arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

samimiyet

"naber"den "nabiyon"a geçmektir benim için.

sadece günün belli saatlerinde yaşamak

preacher

1995'te başlayıp 2000'de son bulan en sevdiğim çizgi roman yazarı garth ennis imzalı kült bir çizgi roman serisi. jesse custer adlı bir vaizin içine giren genesis adlı varlığın ardından word of god gücünü kazanması, ardından yolunun kesiştiği eski sevgilisi tulip o'hare ve irlandalı vampir cassidy ile tanrıyı aramasını anlatır. absürt komedi, western ve şiddet teması hakimdir çizgi romanda. biraz da amerikan milliyetçiliği görülür hatta. fakat öz eleştiriden asla kaçınmaz. tanrıyı sorgular, ahlak değerlerine değinir, baş karakterin maskülen tavrına karşı tulip ile feminizmi ele alır. karakter derinliği ön plandadır yani, karakterler ne kadar absürt olsa da.
(bkz: arseface)
seth rogen ve evan goldberg amc ile anlaşmışlar duyduğum kadarıyla. cassidy ve tulip için cast seçimi de yapılmış. ortaya güzel bir iş çıkacağını düşünüyorum. seth rogen ne kadar eleştirilse de çizgi romanın havasına uygun bir isim bence.

homo sapiens

magneto'nun mutant olmayan insanları aşağılamak için kullandığı ifade.

espriyi açıklamak zorunda kalmak

joker abimizin itinayla karşı çıktığı eylemdir. bu sebeple mad love'da harley quinn'i apartman penceresinden aşağı atmışlığı bile vardır.


bu da batman animated'ın mad love bölümünden aynı sahne. çizgi romanın bire bir aynısıdır, en sevdiğim bölümüdür çizgi filmin. altyazısını ben çevirdim ayıptır söylemesi, malum sitelerden edinebilirsiniz.

31’den sonra düşünülen ilk şey

aşk

the it crowd

efsane bir frp sahnesi barındıran dizidir. yıllar geçti diziyi bitireli ama o sahneyi hala unutmuyorum. nerdler için bir hazinedir the it crowd, nerd olmayanlar için de öyle olmalı aslında. jen var çünkü onları temsil etmek için. neyse en kısa zamanda baştan başlamayı düşünüyorum diziye. entry girerken gurbet acısı çektim resmen.

erkek muhabbeti kisvesi altında birbirine asılan hetero

işimize gelen heterolardır. her daim el şakası yapmaya hazırlardır. zamanla kendilerine yapılan el şakalarını da kaldırabilir hale gelirler ve farkında olmadan homoseksüel eğilimler göstermeye başlarlar. bi dakka hetero mu demiştik başta?

anadolu partisi

tanıtım videosunu izlerken güldürmekten karnımı ağrıtan parti. iyi anlamda değil yalnız.

eferkhamin

pek ortalıkta görünmeyen yazar. dönüşünü merakla bekliyoruz.

sözlük yazarlarının aldığı en iyi iltifatlar

gözlerimin hiçbir özelliği olmamasına rağmen birisi gözlerin çok güzel demişti. ciddiye almadım tabi çünkü bildiğin göz yani, iki adet, kahverengi hatta.

google'ın yasaklanması

artık komik gelmemeye başlayan durumlar silsilesinin bir yeni bombası. lütfen melih gökçek twitter'dan "trolledik arkdslar ehehe" yazabilir mi? caps lock da açık olsun mümkünse.

ayı sözlük itiraf

insanlar çok ısrarcı sözlük. kibar bir şekilde belirtiyorsun ilgilenmediğini, beş ay sonra yine mesaj atıyorlar. whatsapp'ı açamıyorum ne cevap yazacağımı bilmediğim için. "ayıp olmasın" diye ne yapacağımı şaşırdım. hayır hornet'teki abaza da değil mesaj atan, gayet kendi halinde bir çocuk yani. ne deyim ki şimdi ben buna?

6 nisan 2015 twitter facebook ve youtube erişim engeli

feminizm

çok basit bir tanımı vardır: kadın erkek eşitliği. bu kadar. klişe ama bu kadar. cinsiyeti falan öne çıkarmaz sanıldığı gibi, zaten geride olan cinsiyetine toplumsal alanda eşitlik getirmeye çalışır. erkek düşmanı bir ideoloji falan da değildir. erkeğin düşman tavırlarına karşıdır olsa olsa. bir eşcinsel olarak ve bir erkek olarak arkasında durduğum ideolojidir. evet, erkekler de feminist olabilir.

sanat

en basit haliyle bir iletişim biçimidir. insanın kendini ifade etme isteğinden doğar çünkü. konuşma dilimiz yetmez bir şeyleri anlatmaya, biz de sanat yaparız. aşk kadar eskidir kendisi.

hayata dair iç burkan detaylar

galaksinin dört bir köşesine yayılmış insan kolonilerini göremeyecek kadar erken doğmuş olmamız. ne vardı bin yıl sonra doğsaydık?

lisedeyken çektirilen fotoğraflar

liselinin tek eğlencesidir. yaklaşık beş bin tane fotoğraf çekmişimdir herhalde lise 1'den beri. ve her yıl bir önceki yıldaki tipime küfürler ediyorum. seneye özleyeceğim anları yakalayan fotoğraflardır ayrıca.

true blood

1. sezonunu bitirdiğim dizi.

--- spoiler ---

en sevdiğim karakter rene katil çıktı şaka gibi. adamın her sahnesinde "al beni!" diye eriyordum resmen. şimdiden aksanını özledim herifin. sookie'nin kezbanlıkları öldürüyor beni bu arada. hayır tip de yok zaten nesine hayran oluyorlar şu kızın anlamıyorum. bir de jason'a çok gülüyorum tam bir şapşal. lafayette'den bahsetmeye gerek yok, umarım ölmemiştir. çok ciddi ağlarım ölürse.

--- spoiler ---

o değil de izlediğim en aptal dizi resmen. ama durduramıyorum kendimi bir şeyi çekiyor insanı. saçmalığı herhalde o şey. düşünün:
soap opera + vampirler + redneck ve hickler + paranormal olaylar + cinayetler
bu materyallerle olsa olsa parodi çekilir ama adamlar hbo'da drama çekiyorlar. bize de izlemek düşüyor. hem de babaanne modunda.

2. sezon ortası edit:

--- spoiler ---

ilginç bir şekilde beğendim bu sezonu. maryann'in dionysos'la bir bağı olduğunu orgylerden anlamıştım. dionysos hayranlık duyduğum bir tanrı yunan mitolojisinde. kültünden bir parçayı dizide görünce sevindim açıkçası. gerçi onun takipçileri orgylerle sınırlı kalmıyorlar pek ama barbarlık azalmış demek zamanla.
godric'e bayıldım. isa'dan yaşlı olduğunu söylediği sahne harikaydı. eric'le bir şeyler* yapmalarını beklerdim ama olmadı. baba oğul ilişkisi demek ki daha çok. jason güldürmeye devam ediyor. sookie hala kezban. bir de dizinin her vampir muhabbetini sekse çekmesi çok komik. dizinin absürt havasından kaynaklı ama rahatsız etmiyor alışınca. mesela: "sookie, eric'in kanını içtin. artık seni hissedebilecek. ha bi de unutmadan eric'i görünce azabilirsin kanını içince öyle oluyor ehehehe"

--- spoiler ---
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..