al ben bir esnafım
çocukluktan ergenliğe geçişime denk gelen bu travmatik sahne, gençlikten yetişkinliğe geçişimde de tekerrür edecek gibi. iktidarın çokça kullandığı ve yerdiği bu lanet sonu kendi elleriyle, bile isteye hazırlamasına ne demeli? bizi bu kısır döngüye hapseden sisteme nasıl sövmeli bilemedim.
haaa, bu arada iktidara göre yazar kasayı fırlatan o kahraman, şimdi aynısını yapsa vatan haini yaftasını yer muhtemelen.
yıkıla yıkıla
bu tarz şarkıları anlayamıyorum ve anlamlandıramıyorum. bir insanın kendisini değersiz hissetmesi için bu kadar güzelleme yapmasına gerek var mı gerçekten? dinleyince insan, uçurumun kenarına itilmiş gibi hissediyor resmen. takıntılı ve sapkın şarkılar. yeri de yok zamanı da yok bence. işkence gibi bir şey. zamanında bu tür müziğin yasaklanması çok doğru bir kararmış.
dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz
dindarlığı o kadar büyük bir kap haline getirdiniz ki çer çöp ne varsa içine doldu. dindar olmakla yobaz olmayı aynı potada eriterek dindarlık kavramına en büyük darbeyi yine siz vurdunuz maalesef. oysa bir yaratıcıya inanmak ve ahlâk dolu, vicdanlı bir hayat yaşamak o kadar zor olmasa gerek. hem bu esas hali ile kalsaydı, kimseyi de pek üzmezdi sanıyorum.
yapay zekanın fotoğraf üzerinden eşcinselliği saptaması
%91 güzel bir oran da acaba gay olmayıp aktif olanları ayırt edebiliyor mu? türkiye'de amacına ulaşabilmesi için bu yapılandırma şart. yoksa bir işe yaramaz maalesef.
yüzeysellik
dünyanın sonunu ne getirecek diye sorsalar, net bu cevabı veririm. ot gibi yaşayan (ki otun bile çok önemli görevleri var) insanların attığı her adım yüzünden dünyada oluşan izler sonumuzu getirecek. doğaya attığı plastiğin derdine düşmeyen, iki kuruş para için saçma sapan ahlak bozucu "sanat eserleri" üreten, emek sarf etmeden para kazanma derdinde olan, sırf edebiyatı kuvvetli olduğu için oyunu en zalim siyasetçilere veren ve bundan zerre gocunmayan akrepler yüzünden gelecek dünyanın sonu. dahası da var ama olsun. sayamadığım akreplerden özür dilemiyorum. zira alınmazlar.
aileler yarışıyor
tv 360'ta sempatiklikte çığır açmış asuman krause tarafından sunulan ve izleyenlere kafa dağıtmalık, keyifli vakitler vadeden şahane bir program. hafta içi her gün illaki elim gidiyor. keşke biz de buradan bir ekip çıkarıp katılsak yarışmaya. ne eğlenirdik. ödül de 10 bin try.
parkta sevişen dayılar
her yerde de sevişmeyin be kardeşim. uçkurunuza sahip çıkın. n'olur?
ayı sözlük heybeliada zirvesi
gençliğimin de zirvesinde olduğum zirve. katıldığıma pişman mıyım? hayır. yine olsa yine katılır mıyım? evet. çünkü pek güzeldi. çoğu insanla o zirve sonrasında tanışıp arkadaşlık kurduk. güzel zamanlar geçirdik. vesile olanlara şükran borçluyuz.
sosyal medya hesabını dondurmak
çok zamandır düşündüğüm şeyi sonunda hayata geçirdim. sebebi benim planladığım gibi olmadı. biraz mecbur kaldım. instagram'da ahu tuğba'nın fotosunu paylaşan bir nostaljik paylaşım sayfasında fotonun altına, "kime dokunduysa hayatını zindana çevirdi. zaman ve parayı tüketen bir canavar adeta." yazdım. hangi akla hizmet? ne hakla? yüzüne söyleyebilir misin? mümkün değil. eee, kimsin sen? kadını ne kadar tanıyorsun? böyle bir şeyi ulu orta yapabiliyorsun? zehirlenme yaşamışım resmen. yok artık, sosyal medya çok tehlikeli bir mecra oldu diyerek dondurdum. belki birgün açarım. bilmiyorum.
hatıra ormanları
ülkemizin, nadir olarak yaptığı güzel işlerden biri budur. isminizin yıllar sonra da
güzel anılmasına vesile olacak şahane bir iş. ağaçlandırmanın önemini her bireyin az çok bir şekilde bilmesinde tema'nın çok büyük payı vardır muhakkak. zira kamunun üstüne kalan hiçbir iş, elle tutulur sonuçlar üretemedi. o yüzden bu
başarı kamunun olamaz. kimin ne emeği varsa dilerim karşılığını alsın. benim de bu hayatta ideallerimden biri ardımda büyükçe bir hatıra ormanı bırakmak. umarım gerçekleşir.
amerika'daki silahlı saldırılar
silah lobisinin politikasını türlü menfaatler karşılığında uygulayanların yasalara imza atanları ellerine, ölen masum insanların kanı bulaşmıştır. artık ülkedeki psikolojiyi düşünemiyorum. en ufak bir gürültüde saldırı mı olacak acaba diye panik atak yaşar insan. her gün bir yerde delinin biri eline silahı alıp avlanıyor. yetkililer de süreci seyretmekle kalıyor ve demokrasi bir kez daha çöküyor.
maymun çiçeği
covid-19 kadar tehlikeli olmadığı söyleniyor. herhalde öyledir. bizim ülkemizde çocuk aşılarının içinde çiçek olduğu için bizi belki eş geçer. fakat şimdiye kadar dünyanın bir çok ülkesinde görüldü. 2022 de güzel güzel gidiyoruz. bulaşmayın artık bize.
ayı sözlük için ne dediler
-burada ayı yok.
-e bana var dendiiii. bana var dedileeeer.
kerimcan durmaz
melek mosso
20-30 yıl sonra esamesi okunmayacak iki kuruşluk insanlar tarafından konseri iptal edilmiş. oysa melek mosso, kurulduğu tahttaki yerini hep koruyacak. yıllar sonra da haklı ve güçlü duruşunu, insanın böğrüne hançer gibi sapladığı sesi ile haykıracak sahnelerden.
altın takma adeti
içtenlikle yapılıyorsa ne âlâ. fakat, bu pahalılıkta insanları zora koşan, resmen kuyumculara yem eden tuzak gibi. her ne kadar organizasyon için yapılan harcamalara katkı gibi görünse de bence işin masumiyetine gölge düşürüyor.
sokak köpekleri
toplumumuz, kutuplaşacak konu bulamamış gibi son zamanlarda bu konuya yapıştı. minderin bir köşesinde dosta güven, düşmana korku salan ve köpeklerden nefret eden yurdum insanı, diğer köşesinde ise her seferinde süt çocuğu, moda bebesi diye hor görülüp itilen hayvanseverler. fakat benim anlayamadığım; kükrese dağları devirecek yurdum insanının, sokaktaki köpekten nasıl korunacağını bilmeyip, korkudan aklını yitirmesi. ortamlarda, küçümsedikleri hayvanseverlerin ise en ıssız, en köhne yerlerde bu canlar için gözünü kirpmadan gerçek kahramanlar gibi canhıraş çırpınması. hayvansever biri olarak, ben de konunun hayvanlar lehine sonuçlanmasını istiyorum tabii. sokak köpeklerinden korkmak bana komik geliyor. küçük çocukların başında durmayıp, sorumsuzluk yapan ebeveynler, çocukları zarar görünce kendi günahlarını bu canlara yükleyerek vicdan rahatlatacaklarını sanıyorlar da yok öyle yağma. anne baba oluyorsan sorumluluk alacaksın. ben daha 7-8 yaşındayken sokak köpeklerinden nasıl korunacağımı bana öğreten anne babama da selam olsun.
sevdiğinin düğününde göbek atan adam
kendisinin yorumlarını keyifle okuyorum. şahsıma yaptığı yorum da buna dahil. farklı bakmama sağladığı katkılar için teşekkürü borç bilirim.
maskeli ahlakçılık
ahlâk, toplumu yaşanılır kılan en önemli unsurların başında geliyor. bireyin, başkasına ve kendi bedensel&ruhsal bütünlüğüne zarar vermediği sürece, yaşadığı her türlü "ahlâksızlık" elbette kendisini bağlar. fakat, kendi sınırlarını aşan, başkalarının bu yaşanan "ahlâksızlıktan" etkilenmesine vesile olan her konuda bence, bir şekilde etkilenen ya da etkilenme ihtimali olan herkesin her türlü yorumu, yine ahlaki sınırları aşmadan yapma hakkı vardır. üstelik bu eylemin sana göre ahlâksızlık olup olmaması da önemli değildir. dolayısıyla, her fikir beyanına bir şekilde ahlâkçılık yaftasını yapıştırmak bana anlamsız geliyor. artık, bu ahlâkçılıktır dendiğinde, aman yine kim boş yapmış gibi bir reaksiyona giriyor insan ister istemez.
formalite icabı
bu tabirin benim sözlüğümdeki karşılığı çürümüşlük. çoğunlukla iş hayatında kullanılan bu tabir, ahlâksızlıkların kanıksandığının ve içsellestirildiğinin apaçık bir delili. sadece iş hayatında da değil. örneğin ilişkilerde, formalite icabı yapılan hareketler mide bulandırıcı. fark ettiğimde kesinlikle karşıdakinin yüzüne vurmaktan çekinmediğimi söyleyebilirim. özellikle, verilen emeğin hiç bir şekilde değerini bilmeyip, samimiyetsiz formalitelere girenleri, asla affetmem. o yüzden, herkes ayağını denk almalı ve karşıdakinin aklıyla alay etmeye kalkmamalı diye düşünüyorum.
şifrelerde sevgilinin ismini kullanmak
sevgililik kurumu ne diye var? sevgilinin iyisiyle kötüsüyle yanında olmak, günahını sevabını başının üstünde ağırlamak için değil mi? kâh düşünce elinden tutup kaldıracak, kâh gülüşüyle ortaya çıkan kaz ayaklarına dalıp gidecek, adını anınca kalbi olağandan daha hızlı çarpacak, çoktandır görmediyse derin bir iç çekecek falan filan. yani bunların yekününde bir sevgilinin en esaslı misyonu acısıyla tatlısıyla ilişkide olduğu kişiye duygu yoğunluğu sağlamak. hâl böyle olunca sevgiliyi anımsamak için fırsat kolluyor insan. sonucunda da hayatımızın her yanını saran şifreler, onları akıla getirmek için en önemli araçlar haline geliyor. çok doğal ve çok yerinde bir hareket.