1 milyon verseler sevgilini başkasının yatağına gönderir misin
gönderirim. hatta beni de yanlarına alsınlar threesome yapalım. maksat aradan çıksın yani.
the avengers
bir dc'ci olarak marvel'ın da olsa popüler bir süper kahraman topluluğunu sinemaya taşımasıyla başarılı bulduğum filmdir. ekip olarak güçlü bir kadın figürü eksikleri olduğunu söylemek durumundayım yine de.
justice league'in prestijine rakip olamazlar bu yüzden. çizgi roman evreninde
thor'u kadın yapma sebepleri de bu bence.
wonder woman'a rakip yarattılar kendilerince. dc fanboyluğuna başladım gidiyorum ben.
sözlük yazarlarından üniversite sınavına hazırlanma taktikleri
ygs'ye 9 gün kala entrylerini merakla beklediğim başlık.
valla benim bir sözelci olarak tek yaptığım konu anlatım çalışmak ve uslu bir öğrenci olup dersi derste dinlemek. şu ana kadar gayet faydalı oldu, bakalım sınavda ne olacak.
burger king'in yanlış yaptığı şeyler
1 milyon dolar verseler sevgilini döver misin
döverdim, sonra birlikte dünya turuna çıkardık.
piç
bilgisayar oyunu oynayan erkek
anlaşılmayan erkektir. aslında tek isteği kendiyle birlikte oynayacak hayat arkadaşını bulmaktır. o kadar alışmıştır ki artık yalnızlığa, skyrim'in bağlarında yalnız gezmek bile koymaz ona.
bilumum sözlüklerdeki gay başlığı altında saçmalayan yazar modeli
tiksindiren insan modelidir. köydeki osman muhabbeti iyi güldürmüştür. yazarı bi gitsin bakalım köydeki osman sikiyor mu sikmiyor mu onu.
cem adrian
dinleyici kitlesinin büyük kısmının jiletçi ergenlerden oluşması sebebiyle ön yargımı yıkıp dinlemem uzun sürmüştür. dinledikten sonra bırakmamın uzun sürmesi gibi. bazı şarkıları vardır onun tarif edemezsiniz. hele aşk acısı çekiyorsanız tarif etmeye gerek de duymazsınız. "beni affet bu gece"yi ilk dinlediğim zamanı hatırlıyorum, "bu ne lan isme bak öhöhö" diye dalga geçmiştim. beş dakika sonra göz yaşlarımı saklamaya çalışıyordum sınıfın ortasında. "o kirpik hala bende sevgilim", "bana ne yaptın", "masalın son şarkısı"... durmadım dinledim hepsini. bir baktım jiletçi ergen olmuşum. aşklar unutuldu gitti, artık eskisi gibi hissettirmiyor o yüzden dinleyince. ama dinlerken yaşadıklarımı hatırlıyorum, böyle tatlı bir hüzün kaplıyor içimi.
kapitalizmin escinselligi kullanmasi
var olan bir gerçektir fakat olumsuz değildir. sinema, televizyon ve medya yoluyla uzun zamandır gerçekleşmektedir. sayesinde bazı kesimler homofobiden arınmıştır. bu yüzden kullansın diyorum, bir boka yaramıyor zaten bari buna yarasın.
gay ile lezbiyenin evlenmesi sorunsalı
evet toplum, baskı, aile, akraba falan var ama düşününce hiç içime sinmeyen evlilik. her eşcinsel gibi düşündüm, "ehehe sistemi kendi silahıyla vurdum hacı" triplerine girdim zamanında ama şimdi düşününce sistemin beni kendi silahıyla vurması gibi geliyor.
oyun oynamak için kullanılan objeler
w, a, s, d tuşları + mouse
tiny furniture
2010 yapımı
lena dunham draması.
girls'den sonra izlediğim için alışık olduğum bir tarzdı. bol diyaloglar ve karakter derinliği ön planda. hayatın bir parçası gibi akıp gidiyor. bittiğinin de farkına varmıyorsunuz zaten. filmin özellikle anlatmaya çalıştığı bir şey yok. başka bir hayatı gözlemliyoruz bir buçuk saat boyunca. oyunculuklar çok başarılı. lena dunham'ın krizleri yine çok eğlenceli.
counter strike
96'lı 97'li gençler için askerlik anısı niteliği taşıyan efsane olmuş oyundur. fps oyunlarındaki fevkalade başarısızlığımın sonucu olarak doya doya oynayamadığım oyundur ayrıca. ne yapalım benim de
tomb raider maceralarım var yani.
cennet cehennem mağaraları
"cennetini de cehennemini de sikeyim" dedirtir o iğrenç merdivenleri çıkarken. yatmayı, uyumayı, yemeyi kısaca tembelliği seviyorsanız uzak durun derim.
ilişkinin bir anda monotonlaşması geyiği
ilişkiyi bulduk monotonluğu kaldı dedirtir.
girls
4. sezonu çok güzel başlayan ve çok güzel devam eden dizidir.
---
spoiler ---
hannah'nın iowa maceraları inanılmaz eğlenceliydi. yazarlık dersleri, öğrencilerle muhabbetleri harikaydı. partide herkese giydirip lindsay lohan damgası yediği sahne özellikle. ki bence haklıydı çoğu yönden. bir de üstüne aslında özür mektupları olmayan özür mektupları dağıtması iyi güldürdü. keşke okulu bırakmak yerine attırsaydı kendini. hocasıyla konuşmasından öyle olacağını sanmıştım. en azından son bir "fuck you" çekip öyle dönerdi new york'a.
şimdi de öğretmen olmaya karar verdi. bakalım ilginç şeyler bekliyor bizi.
---
spoiler ---
looking
2. sezon 7. bölümüyle doris'e odaklanan dizidir. bir kez daha sevdim bu bölümle onu. şöyle kaliteli
fag hagler lazım camiaya be..
---
spoiler ---
patrick'in bardaki çocuğu newbie sanması ve tam asılacakken göt olması izlenmeye değerdi gerçekten. ayrıca cenazede tek ağlayan insan olması da cabası. ne kadar gıcık bir insan olsa da seviyorum bu çocuğu ya.
girls'deki hannah ile çok iyi kanka olurlar gibime geliyor.
ve sonunda kevin ayrıldı jon'dan. tamam jon iyi çocuk, üzüldüm onun için. ama ana karakterimiz patrick ve önemli olan o. bu yüzden mutluyum, dağılabiliriz.
---
spoiler ---
yazarken cümle sonuna iki nokta koymak
üç noktanın fazla sanatsal kaçtığı cümlelerde yaptığım eylem. ya da yakınma, sitem cümlelerinde.
taksim'de çok ilginç eşcinsel tartışması
ehlisünnet tv'de gerçekleşen ilginç bir röportajdır. "ailenden birinin eşcinsel olduğunu öğrensen ne yaparsın?" diye soruyorlar bizi ecnebilere. vücut diliyle anlatmaya çalıştıkları, ki baya başarılılar bu konuda, asarız, keseriz, öldürürüz hareketleriyle birlikte tek anladığım durmadan "haram, haram, haram" demeleridir. eşcinselleri savunan amcaya da toplu halde yükleniyor biriken kalabalık. amcanın sonda sorduğu soru ve verilen cevap trajikomik:
-saddam'ın oğlu pazarın içinde kadına tecavüz etti onu niye asmadılar o zaman yav?
-yok, kadın mevzu değil.