loranahmes2

Durum: 900 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:01

Puan: 9188 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

15 yıl önce kayıt oldu.
3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 45

perran kutman

redhack

israile siber savaş ilan etmişlerdir. anonymous gibi diğer hekırlarla. nasıl heyecanlandım. bilim kurgu romanında gibi hissediyorum kendimi. fonda klasik müzik. bir genç bilgisayar ekranına bakıyor. ve haberleri takip ediyor. ekranda yazılar, görüntüler hızla gidip geliyor. göz bebekleri büyüyor. şaşkınlık. "ya peki şimdi" bakışları atılıyor. bu arada beş on tane daha kahramanın manzarası veriliyor. sessiz sokak ve ardından hükümetler derken helikopterler, yuvarlak masa toplantıları. tanrım! modern jules verne olmam için elimde yeterince malzemem var o halde bilimi kurgulayayım. *

(bkz: romantik bakış açısıyla reel savaşlar)

mahmut sütlaç

onun anarşist olduğuna dair bir takım malumatın bir şehir efsanesi gibi sokaklarda yaşatıldığı bir hakikat ise de bunun aslı yoktur. doğrusu mahmut sütlaç bir osmanlı beyefendisinin biri kız iki evladından biriydi. zengin pederi vefat edip de zamanının örf ve adetlerince ona kalan sütlaç dükkanından kar etmediği bir yalandır. şayet aksi düşünülüyorsa bugün bilhassa sirkecide tapu araştırmalarına başlanması gerektiğini düşünmekteyim. bunun dışında onun kapitalist bir yaşama da sıcak baktığı ve bu hayasız hayatı tamamen yaşadığı söylenemez. sütlaç dükkanının bir anarşist toplantı mekanı olduğuna kaynaklık eden buluşmalar ise mahmut sütlaç ın devrin darülfünun talebelerine yaptığı bir kıyaktır. gençler oraya toplaşır sütlaç yer ve ardından kiler denilen kattaki yuvarlak masanın etrafında toplaşılıp bakunin üzerine derin tefekkürlere gark olurlardı.

mahmut sütlaç’ın kuşkusuz bu hadiselerle münasebeti vardır. zira kendisinin ruz-namelerinden anlaşıldığı üzere anarşist dostlarının tesirinde kaldığı müşahede edilmektedir. fakat bunu salt fikri bir etkilenme olarak algılamak büyük bir gaflet olacaktır. zira “selim bey” ismi onun bir aşk macerasının kahramanı olduğuna işaret etmektedir. şöyle ki…

selim bey darülfununda okuyup ileride tercüme dairesinde çalışacak olan bir talebedir. sosyalizm, anarşizm gibi bir çok hayalet ile boğuşan paristeki eğitimini yarıda keserek aynı hayaletin der-saadette de hortlamasını sağlamak arzusundadır. işlerin sarpa sardığı zaman dilimi tam olarak onun birkaç arkadaşıyla girdiği sütlaç dükkanıdır. o sırada bir mahkeme yapılmaktadır ve dükkan ağzına kadar dolmuştur. pierre loti sütlaçların ağızda köpürüyor oluşundan şikayetçi olmuştur. yahya kemal ise bunun şımarık avrupai bir yazar kırmasının iftirası olduğunu iddia etmektedir. diğer yandan mahmut sütlaç üzülmüştür. kendisi yüzünde peyda olan bu münakaşaya katlanamayıp tezgah arkasına çömelmiş bir yandan yirmi iki gün önce bıraktığı sigaraya yenden başlamış diğer yandan sütlaç yemektedir. onun bu gibi durumlarda elini fesin içine sokup oyunlar icat ettiği de görülmüştür. bu ilginç mekanizmasıyla rahatlamaya çalıştığı sıra selim bey içeriye girer. gürler. heeyyttt bea! bu tok ses üzere peyami safa sütlaç kasesini de alarak ortamdan uzaklaşır zira ilham gelmiştir. gereksiz bir şekilde herkes bu genç adamın konuyu öğrenmek için merakla bağırmasıyla ortalıktan sıvışmıştır. derken mahmut ile selim bakışırlar. fesler uçuşur. ortalıkta bir rüzgar. fakat dükkanda biri belirir. sevda hanım. selimle sevda sevdayla mahmut derken yeniden mahmutla sevda bakışırlar. aman rabbim derken içeriye müfide hanım girer. sevda hanım ile müfide hanım bakışırlar. derken sırasıyla…

maalesef ki olayın bundan sonrasına vâkıf değiliz. çünkü 22 rebiülevvel tarihli günlük sayfası burada son olmaktadır. fakat bir bilgimiz var ki o gün istanbul’da yeniçerilik kurumunun tekrar kurulması için sokaklara dökülen bir kısım eski kafalılar sütlaç dükkanını önce yağmalayıp sonra taşlayıp camlarını indirmiştir. bu olayın yeniçerilik maskesi altında işlenmiş bir anarşik hadise olduğu devrin gazetelerinde ilk sayfadan verilmiştir. ceride-i maarif adlı gazetenin bir haberini burada sizinle paylaşmak celp edecektir: pierre loti ile yahya kemalin tartışırken hiç bir şey yokmuş gibi bir anda münakaşayı kesmesi, dükkandan ilkin peyami safanın çıkması hayli düşündürücüdür. olayın devlet-i aliyyeyi zor durumda bırakıp müstakbel isyanları haklı göstermek için uydurulduğu da haberin bir başka yorumudur.

lev troçkiyle ilgili olan dedikodu ise asılsızdır. mahmut sütlaç bir lev tanır o da tolstoydur.

divanü lügati't türk

budist tapınağına gidip heykelin kafasına sıçtık gibi bir manaya gelen bir kaç mısraya sahip kıymetli bir eser. tabi kıymetli olan o mısra değil eserin kendisi.

kişneyerek şarkı söyleyen kadın

sabah sabah bütün ev ahalisine izletip de tepkilerini ölçmeme sebep olan ve kahkaha atmaktan kırıldığım bir(1) video.

--- spoiler---
bildiğin kişniyor.
--- spoiler ---

isney

ilk günden vermezci gay

kutsal meryem misin gibi abuk sabuk bir benzetme ile karşı karşıya kalan gey sınıfı. çoğu zaman kaşari, kimi zaman muhtaç ve bazen de artık burama kadar geldi diyen bi çok insan şunu hayal eder:

chat. gnhju. numaram 454354. ilk bakışma. tokalaşma. buradan gidelim bakışı. fgghf. eve girme. ev sahibi. misafir. olay ortada. verişilecek. yatak odası. ya da mutfak tezgahı. soyunmaya başlar ev sahibi. belki öpüşürler. ya da değil. prezervatif sevmem muhabbeti. gsfbf. boşalma. şanslıysa duş. belki selamlaşma. kapı.

kasaplık bir durum. kimse kusura bakmasın bu ne heyecan ve kıpırdanma ya da istek, yahut bir ihtiyaç, düpedüz vücut israfı. duygusallıktan arınmış cinsellik bir erozyon, ahlakî çöküntü ve boku çıkan kişisel özgürlüktür. bilhassa komposizyonu çizilen tiplere karşı onulmaz bir ahlakçıyım. bedenin de haysiyeti vardır. ivit, hı hı. her zaman mı böyleyim? hayır. ama çoğu zaman.

(bkz: ağalar istanbul ne tarafta)

cinemafilm org

lgbt filmlerinin online izlenmesini de sağlayan, üyelikte sorun yaşadığım ama minnettar olduğum film sitesi.

gey

tdk'da imalı bir anlamı daha var olup iyi ki standart dilde yeri yoktur dedirtmiştir. yoksa şen şakrakla giren sözcük sabanımla tarla sürmek istiyorum gibi yitici esprilerle kaçırtılırdı:

gey
yeni sürülmüş tarla
türkiye türkçesi ağızları sözlüğü

mormon

amerikada bir tarikat. angels in america ile latter daysde duyduğum bir hristiyanlık mezhebi ya da hristiyanlığa göz kırpan bir ınanç. alkole karşı, cinsellik ise tabu imiş. bir gün amerikanın bahsettiği hayal, gerçek olmayacak olursa memlekete şeriati getirecek grup da olabilirmiş. *

latter days

c. jay cox'un 2003'lük eseri. aids, din-eşcinsellik ilişkisi, kan bağı olmadan 'aileyiz biz' duygusu ve tokalaşmaktan çok farklı olduğunun altı çizilen cinsellik gibi alt temaları olan bir film. filmin tekniği kelebek etkisi ya da bazılarının küçümsediği tesadüfler zinciri olarak açıklanabilir. metinde birbiriyle ilişkili noktalar olarak adlandırılmış bu durum. tesadüflere inanan ya da buna dayanan filmleri izlemekten zevk alanlar için ideal.

şüphesiz klişelerden paçasını kurtaramamış bir film; fakat filmin sonu, ortalama sayılabilecek girizgah ve gelişme kısımlarından çok daha iyi ve etkileyici. bilhassa mormon olan aaron'un eşcinselliğinin tedavi edilişini gösteren dakikalık bile olmayan sahneler. pavlovun köpeği bazen dinin insanı ya da ahlakın bireyi halinde tecelli edebiliyor. kelamın hasılı şu ki bu sahneler için bile izlenilir.

fragman ve afiş işi:
tter

cin ali

1. ve 2. nesil yazarlarının 3. nesil yazarlara uyguladığı şiddet

kaç yıldır gaysiniz

vita

boşaldığında saksı olarak kullanılan sarı renkli teneke kutularıyla çocukluğumun mutfak eşdeğerli nesnesi.

kömbe

antakya mutfağına ait bir tür şekerli kuru pasta. katı yağ ile yapılır. hatta direk vita ile. muhteşemdir. üç ay dışarıda, açıkta kalsın bayatlamaz. üç ay sonra kurur. ama her türlü çay ile gidesi vardır. bayramlarda sepet sepet* yapılır. hamuru yapılıp fırınlara yollanır. şüphesiz o harikuladedir.

*tepsi tepsi oranı anlatmaya yetmiyor. kazan kazan aş için kullanılıyor. ben de sepet sepet dedim. ama şu çamaşır sepetleri olur ya onlardan. on yaşında bir çocuğu alan derinlikte sepetler. tanrım!

renkli kalem kullanan erkek

eldeki metnin zorluk derecesine bağlı olarak cümlelerin altı çizildiği gibi benim yarım saat önce yaptığım bir çalışmada boy gösteren misalde izlenileceği üzere kelimelerin bir gelin andırırcasına boyandığı da ilmelyakindir. nedir, öğrencidir. *

bira denince akla gelenler

"ooff bööeee* karnım şişti" cümlesini akla getiren başlık.

3 nisan 2013 real madrid galatasaray maçı

bugün galatasaraylıların giydikleri formalarıyla kendilerini ifşa etmelerinin sebebi maç. izlemeyi bıraktığımda galatasaray üç golün acısıyla koşmaya devam ediyordu. ne çektin be türk fütbölü.

ayı sözlük itiraf

sigarayı bırakışımın yirmi ikinci gününde iki dal sigara içtiğim için çok pişmanım.

dame de sion lisesi'nden pınar selek için video

adaletsizliğin gözle görülür bir canlıyla tecelli ettiği ender olaylardandır pınar selek. nasıl da koca bir düzen onu ezmekte bu kadar aciz kaldı şaşıp kalıyordum/kalıyorum da bazen. video mu, tarifsiz üşümemi def edip bir an olsun omuzlarımdan sarıp aşağıya sarkmış bir battaniye gibi. gurur duymaya hakkım varsa şayet yine tarifi mümkün olmayan bir gurur duyuyorum.
  • /
  • 45
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 900

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **