bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

kripto ermeniler

kripto sözcüğünden de anlaşılacağı gibi saklanmış ermenilerdir. osmanlı himayesinde yaşayan ortodoks halkın vergilerden muaf tutulmak için müslüman olarak görünmelerinden ileri gelmektedir. halk arasıda müslüman yaşayışa uyum gösterip, asıl ortodoks ibadetlerini gizlice yapmaya çalıştıklarından dolayı böyle tanımlanmışlardır.

(bkz: asimilasyon)
(bkz: ermeni)
(bkz: yüreğine sor)

subjugator 2

hoşgeldin demenin abest kaçacağı , kısa bir aradan sonra aklı evvellere ibretlik olarak karşımızda olan subjugator

(bkz: diren ayı sözlük)* (bkz:#201290)

subjugator

malum atık bu rumuzu bloke edildiğinden subjugator 2 olarak yepyeni upgrade ile ortalığı toza dumana katacak yazardır. ilk on entrysini girmiş onay beklemektedir.

subjugator ve bearhairy i sözlüğe geri kazandırma protestosu

bu açıklamayı yapmaktan dolayı üzgünüm ama gerekiyor. isimleri geçen yazarlarla ilgili olarak konumuz diğer giden yazarlar için protesto edilmemesidir. bende bunun böyle olmadığını anlatıyorum hatta "kimi ideolojik, kimi fikir uyuşmazlığı, kimi de kişisel sebeplerden sözlükten def edilmiş, el etek çekmiş yazarlardır." yani öyle ya da böyle sözlükte yer edinememiş ya da edindirilmemişlerdir. daha da açıklayayım malum türkçe çekenin elinde kalıyor. ya kendi istekleriyle ya da bir şekilde gitmişlerdir. def edilmiş sözcüğünün kullanılma sebebide daha önce giden yazarlarımız hakkında genelde "def olup gitmişlerdir" gibi ifadelerin alenen kullanılmış olmasıdır. gidenler ya da burdaki yazarlar ile bu tabirin sözlüğe uymadığını konuşmuşluğumuz vardır.

özellikle bearhairy ve subjugator hakkında yapılan açıklamalar eksikte olsa nihayet yapılmıştır. ama ondan öncesinde daha düne kadar bu kişilerin belirtilen sıkıntılı konulardaki entrylerini, davranışları beğenip, sonra onlarla zıtlaşmak hatta onları kutuplaştırmakta tezattır.

söz konusu olan sözlük ise bireysel davranmamamız gerektiğini gösteren şeylerdir bunlar. ve bir protestonun nelere kadir olduğunu, neleri ortaya çıkardığını bize anlatmaktadır. neyse bu konularda üstte yorgun pipi 'nin yazdığı entrynin adam akıllı okunması ve uyglanması gerekmektedir.

subjugator ve bearhairy i sözlüğe geri kazandırma protestosu

jan xwen, anormal genc, ordinaryman, topakbear, icimdeki ayi, limonagaci... bunlar bir çırpıda akla gelenler. daha kimler kimler var... kimi ideolojik, kimi fikir uyuşmazlığı, kimi de kişisel sebeplerden sözlükten def edilmiş, el etek çekmiş yazarlardır. biri/ birilerinin alakası yok diye haykırdığını duyuyorum ama fazlasıyla var. sebepleri birbirinden farklı olsa bile bu yazarlarla ilgili protesto ve geri kazandırma adı altında olmasa bile geri gelmeleri için sözlükte gündem oluşturulmuştur. buna en net örneklerden biri de pisuvardaki siyah kil . gurur yapmadan, kimseyi takmadan hala ara ara yazabilen, keyfine bakabilen yegane örneklerden biridir. ama zamanında ona karşı yapılan hakaretlerin göz ardı edildiği hatta hakarete maruz kalıp sözlükten ilişiği kesildiği düşünülünce, hala ara sıra da olsa pisuvardaki siyah kil 3 olarak burda olması takdire şayandır.

gelelim sivri dilli hakaretengiz söylemlere. bu söylemler gerçektende rahatsız edicidir. hatta belki tck'ya göre suç bile sayılabilir ama öyle olsaydı rte başı çekerdi. ayrıca subjugator'un yazdığı bu ifadelerin yazı içerisinde tam tabiri ile göremezken, savunma adına cımbızlanıp yazılıyor olması zaten başlı başına, kişisel küfürdür. hele hele subjugator bu beyanatları sıkıntılı ama kişisel küfür mahiyetinde olmadığı halde. bununda ayı sözlükte yeri yoktur. (bkz: ayı sözlük format) hani bunuda anladık diyelim. bu konularda herhangi bir uyarı mekanizması olmadığı halde uyarı yapılmışçasına davranmak, hatta daha önce bu ifadeler yazıldığında silerek aksiyon almak yerine daha önce ses çıkartmamamakta ayrı bir tezattır.

gelelim bearhairy'e. bundan 1 - 1,5 ay önce mod yapılmış çiçeği burnunda ilgili yazardır. bunun dışında kürt olduğu için gurur duyan ve bunu her fırsatta dile getiren bir bireydir. her ne kadar yazdıklarına söylediklerine katılmasanız bile kürtlüğünden gurur duymasına engel olamayız, olmamalıyız. bizde ötekiyiz eşcinseliz ve sözlüğümüz olduğu için gurur duyuyoruz nihayetinde ama yaşatırken sıkıntımız var. o da her iki manada da gurur yaşayamaz mı? ben ve nice insanla islam başlıklarında çoğu kez tartıştığım bir yazardır. ama hal böyleyken ortak bir paydamız olduğunu ve bunun anlaşmamıza engel olamadığını gördüğüm birisidir. bu konularda birebir sohbetimiz olmasa da hatta tartışma yaşasak bile entryler yardımı ile gayette birbirimizi anlayabilmiş, beğenilerimizi sunmuşuzdur.

şimdi biz sözlüğü herkese açık bir platform olmasını beklerken bunların yaşanıyor olması bambaşka üzüntü kaynağıdır. subjugator 'a bu konuda net bir açıklama yapılmaksızın gönderiliyor olması sıkıntılı. kullandığı üslup gereğince uyarısını yapıp kısa bir süre uzaklaştırma verilmesi yerine bu işin inatlaşmaya dökülmesi bu oluşumda beklenilen bir şey değilidr. bearhairy'nin de kimliğini yazı dilini bildiğimiz halde 1,5 ay önce mod yapıp sonra elinden almak üzücüdür. sebepleri meçhul olsa bile tartışmamız, bilmemiz gerekir. ama salt kürt başlığı altında tartışmak değildir. hatta bu konuda sözlükçe seçilen aday olan mod'ların oylarla seçilmesi tepeden inme tayinden daha sağlıklı olacak gibidir. en azından ne düşünürse düşünsün bu konuda insanlara beklentiler verip sonra onları yüzüstü bırakıp, küçük düşürmemiş oluruz. ve böyle bir şey yapılırsa itibarın iadesi amacıyla benim adayım bearhairy'dir.

protestoya katılan kişileri bu bakış açısından değerlendirip, onları da bu inatlaşmanın unsuru olarak görmeden geçmişte yapılan hataları tekrar etmek yerine gelişmeyi beklemekteyiz.

subjugator

tartışmayı sever, düşünmek onun işidir. istediğiniz her şeyi konuşabileceğiniz biridir. fakat asla bir faşist değildir. işte bu nedenle faşistler onu sevmez. çünkü faşistler önce kendi dilinden konuştuğunu sanarlar ama sabit fikirli olmadığını ve sorgulamayı sevdiğini fark ettiklerinde ise kendilerini aptal yerine konduğunu düşünerek alınırlar. alınınca ne mi olur. valla faşist bu işte; tahammülsüz ve fevri davanırlar. hatta "işid' bile katılabilirler.

ironiyi en iyi kullanan yazardır. hatta ironinin dibine vurmak onun işidir. dik başlı söylemleri az okumanında verdiği anlam karmaşası yaşayan, at gözlüklü, empati yoksunu bireyleri küplere bindirir. başkalarına göre aykırı fikirleri vardır, hatta üslubu yeri geldimi pistir eyvallah. fakat kimseyi tehdit etmemiş, kimin eli kimin cebinde olaylarına girmemiş, sözlükte koli düşürme faliyetlerinde bulunmamış hatta son olarakta kimseye alt dudak vermediği için homofobik olmuştur. sözlük geçmişinde asarım, keserim, yakarım, yıkarım, sikerim diyen entryler, başlıklar çirit atıyor. ama onlar uçamıyor. acaba neden?

not: malum rahatsız edici olduğundan bir yere not edin. uçar, kaçar...amaaaaaan kasımpaşa... neyin ne olduğu belli...

edit: malum entrydeki ifadeleri neticesinde yazarlığı silinmiştir. bu zamana kadar böyle durumlarda entry silinerek sorun çözülmüştür. nedir farkı?

kürt

kürt

kimlikleriyle, yaşayışlarıyla ve ideolojileriyle sözlüğün kuruluşundan bu yana tahammül edilemeyen zümre. sanıyorum bu zamana kadar bir sebepten sözlükle alakası kalmamış kürt yazarlarımız, bir başka oluşuma imza tabilecek kadar çoklar.*

doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama doğru yoldan giden yorulmaz

(bkz: bir öteki olan eşcinsellerin başkalarını ötekileştirme hiyerarşisi)

ironinin dibine vurmak

bu şekilde karşınızdakine ayna tutabilirsiniz. hani ironi zaten bu demektir ama daha da karikatürize ederek dibine vurup ironiden bi haber bünyelere beginer zeviyesinden başlatmaya yarar . tabi aklın çalışıyor olması kaydıyla.

bearhairy

evet kendisi haddinden fazla kürt sempatizanıydı. hatta ne sempatizanı yafu niye böyle bir sıfata ihtiyaç olsun ki. kürt işte. sözlüğümüz daha çok* her gece bir av düşürmek, kolilerin efendisi olmak, magazinsel olarak gündemde kalmak, hatta kim daha queen göstermek gibi amaçlara sahiptir. kim ne yapsın kardeşim kürtlüğü. neyse gittiği iyi oldu biz sözlükte sevişmeye yiyişmeye kaldığı yerden devam edilebilir. hem kim inanır bir kürt'ün eşcinsel olabileceğine.

yazar hakkında bahsettiklerim sizi rahatsız mı etti? çok mu?... o zaman doğru yoldayım demektir.

(bkz: ironinin dibine vurmak)

sözlüklerde kürtçülerin artması

bastırılan hatta görmezden gelinen her şeyde olduğu gibi zaman içerisinde dahada güçlenen bir kitle benliğidir. eğer bu durumu daha fazla görmezden gelseydik kürtlere kızılderililerin kaderini yaşatmış olurduk. şükür ki böyle bir durum yoktur. olmamasıda temennimizdir. fakat milliyetçiliğin bir sınırı olduğu ve bu sınırı aşınca ötekileştirme vizyonunun içine düşülmeside başka bir handikaptır. her ne kadar artık duyulduğunda kimilerini irkitse de bunun çözümü ülkenin kuruluşunda belirtilen ve ilkemiz olan milliyetçiliktir. bundan 90 yılı aşkın zaman önce milliyetçiliğin sınırları açıklanmaya çalışılmış hatta zamanın kör milliyetçiliğini bile reddederek yeni bir milliyetçilik algısı ortaya koyan bir bakış açısı getirilmiştir. fakat hümanist ve bağımsız yaklaşım içersinde algılanması ve yorumlanması gereken böylesine bir davranışı hala hazmedememiş hatta birbirimizi sınıflandırmak için kullanmışız. sonuç olarakta bastırılmış hatta hor görülmüş her şeyde olduğu gibi bir patlama ile benliklerini açığa vurmaktadırlar. bundan gocunulması abesttir ama sırf milliyetçiliğinde körüklenmesi korkunçtur.

zamanımız iletişimi başaranların elinde ve biz bunu becerebilen insanlara hayranlıkla bakıyoruz. eğer bu iletişimi ve bakış açısını birbirimiz arasında biraz olsun yapamayacak olanlar varsa bir zahmet söylesinde bizi de bu işe dahil etmeye kalkışmasınlar.

ayı sözlük itiraf

geçen hafta katıldığım festivaldeki fotoğrafçı ayı kardeşim sana sesleniyorum. yafu destursuz rüyama girdin ve boğaziçinde süper keyili bir sohbet ettik. eğer burdaysan üç kere kapıyı çal. işimiz rüyaya kalmasın. **

(bkz: bi umut)
(bkz: ya tutarsa)

teletubbies

sevişme esnasında osurunca yapılması gerekenler

gayet nebatidir ama osurukla beraber başka bir gerçekte ortaya çıkarsa durum değişir.

x: ne yani! öğlen bensiz iskender mi yedin?
y: eeeeee!
x: hani birlikte yiyecektik
y: eeeeee!
x: yastığını ve yorganını al bu gece kanepedesin.

(bkz: trolün dibine vurmak)

yirmilik diş

ulan bu yaşta bile* gece gece zonklatan, hoplatan ve acil dişçi arattırıran sancı. aslında dişim apse yaptı bi bok oldu diye korkup bünyeyi beterine hazırlamışken yirmilik diş sancısı olduğunu öğrenince suratımın halini görmek gerekirdi. dişçiye* bu yaşta mı diye haykırınca adam benim tepkime ve tonlamama kahkahalarla gülmeside ayrı bir konu. bu arada verdiği her neyse kafası bir başka güzel. eve gelince bebekler gibi uyumuşum. artık dişçiden miydi yoksa ne verdiyse ondan mı karar veremedim.

not: hala devam ediyor amk.

hayatı sizden öğrenen insanların aşk jübilesini başkasında yapması

valla kim ne derse desin bu kişi iyi bir öğrenci demektir ve nihayetinde boynuz kulağı geçer bunu kabul etmek gerekir. öğretmek zor ve fazlasıyla emek isteyen bir süreçtir ama kimseye ne yaşaması gerektiğini öğretemezsiniz. hür iradesiyle bunu kendi seçecektir. nihayetinde benim haricimde mutlu olabildiyse hayıflanmaya gerek yoktur. benden öğrendikleriyle mutlu olsundur. ama itirazınız varsa aklınızda kalacağına bir konuşun derim.

iphone

iphone 6 , iphone 6 plus ve iwatch'un lansmanını bugün yapmışlardır. rivayete göre iphone 6 öperek uyandıracak, iphone 6 plus tadlu tadlu sikecek ve iwatch ta peçete ile koloya verecekmiş. alsak mı ne yapsak diye insanı kararsız bırakmışlardır.

levent pişkin'in başbakan güdümlü ibne davası

cumhurbaşkanı olduktan sonra eşcinsel camia ile daha bir sıkı ilişkiler kurmak isteyen rte olayı kaşımaya doyamamış görünmektedir. levent pişkin'e önceki davada verilen ceza konusunda tatmin olmayan rte, aynı davayı 50000 tl'lik tazminat isteyerek tekrar açmıştır. ilk icraatı hayırlı uğurlu olsun.

(bkz: 77 milyonun cumhurbaşkanı rte)
(bkz: durmak yok yola devam)
(bkz: doymak yok yola devam)

http://www.imctv.com.tr/2014/08/30/cumhu...

kalın sesli kadınlar

ayı sözlük yazarlarının şiirleri

ben bir pinokyoyum...
ateş ağladım, yüzüm yandı.
bu yüzdendir öpüşümdeki kül tadı.(bkz:#12172)
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.