utopya

Durum: 391 - 0 - 0 - 0 - 30.09.2016 16:04

Puan: 6166 - Sözlük Kezbanı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

ütopyadan sevgiler.
  • /
  • 20

flört etmek

keşke hep öyle kalsa denilen zamanalar.

sonra ilişki başlıyor. bambaşka bir hal alıyorsun. gereksizce hesap vermeler, bazı şeylerin sıradanlaşması, zamanla bir şeyleri yitirmek, iki gram değerin de zamanla gitmesi. kısacası "sevgili" kelimesinin altında girdiğinde arkadaş olduğun süre zarfında anlaştığın gibi değil de o klişe aşkımlı, sevgilimli kelimelerin başta olduğu samimi olmayan şeyler ile anlaşmaya başlıyorsun artık. vs vs bir sürü şey.

bence biz hiçbir şey olmayalım seninle. adını da koymayalım. en temizi. ne gerek var gereksiz kalıpların altında dolaşmaya? birlikte isek sorun yok bence.

dans edemediğim devrim devrim değildir

pazar günü ne yapmalı

birileri bir şey önerir ise ben de yapacağım.

gaye su akyol

kadının fotoğraflarına rastlamıştım fakar hiç dinlemediğim zamandı. şarkı başlar başlamaz "bu o mu?" oldum. kadının tipiyle sesinin hiçbir alakası yok. o ses nasıl ondan çıkabilir dedirtti. ama muhteşem bir sese sahip. kafasını anlayamadığım sanatçılardandır. severim kendilerini.

sabah uyanıldığında evde sigaranın olmaması

kalktığım gibi içmem gereken bir sigara var ve evde sigara yok. sinir krizi sebebi.

eşcinsel uygulamalar

çevremde kimler var acaba diye merak edip önce gay uygulaması yükledim. daha sonra fazla fake insan vardı ve tanıdık ya da gördüğüm biri yoktu. gay uygulamasının da benimle bir alakası olamayacağı için sildim. sonra canım sıkıldıkça brenda şimdiki adı ile wapa uygulamasını indirip anonim bir şekilde insanlara baktım. sürekli silip tekrar yüklüyordum. daha sonra anonim olmadan açtım. ama emin olun tinder?dan daha iyi bir uygulama bana kalırsa. oradayken kadının biri madem biseksüel değilsin ne diye kullanıyorsun, tek gecelik arıyorum ben gibi şeyler söylemişti. ki ben wapa?da osman denilen adamın benimle ilişkiye girmesini söylemesi dışında bir şeye rastlamadım. yani orjinal hesaplarda sıkıntı yok. ama bundan öncesinde ve hala şuna inanıyorum bir sevgiliyi bulabilecek bir yer değil bana kalırsa. ya da bulursun ama bilemiyorum yani. çünkü ben sevdiğim insan ile bu uygulamalardan ya da başka bir sosyal ağdan tanışmak istemiyorum. her şey gerçek olsun. ne bileyim sürekli gittiğin bir kafeden yahut arkadaşlarından tanıdığın biri. çünkü bu uygulamalardan tanışınca ki amaç ya sex ya da duygusal artık her neyse belli olduğu için izdivaçtaymışım gibi geliyor. ya da biri ayarlıyormuş gibi. ne kadar şuan o programı kullansam da sevgilimi oradan bulmak istemiyorum. ki bulsam da bir yere kadar gideceğini düşünmüyorum.

ayı sözlük yazarlarının favori depresyon duşu pozisyonları

oturur sırtımı yaslayabilecek bir yer varsa yaslar ve öylece dururum. hayattan bezmişçesine.

ayaküstü sevişmek

ayaküstü sevişmek.. üstteki yazarın da dediği gibi bu anca öpüşmeye girer uygun bir yerde değilsen. yoksa atıyorum birliktesiniz evde film izliyor, yemek yapıyor ya da tam uyku moduna geçecekken bir anda sevişmeye başlıyorsun. artık nasıl bir duygu patlaması oluyor bir anda o bilinmez. işin adrenali felan tamam ama bir anda sevişip bir anda bitmesi ve hiçbir şey olmamış gibi yaptığın şeylere devam etmekte garip oluyor.

aşık olunabilecek bir kadının özellikleri

açıkçası ben bile kestiremiyorum bunu. çünkü aşık olacağımız ya da olduğumuz insanı seçemiyoruz. kimi insanla birlikte oluyorsun çok dört dörtlük diyebilecek özellikte ya da o kadar iyi anlaşıyosun. kimi insanla birlikte oluyosun bin tane kusuru, yanlışı olduğu halde o dört dörtlük diyebileceğimiz seviyedeki insandan daha çok seviyorsun. ama aşık olduğum insanın özellikleri desek kesinlikle yalanı dolanı olmayan, kendi olan bir insan derdim. bu zamana kadar yeterince yapmacıklık ve yalanlar ile karşı karşıya geldim zaten.

ayı sözlük itiraf

dün taksimde iken ara sokaklardan yürüyoruz bir yere çıkabilmek için. sokağın bir köşesinde yaşları en fazla 8-9 diyebileceğim çocuklar oturmuş birbirlerine karşı bali çekiyorlardı. o kadar üzüldüm, o kadar duygulandım ki oturup ağlayasım geldi orada. o tarafa doğru gelmeden önce bir sürü çocuk top felan oynuyorlardı ben de tam dedim ne güzel böyle mahalleler hala var diye ama bu sözümü söyledikten sonra aklıma gelen o manzara canımı yakıyor. tamam anlarım bilmem kaç yaşına gelmiş bir insan yapar ne istiyorsa. ama buna aklım ermiyor, ersin istemiyorum.

erkek sikerse adam kadın sikerse orospu

"sevişti bir bakir ile bakire. erkeğe milli dediler, kadına fahişe." diye çok güzel anlatmış iki cümlede cemal süreya.

1 mayıs emek ve dayanışma günü

bugün beşiktaştaydık. halaylar felan derken gazlar atıldı haliyle. bayılacaktım neredeyse gazdan. daha sonra taksim yaptık. meydana çıkan kominist parti ve cephe dışında kimseler yoktu. her 1 mayıs gibi bugünün de yarısı yürüyerek geçti sözlük.

işçi bayramımız kutlu olsun.

alttaki yazara soracaklarım var

tabii ki de.



alttaki yazar; hayatından hangi anı silip atmak istedin?

ayı sözlük yazarları tekrar dünyaya gelse eşcinsel olmak istermiydi

mümkünse bir daha gelmeyelim dünyaya. geleceksekte özgür olabildiğimiz bir yer olsun.

şahsen şuanda da özgür sayılmayız ama gene de yönelimimden ötürü bir pişmanlık, keşke veyahut üzüntü içerisinde değilim. gene şuraya gelsem gene eşcinsel olarak gelmek isterdim. ama geleceğim yer daha iyi bir yer olsun.

ayı sözlük yazarlarının yattığı kadın sayısı

tabii ki de dört sadece saçmalama.

ayı sözlük itiraf

artık gerçekten ilişki konusunda bir beklentim kalmadı sözlük.
ya ben yapamıyorum ya da olmuyor bilemiyorum.

uzun bir entry yazıp kaydete bastıktan sonra sözlük bağlantısının kopması

başıma o kadar çok geldi ki önce kopyalayıp ondan sonra gönderiyorum artık. sanırım sadece mobilden oluyor bu.

filtre kahve

filtre kahve olmayınca kendimi türk kahvesi ile avutuyorum genelde.

uyku açması, kokusu ve her şeyi ile mükemmel. olsa da içsek.

taksim

gerçekten nefret ettiğim bir yer. bir de anadolu yakasında oturuyor iseniz bir başka nefret etme sebebi. dolmuşla da, metrobüsle de, vapurla da gelsen istiklal caddesindeki yürüme işkencesi bitmiyor.

sanırım yol problemi olmasa da sevmezdim.
kadıköy dururken ne taksimiymiş?

ilişkiye ara vermek

şu sıralar farkettim ki sanırım nazikçe ayrılmakmış. ne halta yarar onu da bilmem. hala da karşıyımdır ara vermeye felan. ayrılacaksan ayrıl ne diye ara verelim diyorsun. boşuna insanın kafasını yoruyorsun. hayatına biri girse acaba biz ayrı mıyız değil miyiz soruları. ayrıldık mı yoksa görüşmesekte birlikte miyiz psikolojileri. net olucaksın abicim. ya benimsin ya kara toprağın! ya gel ya git!
  • /
  • 20
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 391

imam hatip

*öncelikle bunlar benim şahsi fikirlerim.


bir katil, katil olarak doğmaz. bir tecavüzcü, sapık olarak doğmaz. yetiştirilme tarzı, aile ve kültürden kaynaklanır. sen bu çocuğa dinen doğru şeyleri öğretiyorsun. *nereye bağladığımı anlayacaksınız* bu çocuk büyüyünce dindar olmayan insanlara karşı bakış açısı değişecek, açık kadına farklı bakacak. zaten çocukluğumuzda gittiğimiz kuran kurslarında bile öyle gerice laflar duyuyoruz ki. en azından ben duydum. yok efendim okumayalım ahirette lise diploması mı vericez, yok efendim kadınlar açık gezmemeli orasını burası açmamalı, yok efendim müzik dinlemek günah, resim çizerken göz çizmek günah biz allah'a şirk koşmuş oluyormuşuz bilmem ne.
kesinlikle doğru bulmuyorum. o yaştaki bir çocuk imam hatibe gitmemeli. he lise çağında gitsin eyvallah. 15-16 yaşına gelmiş az çok bir şeylerin bilincinde ve kendi iradesi ile gidecek. ama sen çocuğa niçin baskı yapıyorsun, yaptırıyorsun. sen sırf çocuğa bunu yapıyorsun diye ileride isyan edebilir ve o çok sevmediğin ateistlerin yerinde olabilir. bırakın çocuklarınız kendi görüşlerini, inançlarını kendi seçsin kendi karar versin. onlar sizin çocuklarınız siz onları seçemezsiniz size bir hediye paketi olarak gelmezler. sizin yaptığınız baskılardan ve öğrettiğiniz saçma sapan doğrulardan dolayı o çocuk ileride çok tehlikeli bir insan haline gelebilir. buna çok basit bir örnek. açık kadınları iyi kadın olarak görmez çünkü zamanında iyi kadın kapalı kadındır, müslüman kadındır. bir yabancıya veyahut müslüman olmayan bir kadına tecavüz edebilir çünkü bunu doğru bulur, çünkü o kadın kötü kadındır onun için. ve kötü kadına bir şey yapmak doğru gelir.
bu nesil geri kafalı bir nesil olacak eğer bu şekilde devam ederse. tek doğruları din üzerinden olacak. nasıl şuan çoğu müslüman insana insan diye bakmıyor, kişiliği ile değil de dini ile bakıyorsa ileride o çocuk da öyle yapacak.
örneğin küçük kuzenim kapanmak istediğini söylüyor ve 10 yaşında daha. neden kapanmak istediğini sorduğumda bir cevap alamıyorum zaten. ama o çocuğun beynine onu doğru olarak lanse etmişler. açık giymenin kötü olduğunu ve "kötü kadın" rolünde olduğunu sanıyor. dinlere, her dindar insana gerçekten sonsuz saygım vardır ama bu yaşta bir çocuğa hayatında neyin doğru neyin yanlış olduğunun söylenmesini doğru bulmuyorum.

1 milyon verseler sevgilini başkasının yatağına gönderir misin

o bir milyonu yüzünde parçalarım.

açık ilişkiymiş, yok fuck buddymiş bilmem neymiş. bana ne kadar da uzak şeyler. dünyaları verseler sevdiğim insanı satmam. o ne öyle cidden. paraya satıyorsun sevgilini. aman aman..

ayı sözlük itiraf

birilerine derdimi anlatmak hoşuma gitmiyor. bana kalırsa bu seni rahatlatmak yerine yükünü daha da ağırlaştırıyor. bir tek ben kendi sıkıntılarım ile baş başa kalıp bunlara çözüm bulabilirim. birilerinin verdiği teselli beni teselli etmiyor.

lgbti temalı kitaplar

homofobik ve transfobik psikologlar için yapılması gerekenler

lgbti destekçisi psikologlar olduğu gibi maalesef homofobik ve transfobik olanları da mevcut. ve bir aile çocuğunda eşcinsellik ya da ona göre "anormal" gelen şeyler farkettiği gibi bir psikoloğa götürmek isteyebilir. ailenin gözünde psikolog "en doğrusunu bilen" "iyileştiri" bir araç (araç demek ne kadar doğrudur) olarak gözüktüğü için ne dese haklıdır ve ağzından çıkan her şey onları etkiler. *şahsen psikolog lgbti destekçisi ise ve "bunlar çok normal şeyler, evet olabilir" gibi şeyler söylediğinde de onun kötü bir psikolog olduğunu öne sürebilir ve sinirlenebilir de.*
bu yüzden eğer bir aile homofobik bir psikoloğa denk gelir ve kafalarındaki "anormallik" psikolog tarafından da doğrulanır ise işte o zaman o dehşet süreç başlıyor demektir.

bu süreç çocuğun psikolojisini darmadağın ederken bir yandan da cinsellikten o kadar soğutacaktır.
hemcinsine karşı duygular beslemek "yanlış" olarak empoze edilirken öte yandan karşı cinsle beraber olması için zorlamak çocuğun duygusal ve cinsel hayatının içine sıçacak ve yok edecektir. halbuki kendini farketmesinde engel olunmasa ve içinden ne geliyor ise o şekilde devam etse onun hayatında hiçbir sorun olmayacaktı. bir çok homofobik kişinin kullandığı şu "psikoloğa gidince düzeliyor" denilen şeyin gerçeği o kişinin psikolojisinin içine sıçılması demek oluyor. kişiyi özünden koparıp başka biri yapmaya çalışmak ne kadar yapıldığı zannedilse de kişiyi ağır bir depresyona yol açıyor.

bir de kendimden örnek vereyim.
bundan yaklaşık bir sene önce sanırım, bir kadın psikoloğa gittim. o dönem bir ilişkim vardı. acaba ne sordu da ya da neyden konuşuyorduk hatırlamıyorum ama ben bir kadın ile birlikte olduğumu ve eşcinsel olduğumu söyledim.
o da bana bakire olup olmadığımı sordu. ben de hiçbir erkek ile birlikte olmadığımı söyleyince "o zaman nasıl bileceksin erkeklerden hoşlanmadığını?" ve sex yapmadan bilemeyeceğimi söyledi. o gün onun konuşmaları ile geçti ve ben bir şeyler diyemeden zaten seans süresi bitti, çıktım ve bir daha gitmedim. aslında şu ara tekrar gidip ağzının cevabını bir güzel veresim var ama.
homofobik psikoloğun sorularına ve dediklerine karşı şu soruları sormak gerekiyor bence. bir gün tekrar gitme çılgınlığını yaparsam soracağım en azından.

karşı cinse karşı ilk ne zaman bir şeyler hissetiniz?
karşı cinsten hoşlandığınızı sex yaptıktan sonra mı anladınız?
sex yapmadan cinsel yönelimimizi bilemez miyiz?
siz hiç hemcinsiniz ile sex yaptınız mı? belki hemcinsinizden de hoşlanıyorsunuzdur?
bakire ölenler sizce aseksüel mi?
illa sex mi yapalım diyorsunuz?
sex, sex, sex!
ay kafayı yedim.




cinsiyetçiliğin getirdiği saçma sapan klişe sorularla yola çıkarak cinsel yönelim ya da kimlik konusunda şüphede bulunmakta ayrı bir trajikomiktir.
bu kalıplaşmış şeyler yani oyuncak, renk, giyim tarzı vs şeylerle yola çıkarak asla yönelim, kimlik hakkında bir kanıya varamazsınız. ki bu tarz kalıplaşmış şeyleri yaratan da toplumdur. yani asılında böyle bir şey yoktur.
(bkz: kız oyuncakları)
(bkz: erkek oyuncakları)
(bkz: pembe renginin kadın cinsiyetini temsil etmesi)
(bkz: mavi renginin erkek cinsiyetini temsil etmesi)

biyolojik insan

istanbul ne büyük bir şehirdir. her tarafında farklı yaşantılar, farklı insanlar. kimimiz çok zengin, kimimiz gariban mahallelerin yoksul çocukları. kimimiz bir taraflarda hala ötekileştirilen insanlar..


istiklalin o tıklım tıklım yolu, zibirlar tane bar, her ırktan, her kültürden insan, meşhur sokak sanatçıları, cihangirin şımarık kedileri, fransız merdivenleri, ıslak hamburger, beyoğlu çikolatacısı. biraz aşağı inince daha çirkinleşen görüntüler. saçma sapan klüpler, tarlabaşının işlek memurları, ücretli polisler. geceye doğru ilerlerken göz, söz tacizleri, kavgalar, sarhoş insanlar, sabahlayan çiftler.
ne kadar kötü yanları da olsa insan bir kenara bırakıp hep güzel yönüyle görüyor değil mi? umursamıyor, aldırmıyor. çünkü cebimizde para var ve karnımız tok. sıcak bir evimiz, gecenin her saati dönebileceğimiz bir arabamız var.
peki hiç düşündünüz mü o sarhoş gecelerin karanlıklığında gizlenmiş insanları. aslında gizlenmedi, biz kçr olduk onlara.

banka kenarlarında bir battaniye ile örtünmüş, çıplak ayakları ile yatan insanlar. ellerinde mendil (kim bilir kimin zoru ile) satan ve her seferinde onda dokuzumuzun umursamadan geri çevirdiği onlarca çocuk. açlıktan bir deri bir kemik olup bir kenarlara atılmış, sahibi tarafından sıkılmış ve bırakılmış onca hayvan. bir de söylemeden unuttum. avrupa yakasının beykoz ve aydos ormanı çok meşhurdur. bir bakın cins cins hayvan göreceksiniz. kimisi sevgilisine hediye diye para ile alınmış ve sıkılınca da atılmış, kimisi fazlalık diye atılmış bir sürü hayvan.
hiç bir gününüzü huzurlu geçirmeyi denediniz mi? bir kere olsun bu karanlığın ardında saklanmış masum insanları, hayvanları görmeyi. bir sabah işinize giderken bir hayvanı okşamayı deneniz mi? hiç elinde mendil olan çocuğun karnını doyurmayı denediniz mi? kapınızın önüne bir kap su koymayı denediniz mi? bir bayram günü belki de evlatları tarafından hiç ziyarete gelinmeyen o yaşlı insanlara bir demet çiçek bıraktınız mı hiç? en son ne zaman komşunuza bir sabah aynı anda ayakkabılarınızı bağlarken "günaydın!" dediniz. ayakkabı boyayan amcanın halinden ne zaman anladınız? en son ne zaman birinin halini hatrını sordunuz? annesiz babasız onlarca çocuğu ne zaman ziyarete gittiniz! bilmem kaç liralık alışveriş yaptığınız marketten 18 saat boyunca çalışan bir elemana "kolay gelsin" diyerek çıktınız. en son ne zaman bir düşenin elinden tuttunuz! ne zaman yanıbaşınızda olan bir tacize ses çıkardınız! en son ne zaman dayak yiyen bir kadını o ellerden kurtarmaya çalıştınız!

bana insanlıktan bahsetmeyin.. siz sadece biyolojik olarak insansınız.

sarılarak uyumak

bir tarafını dönüp yattığında birinin sana arkandan sarılması. buna kaşık pozisyonu deniyordu sanırım. o şekilde uyumayı her zaman çok sevmişimdir. huzur ve güven vericidir.

eşcinsel olacağına uyuşturucu kullanmak

merhaba.
ben bir lgbt bireyiyim. çevremdeki herkes bunu bilmiyor. sosyal ortamda tanıştığım insanlar dışında. bu okul olsun, oturduğum semt, aile, akraba. zaten söylemeyi de düşünmüyorum bu işin sonu büyük ihtimalle aileden reddedilme gibi bir şey olacak. her neyse. çok yakınım diyebileceğim iki insan var. artık saklamanın bir manası olmadığını ve rahat rahat konuşabilmek adına ikisine de açıkladım. biri çok fazla tepki vermedi ne kadar konuşup dursa da, diğeri bir şaşırdı garip garip tepkiler verdi, konuşmadı benimle, hiçbir şey demeden evden gitti felan. aslında burada sorulması gereken bir soru da "en yakın arkadaşın olduğuna emin misin". işte daha sonra hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam ettik. en son bu muhabbetlere girdik. o sırada da sevgililer günü işte sevgilime hediye bakıyorum. bana alma ne gerek var bir kız için yaptığın şeylere bak gibi saçma sapan cümleler kuruyor. daha sonra bana "nereye kadar gidebileceğini düşünüyorsun" "nasıl evleneceksin" "kendini kandırıyosun" demeye başladı. bu arada ben uyuşturucuya çok karşı bir insanım. hiçbir şekilde kabul edemem ve sinirlenirim konusu açıldığında dahi. bana "eşcinsel olacağıma uyuşturucu kullanırım daha iyi" dedi. şimdi insan edilen lafa mı alınsın, bunu yakın arkadaşından duyduğu için mi alınsın. o cümleyi ondan duymak bana hayatımdaki en ağır kalp kırıklığını yaşattı zaten. kaldım böyle bir yandan sinir bir yandan üzüntü. başladık laf dalaşına girmeye. ne yaptım ne ettim unutamadım bu cümleyi. belki başkası dese beyinsiz deyip geçicem, veyahut umursamıcam. ama düşünün ki bu sizin en yakınım dediğiniz insan ve bunu duymak.. gerçekten hayatımın en ağır kalp kırıklığı idi.

ayı sözlük ikinci anadolu yakası muhabbet zirvesi

çok iyi insanlar tanıdım. iyi ki gelmişim.
sohbet desen zaman olsa hala otururduk herhalde.

sözlüğün güzel yazarlarına selamlar!

toplumumuzda kadının yeri

biyolojik olarak iki cinsiyet vardır dünyada. biri kadın biri ise erkek. fakat toplulumuzda kadının yeri ikidir. ya kızdır ya da kadın. bu dinden sebepte değil. dindar olmayan bir çok insan da böyledir. "kadın" dediğinde karşılık verirler kadın olduğunu nereden biliyorsun diye. komiktir bu oysaki. hele ki bu lafı bir kadından duyuyorsanız. bir güldürür bir de incitir bu söz. kadının kendine olan saygısını yitirmesini gözler önüne serer. oysa erkek erkektir değil mi? kişiliği güzel olana adam deriz. biz ise bizi bir yaşımıza kadar koruyan bir zarı namus edinmişiz. ne ağzımızdan çıkan iki lafın bir önemi var ne de kişiliğimiz. şu iki bacağımızın arasındaki şey gösteriyor nasıl bir insan olduğumuzu. bu toplumda iki cinsiyet için de bu yargı sürülse amenna. kendi kuralları, görüşleridir derim ne kadar ne kadar hak vermesem de. ama burada tek bir cinsiyet için bu öne sürülüyor ve burada bir eşitsizlik var ise burada hiçbir kadının, hiçbir erkeğin susma hakkı yok. bir erkek bunu övünerek anlatır iken ben fahişe damgası yiyorum. ben sevdiğim, arzuladığım insan ya da insanlar ile seviştiğimde fahişe oluyorum. bir söz var ya, kadın ile erkek sevişmiş. kadına fahişe demişler erkeğe milli. işte bu kadar acıdır bu gerçek. bu kadının değerini gösterir. yok mudur bizim cinsel arzularımız? sevişemez, seks yapamaz mıyız? hele de bundan sözüm ona çok iğrendiğini söyleyen "aseksüel" sıfatı altında gezen kadınlar yok mu. gülünç.. bir hediye paketi gibi saklıyoruz kendimizi. "helalimiz"i bekliyoruz. öyledir ya, seks yapmak için bir imza lazım. öyle ya, seks yapmamız için bir insanın himayesi altında olmamız lazım. biz kendi kanımızdan bile utanır iken ne haddimizedir seks yapmak(!) sen kirli dediğin, iğrendiğin, dalga geçtiğin o kandan geldin. eğer benim kanım kirli ise sen de kirlisin. heteroseksüel cinsel ilişkide pasif olan taraf olduğundan herhalde bu baskılar. evet sadece buna bakıyor. sana bir şeyler yapan benim ve her konuda üstünüm. bu psikoloji ister istemez yerleşmiştir cinsiyetçi erkeğin kafasına. kadın seni doğuruyor ama hala sürüyor şu erkekten gelme lafı. hani bayanız ya biz. hanımefendiyiz ya biz. saçmalık. sen benden çıkıyorsun. ben doğuruyorum seni. benim kanımdan besleniyorsun. ben mi senden yaratılmışım? yapmayın. güldürmeyin bizi. ben sokakta prezervatif buluyorum. siz hiç sokağın ortasında kanlı bir ped gördünüz mü? ya da kaç kere gördünüz. çantamızdan çıkarıp tuvalete gidene kadar oramıza buramıza sıkıştırıp utandığımız, en doğal şeyimiz olan şeyi saklar iken erkek prezervatifini sokağa fırlatabiliyor, bu yüzü bulabiliyor. farkında olmadığımız küçük şeyler bile belli ediyor aslında ne kadar büyük bir ayrım içerisinde olduğumuzu.

sokakta kendi kendine şarkı söylemek

sıkça yaptığım bir şeydi. fakat bir süreden sonra kendime yeter dedim. dışarıdan biri olarak bakınca aptalmış gibi gözükse de bunu yapan insanın mutluluğu onu umursamamaya yetiyor.

homofobik birine aşık olmak

kimilerimizin başına gelmiştir belki. açıkçası ben hoşlanma sürecini yaşadım fakat gerçekten olmuyordu. her gün anlattığı şu erkek bu erkek muhabbetlerinden gına geliyordu. kendi yönelimini de söyleyemiyorsun. homofobik olmasa en azından bunu saklamazsın ama ne onu ne bunu söyleyebiliyorsun. zor gerçekten.

aman ben ne hetero ne de homofobik birine aşık olayım. uğraşamam sizinle.

müslüman olmayıp dini bayramları iple çeken insan

müslüman olmayıp oruç tutmak

eğer gerçekten bir aç insanın halinden anlamak istiyorsanız evet mantıklı olabilir fakat susuz kalmayı saymıyorum. o kadar saat susuzluk ki eğer gününüz yoğun geçiyor ise pek de sağlıklı olacağını sanmıyorum ama evet o kadar saat susuz da kalıyor insanlar. ve oruç tutmanın organlar açısından iyi geldiğini duymuştum. eğer gerçek ise bu sebepten dolayı da tutanlar vardır elbet.
Henüz takip ettiği biri yok.