arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

tanınmayan biri canım dediğinde verilen tepkiler

karşıdakini pek bozmam ama içimden bir "ne oluyoruz lan" tepkisi veririm. gıcık bir şey yani samimi de değil. kullanan kişi neyi kanıtlamaya çalışır bunu söylerken anlamam.
tabi bu tepki sanal ortamlarda yeni tanıştığım insanlar için geçerli. yoksa arkadaşlarıma ben de diyorum elimde olmadan.

kill bill

sürekli göndermeler yaptığım, müziklerini paylaştığım, tabiri caizse hayatıma yerleştirdiğim seridir. kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum fakat bir kere bile sıkılmadığıma eminim izlerken.
külttür.

crusader kings 2

game of thrones modu şahane olan oyundur. modun kitapları yalayıp yutmuş kişiler tarafından yapıldığı çok bellidir. westeros tarihi yaşarsınız oynarken, ejderhaların dansı'na bile şahit olursunuz.

pitch perfect

çok farklı bir kafaya sahip, inanılmaz eğlenceli müzikal komedidir. fat amy karakterinin her çıkışı karın ağrıtır güldürmekten.
--- spoiler ---

mesela fat amy seçmelere gider ve adının fat amy olduğunu söyler. sonrasında şu diyalog gelir:
-you call yourself fat amy?
-yeah, so twig bitches like you don't do it behind my back.

--- spoiler ---

avatar: the last airbender

hayal dünyamın gelişmesinde çok büyük etkisi olan efsane çizgi dizidir. hani diyorlar ya "televizyon, bilgisayar karşısında büyüyen neslin hayal gücü gelişemez." diye. işte o cümleyi sikip atan büyük bir yapısı vardır avatar'ın.
bu dizideki karakter gelişimi şimdilerde yayınlanan yüksek bütçeli sikindirik dizilerde yoktur mesela. zuko ve iroh'nun ilişkisi, toph'un dünya ile mücadelesi, katara'nın geçmişiyle yüzleşmesi, sokka'nın ait olma isteği ve en önemlisi aang'in "büyümek" ile çatışması.
çok farklıdır avatar. ince mizahıyla, duygu dolu anlarıyla ve ölümsüz arkadaşlıklarıyla her zaman kalbimde olacaktır.

ayı sözlük link kısaltma aracı

"http kullan dedik müslüman" ifadesiyle her seferinde güldüren hizmettir. ailecek seviyoruz efenim ayı sözlük mizahını.

valar morghulis

"her insan ölmelidir." şeklinde çevrilebilen a song of ice and fire mottosudur.
dizide daenerys tarafından trollenen mottodur. "her erkek ölmelidir, biz erkek değiliz ki." demiştir hizmetkarına.
ya "man" ve "men" ile kelime oyunu yapmıştır ya da dizi sözün anlamını değiştirerek sıçmıştır. umarım birincisidir.

ayı sözlük itiraf

sınavdan sonra saçımı boyamak istiyorum sözlük. ciddi ciddi istiyorum bunu çok uzun zamandır. ama o güne yaklaştıkça daha az gerçekçi geliyor bu istek. ne sinir bozucu bir şey şu millet ne der muhabbeti.

ahmet davutoğlu

her konuşmasında bir yerlere selam çakan adam. böyle orjinal orjinal isim tamlamaları üretiyor ve sonuna "selaağm olsuğn!" ekleyip cümlesini bitiriyor. bir de bitmiyor bu selamları, sanki acun'un programına çıkmış akrabalarına selam gönderiyor arkadaş.
çok antipatik bir adam.

girilen entry'yi üstüne alınan yazar

anlayamadığım yazar profilidir. hayır gerçekten denediğim, hatta salak gibi anlaşmaya çalıştığım profildir. artık birbirimizi engelleme çagrısı yapıyorum.
(bkz: üçgen biçiminde birbirimize takacağız)

akrep burcu

benim burcumdur ve şurdakileri okuyana kadar burçlara inanmıyordum, vay be...
kinci, kıskanç olmamam ve çoğu işi yarıda bırakmam dışında uyuyor özelliklerim.
neyse yarına unuturum herhalde. inanmamak daha cool*

29 ocak 2015 vikipedi rezaleti

rezaleti de aşmış rezalettir. sıçıştır artık gözümde. gören de dünyayı yok etme planları yapan terörist bir topluluğuz sanacak ne bu rollenmeler, oylamalar falan anlamadım. çok mu önemli hissediyorlar kendilerini o maddeyi kaldırınca. bir şeyi de abartmayın amına koyim ya ne drama queen bir oluşumsunuz.

we need to talk about kevin

çok rahatsız eden fakat bu rahatsızlığı başarısından kaynaklanan kırmızı film.

türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler

gökyüzü ne kadar güzel,
burdan daha güzel,
bizden daha güzel.

annelerin çocuklarına taktığı lakaplar

kerem bürsin

o amerikan türkçesine sinir olduğum, konuşurken ağzına kürekle vurmak istediğim insan.
soyununca değişiyor işler tabi.

ateist ve homofobik insan

dindar homofobiklerden daha tehlikeli gelmişlerdir gözüme hep. dindar olanlara kutsal kitapları aşılıyor homofobiyi, kendileri üretmiyorlar. ateistler ise demek ki düşünmüş taşınmış kendi aklıyla varmış homofobiye. ki bu da tehlikeli bir akıl yapısını işaret ediyor bana.

onları yazana kadar iki üç hikaye karalasaydı harry potter'dan..

yok okumadım ama çok iyi yorumlar almamış diye duydum. doğru mu duydum?

işte malzeme çok da oof off j.k rowling tembel...
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..