bu hastalığa muzdarip arkadaşlarınız muhakkak vardır çevrenizde.
türkiyelilerde, kendini hayatın ana karakteri sanrısı almış başını gidiyor.
belirtileri; hayatı aşırı romantize etmek, diğerlerini npc sanmak, gereksiz öz odaklı davranışlarda bulunmak.
çok da yabancı gelmeyen bu düşünceler, ergenlik dönemindeki "hayali seyirciler" düşüncesinin yaşatılmamasının/yaşanılmamasının dışavurumu gibi duruyor.
hetero erkekler; eşref sik, kuzey tekinoğlu, ezel'den ömer...
hetero kadınlar ise; hürrem, firdevs hanım..
lubunyalarda ise daha sık görülüyor, peki bunlar kimleri örnek alıyor?
hürrem, euphoria maddy, bihter, ferhunde,ilk ve son kitabının baskısını yapan şair(!)...
aşık oyunu, madımak tezek oyunu, ağaç biçme oyunu, çepiç teke oyunu, çulluk hindi oyunu, dana yayma oyunu, değirmen döndürme oyunu...
buram buram dassak kokan ortamlar
(bkz:sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken yakalanması)
şimdi, yanında kimse olmamasına rağmen yalnız hissetmemek neymiş anlamış oldum. en son itiraftan bu yana birkaç kişiyle bir araya geldim, hiçbiriyle arkadaş kalamadım, hatta ikisiyle kavga bile ettim. aslında itiraf ediyorum, bir nevi terapi olarak tanışmak için kendimi zorladım çünkü buna hiç hazır değildim. (şimdi okuyunca nasıl hazır değilsen demeyin, değildim sjsjsj)
biri bana hızlı düştü, sevişmeyi beklettik (iyi de olmuştu çünkü çekim hissetmemiştim), elleştik, öpüştük, 4. buluşmada uzun uzun seviştik, sevişirken kalkmadı bile çünkü götü baya kötü kokuyordu, penetrasyonu erteleyelim yalanıyla sadece totosunu elleşirken boşaldı. gidip ellerimi dirseklerime kadar yıkadım, yetmedi duşa girdim. 3ü 1 arada duş jeliyle selamlaştım. bu sayede kendimin yeni bir yönüyle tanıştım. demek ki kalkmayabiliyormuş, bu özelliği ne ara eklediler? ertesi gün arkadaş kalamayız falan filan diyip bahaneyle salladım.
birinin tipinden çok hoşlandım, hazır da yürüyor diye hadi bakalım ya nasip dedim. hoşlandığım cinselliğiydi muhtemelen çünkü evire çevire 2 haftada 11 kez buluşup mutlu ettim. ama neden sonra, alakasız bir yerde aniden çok toy çok çocuk geldi, son buluşmada boşalma sonrası gelen açılmayla bir anda bıraktım. burada tehlikeli yaş sınırımı öğrendim, benden 7 yaş küçük (takribi 26) bana çocuk kafalı geliyormuş.
biriyle daha ilk birada yok dedim, kalktım gittim. bir diğeriyle uzun uzun muhabbet ettik, hayatımda tanıdığım en boş insandı. bir diğeri neden yaşıyor, neye yarıyor dedirtti. bir diğerinin ağzı çok iyi laf yapıyordu ama ağzına aldığında yok oldum, kardeş, o nasıl kötü bir sakso, taşak niye ısırılır? bir diğeri çok kötü öpüşüyordu, götü harikaydı ama nedense nefesi göt kokuyordu.
biriyle 2 3 hafta görüştüm, baya azdırdı üstelik beni ama son seferlerde tertemiz üzerime sıçtı, üstelik bir kez de değil. hadi birde olur böyle şeyler, iki de yani tamam ama üçte artık isteyerek mi yapıyorsun yoksa ben zurna mıyım he?
diğerlerinden birinden gerçekten çok hoşlandım, sevişmesi eh işteydi ama başka her şeyine bayıldığımdan sevişirken ben kudurdum. basit bir tartışmada egosuyla tanıştım, kardeş, benim egomla sen henüz tanışmadın diyip ağır kavga moduna girdim, üzdüm, birbirimizi hızla bıraktık. hatta sonra pişman oldum çünkü kendi iliski travmamla yepyeni bir maceranın içine sıçtım. deniz sıçmakla kirlenmez ama bizim daha bir bardak suyunuz vardı ya da yoktu, hepsi bok oldu.
sonuç olarak sahalara dönsem dönermişim dedim, kalsın teşekkür ederim kararına vardım. sırf depresyondan çıkacağım diye birilerinin daha kalbini kırmaya gerek yok, gerçekten hoşlanırsam ne ala dedim. çok iyi sevişiyorsun, harikasın tescilimi yenilettim, sertifikamı çerçevelettim ve yeni tarihi cvye yazdım.
tekrar spora başladım, bu kadar curcunada korunsam da testlerimi yaptırdım, temiz çıktım fakat sadece bedensel değil, mental açıdan da kendime iyi bakmaya karar verdim çünkü her yönümden memnun olsam da kendimi tekrar sevmeye inat ettim. tekrar en sevdiğim hobilerimi merkeze çekip bu süreçte en başta dediğim gibi yanında kimse olmadan yalnızlık çekmemenin zevkine varmaya karar verdim.
bu süreçte tek sıkıntı, bugün tek başıma tiyatroya gittim. dün tek başıma bir bara gittim. bu hafta yalnız başıma konsere gideceğim. ulan, niye bütün arkadaşlarım bayram diye şehri terk etti? sahi, tek başına gitmek ne garipmiş dedim, bu hissi de tertemiz terleyeceğim, zevkten inletip s*ktir edeceğim bir hedef olarak görmeye inat ettim.
unutmadan, belki tekrar kadınlarla denerim. belli olmaz, bana şöyle temiz, koruyucu bir mommy enerji ve sıcak iki meme çok iyi gelirdi aslında.
varoluşuna kodlanmış eziklikten çıkamamak, toplumsal direktifi aşamamak demektir.
bu ülkede eşcinsel bir baba herhangi bir cinsiyetten bir çocukta nasıl yara açacaktır, o yara çocukta var olsun diye etraf nasıl çabalayacaktır, çocuğun safiyane hisleri nasıl zamanla bozulacaktır diye düşünmeden isteyenlere sevgiler.
uzun süreli ilişkimden sonra kimseye hazır olmadığımı bile bile görüştüğüm, birlikte olduğum insanlardan cidden özür dilesem yeridir. ha, şerefsiz bir terazi olarak özür dilemeyeceğim.
mis gibi oversharingdir, gaslightingdir, yok işte breadcrumbingdir, reflectingdir, anlamsız lovebombingdir odur budur hepsini yapıp bir de depresyonu es geçip gece gündüz saçma libido saldırılarına mazur bıraktım, artık yeter, ne olur uyuyalım diyeni bile uyutmadım, hepsiyle de eften püften sebepten bitirdim.
eğer sözlükten birileriyse özür dilerim, terapiyi bedavaya getirdim desek yeridir.
birkaç nokta daha kaldı ama onları da analiz etmeye başladım sonuncuyla, sıkıntı yok.
ha, niye milleti sırf beğendiniz diye mal gibi uzun uzun terapist gibi dinliyorsunuz, triplerini yiyorsunu canlar? red flagleri görüp gidin diyeceğim de, demek ki piyasa baya bok.
her şey çok güzel, babanız en son ilişki istemiyorum derken daha önce beni beğenmiş birisini sırf denemeye hadi görüşelim dedim. ulan, diyeli 1 yıl oldu, babanız sevda çiçeğine dönüştü, yeni ilişkisi harika gidiyor, nazar değdirmeyin ama ilk kez biriyle beraber yaşamak istiyorum galiba. üstelik görseniz ağzınızın suyu akar, haftada en az 10 kez sevişiyoruz ve hala birbirimize doyamıyoruz. birlikte zaman geçirmekten aşırı zevk alıyoruz.
darısı başınıza diyeceğim ama yarınızla tanıştım, hiçbirinizle elleşmedim ki elleşmem; yamuk yumuk tiplersiniz, o yüzden kör bir alıcı bulmanız şart. hahahaha!
biraz açıklamak gerekirse beraber olduğunuz insan bilmeden başka insanlarla beraber olup, sonra hiç mide yokmuş gibi ilişkilerine devam eden insanlar iki yüzlülükte master degree yapmışladır. şöyle ki aldatan insan, ayrılmayı gözüne kestirememiş ama şeytanada uymuş oluyor. kendini kandırır aldatan insan çünkü kendi pisliğinde boğulmanın ilk adımıdır aldatma. sonrası yavaş yavaş gelir.
bu tamamen benden kaynaklı sebepler den oluşmakta.insanların yanlışlarını,eksiklerini olduğundan fazla büyütüyorum.bu da değiştirmem gereken özelliklerimden birisi olarak burada dursun
geylerin en önemli ortak özelliklerinden biridir. özellikle sevgi açlığı yaşayanların gördükleri biraz ilgi ve güleryüz karşısında neyi var neyi yoksa ortaya döktüğü tecrübeyle sabittir. aynı şeyi sizin de yapmanızı beklemediği sürece sıkıntı yoktur.
soru sorma konusunda sıkıntım yok. ben daha çok cevaplayabileceğim uygun soruları bulmakta zorlanıyorum. ilgimi çeken bir soru gelene kadar bekliyorum. buna bir cevabım yok: (bkz: #439418)
ümit özdağ’ı linçleyen pkk sever tayfa klavye başında devrim yapıyor. dağ kadrosu kontenjanından influencer olmuş bu arkadaşlar, devlete düşman, algoritmaya dost.
vatan deyince “ırkçılık”, pkk deyince “halk mücadelesi” diyorlar. story atarken che, tweet atarken qandil… çiçekli filtreyle özgürlük dersi verip, parmak arası terlikle devrim kovalamaca oynuyorlar.
sonra biri çıkıp “bayrak” deyince alerji krizi geçiriyorlar. eh, haklılar… çünkü onlar için kırmızı yalnızca kokteyl menüsündeki frozen çilek, yıldız da booking.com puanıdır sadece.
bişe diyecem üstteki yazardan bağımsız.
bu kadar tanımlamaya gerek var mı? kalıplara sokmaya ne hacet. teorik olarak zaten toplumsal kalıplara aykırıyız ve onları reddediyoruz. sonra kendimizi başka kalıplara sokmaya çalışıyoruz. hayvan çiftliğindeki hayvanlar gibiyiz. a,ap,p demisex,asex, zartsex,zurtsex. açıkça konuşarak kendimizi ifade etmeliyiz.
ayrıca pronouns ile alakalı da ayrıca bi serzenişim var.
bizim ülkemizdekiler de ampule ve yeşil ağaca basıyor. çok da farklı değil. buradaki yeşil solcular kudurup saldırmasin.
edit: eksilerden hareketle baya yesilci varmis. hiç şaşırmadım nevruzda dövdüler la sizi daha akillanmadiniz yaaw
he/him, they/them, /hole/dick gibi zamirler gereksiz bence özellikle türkler için. zaten bizim dilimizde çoğunlukla isimle hitap etme var ve cinsiyete dayalı dil değil. türkler kullanınca patlıyorum. ayrıca kimseye bahşedilmeyen mükemmel bi dilimiz var lubunca. (bu aralar topluluk dışındakilere öğretmeye çalışan 3 5 salak lubunya var onları şikayet edip engelleyin). eğer kullanacaksanız lubunca kullanın da milli olsun.