not a sinner nor a saint

Durum: 297 - 0 - 0 - 0 - 16.03.2018 19:56

Puan: 6118 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

These violent delights have violent ends.
  • /
  • 15

ido tatlıses

erkeğine kur yapar gibi bir takım dans figürleri sergilemiş. böyle düşüyosa biz de yapalım.

https://twitter.com/CapaMagMagazin/statu...

erkeklerin işedikten sonra ellerini yıkamamaları

benim için ayrımı tamamen umumi ve şahsi tuvalette yatıyor. erkek arkadaşımın evdeyken tuvaletten ellerini yıkamadan çıkıp bana dokunmasını fazla sorun etmeyebilirim fakat umumi tuvaletten ellerini yıkamadan çıkıyorsa kendisini çamaşır suyuna bastırsam yeridir. sorun, elinin kendi cinsel organıyla temas etmesinden ziyade başka şeylerle temas etmesi.

bonus olarak şu homoerotik uyarıyı bırakıp gidiyorum.

oğlum evlenmedi kızınıza taktığım altını geri verin

oğlu 38 yaşına gelip evlenmediği için komşu kızına taktığı altını 7 yıl sonra geri isteyen kayserili bir kadının mektupla belirtmiş olduğu talep. okuyunca kahkaha attım. altını da şaşkınlıkla geri vermişler.

http://www.milliyet.com.tr/oglum-evlenme...

pahalı kıyafetler şart değil 3-5 bin tl'ye de şıklık mümkün

bu aydınlanmadan sonra da kimse pespaye dolaşmaz artık herhalde. kadın işin sırrını vermiş işte şsfdlv

trt'nin yasaklı şarkıcılar listesi

şarkılar sözleri sebebiyle trt'de, klipleri yüzünden de başka her yerde yasaklanıyor ve artık yeni yasayla muhtemelen tv kanallarını boşverse bile internette dahi kimse dilediği gibi klip çekip yayınlayamayacak. muazzam.

iki erkeğin dans etmesi

türlü türlü dans var tabii. içine biraz biraz akrobasi, biraz dövüş, bolca da erotizm serpiştirdiğinizde dünyanın en güzel şeyine dönüşebiliyor.


yoğun bakımdaki kadın ve erkekler neden aynı odada

iki erkek tren istasyonunda çırılçıplak

internethaber bu "iğrenç" olayı biraz geç keşfetmiş. haber geçen kasım'dan kalma.
aşağıdaki linkte 5 saniyelik bir videosu var. videoyu şaşkınlıkla çeken kadının "evet ikisinin de penisi var" deyişine çok güldüm. keşke burada da çıksa böyle genç babayiğitler. hep dedeleri seyrediyoruz. http://www.dailymail.co.uk/news/article-...

gus kenworthy

kore'deki bir et fabrikasında kesilmeyi bekleyen 90 köpeği kurtarıp birini evlat edinmiş. kalpleri yeterince eritmiyormuş gibi çıtayı iyice fezaya fırlattı zalımın oğlu.




https://www.thedodo.com/close-to-home/ol...

sevgilinin ağzına osurmak

lgbti temalı filmler

the babadook

bu yazıyı geçtiğimiz yaz ekşi sözlük'te yayınlamıştım. burada durması daha anlamlı sanırım. (filmle ilgili spoiler içerebilir)



her şey bundan yaklaşık 1 yıl önce bir tumblr kullanıcısının, 2014 avustralya yapımı the babadook'un, eşcinsel temsili bir film olduğunu öne sürmesiyle başladı. paylaşım kısa sürede tumblr kullanıcıları tarafından karşılık bulup ilginç bir tartışmayı da ateşlemiş oldu. bir ay kadar sonra bir başka tumblr kullanıcısı, hesabından bir görsel paylaştı.



"netflix'in the babadook'u gay temsili olarak kabul etmesinden onur duydum" diye yazan kullanıcının paylaştığı resimde, netflix'in lgbt temalı filmler arasında the babadook'a da yer verdiği görülüyordu. netflix gerçekten böyle bir öneri yapmış mıydı yoksa fotoğraf sadece bir şakadan mı ibaretti bilinmiyordu, ancak bunun pek de bir önemi yoktu çünkü çok geçmeden paylaşım önce tumblr, ardından da twitter'da viral haline gelerek sosyal paylaşım sitelerinde hızla yayıldı. artık babadook ve lgbt ayrılmaz bir bütün olmuş, bir korku filminin baş kötüsü tepeden tırnağa gökkuşağı renklerine bürünmüştü. herkes babadook'un gay olduğunu öne sürüyor, gay'leri temsil etmek için mükemmel bir karakter olduğundan bahsediyordu.

peki aslında babadook nasıl biriydi? filmi izleyen ya da filmden haberi olan herkesin bildiği üzere the babadook, bir korku filmi. eşini doğum yaptığı gün kaybeden bir anne ve oğlunun, hayatlarına kaldığı yerden devam etme mücadelesini anlatan bir drama aynı zamanda. tesadüfen buldukları ve ilk bakışta uykudan önce masalı gibi görünen, ancak biraz inceleyince ürpertici mesajlar ve rahatsız edici görsellerle dolu olduğu anlaşılan bir kitabı okuyan anne ve oğlu, çok geçmeden kitapta yer alan babadook isimli varlığın kendilerine musallat olduğunu fark ediyor ve film bu noktadan sonra biraz halka, biraz altıncı his kıvamında bir korku/drama öyküsüne dönüşüyor.



işin aslı, ilk bakışta babadook'un cinsel kimliğine yönelik filmde herhangi bir emareye rastlandığı pek söylenemez. öte yandan babadook'u bağrına basan queer topluluk ve filmin söylemini masaya yatıran akademisyenler öyle düşünmüyor. örneğin bütün bu fitili ateşleyen ve babadook'la eşcinselliği ilk kez bir araya getiren tumblr kullanıcısı, kendisine "bu sadece bir film" diye karşı çıkan kullanıcılardan birine paylaşımının devamında, "avustralyanın küçük bir banliyösünde, sadece hayatını yaşamak isteyen gay bir adamın öyküsünü anlatan bu film, sizin için 'sadece bir film' olabilir ama bizim yolculuğumuzun bir sembolü" diyerek karşı çıkıyor. güney kaliforniya üniversitesi'nde görev yapan akademisyen karen tongson, "bu nasıl gayler hakkında bir film olabilir?" şeklindeki sorulara cevaben "lgbt bireyler bazen kendi ailelerinde tam olarak aynılarını yaşıyorlar" şeklinde konuşuyor ve anlaşılan o ki bu sav, filme ikinci kez dönüp baktığınızda çok da temelsiz durmuyor. evvela babadook merdiven altı bir bodrumda yaşıyor: benzer şekilde toplumsal baskı, dışlanma ve benzeri birçok tehdit sebebiyle gizlenerek yaşamak zorunda kalan eşcinsellerin kimliklerini çevrelerine açıklama ve ortaya çıkması eylemine come out of the closet, yani dolaptan, saklandığı yerden çıkmak deniyor. filmdeki anne karakteri, babadook ortaya çıktıktan sonra hayatları geri dönülmez ve inkar edilemez biçimde etkilenmesine rağmen, görmezden gelerek, yok sayarak babadook'un varlığını inkar etmeyi seçiyor. bu "safsataya" itibar etmezse, kendiliğinden geçip gideceğine inanıyor. ancak babadook'un "geçse de bir söz ya da bakıştan, kurtulamazsın babadook'tan" şeklindeki tekerlemesi, babadook'u bir kez fark ettikten sonra yok etmek yahut görmezden gelmek üzerine her türlü çabanın beyhude olduğunu daha filmin başında anneye-ve izleyiciye- bildiriyor ve zaten anne ancak bunu anladığı zaman huzur buluyor.



elbette bütün bunların sadece birer varsayımdan ibaret olduğu ve filmin lgbt'yle en ufak bir alakası olmadığı savunulabilir. nitekim filmin yönetmeni bu yönde herhangi bir açıklama yapmış değil. babadook'a can veren oyuncu tim purcell ise, yapmak zorunda kaldığı ağır makyaj ve giydiği kostüm sebebiyle esprili bir şekilde, rolü sırasında kendisini hiç de gay hissetmediğinden bahsediyor. ancak yukarıda da belirttiğim gibi bunların gerçekten bir önemi yok. çünkü sinema filmleri de diğer sanat yapıtları gibi yoruma ve öznelliğe son derece açıklar ve günün sonunda önemli olan, sizin onları nasıl yorumladığınız oluyor. bu vakada da the babadook, baş karakterini kendileri ve yaşadıklarıyla özdeşleştirmeleri sebebiyle queer topluluk tarafından tamamen benimsenmiş gibi görünüyor. bu durum, 1 haziran'da start veren ve tüm dünyada çeşitli festivaller, sanat etkinlikleri, partiler ve başka pek çok türde bir araya gelişlerle kutlanan pride month, yani onur ayında özellikle göze çarpar hale geldi. sosyal medya paylaşımlarının çığırından çıkması ve sokak gösterilerinde babadook'un bolca arz-ı endam etmesi bir yana, söz konusu karaktere yönelik queer ilgisi lgbt haklarına destek veren markaların da dikkatini çekmiş durumda. facebook, profil fotoğrafını tematik biçimde değiştirmek istediğinizde resminize babadook'u eklemenize izin veriyor. tüm bu fenomenin başlangıcında yer alan netflix ise geçtiğimiz günlerde "dünyada görmek istediğiniz babadook olun" şeklinde üstü kapalı bir mesaj ve de filmden bir görsel paylaşarak, onur ayına gönderme yaptığı söylentilerine sebep oldu bile. google'da the babadook diye aradığınızdaysa karşınıza lgbt içerikli binlerce sonuç geliyor.




anlaşılan o ki the babadook, 2017 onur ayının tartışmasız de facto sembolü haline geldi ve önümüzdeki yıllarda da varlık göstererek daimi bir ikona dönüşmesi işten bile gözükmüyor: tam aksine, ba ba-ba dook dook dook! sesleri şimdiden duyuluyor. gökkuşağınız bol olsun.

kaynaklar:

https://twitter.com/kylebuchanan/status/...
https://www.buzzfeed.com/juliegerstein/b...
https://twitter.com/netflix/status/87320...
https://www.theguardian.com/film/2017/ju...
https://www.polygon.com/2017/6/8/1576214...
http://www.latimes.com/entertainment/mov...

koli kesmeye gidip boğazı kestirmek

tövbe estağfurullah adamda da tam sizi uykunuzdayken kesecek tip var yalnız. kafanızı da keser çükünüzü de.

yazarların en çok yatmak istediği 10 kurmaca karakter

şimdilik 5 kişi veriyorum.

1. resident evil serisinden chris redfield.



2. devil may cry'da yeniden yaratılan dante.



3. sleeping dogs oynarken karakterimi sürekli çıplak dolaştırmama sebep olan wei shen.



4. ffxiii'ün yakışıklısı snow.



5. ve tabii ki sona sakladığım ideal koca adayım nathan drake.

erkeklerin memeleri neden sansürlenmez

“kadınların memeleri neden sansürlenir?” şeklinde sorduğunuzda soru daha anlamlı oluyor.

jet sosyete'deki eşcinsel karakterin tepkilere sebep olması

gülse hanım yine her zamanki gibi: iki ileri bir geri. tam aile arasında filmine trans karakter koydu diye övüyorduk, üstüne hemen bunu dikti. neyse ki dizinin kalanı da o kadar leş ki efemine gay hiç sırıtmamış.

zinanın suç kapsamına alınması

erdoğan'ın bugün sarf ettiği sözlerle yeniden gündeme gelen mevzu. kendisi zinanın da çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz vakalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmüş.

"çocuklara tecavüzü filan boşverin de asıl siz birbirinizi sikiyorsunuz ve çok gücüme gidiyor" demek istemiş sanırım.

https://tr.sputniknews.com/turkiye/20180...

asansörde halvet fetvası

bayılıyorum bu dine ve ondan türetilen her şeye. başucu seks kılavuzum.

yakışıklı ama göbekli erkek

yozgat'ta heykelle cima eden adam

  • /
  • 15

oturarak işeyen erkek

kuma işeyip üstünü de örtüyorsa en iyisi odur.

kadının yoksa cebinde parası amıdır kumbarası

şimdi şevval'in profiline baktım da fotoğraf 2014 yılında çekilmiş, yayınlanmış. seks işçilerine destek için hazırlanıp 8 mart 2014'teki gece yürüyüşünde de kullanılmış. yani beren azizi kendi facebook paylaşımında öyle olduğunu açıklamış.

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=...

https://www.facebook.com/azizi.beren/pos...

zimbabve'nin çin malı prezervatiflere isyan etmesi

haber başlığı: çok yüksek orandaki hıv/aıds'le mücadele eden zimbabve, çin malı prezervatiflere bağımlı kalmaktan şikayetçi. sağlık bakanı, soruna parmak bastı: ''çin'den ithal ediyoruz, ama bu kez de bazıları, prezervatifler çok küçük diye yakınıyor.''

haber linki : https://tr.sputniknews.com/afrika/201803...

yalnız haberin detaylarında dikkatimi çeken bir konu var:
yerli üretim yokmuş prezervatif konusunda ve mecburen ithal ediyorlarmış.
biraz sermaye ile iyi bir fırsat olabilir sanki bu??? :)

2 mart lethallegend günü

1983 senesinden itibaren ülkemizde resmi olarak kutlanmaya başlayan lethallegend'ın doğum günü etkinliklerinin başlangıç tarihidir.

yazarın 35. yaş günü sebebiyle yazılacak tüm iyi dilekler, dilek ağaçlarına tutturularak, hem çevreyi renklendirmek hem de sözlüğümüzdeki diğer yazarlarımızın resmi kutlama günlerine atıfta bulunmak bugünün anlam ve önemini yansıtmaktadır.

bu tarihe konu olmuş yazar 1983 senesinin 2 martında doğmuş olup, ilk ve orta öğrenimini patagonya'da tamamlamış, daha sonra kenya çükçük üniversitesinde penis dili ve taşşak edebiyatı bölümünden mezun olmuştur.

yazarlığınıza aktif olarak 2018 yılı itibarı ile ayı sözlükte başlamış olup, halen aktif şekilde yazarlığına devam etmektedir.

mevzu bahis gün ile ilgili tüm iyi dilekli entrylerinizi tanımlı şekilde bekler hepinize afiyetler dilerim. günümüz hep bayram havasında, kutlama ve şölen etkinikleri gibi heyecanlı ve bereketli olsun.

hepiciklerinize şimdiden teşekkürü bir borç bilir, pipiciklerinizden öperim.

yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider...

oğlum evlenmedi kızınıza taktığım altını geri verin

homojen dergi 10. sayı

homojen dergi'nin 10. sayısı yayında. yine çok tatlış bir sayı olduğunu düşünüyorum.

bu sayıda neler mi var? şöyle listeleyeyim.

1 _ 2017 yılında yaşanan lgbti+ olayları ve lgbti+ gelişmeleri _ ilker bozkurt
2 _ dünden bugüne eşcinsel tiyatro _ merve gezen
3 _ simge sağın röportajı _ tunca tutkun
4 _ tunca’nın müzik kutusu - türk müziğinde 2017 yılının en’leri _ tunca tutkun
5 _ ayı sözlük yazarlarından itiraflar (6. bölüm) _ dark bear
6 _ şükran moral röportajı _ ilker bozkurt
7 _ magic johnson - basketbol sihirbazlığından hayat sihirbazlığına _ justsin
8 _ küründen kabare _ çağla akalın
9 _ 2017 yılının en alternatif 10 albümü _ uğur ateşli
10 _ avangard sinema ve bir eşcinsel manifesto kültü scorpio rising _ futurelavirs
11 _ fatih erdemci röportajı _ tunca tutkun
12 _ türk ceza hukuk sisteminde hayvanlara karşı işlenen suçlar ve ceza yasaları karşısındaki yeri _ futurelavirs
13 _ adalet bakanlığı'ndan yeni adım - yeni hayvan hakları yasa tasarısı _ futurelavirs
14 _ gezi: tokyo _ muahhhh
15 _ jack donovan - erkeklerin yolu (the way of men) _ hazineci
16 _ tamam sustum’dan delinin yıldızı’na “vega" _ imightbewrong
17 _ gay broadway (bölüm-3) - örümcek kadının öpücüğü _ merve gezen
18 _ harry potter evreninin en renkli büyüsü “lapiforse totalcolor” _ senseisplinter
19 _ heights gittens için moral gecesi “the sound of ali baba” _ tunca tutkun
20 _ netflix'in en beğenilen lgbti+ temalı yapımları _ ben sana dayanamam
21 _ koyu kırmızı _ hprs
22 _ gezi: lviv _ uğur ateşli
23 _ queer burçlar _ bebe casa larue
24 _ kuir karikatürler 2 _ sa
25 _ en iyi 5 quentin tarantino filmi _ mahir bora kayıhan

çevirerek okumak için: https://homojendergi.com/

indirmek için: https://drive.google.com/file/d/1nNQ4E8g... *

keyifli okumalar dilerim.

yoğun bakımdaki kadın ve erkekler neden aynı odada

yeni şafak yazarı ve marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi’nde prof. dr. faruk beşer, twitter hesabından sağlık bakanlığı yetkililerine seslendi ve 'yoğun bakımda kadın erkek ayrı odalarda tutmak mümkün değil mi? kadına kadın, erkeğe erkek doktor bakamaz mı?' diye sordu.
ya havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. insanı zorla dine sokacaksınız amk.
biriniz milleti kışkırtma peşinde, biriniz yoğun bakımdaki hastaların cinsel hazzı peşinde. ulan koskaca profesör olmuş adama yakışıyor mu lan bu laflar. hoş o profesörlüğü de nasıl aldığın belli değil de. niye bunların hepsi sayın cb'miz yurt dışına çıkar çıkmaz, inlerinde saklanıyormuş da bunu kolluyormuş gibi aniden çıkıveriyorlar meydana. aklım almıyor lan bunların okumuşu da aynı cahili de. yemin ederim söylenecek söz yok, kalmadı amk.

my brother’s husband

gengoroh tagame tarafından yazılmış çığır açan, eşcinsel temalı manga. aynı isimle dizi haline getiriliyor. lgbt camiası tarafından ilgiyle takip edilen manganın dizisi de aşırı heyecan yaratmış durumda.
aynı evde yaşayan japon bir baba yaichi ve kızı kana’nın hikayesini anlatacak. yaichi’nin kocasının kanadalı erkek kardeşi tarafından ziyaret ediliyorlar ve dizi, yaichi’nin gay olma ve homofobi konusundaki değişen tutumlarını ve kuir insanların japon kültürüyle yüz yüze gelmelerini anlatıyor.

russell tovey

sevgilisi steve brockman ile evliliğe doğru ilerliyorlar. russell taşsa sevgilisi duble taş valla.

eşcinsel askerlerin ordudan atılması anayasaya aykırı değil

anayasa mahkemesi ordu içinde eşcinsel münasebeti tespit edilen askerlerin ordudan atılmasını anayasaya aykırı bulmamış. anayasa'da her ne kadar eşcinsellikle alakalı cezai yaptırım bulunmadığı düşünülse de ordu içinde böyle bir ilişkiye müsaade edilmediği böylelikle yine kanıtlanmış oldu.
http://gzone.com.tr/anayasa-mahkemesi-es...
yok yaa bu ülkeden bir bok olacağı yok. adamlar özelde her türlü ahlaksızlığı yapabiliyorlar taciz, tecavüz, pedofili gırla gidiyor ve hiç bir cezai hüküm ugulanmadan failleri salınıveriyor ama gel gör ki eşcinsel ilişki içinde olan ve bunu her hangi bir şekilde afişe etmeyen insanlar mesleklerinden olabiliyorlar. adaletiniz batsın.

Toplam entry sayısı: 297

tinder

ahmet kaya'nın eşcinsellere yönelik yorumu

gündüz yazamadım, biraz kafa şişireceğim mazur görün.

öncelikle video sayesinde 90'lara dönmek çok hoştu. o ortamın atmosferden yoksunluğu, sunucu ve konukların ucuzluğu, seyircilerin muhtemelen orada ne aradıklarını bile bilmiyor oluşu filan, her şey muazzam. şurada herhangi birinin ağzından düzgün bir şey çıkması mucize olurdu.

gelelim ahmet kaya'ya. kendisini bugüne dek hiç dinlemedim. politik ya da ideolojik bir sebebi yok: yaptığı müzik tarzım değil, hepsi bu. hayatına dair derin bir bilgi sahibi de değilim, son derece genel bir malumatım var. hayatının zorluklarla geçtiğini, anadilde şarkı söylediği ve şarkılarında yasadışı ifadeler kullandığı gibi abidik kubidik sebepler yüzünden linç edilip yargılandığı ve hapse mahkum edildiğini biliyorum. bunları söylüyorum ki kendisine karşı herhangi bir sebepten ötürü sempati duymuyorsam bile son derece nötr olduğum anlaşılsın.

söz konusu videoya gelirsek, ahmet kaya'nın ama'sız ve koşulsuz biçimde homofobik, seksist ve hatta biraz da vasat bir adam olduğu görülüyor. ibne kelimesi şüpheye yer vermeyecek biçimde hakaret olarak kullanılmış, bu homofobik yanı. sakal-bıyıkla erkeklik arasında bir korelasyona inanıyor ve bıyıksız kalması halinde erkekliğinin gideceğini ve bir kadından farkı kalmayacağını düşünerek lafı "oldu olacak entari de giyeyim" noktasına getiriyor. buradaki seksizme daha fazla dikkat çekmeme lüzum yok sanırım. vasatlığı ise "ingilizlerin %99'u ibne" yorumunun altında. "türk halkının %99'u müslümandır" lafı ne kadar götten uydurma ve ucuz bir lafsa bu da öyle. böyle cümleler kuruyorsanız ne dediğiniz konusunda hiçbir fikrinizin olmadığı ve ağzınızdan çıkanı kulağınızın duymadığı gün gibi aşikar. tabii bu noktada konuyu açan hanımefendinin de ahmet kaya'dan aşağı kalır yanı yok. "geçen gün bir yerde okudum bıyıklılar homoseksüelmiş" lafı tam kahvehane ağzı. bilimsel araştırma diyor ama nerede okudu allah bilir. belki de sabah gazetesinin arka sayfasının en altında küçük bir sütunda görmüştür. kim bilir. ama abla inanmış. araştırma demişse kesin öyledir çünkü. gay'lar cemil ipekçi bıyığı bırakır, fatih ürek makyajı yapar, kerimcan durmaz kahkahaları atarlar. araştırmalar öyle diyor!

şu videoya gelen yorumlara da bir iki bir şey söyleyip bitireceğim, çok acayip şeyler okudum çünkü. videoya bakıp "helal olsun, işte ahmet kaya, işte adam gibi adam" cılara diyecek pek lafım yok, homofobilerini kusmak için bir fırsat daha geçmiş ellerine, sevinç çığlıkları atmaları normal. kusmuklarında boğulmaları temennilerimle...

"o zamanın şartları, genel düşünce yapısı öyleydi" diyerek bunu normalleştirmeye çalışanlar da olmuş. böyle düşününce herkesin her söyleyip yaptığı meşrulaşıyor, o yüzden yanlış bir bakış açısı ama benim asıl çarpık bulduğum, olayın sübjesinin ahmet kaya oluşu. kürt olması ve baskılanması ve de bu sebeplerden dolayı gördüğü toplumsal baskı ve devlet zulmüne karşı dik duruşuyla bazı kesimlerce aydın ya da aktivist gibi kabul edildiği malum. ancak videoya bakınca ben, kendisinin sadece kendi içine dahil olduğu azınlıkların-yani kürt halkının- acılarına empati yapabildiği izlenimine kapıldım. oysa ki 20-30 yıl önce de eşcinseller baskılanıyordu. hem de bugünkü teknolojik ve iletişim imkanları elimizde olmadığından birbirimizden de bihaberdik ve kendi aramızda dahi örgütlenemeyerek tamamen görünmez kalıyorduk. gerçek bir aydın, anaakıma kendini kaptırmadan ne olursa olsun bu baskılanan kesimin farkına varabilirdi diye düşünüyorum. aynı şekilde sadece kürt olduğu için kürtlerin acılarını görebilen, eşcinsel olduğu için eşcinsellerin çektiği çilelerden haberdar olan herkese de aktivist diyemeyiz sanıyorum. dışında kaldığınız azınlıklar ve ezilenlerle ilgili ne düşünüp yaptığınız da çok önemli. çok klişe bir benzetme ama kullanmanın tam sırası galiba: hayvanların eziyet gördüğünü fark edip hayvan haklarını savunmanız için hayvan olmanız gerekmiyor. özetle, ahmet kaya'nın homofobisinin benim gözümde özrü yok. kaldı ki kadınları da aşağıladığını yukarıda söylemiştim, homofobiyi "20-30 yıl önce ortam öyleydi" diye mazur görseniz bile kadın hakları konusuna ne diyeceksiniz? video çekildiğinde cumhuriyetle kadın-erkek birbirine eşitleneli en az 70 yıl filan olmuş. hâlâ sakal/bıyık, etek, erkeklik, muhabbeti yapmanın affedilecek yanı yok. hem 30 yıl geriye gidince ortam böyleyken, 4500 yıl geriye gidince bir bakıyorsunuz eşcinselliğin normal karşılandığı medeniyetler ayakta. o yüzden geçiniz bu "o zaman öyleymiş" muhabbetini.

son olarak, ahmet kaya fanı olup da bu videodan sonra şarkılarını dinlemeyeceğini söyleyenler olmuş. gerçekten kendinize bu kadar yüklenirseniz 3 günde kederden yaşlanır ölürsünüz arkadaşlar. ideolojileri ve hayata duruşlarına göre kimi dinleyip kimi dinlemeyeceğimizi seçmeye kalkarsak sanırım elimizde bir tek belkıs akkale filan kalıyor. onu da şimdi uydurdum, eminim o da bir zamanlar bir yerlerde birilerine bir yamuk yapmıştır. demek istediğim, koyverin gitsin. ahmet kaya mı dinlemek istiyorsunuz? dinleyin. "bu zamanında şunu demişti, şu da bunu yapmıştı"nın çetelesini tutacak kadar uzun yaşamayacağız hiçbirimiz.

amma konuştum ha akşam akşam. cumartesimi piç ettiniz yemin ederim sşdild.

sevişmek istenilen ünlüler

(bkz:#327027) nolu entry'de verdiğim 10 kişiye ek olarak bugün sizleri ikinci 10 kişilik listemle baş başa bırakıyorum. bunu hazırlarken iş yerinde çok kaliteli bir öğle tatili geçirdim dşflgd. afiyet olsun.

tepeden tırnağa dilf patrick wilson



htgawm dizisinin yakışıklı eşcinsel oyuncusu jack falahee



american gods ve the 100'ın seksi hunk'ı ricky whittle



yine american gods'daki haliyle pablo schreiber (orange is the new black'te çok fena)



özellikle westworld'deki haliyle yürüyen seks objesi rodrigo santoro



göreni ıslatan justin hartley



insanı günahtan günaha sokan ryan reynolds



her yerinden seksapel fışkıran michael fassbender



looking'in kepçe kulaklı yaramaz çocuğu russel tovey



ve tabii ki kalpleri çalan gülümsemesiyle aynı dizideki rol arkadaşı jonathan groff

olası islam güncellemesinde düzeltilmesi talep edilen şeyler

hepimiz ayıyız

2018 yılı gayriresmi ayı sözlük manifestosu olarak kemal sunal'ın ağzından dinliyoruz efenim. hepimiz ayıyız!

tinder

bizim hikaye

eşcinsel karakteri diziden çıkarmalarının üstüne homofobik çağatay akman'a jenerik müziği yaptırmaları da tüy dikmiş. götüm gibi bir dizi diyeceğim ama götümü de pek severim, kendisine ayıp etmek istemiyorum.

erkeklerin memeleri neden sansürlenmez

“kadınların memeleri neden sansürlenir?” şeklinde sorduğunuzda soru daha anlamlı oluyor.

seren serengil ve gülben ergen kavgası

duvar kağıdı yapmalık bir kare şsdfş.

sperm bankası da neymiş ne inşaat işçileri var

inşaat işçileri acil durumlarda cam kırılıp kullanılabilecek dölleme makineleri mi yahu sdllşv

aklıma şu geldi.

koltuk altı kıllarını tıraş eden erkek

ekşi sözlükte hararetle tartışılan konu. yazarların %99'u kesmeyen erkek mi olur diyerek başlığı açanı linç etmiş. kesmeyenlerin ne pisliği kalmış, ne kokuşmuşluğu, ne hayvanlığı. yav toplu taşımada fare leşi gibi kokmasalar inanacağım kesenlerin mis gibi koktuğuna. kadını da erkeği de kokuyor. hiç de kesip kesmemeye bakmıyor o iş. fakat haftada 2 kere duş alarak aynı kıyafeti de 3 gün üst üste giyse bile kıllarını aldığı için kokmayacağına inanıyor halkımız.

ben uzun yıllardır nadiren hafifçe kısaltmak dışında müdahale etmeyip öylece bırakıyorum. her gün duş alıp deodorant kullanır, bir giydiğinizi de iki kere giymeyip kirliye atarak temiz kıyafetlerle gezerseniz hiç de kokmuyorsunuz. görüntü kısmına yorum bile yapmayacağım. tamamen zevk meselesi. bence erkekte gayet hoş duruyor.

zimbabve'nin çin malı prezervatiflere isyan etmesi

yeşim salkım

valla kim haklı, kim kime ne yapmış çok da umurumda değil hepsi birbirinden beter ama müthiş eğlence çıktı bize sayelerinde. patlamış mısır stokladım izliyorum. bir taraftan yeşim ağzını bozuyor, bir tarafta gülben ağlıyor, öte yandan seren'in köpeği havlıyor filan. gırgıriye'de cümbüş var.

eve gelen musluk tamircisini yatağa atmak

musluk tamircisi deyince aklıma direkt desperate housewives'daki mike geliyor. kendisini yatağa atmamak opsiyon bile değil şdfgl

six feet under

forumlarda yıllar içinde fenomen haline gelen son bölümün son 10 dakikası diye bir şey var bu dizide. şu satırları yazarken bile tüylerimi diken diken etti ki ilk izlediğimde uzunca bir süre kendime gelememiştim. sia da sağ olsun breathe me ile ağzımıza sıçar o final sahnesinde.