arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

dexter

miami'nin sempatik seri katili dexter morgan'ın hayatını anlatan, son sezonda sıçtığı gerçeği dışında eşi benzeri olmayan televizyon dizisidir. öyle olmasının sebebi tabi ki efsane karakterleridir. mesela dexter'ın kız kardeşi debra morgan. kendisi dexter'dan da çok severim, hatta var olan başka bir dizi karakterini debra kadar sevdiğimi hatırlamıyorum.

--- spoiler ---

--- spoiler ---

--- spoiler ---

final bölümünde gerçekten abartmıyorum, hıçkırıklar ata ata ağladım. belki çok bencil olacak ama hayatımda hiçbir şeye bu kadar ağlamamıştım. dexter debra'yı denize atarken "atma amına koduğumun çocuğu orospu çocuğu atma!" diye bağırdım ekrana resmen. of aklıma geldikçe gözlerim doluyor. bir hafta boyunca kendime gelemedim ardından. zaten çok kolay etkilenirim kurgudan, sekiz sezonu bir ayda izleyince hayatımın bir parçası oldu herhalde ondan ağladım bu kadar. neyse burdan showtime'a küfürlü bir selam çakmış olayım. gittim ben.

--- spoiler ---

--- spoiler ---

--- spoiler ---

nihat doğan

bana dexter'ın gerçek olmasını dilettiren ender insanlardandır.

durduk yere ayı sözlük yazarlarına koyan şarkılar

true love derdinden bilek kesenlere daniel johnston'dan true love will find you in the end

komşu gürültüsü

tuvaletten gelen komşu gürültüsü versiyonu bambaşka olandır. insanlar sadece tuvalette kendileri gibi olabiliyorlar herhalde ondan. kendi kendine konuşanı mı dersin, şarkı söyleyeni mi, porno izleyeni mi...

seksin komik bir eylem olduğu gerçeği

son zamanlarda çok düşünmeye başladığım durum. porno izlerken falan bi gülme tutuyor, libido falan kalmıyor ortada.

ayı sözlük yazarlarının yaşadığı komik anlar

bugün yakışıklı bir çocukla asansördeyken durduk yerde şemsiyemin açılması* ve neredeyse çocuğun gözünü çıkarıyor olmam.
göz demişken göz varmış üzerimde çıkarmış oldum.*

ercake

kullanıcı adını çözümlediğimi düşündüğüm yazar.
"erkeyk... ana erkek bu!"
hoş gelmiş!

essay

türkçe'de tam karşılığı olmayan kelimeleren biridir. denemeye daha yakın gibi sanki.

işler güçler

20. bölümünde bıraktığım ve yazın bitireceğim dizidir. beni en çok güldüren yapımlardan biridir. evet amerikan dizileri çok komik, fakat hiçbirinde işler güçler'de güldüğüm kadar sahiplenerek gülmedim. kültür işte naparsın.
sadi favorimdi, neden bilmiyorum sevimli geliyordu.
ecevit karakterini çok severdim bir de. gitmesine üzülmüştüm baya. o market kasasındaki sahneleri falan hala gözümün önüne gelir.

bonzai kılıçdaroğlu bonzai bahçeli

davutoğlu'nun iç dünyasında neler yaşadığını sorgulatan ifadedir. her geçen gün daha iyi oluyor kafası.

ya la

ahmet kural'ın işler güçler'deki "diyemedim ya la" adlı efsane mottosunun başrolü olan hitap biçimi. yerinde kullanılırsa samimi.

ayı sözlük'te yazar olmanın önemi

düşüncelerimi özgür bir şekilde ifade edebilmektir benim için. bir de ayı sözlük'e üye olmak için sözlük kurallarına saygımdan dolayı 18 yaşımı beklediğimden* ulaşılan bir hedeftir gözümde.

idam geri gelmeli

idam yetkisine sahip bir akp düşünmek istemiyorum.
bağımsız yargı mı var?
ya he.
şu linkten tecavüzcü piçlerin hapishanede neler yaşadıklarına bir göz atabilirsiniz.
http://eksisozluk.com/entry/49152717?utm...
umarım gerçektir, bunu isteyecek kadar insanlığımı kaybettiğime üzülsem de ilahi adalete bırakmak vicdanıma ters düşüyor.

august osage county

meryl streep ve julia roberts'ın başrolü paylaştığı, bir tiyatro uyarlaması olan 2013 yapımı film. şahane diyaloglara şahane oyunculuklara sahiptir.
julia roberts'ın climax anındaki "eat the fucking fish" çıkışı kesinlikle oscara layıktır.

seth rogen

funny people ile bir kere daha sevdirmiştir bana kendini. ilk önce izlemem gereken filmini en sona bırakmışım resmen.

altta ceset üstte eşcinsel ilişki

haberde eşcinselliğe yapılan vurgu komiktir. cinayet kadar kötü demek ki bazılarının gözünde. gerçi cinayet ne kadar kötü onlara göre, tartışılır.

the lord of the rings the fellowship of the ring

lord of the rings serisinin kitap olarak da film olarak da en sevdiğim bölümüdür. belki de kitabıyla fantastik edebiyata attığım ilk adım olmasındandır.
filmde tom bombadil'in, höyük yaylaları'nın yer almaması üzücüdür fakat ne olursa olsun kitaba sağdık kalınmıştır. en azından şu hobbit zımbırtılarında yaptığı gibi sıçmamış evrene peter jackson. bak yine adını andım tepem attı töbe ya..

ayı sözlük yazarlarının hayallerindeki meslekler

kronolojik olarak,
-arkeologluk
-senaristlik/yönetmenlik
-oyun/hikaye tasarımcılığı
-çizgi roman yazarlığı/çizerliği
hepsini hala çok istiyorum. son ikisi özellikle ağır basıyor. valla gerçekçi olursam grafik tasarımcı olacağım gibime geliyor, hadi bakalım.

zaman çarkı

büyük bir hevesle tüm harçlığımı feda edip altı kitabını aldığım fakat beni çok büyük hayal kırıklığına uğratan fantastik seridir. o kadar çok yorum okudum ki şunlar gibi:
"en iyi fantastik seri" , "tolkien'i tahtından indirdi", "dünyası çok zengin", "karakterleri çok derin" diye, beklentim tavan yaptı yani doğal olarak. ilk kitabını süründürdüm resmen. "az sık dişini güzelleşecek", "aslında güzel ben havamda değilim herhalde" diye diye üç ayda bitirdim. sonu biraz gaza getirdi ikinciye başladım hemen. o gazla yarısını okudum ama ı ıh, dayanamadım. ne a song of ice and fire gibi ciddi, ne lord of the rings gibi epik, ne dragonlance gibi klasik. karakterler tabiri caizse kezban, okurken illallah ettiriyor. betimlemeler gereksiz uzun. a song of ice and fire'ın dördüncü kitabı favorim düşünün bana bile uzun. bir de pat diye hikayeye yeni bir ırk giriyor, yeni bir düşman çıkıyor. ya insan biraz altyapısını hazırlar.
neyse sözlük, doluyum işte. yine de bir ara gaza gelip tüm kitaplarını okumayı planlıyorum. kan ve küller!

hoje eu quero voltar sozinho

  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..