loranahmes2

Durum: 900 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:01

Puan: 9188 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

15 yıl önce kayıt oldu.
3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 45

sabahları aşırı enerjik uyanan tip

candır. bir türkü çığırıp evi pozitif enerjiyle doldururum. iş yeri ya da mektep her ne mekana girsem enerjimle tokatlarım insanları, espriler, tespitler, icatlar, keşifler çıldırasıya yorarım insanları. ve öğlenden sonra pilim biter. buna rağmen sabahları somurtmamla tanınırım. neden böyle oldu bilmiyorum doktor bey. insanlar nankör.

tecavüz ettiğim ördek erkekse eşcinsel olur muyum diye merak eden insan modeli

kendi imkanlarıyla doğmuş insandır. *

mutluluk veren küçük şeyler

iki satır gülümseme. tav olurum. tapınak şövalyesi gibi gülümseyen melek yüzlü yaratığı kazanmak için elimden geleni yaparım. ama bazen elime yüzüme de bulaştırmıyorum değil. yine de insana gülümsemek ne yakışıyor öyle. hayret. heralde tebessümün insan için olmasından kaynaklıdır. belki de.

heyder babaya selam

şehriyarın güney azerbaycan türkçesinin tebriz ağzıyla yazdığı bendlerden oluşan uzun bir manzumesi. söz varlığını bir kenara bırakırsak ki öyle çok önemli değildir şiir boyunca, istanbul türkçesine oldukça benzer.

şairin tebrizdeki memleketi huşgenab civarındaki heyder baba dağına seslendiği şiir oldukça realist, geçmişe, çocukluğa özlem gibi insancıl bir takım duyguları işlemekte. insan ilişkilerinin kötüye gitmesinden yakınma ise şiir boyunca kendini hissettiren bir duygu.

daşlı bulax daş gumunan dolmasın
baxçaları saralmasın solmasın
ordan gêçen atlı susuz olmasın
dêyne bulax xêyrün oldun axarsan
üfüqlere xumar xumar baxarsan.

şiirin en büyük özelliklerinden biriyse doğu dillerinde ve konuşurlarının tahayyülünde yarattığı eril tabiat unsurlarından biri olan hêyder baba dağının tamamen dişil ögelerle donatılmasıdır.

şehriyar

heyder babaya selam adlı muhteşem manzumesiyle tanıdığım yirminci yüzyılın en büyük azeri şairlerindendir. şiirinde tebrizi ve heyder baba dağını öyle güzel anlatır ki gidip görmek ister insan. ama şiirinin en sevdiğim yeri şu benddir:

gözyaşına baxan olsa gan axmaz
insan olan xencer bêline taxmaz
amma hêyif kör tutduğun buraxmaz
bêhiştimiz cehennem olmagdadur
zihiccemiz* meherrem olmagdadur

izinsiz gösteri

polisin orantılı müdahalesiyle ortaya çıkan bir gösteri türü. en son emek sineması ve dün ü günde dicle üniversitesindeki müdahaleler ile nadide örneklerine kavuşmuştur bu izinsiz gösteri.

dicle üniversitesi

bugün dicle üniversitesinde hizbullahçıların saldırılarını protesto etmek isteyen öğrenciler ile eğitim-senlilerin üzerine helikopterden gaz bombası atılmış. izinsiz gösterilere müdahale konusunda türk polisi level atlamış. ha gayret jesus!

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyase...

başlıkları alt alta okumak

·ideal sevgili
·salak
·jon kortajarena

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

dicle üniversitesi

bugün hizbullahçı öğrencilerle kürt öğrenciler arasında olayların yaşandığı üniversite. *

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?a...

(youtube:http://www.youtube.com/watch?gl=tr&h...)

queen of denmark

deli gibi o site benim, şu link senin derken bir türlü weekend filminin bitiş şarkısını bulamadım. ne şarkının ismi ne söyleyenin adı elimde yok... derken yanlışlıkla lost soul a ait bu başlığın ilk entrisindeki ikinci şarkı gözüme ilişti: marz. kalbim mi temiz, yoksa tembelliğimi mi taçlandırmaya meyilliyim anlayamadım ama aradığım şarkı oymuş. nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum bir bahtiyarım.

tanım: ulug tengri lost souldan razı gelsin dedirtten başlık. ha queen of denmark'ı bilmiyordum ancak öğrenmiş oldum.

(bkz: ağlamak istiyorum sayın seyirciler)

ayı sözlük

dün geceden beri bana el kol hareketi yapan tatlımız. bana mesaj var diyor, giriyorum ve evet haklı, biri mesaj göndermiş. tıklıyorum ve ayımsözlüğüm ne dese beğenirsiniz önce giriş yapmalısın. ondan önce ve sonra gelen nice mesajı açarken böyle bir şey demeyen sözlük neden sadece o mesajda böyle tepki veriyor anlamadım. acaba beni başkasına yar mı etmek istemiyor. *

rüya

tanım: uykuda iken görünen şey. izlenmez. yaşanılır.

tuhaf bir rüya gördüm bu sabaha karşı. gözlerimi açtım kim olduğunu hatırlamaya çalıştım. kim olabilirdi. kim? sabah ezanı okunuyordu. ama kendi kendimi yiyorum kimdi bu çocuk? son zamanlarda tanıdığım biri olamaz. son zamanlarda kimseyle konuşmadım. adamla, rüyamda bir hukukun meyvesi olan muhabbetimiz vardı. gelecekten haber falan da değildi. meraklı bir tefekkür haliyle yorganımı kafama çektim ve başımı yastıktan indirip yatağa yapıştırdım. uyuyakalmayayım diye hep yaparım düşünürken. ama içim geçmiş. bir an gözlerimi açtım ve hatırladım. ezanın son kelimesine denk geldi. bu kadar kısa bir sürede yoğun bir düşünme faaliyetine girmiş olmamı bir yana bırakıyorum asıl olan bu çocuğun lisans ikide hoşlandığım kişi olmasıydı. adını hala hatırlamıyorum. ve en son 2011de gördüm. niye bilincime atmışsam artık, rüyamı çekerken fışkırıverdi. hayırdır diyorum.

not: rüyalarımda hiç konuşmam. başkaları konuşur ama ben konuşmam. kelimeleri olmayan bir bakışma dilim var. ve bu çocukla bakışıyorduk. nasıl bir muhabbet. töbe ya. sabah sabah.

istanbul

birilerin bir an önce deli gömleği giydirmesi gerektiğini düşündüğüm şehir. hemeroidi ameliyatlık hale gelmiştir. birilerin derhal operasyonu başlatması gerek. ya da ne diyorum, zaten olan olmuş.

bir de:

istanbulun havası bana dangalak tipleri hatırlatıyor. ya da densiz. düpedüz saçmalık! daha iki gün önce kan ter içinde kalmama neden olan bu şehir şimdi yağmurla ıslanmış ve soğuk. bunun mart ayı ile bir ilgisi yok. tamamen şımarık bir şehrin can sıkan ilkokul esprilerinden biri.

not: en son 30 martı yaşadığım için nisanın neredeyse ortasını mart diye yazıvermişim. allah aglıma mugayyet olsun!

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

facebook'ta isminin başına tc koymak

inci sözlük trollüğü* olduğuna dair ortalıkta gezen* kanıtın üçüncü yorumu beni kopardı: "hassiktir amk bütün sazanlar adlarına tc koyacak amk komediye bak ben varım panpa*" 5.04.2013 saat 01:51 yer inci sözlük.*

(bkz: bizımlasın)

osmanlıca

kemalist elitlerin başarılı bir şekilde yirmi yılda yok ettiği türk dilinin en kıymetli devresini çocuklara öğretmek için bir fırsattır. sadece fırsattır çünkü eğitim sisteminde ne iyi de bu ders iyi olacaktır. osmanlıcayı öğretecek öğretmen mi? bu memlekette kum gibi edebiyat , tarih mezunu var. bir çocuğu da işsizlikten polis olan. daha da bir şey demiyorum.

ha osmanlıca öcü falan değildir. tek amacı osmanlı kültürünü yok etmek ve "modern" türk insanını yaratmak olan kadrocu'ların kaş yaparken çıkardıkları o gözdür "osmanlıca". öyle aptal ve gereksiz insanımız vardır ki hala arap alfabesinin türk diline uymadığını sanar. ama hayır onları aptal saymak, maruz kaldıkları iç asimilasyonu göz ardı etmek olur.

(bkz: kendi imkanlarıyla doğmaya çalışmış)*

facebook'ta isminin başına tc koymak

yaran türk filmi replikleri

ne olacak şimdi'de perran kutmanın harika repliği.

perran kutman : tükür babanın suratına yavrum
oğul : ttüüüoff
şener şen : aaa oğlum yapmasana
p.k. : afferin yavrum.

ayı olmayıp ayı sözlük'te yazmak

isimlere önem vermemektir. kategorilere de. en azından elden geldiğince.
  • /
  • 45
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 900

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **