arvellian

Durum: 1940 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30168 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

13 yıl önce kayıt oldu.
4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 97

ayı sözlük yazarları gerçekte birbirlerini tanıyorlar mı

tanıyanlar var, ben tanımıyorum mesela. yazarların entrylerinden yola çıkılarak açılıyor o tip başlıklar. ben öyle yaptım en azından.

powerpuff girls

ayı sözlük yazarlarının game of thrones karakterleri

popcap games

saygınlık puanının gittikçe düşmesi

ayı sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

sokakta ayaküstü sıçan teyze

kimsenin hayat tarzına müdahale etmemek

eleştirdiğini zannederek kendi doğrularıyla insanları yargılayanların ısrarla anlamak istemediği şey. akp'yi eleştirmekle seni hiç ama hiç ilgilendirmeyen yaşam tarzlarını eleştirmek nasıl bir tutuluyor, bak o da benim anlamak istemediğim şey. çocuğum belki ondandır, abilerim beynimi yıkamış nasıl olsa.

zachary quinto

kimsenin hayat tarzına müdahale etmemek

benimsediğim hayat felsefesidir.
bir kişi, başkasının özgürlüğü dahilinde yaptığı herhangi bir eylemi eleştirme hakkını kendinde nasıl bulur anlamıyorum. ego mu bu? bencillik mi? görgüsüzlük mü? isim koyamıyorum ama iyi bir şey olmadığı kesin. kimse kimseye karışmasa, insanlar birbirini yargılamasa... zor değil bu kadar, gerçekten değil.

chris evans

sincaba benzettiğim tatlı oyuncu. captain america'yı sevdim sayesinde.

örümcek adam

fox kids'deki çizgi dizisini unutamadığım süper kahramandır.
x-men ve fantastic four ile paslaşarak giderdi çoğu zaman. bazen de black cat, blade, punisher konuk olurdu. son bölümünü hiç unutmam mesela, paralel evrenlerden gelen on kadar farklı spiderman takım oluyordu.
en iyisi indireyim bir ara nostalji yapayım.

mutluluk veren küçük şeyler

sabah kalktığımda kahvaltının hazır olması. o kadar nadir oluyor ki bu biraz da özenilmişse havalara uçuyorum mutluluktan.

irrational man

magic in the moonlight fiyaskosundan sonra beklentimi düşürerek izleyeceğim woody allen filmi.

beğendiğimiz kitaplardan alıntılar

dragonlance, raistlin majere:

"hope is the denial of reality. it is the carrot dangled before the draft horse to keep him plodding along in a vain attempt to reach it."

"are you saying we shouldn't hope?"

"i'm saying we should remove the carrot and walk forward with our eyes open!"

göt herif

sarhoşken entry girmek

şu an yapmış olduğum eylem. yapmış olmak için yapıyorum herhalde. itirafa falan da yazsam keşke bir şeyler ama o kadar heyecanlı değil hayatım.

küfür edince erkek olduğunu zanneden gay

gaylerin en sevdiği biseksüeller

ellen page

geçen yıl human rights campaign'de yaptığı konuşmayla duygulandıran ve beni kendine aşık eden oyuncudur.
konuşma metni:
"bu konferansın açılış konuşmasında bulunmak büyük bir onur ve aynı zamanda benim için biraz tuhaf. çalışmalarını çok takdir ettiğim bir kurum sayesinde burada, bu salondayım ve etrafım, hayatlarını başkalarının hayatlarını iyileştirmeye adamış insanlarla çevrili. bazılarınız genç insanları eğitiyor, bazılarınız onlara iyileşme ve kendi seslerini bulma yolunda yardım eli uzatıyor. bazılarınız dinliyor, bazılarınız harekete geçiyor. bazılarınız ise yine onlar gibi genç insanlarsınız ve bu benim gibi genç birinin sizlere konuşmasını daha da garip kılıyor.
garip çünkü bugün burada bir oyuncu olarak, bazı açılardan hepimize yıkıcı normlar yükleyen bir sektörü temsilen bulunuyorum; sadece gençlere de değil, herkese. güzellik, iyi bir yaşam, başarı normları; itiraf etmekten nefret etsem de bunlar, beni de etkilemiş olan normlar.
kafanızda; size nasıl davranmanız, nasıl giyinmeniz ve nasıl olmanız gerektiğini söyleyen ve sahip olduğunuzun bile farkında olmadığınız köklenmiş fikirler vardır. ben hep bir adım geriden bakmayı, hakikatli olmayı ve kalbimin sesini dinlemeyi denedim ama bu bazen çok zor olabiliyor. fakat işte tam da bu yüzden buradayım, bu salonda hepiniz, hepimiz bir arada, tek bir kişinin yapabileceğinden çok daha fazla şey yapabiliriz ve umarım bu his bana olduğu kadar size de cesaret veriyordur. umarım önümüzdeki günlerde katılacağınız atölyeler size güç katar çünkü tahmin ediyorum ki bazı günler, patronunuzun fark etmediği ya da umursamadığı kadar mesai yaparak, başarabileceğine inandığınız bir çocuğa yardım ediyorsunuz.
kimi zaman tamamen yalnız, zayıf ve aciz hissedersiniz ve biliyorum ki bu salonda her gün okula gidip sebepsiz yere boktan davranışlara maruz kalan insanlar var. ya da eve gidip ailenize kendinizle ilgili tüm gerçeği söyleyemeyeceğinizi hissedersiniz ve kendinizi o ya da bu kalıba sokmaya çalışırken gelecekten, üniversite ya da iş hayatından ve hatta can güvenliğinizden bile endişe duyarsınız ve o halde hayatınıza yön vermeye çalışırsınız. gelecekte sizi nelerin beklediğini düşünürsünüz ve bu sizi her gün biraz daha boğar ve zehirler. acı verir ve en nihayetinde size yapılmış büyük bir haksızlıktır ve bu yüzden kimi zaman aslında önemsiz olan bir şey bile sizi çileden çıkartabilir.
elimden geldiğinde dedikodu haberleri okumamaya çalışırım ama geçen gün bir web sitesi benim spora giderken eşofmanlı bir fotoğrafımı yayınlamış ve altına “neden bu minyon güzellik bir adam gibi giyinmekte bu kadar ısrarcı?” diye yazmış. çünkü rahat etmek hoşuma gidiyor!
erkeklik ve kadınlığa dair içimize işlenmiş basmakalıp fikirler var ve hepimizin nasıl davranması, giyinmesi ve konuşması gerektiğini belirliyorlar ve bunun aslında kimseye bir faydası da yok. bu sözde normlara karşı gelen herkes ise iğneleyici sözlere maruz kalıyor ve lgbt bireyler bu durumu çok iyi biliyorlar. neyse ki her yanımızda cesaret var: futbol yıldızı michael sam, oyuncu laverne cox, müzisyen tegan and sara, ya da açılmaya karar veren çocuklarını destekleyen aileler.
bu salonda olmak bana ilham veriyor çünkü hepiniz burada aynı nedenle bulunuyorsunuz. buradasınız çünkü birbirimize daha az korkunç davranmak için çabaladığımızda dünyanın daha iyi bir yer olacağı gerçeğini içinizde hissediyorsunuz. eğer birbirimizin farklılıklarına saldırmayı bırakıp birbirimizdeki güzellikleri görmeye ki bu zor değil, sadece beş dakika ayırırsak; çok daha kolay ve iyi bir yaşama sahip oluruz ve daha da önemlisi insanların hayatları kurtulur.
ama biliyorum, bu bazen çok zor olabiliyor. çünkü birini sevmek önce kendinizi sevmek ve kendinizi kabul etmekle başlıyor ve çoğunuzun bununla ilgili sıkıntılar yaşadığını biliyorum. ama emin olun, ben sizin gücünüzü ve desteğinizi hiç bilemeyeceğiniz kadar çok hissettim.
ben bugün buradayım çünkü eşcinselim.
buradayım çünkü belki bir fark yaratabilirim. başkalarının daha kolay ve daha umut dolu bir hayat sürmesini, haddim olmayarak kişisel bir zorunluluk ve toplumsal bir görev olarak görüyorum.
ayrıca biraz bencilliğimden de buradayım çünkü saklanmaktan ve sürekli üstü kapalı yalanlar söylemekten yoruldum. yıllarca açılmaktan korktum, acı çektim. ruhum, akıl sağlığım ve ilişkilerim zarar gördü ve bugün hepinizin karşısında, o acının diğer tarafında duruyorum.
gencim, evet, ama öğrendim ki aşk ve onun güzelliği, mutluluğu ve hatta acısı bile; bir insanın diğerine verebileceği ve ondan alabileceği en büyük hediyedir. aşkı tümüyle, eşit olarak, utanç duymadan ve ödün vermeden yaşamayı hak ediyoruz.
dışarıda zorba tavırlara, dışlanmalara ya da sadece kendileri oldukları için kötü davranışlara maruz kalan ve acı çeken çok fazla çocuk var. okullarını bırakan, taciz edilen, evsiz bırakılan ve intihar eden çocuklar var. bunu değiştirebilirsiniz ve değiştiriyorsunuz da. bunu benden duymaya hiçbir zaman ihtiyacınız olmadı ve işte durum bu yüzden biraz garip.
son beş dakikadır lafı uzatıp getirmek istediğim yer şurası: teşekkür ederim. bana ilham verdiğiniz için teşekkür ederim. bana umut verdiğiniz için teşekkür ederim ve lütfen benim gibi insanlar için dünyayı değiştirmeye devam edin. sevgililer gününüz kutlu olsun. sizi seviyorum."
kaynak: ekşi sözlük
  • /
  • 97
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1940

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

ankara

bir paralel evrende yaşadığım şehir. içimde özlemi var hep anlamsız bir şekilde.

lgbtli

gözlemlediğim kadarıyla sik kadar akıllarıyla bizi küçümseyen ya da hor gören insanların kullandığı bir tabir.

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

hornet kezbanlarından inciler

"no gay" yazan bir adam vardı.
burdan sesleniyorun ona, çok yanlış yerdesin dostum...

ayı sözlük yazarlarının game of thrones karakterleri

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..