çizgi romanı en başarılı şekilde aktardı beyaz perdeye sonuçta.

dawn of the dead

george a. romero'nun 1978 yapımı filminden uyarlanan, yine romero'nun senaristliğini üstlendiği fakat yönetmenliğini zack snyder'ın yaptığı 2004 yapımı post apokaliptik zombi filmi. kalitesiyle türünün diğer örneklerinden ayrılıyor. müzikleri ve görüntüleri çok başarılı klasik bir zack snyder filminde olduğu gibi. hele ki jeneriği takdire şayan.
the walking dead'den önceki zombi yapımlarının en iyisi diyebiliriz kısaca.

ayı sözlük itiraf

sanırım kezbanım sözlük.
kaç seferdir biriyle öpüşme şansı yakalıyorum, her seferinde de geri çekilen ben oluyorum. dalgasına aslında, "öperim oğlum nolacak sanki" kafasında ortaya çıkan bir şey. karşıdaki bey hetero, ben niye geri basıyorsam? öp gitsin işte.

bıçak yalamak

midesi kaldıranlara evil dead'de geçen bir sahnesi mevcuttur.

arrow

"yeter uleyn çalışmayacam artık!" isyanıyla 3.sezonda biriktirdiğim tüm bölümleri bu hafta içinde izlediğim dizi. izlemez olaydım. bir dizi kaynağını köklü bir süper kahramandan alıyorsa bu kadar sıçmamalı. sırf çizgi romandaki replikleri senaryoya yerleştirseler efsane bir dizi olurdu arrow.
tamam ilk sezonda nolan'ın batman'i gibi yapmaya karar verdiler diziyi, anladım. başroldeki kazma green arrow'dan çok, ok atan batman'e benzedi onu da anladım. hatta değişik, güzel bir şey çıktı ortaya takdir ettim. çizgi romandan tamamen kopsa da karakterleri alıp yavaş yavaş yerleştirdiler diziye.
ikinci sezonda mantıklı bir yolla bilim kurguya girmeye başladı dizi. süper güç kavramı ortaya çıktı. black canary geldi, deathstroke geldi. ilk sezonun gerçekçiliğiyle biraz çelişse de çok göze batmadı, rayına oturdu her şey. ayrıca flash'ın altyapısını attılar ikinci sezonda, heyecanlandık. tamam olacak bu dizi dedik. harika bir finalle bitirdiler.
üçüncü sezonda ne oldu bilmiyorum. yönetmen mi değişti, senarist mi değişti hiçbir fikrim yok. ama dizi sıçtı sıvadı. gereksizce karakter öldürmeler, geri getirmeler, önüne gelenin kahraman olması, herkesin dövüşmeyi öğrenmesi ögggh gına geldi artık. iki yıl önceki gerçekçi arrow'la alakası yok şu an. hayır baştan biraz bilim kurgu dizisi gibi yapsalardı tamamdı. şu an dizi kendi kendiyle çelişiyor, iğrenç kurgusu bıktırıyor. eskiden felicity'yi severdim o bile bok gibi şu an.
allah belasını versin böyle dizinin. çekmeyin abi yapamıyorsanız, bu kadar basit. gidin aksiyon dizisi çekin bulaşmayın çizgi roman sektörüne beceremiyorsanız.

türkiye'de annelerin ve babaların vasıfsızlığı

kesinlikle katıldığım başlık. anlamıyorum insanlar neden üremeyi yaşama amacı haline getirmişler. önüne gelen ürüyor yavaş be! o doğan çocuklara yazık.

özgecan aslan

detaylar kan dondurmaya devam ediyor. özgecan henüz canlıyken bilekleri kesilmiş. gerçekten çok korkunç. söyleyecek söz bulamıyorum.
http://www.radikal.com.tr/turkiye/ozgeca...

irfan aktan'ın sözlerine karşı elif çakır'ın volkan gibi patlaması

erdoğanfobi denen yeni bir kavram sahibi olmamızı sağlayan gereksiz patlama.
yav he siz homofobik değilsiniz, kadın düşmanı değilsiniz, demokrasiden ölüyorsunuz biz erdoğanfobiğiz.**

namus

insanlar tarafından üretilmiş, kadına sahip olma amacıyla kullanılan, yapıca çirkin ve işlevsel olarak gereksiz sosyal bir kavram.
onur, şeref, haysiyet gibi kavramlarla karıştırılmamsı gereken kavram ayrıca.

nihat doğan'ın ışide katılacağı dedikodusu

"siktirsin gitsin" diyerek tepki verdiğim dedikodu.
gündemde kalmak için her şey mübahtır.

bu mu yeni chp

her seçimde %30 oy çalmaktan başka bir işlevi olmayan partiye yöneltilebilecek soru cümlesi.
yav bir insan anlatabilir mi bana allah aşkına chp'nin bu ülkedeki işlevi nedir? ne boka yarıyor şu parti? eyvallah kurucu parti, devrimci parti falan da 2015'e gelmişiz artık insaf ya.
ne güzel karar verseler hep birlikte, parti dağılsa, yerine çağımıza uygun işlevsel ve dinamik bir parti kurulsa... nerde! anca bik bik ötmeyi biliyorlar, onları da facebook'ta amcalar teyzeler paylaşıyor.

cumhurbaşkanı rte'nin feministlere atarlanması

amazonlar

shameless

5. sezon 6. bölümü yürekleri dağlayan dizidir.


--- spoiler ---

her sezonda bir bölüm olur ya böyle, shameless'ı shameless yapan "the shameless" bölümü. işte bu sezondaki 6.bölümdü. sanki her anını özenerek yapmışlar bölümün. müzik seçimleri, görüntüleri falan harikaydı. asıl mesele ise ağzımıza sıçması tabi ki.
geçen bölüm gördük jimmy şerefsizinin geldiğini. bu bölümde fiona önce bir pataklasa da her insan evladı gibi "i love you"yu duyunca bıraktı kendini. ikinci seksleri esnasında ağlamaya başlaması, gus ile yatarken ağlaması falan kafamı karıştırdı biraz. ya gus'ı sevdiğini fark etti ya da hala jimmy'yi sevdiğinden kendinden tiksindiği için ağladı. ikinci daha olası ama nolur birinci olsun.
bölümün ana mevzularından biri de ian ve mickey tabi ki. o kadar koydu ki sondaki o veda sahnesi anlatamam. istemsizce göz yaşı döküyor insan. televizyon dünyasında daha iyi işlenen başka bir eşcinsel çift yok bence. internette biraz bakınırsanız eşcinsellerden çok hoşlanmayan insanların bile ian ve mickey'yi sevdiğini görürsünüz. çünkü kendi aşklarından çok da farklı olmadığının farkına varıyorlar. mickey'nin sevgisini gören bir adam azıcık beyni varsa homofobik olamaz bence. bu yönden shameless ne kadar doğal davransa da toplumsal bir görev üstleniyor ve hakkıyla yerine getiriyor bunu.

--- spoiler ---

eşcinsel atasözleri

heteroseksüel erkek yoktur, az votka vardır.

ayı sözlük yazarlarının ıssız adaya düşerlerse yanına alacakları 3 şey

-ok ve yay*
-bomonti
-prezervatif*

bir ulaşım aracı olarak dinozor

tecavüze verilen tepkileri samimiyetsiz bulmak

insanların samimiyetini sorgulamayı mantıksız bulduğum başlık. kimseyi ilgilendirmiyor kimsenin samimiyeti. elbette iki yüzlü insanlar da var başımızdaki parti gibi ama onların varlığı durumu değiştirmiyor. ayrıca küfür etmemin de beni samimiyetsiz kılacağını düşünmüyorum. şu başlık altında yine aynı tartışmalara girmeye gerek yok uzatmayacağım o yüzden.

homofobik homoseksüel

bugün karşılaştığım tutarsız ibne modeli. "nonoş sevmem full erkek olacak" diyor herife bak.
her gün yeni bir şey öğreniyorum sözlük. bugün öğrendiğim şey ise ne kadar mantıksız ve aptalca değerlere inanırsa inansın dünyada her çeşitten insan olduğu. kabullenmek gerek belki ama bir yere kadar yani.
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..