eskiyi aratan durumlar, keşke mum ışığında kalsaydım da bunları görmeseydim dedirten durumlar, hayatın daha hayat olduğu, insanların gerçekten insan gibi davrandığı günleri aratan ve özleten durumlar, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedirten durumlar, daha samimi belki de çileli ama daha gerçek ve doğal yaşamların olmadığı bir dünyayı geride bırakarak, daha zorba yalancı ve sahte dünyaları bırakan durumlardır...
demokrasi adı üstünde, bu kelime yunancada iki kelimenin birleşimiyle (demo + krasi) oluşmuş bir sözcük olup, halk yönetimi anlamına gelmektedir, halkın kendi kendini yönetmesi demektir.günümüzde bir çok toplum demokrasi ve bağımsızlık mücadelesini vererek, kendi kazanımlarını yaşayan toplumlar olarak tarih sahnesinde yer alırken, toplum olarak maalesef bunun çok uzağındayız, fakat bu kazanımların başarılamayacağı anlamına gelmiyor, şu ana kadar demokrasinin ne olduğunu kendine göre anlamlandıran anlayışın ve nasibini almamış bir gerçekliğin hikayesini sansürsüz olarak izlemekteyiz...
evet gün gelip çattı, bir gün hepimiz yargılanabiliriz, her an belki şu an da güvenliğimiz yok artık, ama demokrasi böyle bir şeymiş. yaşasın demokrasi bunu bize yaşattığın için, çetin olsun ama zor olmasın, yine de umut var içimizde aha belki de vicdanımıza dokunur, zararı yok yarın çok geç olabilir bu gün başlasın demek geliyor içimizden bazen haykırmak istiyoruz ama o kadar bir korku imparatorluğu sarmış ki kanser gibi onu da yıkar zamanla, her şey zamanla...
ohal in uzatılması diye bir şey var mı acaba, ohalle yönetilen bir ülkeyi başkanlığa benzetmeye çalışarak referanduma sürüklemek ve de daha ötesi, zaten o hal hiç bir zaman kalkamayacak gibi düşünürsek neden uzatıldı diye bir soru anlamsız oluyor ...
ansızın biri size dokunduğunda, bir de hiç tanımadığınız biriyse ne hissederdiniz, o zaman ne düşünürdünüz, hangi duygular ön plana çıkmakta, korku endişe heyecan acı hüzün, başka aklımıza gelmiyor mu? belki de sesinizi duyar gibiyim tabi ki geliyor, ama dikkat ederseniz saydıklarımın arasında mutluluk sevinç sevgi ve bunlara dair hiç bir şey yok, aslında hepimiz aynıyız ortak düşünce hep aynı, onun için bir gün bu düşünceler değişebilir? korku endişe veya acıdan bahsederiz belki ama bunlar ön planda olmaz, herkez bilim hukuk eğitim sağlık konularında daha da özgürce konuşur ve ileriye gittiğimiz günler bizim olur.
olmasaydı olmazdı, küçüklüğümden beri almış olduğum bir hazine içimde saklanıyor.yanlış anlaşılmasın fetöcülerin değil, hani her şey fetö ya yoruluyor ya o yüzden lütfen yanlış anlaşılmasın, bu yüzden küçük olmak güzel ne güzel bir şey değil mi, yalan dolan yok, her şey olduğu gibi doğal, sonra ne oluyor peki, büyüyoruz değil mi ne kadar da zor bir şey değil mi, aslında hiç de o kadar zor bir şey değil biz kendi kendimize zor hale getiriyoruz, kendi kendimize zehir ediyoruz hayatı, kendi kendimize yapıyoruz bu zulmü, lütfen unutmayalım, o olmasaydı şu an paçavralarımızı toplarlardı üzülerek belirtmek isterim, olmasaydı, zaten biz yoktuk! sakıncası yoksa ben sade bir vatandaşım ne zararım olabilir hakim bey, beni yargılıyorsunuz, der biri ve çıkar ortaya kararlı bir duruş, işte oradadır, o sizsiniz arkadaşlar, hepimiz, birlikte onun gücüyle birlikte, olmasaydı olmazdı, olmazdık!
bu gün de dinliyorum vazgeçmek zor gerçekten, bu günlerde gele çok zor, ama sevdiğim insanlar hep yanımda sağolsun, korkmamak gerekir daha güçlü olacağiz elbette, sakın yanlış anlaşılmasın bu referandum sonrası bir galibiyet veya malubiyet konuşması depil farketmişsinizdir hani değil olmalıydı bilerek:), evet değil, vazgeçmek kolay olsa da vazgeçmek kelime anlamı itibariyla vazgeçmek olurmuydu yoksa gerçekten vazgeçmek o kadar kolay mı neye göre kime göre ? neyden vazgeçtiğinizden kesin önemli, ama bir de hayattan vazgeçemek nedir bunu dinleyin belki de hayal gücü, böyle dile getiriyor, dinlendiriyor , işte sanatın ta kendisi
benim bir tane filozofum, o kadar filozof ki kendisi anlatması sor, sürekli düşünür, oyun oynamaz ama belgesel izler..
kedi işte böyle bir mükemmel varlık, söylenenlerin aksine ihanet etmez, nankör değildir, sadece güvende olduğunu anlamak ister, güvende olduğunu hissettiği andan itibaren zaten kendini teslim eder, onları anlamak kendimizi anlamaktan geçiyor belki, ben kedimle beraber çok şey öğrendim, bize çok şey katıyorlar gerçekten...
vals'n her dinlediğimde farklı şeyler uyandıran bir büyüsü var özellikle, o kadar büyük bir tutku yaratıyor ki hiç bırakmamak ve belki ölene kadar öyle dinlemek geliyor içimden..
uzun versiyonunu tercih ediyorum
tercihim çok açık ve net, bazen gerçekten çıldırmamak elde değil, örneğin ben her sabah işime gederken iş yerimin yakınında aynı köşede bonzai içen bir adam var, işte mesele bu, bu adam bonzai içiyorsa normaldir nasıl olabilir diyeceksiniz belki, eğer baştakiler bonzai içmişten beter gibi hareket ediyorlarsa çok normaldir.. kararımı anladınız belkli sesinizi duyar gibiyim, anlıyorum işte bu çırpınış daha da derin ve belki bazen çok karmaşık olabiliyor, zamanla herşey değişebilir ama değişemeyen yine insanlar ve biz, umutlarımız düşüncelerimiz, bunun için iyi tartıp ona göre davranmak her zaman için akıl karıdır.umarım bir gün uyandığımızda bir orta doğu ülkesinin içinde olmayız, bu son sözler için kusura bakmayın lütfen çünkü o kadar çok şey yaşadım ve hatta yaşadık ki bunlar akla geliyor onun için kusura bakmayın bir daha düşünün...
ucu açık bir deyim olup, açıklaması da o kadar zordur.şimdi ilk önce orospu nedir diye bir düşünüp tartıp ona göre değerlendirmek, devam etmek ya da hiç bir zaman kabullenmemek, açıkçası çok zor ve o kadar da kolay bir kararın nihayetinde oluşmuş bir deyim olup bazı zamanlarda ve hatta bazı yerlerde anılması çok sakıncalı bir durumun ifadesi olabilir.tartışmaya açık bir durum olmasına rağmen çok açık bir şekilde anlatıyor, beni benden alan sen değil miydin diye.işte böyle bir durumun ifadesidir bazen hüzünlü bazen gülen yüzler, bazen de hayat ama bazen değil her zaman hayat var içinde, hayat olduğu yerde o da var onun için hiç ayıplamamak ve de hiç hor görmemek gerekir, hayatın ta kendisidir çünkü...
referandum tercihimiz ne olacak, ne güzel paylaşıyoruz demokrasi meydanında, vatandaşlık görevimiz mutlaka oy kullanalım diyoruz, fakat o kadar bilgi kirliliğinin olduğu bir ortamda referandumun ne kadar sağlıklı olacağı tartışılır.demokrasinin ve hukukun olmadığı bir ortamda olağan üstü hal yönetiminde girdiğimiz bu referandum, 15 temmuzun toplumda yarattığı travma ile bu anayasa değişikliğini bu koşullarda tartışmak bile mümkün değil.sorgulamak, düşünmek bizim neyimize..
biz biliyoruz kardeşim diyen söyleme kulak verdiğimde, gerçekten ürperiyorum, acaba şüphe ediyorum, nasıl bir paradigma, sosyolojik ve psikolojik tatminsizliğe neden olmuş oluşumların içinde boğulmak da çok da mantıklı gelmiyor.sessizce oturan ahmet amcam, yüreği burkulmuş, sesi çıkmıyor, sesinin çıkmamasının sebebi yaşlılık değil tabi ki, hayat o kadar üzerine gelmiş ki artık değil o yaşta genç yaşta olan insanların bile üzerindeki baskı düşündürücü ve çok tehlikeli.ardından neler olabileceğini düşünmek bile korkutuyor beni.gerisi size kalmış, yorumlamak ister misiniz..
canlı konser verdiği zamanda keşke orada olabilseydim, bazen çok geç olabiliyor işte o anlardan biri şu an çok geç fakat özlemek de yetmiyor çünkü yetişmiş bir yetenek ve çok değerli eserler bırakmış, ardından da üzülerek keşkeler hiçbir zaman geri getirmeye yetmiyor demek zor geliyor.işte o her zaman yaşayacak hayatın her anında her yerde yaşayacak.
back to black efsane bir şey, sürekli özleyeceğiz çünkü böyle güçlü yetenekler çok da nadir olsa dünyaya gelmekte kendini ölümden sonra da yaşatmaktadır.
çok anlamlı olmasından ve derinden izler bırakması ve belki de bazı bilgileri almasını bilenlere bir şeyler katmasından dolayı hala yaşadığının bir kanıtı olarak bu başlığı ve entriyi girme gereğini hissettim.kesinlikle yaşam, sanat, kültür, bilgi ve birikimin getirmiş olduğu bir baş yapıtlardan birisidir...
george michael in ölümsüz eseri
özledik gerçekten gelenler gidenlerin yerini tutmuyor...
martin niemöller'in, nazi almanyası döneminde entelektüellerin, dini liderlerin ve sıradan vatandaşların siyasi baskılara karşı sessiz kalmalarının yol açtığı felaketi ve toplumsal duyarsızlığın tehlikelerini anlatan şiiri.
önce sosyalistler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sosyalist değildim.
sonra sendikacılar için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudiler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü yahudi değildim.
en son benim için geldiler; benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı.
kendi ayağımıza sıktık, ne kadar çıkarcı bir toplum olduğumuz zaten yakın tarihi biraz kurcalayınca çıkıyor
bir top dondurma 400,bir lahmacun 1000 lira olursa
insanlar tabiki gider yunana
ama her zamanki gibi bu sorunu çözmek yerine
en kısa yolu seçip
öyle göte böyle yarak dedik...
iki gün önce yayınlanan eh leylim şarkısının klibi ile yine muhteşem bir iş çıkarmış. bu sefer trakya esintileri ile karşımıza çıkan klip hemen sözleri ve klipteki görseller sebebiyle soruşturmaya tabi olmuş. müstehcenlik söz konusuymuş. bi rahat bırakmadınız adamı, allah belanızı versin.
gayliğin doğuştan geldini okuduğum zamanlarda; kendimle çeliştiğimde, ailemden gelen din doğmaların tesirindeyken, beni kabul etmeyen bir dini bende kabul etmiyorum diyerek deistliğe, sonrasında sümer tabletlerini okuduğumda tüm dinlerin anası olduğunu gördüğüm için bir tanrı yok inancım gelişti, aileden gelen inanma doğmasını doğa ile doldurdum.ben bu dünyanın doğasından geldim parçası olduğuma inanıyorum....
sözlükteki profil resmi yükleme sorunu çözüldü. yakın zamanda server değiştirmiştik, yükleme izinlerini açmamışız.
ayrıca profil resmi boyutu çok küçüktü, biraz büyüttük. büyütme sebebiyle eskiden yüklenen görseller çözünürlüğün düşük olması sebebiyle net görünmüyor. daha yüksek çözünürlüğe sahip görsel eklemenizi tavsiye ederim. 500px - 900px arası boyutta ve jpg formatındaki görseller ideal olacaktır.
yeni geliştirmeler yapıldı. yayıncı odada sorun çıkaran katılımcıları odadan atabiliyor, ses sorunu olduğunda katılımcıların mikrofonunu kapatabiliyor, katılımcıları aşağı alabiliyor, aynı anda sahnede 1 yayıncı 5 katılımcı toplam 6 kişi görüntülü katılabiliyor, yayıncı bir işi çıkar da çıkması gerekirse veya internet sorunu yaşarsa yayını başka bir katılımcıya aktarabiliyor. böylelikle odanın yayını devam ediyor, oda değiştirmek zorunda kalmadan herkes devam edebiliyor. eline sağlık panda, teşekkürler.
polonyalı piyanist, döneme damgasını vurmuş, şu an çok bilinmese de, hiç dinlenmese de, şu andan itibaren dinlenmeye başlanılacaktır, iki saatlik bir eser, aslında dinleyebildiğin kadardır, zaman sınırlaması olamaz, işte o güzel piyano, tabi ki piyano severseniz, işte o usta dokunuşlar...
başımdan geçen bir olay, polis benden kimlik istedi ilk önce, bende ilk başta hiç bir şekilde tepki vermedim öylece polise baktım, sonra polis kimliğini gösterdi en sonunda, ben de polisin bu nezaketinden dolayı kimliğimi çıkardım ve biraz sonra üzerimi aramaya başladılar, normal bir arama değildi! sonra aramaya devam ettiler, normalde rutin bir kontrolde bu kadar da taciz edilmez ki bir vatandaş, resmen taciz ettiler, bir penisime dokunmadığı kaldı polisin! belki de eşcinseldi, bilemeyiz.. ne olursa olsun bu olay benim beynime kazındı ve bunun gibi bir çok olay gerçekleşmekte, herkesin özeline dokunulmakta ve tecavüz edilmekte, bunu kim yapıyor? sormak isterim kim yapıyor, bu bize niye yapılıyor öğrenmek isterim? devlet vatandaşlarına neden bu şekilde davranıyor? ben o zaman neden vergi ödüyorum, beni iki polis arasın ve beni taciz etsin diye mi vergi ödüyorum? yıl 2019 olduğunda bu olaylar daha da derinleşecek, her şey şekillenecek, hiç kimsenin önemsemediği demokrasi ve özgürlükler yavaş yavaş sona erecek, iyice sokulacaklar tecavüz edecekler, bitecek eninde sonunda tabi ki bitecek!
insanlık adına önemli bir davranıştır, insanlığın gerçek anlamda insan olma, sadece fiziken değil zihin olarak da insan olma gereğinin hakkıdır. insanlara o hakkın verilmesidir.
hiç inanmayacağım bir olay olmasını isterdim, hatta öyleydi belki, fakat artık inanmak istemesem de herkes gibi çok acı bir gerçek olduğunu söylemek isterim.bunu anlamak için ekonomist olmaya gerek yok tabi, ben de ekonomist değilim yine de bazı veriler üzerinde yorum yaparak belki durumun ciddiyetini anlatabilirim diye bu sayfada bir yer işgal ediyorum, dolardan başlanır hep dolar yukarı dolar aşağı nedir yani bizi nasıl etkiler, çok etkiler hatırlayalım 2000 öncesini nasıldı hatta 2001 krizini hatırlayalım nasıl oldu? siyasi malzemeler bahane onlar sadece araç, yani krizin başlangıcı doların verdiği sinyaller ama etkisi siyasi, ben de az çok takip eden biri olarak ekonomistler kadar olmasa da bilgi sahibiyim, dolarla tl karşılaştırması yapılmak istendiğinde şu şekilde karşılaştırma yapılır genelde, dolar indexi ile tl ve dolar artışı karşılaştırması yapılır! burada vurgulanması gereken şey dolar indexi nedir? ama bu kadar da detaya girmek mümkün olmadığından yani daha geniş bir konu olması sebebiyle , dolar indexinin artışından daha fazla ülke para birimi devüle oluyorsa negatif ayrışma olur. işte yaşadığımız durum şu an itibariyle aynen budur. negatif ayrışma ve pozitif ayrışma nedir ? bunlar teknik terimler olduğu için hiç kimseyi bunaltmak istemem, ama basitçe negatif ayrışma dolar indexiyle dolar tl kuru arasındaki ters orantıdır. sanırım bu konu daha ileri seviye olabilir ama bu kadarını anlatabildim.
kriz denince sadece dolardaki artışın olduğunu sanan vatandaşımız, yanılıyor, keşke yanılmasaydı, uyarmak istediğim nokta 2018 de gerçekten ciddi işçi çıkarımları, ve çok ciddi sosyal patlamalar! maalesef diyerek anlatmak istedim..
türkiye maalesef 10 yıl karanlığa bürünecek, kusura bakmayın açık konuştuğum için, gerçekten durum vahim arkadaşlar, ister inanın ister inanmayın maalesef işte durum bu!
3 ay sonra panda haklıymış diyeceksiniz ama bana yararı yok , benden demesi...
hiç inanmayacağım bir olay olmasını isterdim, hatta öyleydi belki, fakat artık inanmak istemesem de herkes gibi çok acı bir gerçek olduğunu söylemek isterim.bunu anlamak için ekonomist olmaya gerek yok tabi, ben de ekonomist değilim yine de bazı veriler üzerinde yorum yaparak belki durumun ciddiyetini anlatabilirim diye bu sayfada bir yer işgal ediyorum, dolardan başlanır hep dolar yukarı dolar aşağı nedir yani bizi nasıl etkiler, çok etkiler hatırlayalım 2000 öncesini nasıldı hatta 2001 krizini hatırlayalım nasıl oldu? siyasi malzemeler bahane onlar sadece araç, yani krizin başlangıcı doların verdiği sinyaller ama etkisi siyasi, ben de az çok takip eden biri olarak ekonomistler kadar olmasa da bilgi sahibiyim, dolarla tl karşılaştırması yapılmak istendiğinde şu şekilde karşılaştırma yapılır genelde, dolar indexi ile tl ve dolar artışı karşılaştırması yapılır! burada vurgulanması gereken şey dolar indexi nedir? ama bu kadar da detaya girmek mümkün olmadığından yani daha geniş bir konu olması sebebiyle , dolar indexinin artışından daha fazla ülke para birimi devüle oluyorsa negatif ayrışma olur. işte yaşadığımız durum şu an itibariyle aynen budur. negatif ayrışma ve pozitif ayrışma nedir ? bunlar teknik terimler olduğu için hiç kimseyi bunaltmak istemem, ama basitçe negatif ayrışma dolar indexiyle dolar tl kuru arasındaki ters orantıdır. sanırım bu konu daha ileri seviye olabilir ama bu kadarını anlatabildim.
kriz denince sadece dolardaki artışın olduğunu sanan vatandaşımız, yanılıyor, keşke yanılmasaydı, uyarmak istediğim nokta 2018 de gerçekten ciddi işçi çıkarımları, ve çok ciddi sosyal patlamalar! maalesef diyerek anlatmak istedim..
türkiye maalesef 10 yıl karanlığa bürünecek, kusura bakmayın açık konuştuğum için, gerçekten durum vahim arkadaşlar, ister inanın ister inanmayın maalesef işte durum bu!
3 ay sonra panda haklıymış diyeceksiniz ama bana yararı yok , benden demesi...
kıyamet kavramı arapça kökenli olup, kıyam ve et sözcüklerinin birleşiminden oluşur.bunun anlamı kıyam+et=ayağa kalk anlamına gelmektedir.aslında bir nevi diriliş demek.yeniden dirilmek, varolmak anlamına gelmektedir.kıyamet koptuğu an tüm insanoğlunun dirilmesi bu kavramı çağrıştırır.kıyamet ,diriliş ve yeniden var olma anlamını ihtiva ettiğinden dolayı bir yok oluş değildir.bilindiği üzere kıyamet dünyanın sonudur ,ancak yineleme felsefesinin var olduğu bu kavram dünyadaki pek çok değişimin bir yenilemeyi getirdiğini unutulmamalı.felaketler , olağanüstü olaylar, ve benzeri bunları çağrıştırır.bu olayların doğanın kendini yenilemesiyle ilgili olduğunu ve kıyametin gizemliliğinin devam ettiğini bilmekte fayda var.ne olursa olsun sonu bekleyen bir yapıda olduğumuzu kabullenmekteyiz.kıyamet denince yok oluş gibi gelir kulağa.gerçek anlamıyla düşünmeyi tercih etmeden ,kabulettiğimiz değerlerimizle anlarız herşeyi.kıyamet nedir diye dediklerinde gerçek anlamı ayağa kalk , mecazi anlamda diriliş, genelde anladığımız yok oluştur..
büyük önder ulu atatürkün vefatı, zekasının üstünlüğü tartışalamaz, öyle şeyler yapmış ki hiç kimse bu gün o zamanın imkanlarıyla yapılabilecekleri çözemez.keşke ömrü biraz daha yetseydi de şimdi çok daha farklı olabilirdi.saygıyla anıyoruz atam..
bir hedef doğrultusunda azimle ilerleyerek farklı olanı ortaya çıkarma çabasıdır.düşünsel bir davranış olma sebebi ulaşılması ve anlaşılması güç bir niteliğe sahip olmasından gelir.aynı zamanda ayrılmaz bir parçadır idealiniz, beraber yaşarsınız problemleri.her an her yerde o vardır çünkü onun için varsınızdır, o da sizin için!bir başkadır idealist olmak herşeyi unutmak , gelişi güzel yaşamak , çevreden ve herşeyden uzaklaşmak.idealist olmak kendine güvenmek, her türlü problemin üzerine korkusuzca yaklaşmaktır.
evet beni üniversite yıllarına götürüp orada güzel yaşanılan şeyleri hatırlatan bir şeyler var, gerçekten efsane demek gerekir, çünkü gerçekten efsane artık efsane olmuş demektir, günümzde artık maalesef böyle yetenekler görmemiz biraz daha zor,
işte 90 ların hatrına ve üniversite yıllarının hatrına bir daha..
çok şık ve çok marjinal, daha fazla söylenecek bir söz olamaz, bir imza niteliğinde, biraz nefes almak istiyorum diyenleri duyar gibiyim, işte özgürlük, özgürlüğün kavramı başkasının özgürlüğü kısıtlandığı an orada özgürlük biter, o zaman bunlar kimin özgürlüğünü kısıtlıyor..