bu yıl 14 şubat'ı istanbul'un hem göreceli hem de istatiksel olarak en geri kalmış ilçelerinden birinde karşıladım. öncelikle bendeniz sapım. benim gibi birine kim tahammül etsin di mi, hiiiiç...
neyse gördüğüm kadarıyla baştaki istatistiklere rağmen güzel halkım sevdiceklerini çiçeğe saksıya boğmuş. beğendim bu işi. bazı şeylerde geri olabiliriz amma sevgide çiçek böcek bazında ilerlememiz takdire şayan.
yeni açıklama ile bir gün önceki açıklamalarını çürüttüler. yani o görülen kişiler ulusal bir kanal çalışanları filan değil düpedüz yurdum insanı yurdum mültecileriymiş. bundan sonra aşağıdaki kurallar geçerli olacakmış. bu işin b.ku çıkar sayın seyirciler.
birden bire sosyal medyaya düşen görüntüler cidden garipti. amfilerde gezinen insanlar, amfi kapılarında ders yapanları izleyen insanlar. yine görüntülere sahne olan beyazıt kampüsünün bahçesinde aynı şekilde gezinen halk.
önce bunun yönetim tarafından yapıldığı söylendi. güya alanlar tarihiydi. evet bu doğruydu. tarihi mekanların halkla buluşmasından doğal bir şey olamazdı. fakat bir yanlış vardı. bu tarihi mekanda halen eğitim öğretim devam ediyordu.
akşama doğru üniversite yönetimi açıklama yaptı. ulusal bir tv kanalının ön çalışması olduğu aktarıldı. bu görüntülerin de onun bir parçası olduğu söylendi. sosyal medyada bunu yayanlara da hukuk sopası kaldırıldı.
şahsen yemedim. yiyen varsa afiyet olsun. istanbul üniversitesi hem mekanı hem de tarihiyle önemli bir yere sahip. bizde önemli ne varsa içine ettik. demekki sırada istanbul üniversitesi varmış.
ayrıca böyle değerlere sahip çıkmak için üniversiteli, ayı dayı olup olmamanız önemli değil. insan olmanız yeterli.
tip'in o bölge için doğal adayı barış atay olmalıydı. hatta başka partiler için de barış atay gayet ideal bir aday olabilirdi. neden ortalarda yok, tip neden gökhan zan'ı aday göstermiş aklım almadı. vardır bir hesaplar.
bokunu çıkartmak bize has bir durum olsa gerek. karavan da bunlardan biriydi. biriydi diyorum çünkü şu günlerde sokak aralarında* yatan karavanlar var. pandemi ve onun beraberinde ekonomi takla olunca karavan kültürü hortladı. çekilisi, motokaravanı zart zurt derken karavan terörümüz de oldu. sahiller, sahillere çıkan sokaklar karavanla doldu. buna hazır değildik, zira turizmimiz karavan turizmini desteklemiyor. daha doğrusu bu kadarını değil. otellere, otelciklere filan o paraları vermemiz bekleniyor, e tabi adamlar o kadar yapmış di mi ama o otelleri. neyse efendim, durum bundan ibaret. 80-90ların çadır furyası gibi karavan furyası da geldi geçiyor diyebilirim. birkaç seneye çürümeye bırakılan onlarca karavan görürüz sağda solda.
taverna müziğinin öncülerinden olan arif susam, sakallı piyanist kontenjanından olup döneminin meşhur fantezi müzik icracılarındandır. ümit besen ve cengiz kurtoğlu ile efsane kategorisindedir. ümit besen ile her daim yarış halinde olduklarını da söylemeden geçmeyeceğim. nikah memuru-nikah masası atışması bunun en bariz örneğidir. tavernacılardan onu ayıran bir de özelliği vardır arif susam'ın. kendisi klasik batı müziği eğitimi almıştır, yani konservatuarlıdır. bir ibo show programında ümit besen ile kapıştığını ve sahneye fırlayıp sen bunu çalabiliyor musun diye besen'e mozart-beethoven çaldığını hatırlıyorum. neyse böyle şeyleri de nerden hatırlıyorsam artık... küçükken yenikapı'da çıktığı müzikhol'e de gitmişliğimiz vardır. ne günlerdi be paraları oralarda yedik işte...
yeme içme sektörünün yakından tanıdığı önemli bir değer türkiye için. özellikle alkollü içkiler üzerine yaptığı yorumları bayıla bayıla izliyorum. tabi sadece içki değil bir peynir nasıl kesiliri de anlatıyor hangi çeşitleri varı da... youtube ve sağda solda çokça videoları var. sağolsun varolsun; o yedi içti biz doyduk modundayım şu sıralar. ayrıca kel sevenler kendisine bir bakabilir.
malumunuz mekanlarda şarap masaya gelince kadehe konur ve tattırılır. siz de bir yudum alıp 'tamamdır' gibi bir şeyler deyip devam edersiniz.
buradaki olay şarap mantarı ve onun şaraba etkisini anlamak için yapılırmış. şarabı ilk kez sizin için açıyorlar ve kadehe döküyorlar. bu mantarlar çok düşük ihtimal olsa da bazen şarabı bozabiliyormuş. bu bozma hadisesi kokudan anlaşılırmış çoğunlukla. işte bunu hissederseniz şişe değişirmiş. yani şarabı beğenmeme durumu yokmuş. sizin şarabı beğenmemeniz şişeyi değiştirmeniz için bir sebep değilmiş. öyle ya sabaha kadar şişe açarsınız beğenmezseniz. olay bu.
şaka maka ülkemizin uyuşturucu konusunda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke olmaya evrildigi, binbir türlü uyuşturucu ve uyarıcı maddenin heryerde kol gezdiği bu zamanda farmakoloji bilen biri lazım.
tr de var mıdır bilmem ama bu maddeleri test eden turnusol kagidi gibi bir seyler ureten girisimciler mevcut kimyasal maddeler o kadar etkili ki sadece dokunmak yahut solumak bile öldürmeye yetiyor. evlerden ırak
sözlükte yıllardır tek entry girmeyenler buraya bir sürü kusmuşlar. siz bi yok olsanız daha mı iyi, zaten varlığınızdan bir fayda yok. siz yazın benim vaktim bol, sike sike silerim.
bunun üzerine çok düşündüm. geleneksel ikili cinsiyet sistemine ait değilim. ve bu benim için sorun değil.
keşke ailem ve bu ülke için de aynı şey söz konusu olsa.
burada pek çok kez saçmaladım. bana katlandınız. teşekkürler.
ancak bu konuda samimiyim. cinselliğim her geçen gün değişiyor.
ve bazen buna yetişmekte zorlanıyorum.
şunu farkettim. ben artık erkek olarak tanımlanmak arzusu taşımıyorum. şimdilik dolaptayım. ama bir gün umarım bu dolaptan çıkarım.
sözün özü, beni anlayacağınızı umuyorum. anlayışınız için hepinize teşekkürler.
ben bugun deneyimledim. yukaridaki yazarin dediği gibi, tost bastik. bence cok güzeldi... keçapli ve rus salatali.
tostumu yedim bekliyorum.
tabiiki de seni.
tostumu yedim bekliyorum.
tabikii de seni...
ay faşist actual yine faşistliğine devam ediyor. esad bum bum gitti ama bu insanların evleri yıkıldı nereye gidecek hiç düşünmedin tabi demi bahçeşehir’deki dublexinden klavye faşistliği yapmak kolay geliyor.
korhan futacı ve kara orkestra'ya yasemin mori eşlik ediyor. seviyorum bu parçayı lakin babayı diyorum. aslında parça da size babayı diyor. kısmet diyoruz. yine buluşuruz.
yine buluşuruz günler geçer
aldıklarımız yeter
yine karmaşık geceler bekler beni
bekler bekler yine varoluş
dimdik yokuş yıldızlar ağlıyor kıyılar boyunca
dalgalarla avunuruz sığmıyor aklıma
çekip alsam seni ıssız rüyalarıma
günlerim sensiz düne düşüyor
yine buluşuruz yine amansız
kor ateşler cepheler bekler
zırhını parlatıyor zaman
delip geçmemi bekler
simsiyah atlar çekiyor arabamı
sapsarı ayçiçek tarlaları mızraklar deliyor
okyanus burada bitiyor
bir zaman sonra not: buluşamazsınız. geçin o işi!
çok zaman sonra: ulan acaba o buluşmayı beklediğiniz bir başkası mı? hadi bakalım.
malumunuz cb seçimi 2'inci tura kaldı. başlığımızı açıp siz değerli yazarlarımızın isabetli yorumlarını alalım derim.
ayrıca bugünün bir özelliği var sayın okuyucular. 28 mayıs 2013, gezi parkı direnişinin başlangıcıdır. şimdi tam 10 yıl sonra bizi bir sınav daha bekliyor. hadi bakalım!
bir entry'de anne olurken diğerinde baba olabiliyor. mutlaka 2 çocuğu var. şimdilik gay gibi göründüğü ve 18 cm alete sahip olduğu da söylenebilir. allah şifa versin. az pide bol su.
2 mart 2016 itibariyle (kıvılcım 1 mart 2016'da atılmıştır aslında) atışmaya başlayan ikili, eğitim sistemi üzerinden ilerliyor şimdilik.
araya troll ve trollük kavramları sokuşturularak kavga çeşitlendiriliyor. miacaba green apple'ı sığ ve gerici olmak ile suçluyor ve özelde atıştıklarını alenen ortaya dökmekle itham ediyor. (modlar göreve de dedi)
green apple'ın karşı atakları beklenmekte.
editler editi: green apple dün kendisine salvo yapmış zaten nickaltından. atanamayan öğretmenlerden kadrolu öğretmenlere kadar geniş bir yelpazee çakmalar olmuş. samimiyetsizlikle miacaba suçlanmış ve aman derdinizi filan anlatmayın oradan size çakar denmiş.
miacaba editi: miacaba tdk şubesi gibi çalışıyor. sağlı sollu noktalı virgüllü yapıştırıyor. güzel türkçemiz mahvolmasın diyor (yazar burada acaba mahfolmasın mı diye de düşünüyor)
sözlük yeniden açıldıktan sonra yazan çok az kişi var. belki de yazma motivasyonunu bulamıyorlar bilemiyorum.
ask olsn'u tanımam etmem. fakat gözüme çarptı seri eksilenmiş. ne bok yedi diye baktım. bir halt yediği de yok. fikir belirtmiş ki bu arkadaş 8 senedir hemen hemen aynı şeyleri yazıyor.
mütedeyyin biri; inanan biriyim demiş bir yazısında. akp'yi övmüş ve bunu geri durmaksızın çeşitli mecraları örnek göstererek yapmış; bu da olabilir beni ilgilendirmez.
benim durduğum yer ile ask olsn'un durduğu yer çok farklı. e mübarekler sizin de öyle muhakkak. ask olsn arkadaşımız seneler önce bu kadar göze batmamışken, sözlük içinde bir renk olup gitmişken bu tahammülsüzlük neden? iktidarın hıncını ask olsn'u eksileyerek mi çıkarıyorsunuz? relax!
sizi anlıyorum ve derhal hollywood filmlerinden uzak durmalısınız diyorum. ayrıca artık ilkokul arkadaşlarınızla bu muhabbetleri yapmayın, coin filan konuşun.
oo belalım gelmiş. yoktun kanka kokumu mu aldın? hoş geldin.
jön türk hareketinin bir neticesi olarak 19. yy'ın sonunda ortaya çıkmış bir hareket ve daha sonrası darbeler, hükümetler, savaşlar vs.
burada ittihat ve terakki tarihi yazacak değilim. görüyorum ki ülkede milliyetçilik hiç olmadığı kadar şuursuzca yükselmekte. bugün sağda solda ben ittihatçıyım diyen insanlar görülmekte. dünün ittihatçıları ile bugünün kurtlar vadisi, kuruluş osman izleyen ittihatçıları arasında büyük fark var. bu işin sonu iyi görünmüyor.
youtube'daki önerilen videolarda ido çıktı karşıma. 20-25 cm'den kendisine bakıyorum. 4 küsur milyon kişi izlemiş. bu 4 milyonun en az 500 - 1 milyon arası tekrara girmiştir. diyorum kendi kendime 'ulan toplu ölüm olması lazım şimdiye kadar. olsa duyardık yani'. 4 küsur milyon artı 1 ben mi olayım derken kendimi serdar ortaç'ta buluyorum. bunun izleyen sayısı beni daha ürkütüyor. dna'mdaki yapı taşları lise 2 fen bilgisiyle çatışıyor. ölüyorum ulan kurtarın beni.
not: lan mal bunun neyini beğenmedin? ido ya da serdar ortaç fanı mısın?
hatrı sayılır online yazar görünüyor orada. acaba off olmayı mı unuttular. kim bilir? eskiden gak deseniz eskiyi basan bir ekip vardı. onlar da yok, özledim cidden. arkadaşlar arada hayat belirtisi gösterin. sex yine yaparsanız, ben yapmayın demiyorum. fakat sözlüğü de canlı tutalım yahu.