arvellian

Durum: 1940 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30168 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

13 yıl önce kayıt oldu.
4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 97

espriyi açıklamak zorunda kalmak

joker abimizin itinayla karşı çıktığı eylemdir. bu sebeple mad love'da harley quinn'i apartman penceresinden aşağı atmışlığı bile vardır.


bu da batman animated'ın mad love bölümünden aynı sahne. çizgi romanın bire bir aynısıdır, en sevdiğim bölümüdür çizgi filmin. altyazısını ben çevirdim ayıptır söylemesi, malum sitelerden edinebilirsiniz.

31’den sonra düşünülen ilk şey

aşk

the it crowd

efsane bir frp sahnesi barındıran dizidir. yıllar geçti diziyi bitireli ama o sahneyi hala unutmuyorum. nerdler için bir hazinedir the it crowd, nerd olmayanlar için de öyle olmalı aslında. jen var çünkü onları temsil etmek için. neyse en kısa zamanda baştan başlamayı düşünüyorum diziye. entry girerken gurbet acısı çektim resmen.

erkek muhabbeti kisvesi altında birbirine asılan hetero

işimize gelen heterolardır. her daim el şakası yapmaya hazırlardır. zamanla kendilerine yapılan el şakalarını da kaldırabilir hale gelirler ve farkında olmadan homoseksüel eğilimler göstermeye başlarlar. bi dakka hetero mu demiştik başta?

anadolu partisi

tanıtım videosunu izlerken güldürmekten karnımı ağrıtan parti. iyi anlamda değil yalnız.

eferkhamin

pek ortalıkta görünmeyen yazar. dönüşünü merakla bekliyoruz.

sözlük yazarlarının aldığı en iyi iltifatlar

gözlerimin hiçbir özelliği olmamasına rağmen birisi gözlerin çok güzel demişti. ciddiye almadım tabi çünkü bildiğin göz yani, iki adet, kahverengi hatta.

google'ın yasaklanması

artık komik gelmemeye başlayan durumlar silsilesinin bir yeni bombası. lütfen melih gökçek twitter'dan "trolledik arkdslar ehehe" yazabilir mi? caps lock da açık olsun mümkünse.

ayı sözlük itiraf

insanlar çok ısrarcı sözlük. kibar bir şekilde belirtiyorsun ilgilenmediğini, beş ay sonra yine mesaj atıyorlar. whatsapp'ı açamıyorum ne cevap yazacağımı bilmediğim için. "ayıp olmasın" diye ne yapacağımı şaşırdım. hayır hornet'teki abaza da değil mesaj atan, gayet kendi halinde bir çocuk yani. ne deyim ki şimdi ben buna?

6 nisan 2015 twitter facebook ve youtube erişim engeli

feminizm

çok basit bir tanımı vardır: kadın erkek eşitliği. bu kadar. klişe ama bu kadar. cinsiyeti falan öne çıkarmaz sanıldığı gibi, zaten geride olan cinsiyetine toplumsal alanda eşitlik getirmeye çalışır. erkek düşmanı bir ideoloji falan da değildir. erkeğin düşman tavırlarına karşıdır olsa olsa. bir eşcinsel olarak ve bir erkek olarak arkasında durduğum ideolojidir. evet, erkekler de feminist olabilir.

sanat

en basit haliyle bir iletişim biçimidir. insanın kendini ifade etme isteğinden doğar çünkü. konuşma dilimiz yetmez bir şeyleri anlatmaya, biz de sanat yaparız. aşk kadar eskidir kendisi.

hayata dair iç burkan detaylar

galaksinin dört bir köşesine yayılmış insan kolonilerini göremeyecek kadar erken doğmuş olmamız. ne vardı bin yıl sonra doğsaydık?

lisedeyken çektirilen fotoğraflar

liselinin tek eğlencesidir. yaklaşık beş bin tane fotoğraf çekmişimdir herhalde lise 1'den beri. ve her yıl bir önceki yıldaki tipime küfürler ediyorum. seneye özleyeceğim anları yakalayan fotoğraflardır ayrıca.

true blood

1. sezonunu bitirdiğim dizi.

--- spoiler ---

en sevdiğim karakter rene katil çıktı şaka gibi. adamın her sahnesinde "al beni!" diye eriyordum resmen. şimdiden aksanını özledim herifin. sookie'nin kezbanlıkları öldürüyor beni bu arada. hayır tip de yok zaten nesine hayran oluyorlar şu kızın anlamıyorum. bir de jason'a çok gülüyorum tam bir şapşal. lafayette'den bahsetmeye gerek yok, umarım ölmemiştir. çok ciddi ağlarım ölürse.

--- spoiler ---

o değil de izlediğim en aptal dizi resmen. ama durduramıyorum kendimi bir şeyi çekiyor insanı. saçmalığı herhalde o şey. düşünün:
soap opera + vampirler + redneck ve hickler + paranormal olaylar + cinayetler
bu materyallerle olsa olsa parodi çekilir ama adamlar hbo'da drama çekiyorlar. bize de izlemek düşüyor. hem de babaanne modunda.

2. sezon ortası edit:

--- spoiler ---

ilginç bir şekilde beğendim bu sezonu. maryann'in dionysos'la bir bağı olduğunu orgylerden anlamıştım. dionysos hayranlık duyduğum bir tanrı yunan mitolojisinde. kültünden bir parçayı dizide görünce sevindim açıkçası. gerçi onun takipçileri orgylerle sınırlı kalmıyorlar pek ama barbarlık azalmış demek zamanla.
godric'e bayıldım. isa'dan yaşlı olduğunu söylediği sahne harikaydı. eric'le bir şeyler* yapmalarını beklerdim ama olmadı. baba oğul ilişkisi demek ki daha çok. jason güldürmeye devam ediyor. sookie hala kezban. bir de dizinin her vampir muhabbetini sekse çekmesi çok komik. dizinin absürt havasından kaynaklı ama rahatsız etmiyor alışınca. mesela: "sookie, eric'in kanını içtin. artık seni hissedebilecek. ha bi de unutmadan eric'i görünce azabilirsin kanını içince öyle oluyor ehehehe"

--- spoiler ---

ayı sözlük yazarlarının kıyamet senaryoları hazırlıkları

kopacaksa zombi kıyameti kopsun bari. ne yapacağımı bilirim en azından. öncelikle virüsün yayıldığını ilk öğrendiğimde aptal gibi dışarı fırlayıp kaosa ortak olmam. çekerim perdelerimi ve ortalığın sakinleşmesini beklerim erzağım dayanana kadar. dikkatli olursam bir ay idare ederim diye düşünüyorum. ardından birkaç kesici alet, fener, su, yemek ve ilaçlardan oluşan sırt çantamı hazırlar, uygun bir zamanda, uzun kollu ve kapüşonlu kıyafetlerle gizlice dışarı çıkarım. çok zor durumda olmayan insanlardan kaçınırım fakat yaşı küçük veya zor durumdakilere elimden geldiğince yardım etmeye çalışırım. böylelikle şehirden uzaklaşırım ve bir gruba dahil olmaya çalışırım. gözümün tutmadığı gruplardan da gece kaçarak ayrılırım. aslında zor iş türkiye'de güvenecek insan bulmak. en iyisi yalnız takılmak. tabi post apokaliptik bir aşk hikayesine de hayır demem. sonu muhtemelen birinin parçalara ayrılıp yenmesiyle bitecek olsa da.

true blood

işsizlikten başladığım dizi. ilk bölümü yeşilçam havasında geçti açıkçası. neyse güzelleşmesini umarak devam ediyorum bakalım. ikinci bölümdeki şu detay iyi güldürdü:

1x5 edit: aids burger sahnesiyle havalara uçurdu beni. hayatımda böyle badass bir anti-homofobik* sahne görmedim. eline sağlık lafayette!

anlamsız entryler

bazen ciddi ciddi neden verildiklerini anlamadığım entrylerdir. beğenmemiş olabilirsin, fikir yapına uymamıştır, itici gelmiştir eksilersin, anlarım. ama neden anlamsız? sen mi anlamadın ben mi anlatamadım? bilal'e anlatır gibi mi anlatayım?
(bkz: anlamsız oy alınca atarlanan ayi sözlük yazarı)

teknolojik dedeler

"google amcaya sorsana ehehehe" espirileriyle meşhurdurlar.
  • /
  • 97
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1940

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

ankara

bir paralel evrende yaşadığım şehir. içimde özlemi var hep anlamsız bir şekilde.

lgbtli

gözlemlediğim kadarıyla sik kadar akıllarıyla bizi küçümseyen ya da hor gören insanların kullandığı bir tabir.

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

hornet kezbanlarından inciler

"no gay" yazan bir adam vardı.
burdan sesleniyorun ona, çok yanlış yerdesin dostum...

ayı sözlük yazarlarının game of thrones karakterleri

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..