pillimiyango43

Durum: 718 - 0 - 0 - 0 - 27.11.2020 02:52

Puan: 10380 - Sözlük Kaşarı

9 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 36

ayı saldırısına uğramak

sesli güldüm, o nasıl bir bakış öyle. tehlikeli sularda yüzüyorsun adamım...

mastürbasyon fırsat bulununca mı yoksa istek geldiği zaman mı yapılmalı

soru -iyi bir cinsellik noktasında sorulduğuna göre tabii ki istek geldiği zaman.

oral seks yapmayan sevgili

olmaz olsun öyle sevgili. ben sevgiliye sevgili demem, o sevgili oral yapmıyorsa.

kel ve kıllı erkek

ne pampayım ne de katılanlardanım zira başlıktaki adamım.

yazarların en sevdiği sezen aksu şarkısı

orgazm sigarası

beraber içiliyorsa, paketteki diğer 19 taneden 190 kat daha keyifli olan sigara.

madonna'nın en iyi şarkısı

zenginin aktif fakirin pasif olması

buna ilişki demeye benim midem kaldırmaz, olsa olsa ticaret.

çantasında fantezi don taşıyan gay

neden giyinmek yerine çantada taşıyor, diye sordurur. sonuçta amaç, anlık fantezisi gelirse! bu donu kullanmaksa, üzerindekini çıkarıp fantezi donunu giymek, halihazırda giyinmiş olmaktan daha zor değil midir?

ayı sözlük itiraf

insanların benmerkezciliğinden şikayetçiyim. bir kişi de, senden ne haber, desin yahu.
bu tek taraflı iletişim, egoizm nereye kadar?

hoşlanılan erkeğin ter kokusu

temiz vücutta ilk ter kokusu bizimlesin.
ama kirli, günlerce temizlenmemiş bir vücutta, üst üste birikmiş terin kokusu... yok değil deliler gibi sevsem, çocuğum olsa çekilmez.

sevgiliyle uyumak

ten teması hazzının doruk noktası, birine sarılabilmek ve birisi tarafından sarılmak. uyandırılmak, uyandırmak, beraber uyunan o yatakta birbirini şımartmak.

üçlü sekste en arkada olmak

ooo... her en arkaya gelen ap olmayı beklerse, o iş üçü, beşi geçer trene döner?

sağlam tipler yazsın ekolü

yazarların arasındaki sağlam tipler, -sağlam tipler yazsın, diyenlere yazsın.
geri kalanlar, hiç çekinmeden -sağlam tip aramıyorum, diyenlere yazsın.
saflar belli olsun, biz de rahatlayalım, onlar da. (önemli not : sağlam tip değilim.)

en yakın arkadaşın sevgilini elinden alırsa

hiç siklenmemesi gereken durum, zaten ne sevgilim dediğin sevgilinmiş ne de en yakın arkadaşım olarak gördüğün arkadaşınmış. gölge etmesinler başka ihsan istemem.

ayı sözlük itiraf

bugün çocukluk arkadaşım olan bir dostumla kahve içerken, bir anda aslında onun yanında ne kadar sıkıldığımı fark ettim, orada oluş amacımın sadece rutini devam ettirmek olduğunu, zevk almadığımı...
ve daha da kötüsü, sonrası çorap söküğü gibi geldi. yaşadığım hayattan, birlikte olduğum kişilerden haz duymadığım dank etti.
merak ettiğim, tanımak istediğim kişileri tanıyamadığımı, hayatıma bir anlam katamadığımı, uzun zamandır kimseye tutkuyla bağlanmadığımı ve o ilgiyi gösteren kişilere de haklarını teslim etmediğimi düşündüm.
kötü bir gündü kısacası.

sevgili için kendinden ödün vermek

ortak noktada buluşmak için gösterilen tolere ve saygı kaçınılmaz ancak o ortak nokta ekseninden şaşıp, taraflardan birinin merkezine kayıyorsa büyük sorun, önlemi alınmalı.

çirkin gaylere tavsiyeler

günümüzün dayatılan güzellik normlarında kime, neye, hangi kıstasa göre çirkinsin bilmiyorum ama sana bakan gözlerin gördükleriyle ilgili bir sıkıntın varsa, kısa ve öz; siktir et.
nasıl ki senin güzellik normların, algıda seçiciliğinin yegane sebebiyle, bir başkasının da algısında seçtiği sensin.
elbette karşındakiyle iletişim kurabilecek kadar kültürlü, konuşmasını, oturup kalkmasını bilen, spor yapan, iyi fizikli, kariyer sahibi, maddi gücü yerinde biri olmak için çabalayabilirsin ancak bu çaba kendin için olmalı, bir başkasının puanlarını toplamak, kendini kabul ettirmek ya da seçilmek için değil.
adam seni artılarınla, eksilerinle sen olduğun için sevmeli. güzel yüzün, iyi fiziğin, paran, kariyerin için değil.

tek gecelik ilişki

everyone does it but no one admits it.

cinselliği öldüren şeyler

isteğin tepe noktasında karıcım/kocacım muhabbeti.
  • /
  • 36

her güzel şeyin bir sonu vardır

her çirkin şeyinde sonu olduğunun net ispatıdır. kendini güzel sanana ceza niteliğindedir. karbonfiber misin pzvnk.

sevgili tarafından tecavüze uğramak

ilişkilerin çoğunda yaşanan yaygın bir şey aslında bu ama çoğu zaman dile gelmez veya inkar edilir. ama bunun çizgisinin nerede çekileceği konusunda emin değilim.
mesela ben dün sevgilimle buluştum. seks yaparken ona çok acıyor çıkar dedim. o "dur geliyorum zaten" diyerek 3-5 saniye daha ilişkiye devam etti. bu durumda bana tecavüz etmiş olduğunu söyledim ona ama kabul etmedi kesinlikle.
tecavüz illa ilişkinin başından itibaren olacak bir şey değil bence. dur dendiği zaman durulmalı diye düşünüyorum.

aşık olduğundan emin olamamak

filmler, kitaplar ve efsaneler biz insanlara hep karnında hissedilen kelebeklerden, beyin aktivitesinin düzgün çalışmamasından, beyaz ata binmiş kısmetlerden bahsededursun gerçek aslında biraz farklıdır.

aşk ve sevgi öğrenilebilir kavramlardır. değer veriliyor, görülüyor, birlikte geçirilen zamanda vücut mutluluk hormonlarını bolca salgılıyorsa yani mutlu hissediyorsanız ve birlikte uyuyor ve dinlenmiş hafif uyanıyorsanız emin olabilirsiniz.

ölmesi gereken ünlüler

yarım aklımla ve yanlış algılarımla isim veremeyeceğim başlıktır. yine de kimsenin ölmesini istemem gibi ahlaki doğruculuk da yapamıyorum. aklıma deadpool 2'deki deadpool'ün hitler'i öldürmek için geçmişe gittiği sahne geliyor. bebek hitler'e bir şey yapamıyor ama adamın ileride yapacaklarını biliyordu. o aşamaya gelince muhtemelen ölmesini istediğim kişiye karşı vicdani bir tutum geliştireceğim. ama ölmesini istediğimiz ünlünün ölümüne biz sebep olmayacaksak bu kararı daha rahat verebiliyoruz değil mi! ben toplumda bölücü, insanlara zararı dokunan, kötü örneklerin (ama en uç olanlarının) ölmesini isteyebilirim ama işin derinine inince orada karar mekanizması düzgün bir ritmle çalışmıyor. böyle düşününce de ölüm denen şeyin insan eline bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. karmakarışık...

deeper and deeper

içinde yer alan pek çok gizli hit gibi harcanan bir erotica parçası. şarkı 90ların başında dünyaya yayılan dans müziğinin tanımı gibidir.



hoşlanılan erkekle duş almak

komik diyaloglarında geçtiği duş.

--hey nereye?
-ee işim bitti hayatım.
-- . gusül abdestialmadın ama.
-off yaaa.
(abdest alınmaya başlanır)
--öyle değil öyle olmaz!!
-ama benim mezhebime göre böyle alınıyo.
--hayır benim dediğim gibi alacaksın.
-öff ya öliym ben öliym iyi ki duş alalım dedik hacca yolluyacaksın adamı.
--züküşürken böyle konuşmuyordun ama !!
-assdfsdfg

ayı sözlük itiraf

insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.

nefesin ile dertleşmek

o bile beni anlamıyor artık, vazgeçti dinlemekten

ayı sözlük günlük

yalnızlıktan geberiyorum artık günlük.
virüs yüzünden tüm sosyal aktivitelerim iptal oldu -iyice de başarıyordum sosyalleşmeyi- bir haftadır evdeyim.

evdeyken yalnızlığım daha çok canımı acıtmaya başladı. okul , iş yoğunluğundan dolayı çok hissettirmiyormuş meğersem.

yeni anladım

mesajını beklediğim kişi bana dönmedi (yine)
ah korona ah onu bu pazartesi buluşmak için ikna edicektim oysaki. bu muhabbet geçsin diye 3-4 gün bekledim fakat o bana , sana sonra yazıcağım dediği şeyi bile yazmadı yedi günde.
üzdü..
daha yazmayacam ona.

kısmet açma büyüsü bilen var mı ? büyü filan yaptırmayı düşünüyorum artık. kafayı yemeye başladım. kendimi yine instagramda çiftlere bakarken yakaladım. ulan biz bir tanesini bulamıyoruz millet polyamory ilişki yaşıyor. hemde kütahyada.

birazdan ağlayarak uyumaya çalışacağım (yine). iyi uykular günlük.

ayı sözlük günlük

merhaba günlük iki gündür bekliyorum. bekliyorum fakat yazmayacağını da biliyorum.
hep mesajları ben attım ama sıkıldım ya birazda ben ilgi göreyim. sürekli kovalayan taraf ben olmak istemiyorum hep seven hep seven ben , sevilen onlar. sıkıldım.

ne de zor sevecek sevilecek biriyle tanışmak.

neden kimseyi bulamıyorum ki günlük. sanki bedenimi saran anti-gay enerjisi var.

çok kıskanıyorum sahilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakan insanları. dudağım ne zaman bir dudağa değecek ?
içimdeki boşluk ne zaman kapanacak ?
ne zaman teninin kokusunu içime çekeceğim onun ?
ne zaman keşke zamanı durdurabilseydim diyeceğim ?

her an ölecekmişim gibi.
sevilmeden , sevişmeden , sevmeden ölmek istemiyorum.

Toplam entry sayısı: 718

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

feminenlere ilgi duymayan gay

biri de benim. ama o çok bilmiş yargıların aksine sebep ne dışarıdan fark edilme kaygısı ne de cinsiyetçilik safsatası. sadece cinsel anlamda ilgimi uyandırmıyor, bu kadar basit.
bir de bunun üzerinden maruz kalınan ayrımcılık suçlamaları var ki o daha da vahim.
yani anlamıyorum, sen kıllı/kılsız, kaslı/kassız, uzun/kısa, büyük/küçük, genç/yaşlı olsun diye bir bir sıralarken ayrımcılık yapmıyorsun da ben feminen olmasın diyince mi ayrımcılık yapıyorum?

yalnızlığın anlaşıldığı anlar

içerken yanında, -nabersin, keyifler iyi mi, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
sinemada, yanındaki koltuğa kaykılmak yerine koltuğu ortaladığını,
kahve, sohbet isterken, kahve içip telefona gömülmüş olduğunu,
eve dönüşte, arayıp -bir şey lazım mı, diye sorabileceğin birinin olmadığını,
libidon tavanken, kendini bilgisayar, telefon vb başında porno izlerken bulduğunu fark ettiğin tüm o anlar.

covid-19

kronoloji müthiş;
sabah saatlerinde, dünya bankası corona virüsüyle mücadele eden ülkelere 12 milyar dolar ayırdığını açıklıyor,
sonrasında imf aynı amaçla 50 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklıyor,
öğle saatlerinde sağlık bakanlığı'ndan "bu virüsün şu anda türkiye'de olma ihtimali çok yüksek" açıklaması geliyor,
geceyarısı da ilk vaka duyuruluyor.

2019 istanbul lgbti+ onur haftası ve gay pride

nasıl da yanlış tanıtıyoruz kendimizi, "ekonomi ne ayol?" diye belirlenen tema bir tarafa, posterde kullanılan görsel ayrı bir tarafa.

albertcamus

bak bu da ilginç oldu; açtığı başlıkların yüzde doksan dokuzunda keskin ifadeler, genellemeler ve sıfatlandırmalar bulunan birinin, ön yargıdan şikayet ediyor oluşu biraz garip değil mi?
sanmıyorum ki burada bulunan herhangi biri, yazdıklarını okuyarak seni tanıdığına kanaat getirsin, ama bir yandan da kabul etmek gerekir ki, yazdıklarımızı okuyan kişilerin hakkımızda fikir sahibi olmaları için ellerindeki tek veri ne yazık ki yine bizzat yazdıklarımız.
gelelim esas en üzücü olan, kurgu bir karakter olduğun ve üzerine alınmadığın kısma; yani yazdıklarının asında senin düşüncelerin olmadığını, yarattığın kurgu karakterle rahatça itham ederken, kurgu karakterini itham edenleri tuhaf olarak görüyorsun, o zaman şimdiye kadar yazdıklarını okuyan bir yazarın şunu sormaya hakkı yok mu, sen bizle kafa mı buluyorsun?

aktif olduğunu her fırsatta dile getiren yazar

napsın adamlar? elbette her fırsatta dile getirecek yoksa adamları eşcinsel zannediyorsunuz.

ayı sözlük itiraf

bugün akşam üzeri, asla yapmayacağım bir şey yaptım, hayatımda ilk defa sadece fotosunu gördüğüm ve toplamda dört cümle yazıştığım biriyle tanıştım. -selamlar, -avm'nin üst katında x yerde yemek yiyorum, -yalnız? -evet, gelsene... bu kadar. ne olacak ki, diyip bindim asansöre, çıktım yemek katına.
plansız bir durum ve önceden verilmiş başka bir sözüm olmasından dolayı kısa bir sohbet oldu ama nasıl güzel, nasıl tatlı adamın teki namussuz. şu kadarını söyleyeyim, elimden tutup -hadi deseydi, gitmiştim adamla. o an bu hissettiğimi ne belli ettim, ne de söyledim. eğer iletişim sürerse bir gün zaten anlatırım ona da, benim pek içimde kalmaz. ama o güne kadar ne siz okudunuz ne de ben anlattım ona göre...
şimdi düşündüm de, ister misin adam sözlük yazarlarından biri olsun, rezilliğe gel

neden en popüler yazar sen değilsin

söyleyeyim sana; sözlük beni konuşsun diye değil, ben konuşabilmek için sözlükte varım.

hoşlanılan erkeğin cinsel yönelimini anlama yolları

aslında ilk yol güzel bir yöntem... ne de olsa düşük profilli, seks düşkünü insanların takıldığı hornette, en azından bir diğer kişinin profilini aramak için bile olsa hepimizin öyle ya da böyle bir profili var.
bir diğer yöntem de ayısözlüğü bilip, bilmediğini sormak olabilir?

ölümden sonra hayat varsa neden müminler hemen ölmüyorlar

başlığın sahibi için, öncelikle ahirete inanmaman kendi açından iyi olmuş çünkü bir adım öne yürüyüp, kendini bir yerlerden atmakla allah'a ulaşma fikrin tümüyle yanlış. boşu boşuna kendine yazık edermişsin.
her ne kadar senelerimi işin ilmine vermemiş olsam da basit bir şekilde; dine göre ahiret, hak etmeden önce uğruna çaba gerektirir. yani daha basitçe; bir ödüldür. ödülün iyi veya kötü olacağını senin dünyevi yaşamındaki kararların belirler. sana verilen ödev o yaşamı layıkıyla, gösterilen doğrularla yaşamandır. içinde doğmuş olduğun, yaşadığın toplum seni yargılarken bile değiştirmen için bir seçim hakkın var, en basiti müslümanların aldığı kararların yaşam haklarını, sosyal haklarını tehlikeye sokmadığı bir toplumda yaşamayı değerlendirebilirsin? bu hakkı kullanmak yine senin hür iradenle sınırlı.
ikincisi, biraz daha kafa yorup düşünürsen, hayat tarzını, gay olmanı eleştiren kişilerin dininin ne olduğu (burada müslümanlıkla eşleştirmişsin) çok önemsiz bir nokta, zannediyor musun ki o kişi başka bir dine inansaydı senin gay olmanı ya da yaşam tarzını hazımsayacaktı? hiçbir din eşcinsel ilişkiyi onaylamaz dolayısıyla konu dini inanış ya da inançsızlık değil kişinin kendisinden mütevellittir.
çıkış noktan doğru olsaydı bütün dinsizler, inançsızlar ya da müslüman olmayanlar gay olmanı normal karşılardı ama ne yazık ki yok öyle bir dünya.
ayrıca kur'an-ı kerim'de iman edilmesi için zulmetmek diye bir şey yoktur, yine eleştirdiğin din değil kişiler olmalı.

adamı göt gibi ortada bırakan sorular

yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?

aktif eşcinsellerden soğuma sebebi

hangi birinden başlayayım bilemedim dediğim başlık.
adamın boyuna göre aktifliğine, pasifliğine pay biçmek, (1.70 altı pasif, 1.70 üstü aktif olsun mu?)
dinlediği müzik türüne, sanatçıya göre değerlendirmek, (pop dinleyenleri toptan pasif kabul edelim mi? aktifler ne dinlesin?)
kasıntı olmayı aktife mal etmek, (gelişmemiş kişilik, kendini bilmezlik, iyi olanı üstlenip diğerini yamamak, ben ulaşılmazımcı pasifleri napcaz? ayrımcılığın dibi?)
feminenlikten hoşlanmamak, (acaba karşındaki kişinin sözünün eri olmamasıyla alakası olmayıp sadece bahsi geçen davranış türünden hoşlanılmaması olabilir mi, her pasif feminen, her aktif maskülen zorunluluğu yürürlüğe mi girdi?)
arz talep sikerimciler, (sabaha kadar evirip çevirip sik beni, domaltıp kökle bana, uzun olsun, kalın olsun, büyük olsun, 5 katlı olsun deliğimi doldursuncu pasifler? yok mu sayıyoruz onları?)
icraat, bak bu iyiydi (ben şöyle yüzükoyun yatayım, 5 saat sonra iş bitince çevirirsin beni? oldu başka bir emriniz efenim?)

aile baskısı sonucu evlenmek zorunda kalan eşcinsel

birey olamamış, ezik, riyakar, çok eşli vs ilk önce bunları bir geçeceksiniz, davulun uzaktan hoş gelen sesleri bunlar.
hepimiz aynı aile, sosyal ya da ekonomik koşullar içerisinde yetişmiyoruz ne yazık ki ve içinde bulunmadığımız koşullarda, fikir yürütüp, hakkında ahkam kesmemiz o kadar kolay ki... hele ki bir de evli gay, biseksüellerin aldatma konusu var ki; yanından kalktığı gibi bir başkasının yanına giden insanlar sanki gay ortamında olağan değilmiş ya da çok şaşırtıcıymış gibi. (her kim olursa olsun aldatmanın her türlüsü = aldatmadır bu kadar kesin, bu kadar net)
beni bağlayan kişisel fikrim sadece, evliliğin diğer tarafının hiçbir seçim hakkı olmadan buna zorlanmış olmasına anlayış göstermez onun dışında bir de çocuk sahibi olabilmek var ki dünyalara bedel.

feminenlere ilgi duymayan gay

feminenlere ilgi duymayanları homofobik olarak damgalayan feminenlerin kaç tane feminen adamla birlikte olduğunu sorsak?
tanıdığım hiçbir feminen arkadaşımın şimdiye kadar feminen birine ilgi gösterdiğini görmedim.
atmaya gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz da, var mı aranızda bir cengaver, ben feminenim ve feminenlerden hoşlanıyorum diyebilecek?
Henüz takip ettiği biri yok.