arvellian

Durum: 1977 - 0 - 0 - 0 - 09.01.2017 17:05

Puan: 30770 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

vampyre of time and memory
  • /
  • 99

girls

4. sezonu çok güzel başlayan ve çok güzel devam eden dizidir.

--- spoiler ---

hannah'nın iowa maceraları inanılmaz eğlenceliydi. yazarlık dersleri, öğrencilerle muhabbetleri harikaydı. partide herkese giydirip lindsay lohan damgası yediği sahne özellikle. ki bence haklıydı çoğu yönden. bir de üstüne aslında özür mektupları olmayan özür mektupları dağıtması iyi güldürdü. keşke okulu bırakmak yerine attırsaydı kendini. hocasıyla konuşmasından öyle olacağını sanmıştım. en azından son bir "fuck you" çekip öyle dönerdi new york'a.
şimdi de öğretmen olmaya karar verdi. bakalım ilginç şeyler bekliyor bizi.

--- spoiler ---

looking

2. sezon 7. bölümüyle doris'e odaklanan dizidir. bir kez daha sevdim bu bölümle onu. şöyle kaliteli fag hagler lazım camiaya be..

--- spoiler ---

patrick'in bardaki çocuğu newbie sanması ve tam asılacakken göt olması izlenmeye değerdi gerçekten. ayrıca cenazede tek ağlayan insan olması da cabası. ne kadar gıcık bir insan olsa da seviyorum bu çocuğu ya. girls'deki hannah ile çok iyi kanka olurlar gibime geliyor.
ve sonunda kevin ayrıldı jon'dan. tamam jon iyi çocuk, üzüldüm onun için. ama ana karakterimiz patrick ve önemli olan o. bu yüzden mutluyum, dağılabiliriz.

--- spoiler ---

yazarken cümle sonuna iki nokta koymak

üç noktanın fazla sanatsal kaçtığı cümlelerde yaptığım eylem. ya da yakınma, sitem cümlelerinde.

taksim'de çok ilginç eşcinsel tartışması

ehlisünnet tv'de gerçekleşen ilginç bir röportajdır. "ailenden birinin eşcinsel olduğunu öğrensen ne yaparsın?" diye soruyorlar bizi ecnebilere. vücut diliyle anlatmaya çalıştıkları, ki baya başarılılar bu konuda, asarız, keseriz, öldürürüz hareketleriyle birlikte tek anladığım durmadan "haram, haram, haram" demeleridir. eşcinselleri savunan amcaya da toplu halde yükleniyor biriken kalabalık. amcanın sonda sorduğu soru ve verilen cevap trajikomik:
-saddam'ın oğlu pazarın içinde kadına tecavüz etti onu niye asmadılar o zaman yav?
-yok, kadın mevzu değil.

taksim'de çok ilginç eşcinsel tartışması

ehlisünnet tv'de gerçekleşen ilginç bir röportajdır. "ailenden birinin eşcinsel olduğunu öğrensen ne yaparsın?" diye soruyorlar bizi ecnebilere. vücut diliyle anlatmaya çalıştıkları, ki baya başarılılar bu konuda, asarız, keseriz, öldürürüz hareketleriyle birlikte tek anladığım durmadan "haram, haram, haram" demeleridir. eşcinselleri savunan amcaya da toplu halde yükleniyor biriken kalabalık. amcanın sonda sorduğu soru ve verilen cevap trajikomik:
-saddam'ın oğlu pazarın içinde kadına tecavüz etti onu niye asmadılar o zaman yav?
-yok, kadın mevzu değil.

ginger

ingilizce anlamı zencefil olan, kızıl/turuncu saçlı* insanları ifade etmekte kullanılan sevimli kelime.
gingerlara oldum olası hastayımdır. yolda gördüğüm gingerlara bakma çabamı hayattaki hiçbir şeyde göstermiyorum sanırım. artık arkadaşlarım da haber veriyor "ginger geçiyor çaktırma" diye. ben de çaktırmadığımı zannedip çaktırıyorum çoğu zaman. çok güzeller be!
mesela saçımdaki iki tel kızılı görünce sevinip millete gösteriyorum. o kadar istiyormuşum ki artık sakallarım bile kızıl çıkmaya başladı.
sonuç olarak ölmeden önce yapılacaklar listemde bir adet ginger beyle münasebete girmek de var.

gay olduğunu itiraf etmek

pek doğru olmadığını düşündüğüm tabir. kötü bir şey yaptığımız zaman itiraf ederiz genelde. düşünüp taşınıp doğru ifade bulunmalı bence. "ilan etmek" ya da "açıklamak" belki.

anna karenina

lev tolstoy'un dünya klasiği sayılan eseridir. kocasını aldatan soylu bir kadının yaşadıklarını anlatır kabaca.
2012 yapımı joe wright filmine gelirsek, özgün tiyatral atmosferiyle ağzı açık bırakan filmdir. fakat ikinci yarısında bu atmosferi sürdürmemiş, normal bir film gibi devam etmiştir. daha iyi olabilecekken unutulmuştur böylelikle. olsun, ben unutmadım. aaron taylor-johnson'ın sevişme sahneleri söz konusu yani.

joe wright

pride and prejudice, atonement ve anna karenina gibi üç başarılı dönem filminin yönetmenidir. keira knightley'nin kankası herhalde bilemiyorum.
bu üçü dışında hanna adlı harika bir aksiyon filmi de vardır.

pride and prejudice

mistır darcy'sinin melül bakışlarına öldüğüm film. prideını yerim onun.
neyse ciddi tanım: joe wright abimizin gözümde en başarılı dönem filmidir. jane austen'ın da etkisi çoktur tabi bunda.

the walking dead

geçen haftaki tahminlerimin tamamı tutan dizi. iyi yerlere gidiyor artık, mutluyum.

--- spoiler ---

--- spoiler ---

carol çizgi romanda tam bir ezikti, ezik olarak da ölmüştü. diziye böyle kazandırılması harika bence. 5.sezon 12. bölümdeki ev hanımı tripleri harikaydı. silahı çıkaramaması, "merhum kocamı çok severdim" ayakları, yapmacık gülümsemeleri... terminatör gibi kadın kamuflaj diye gidip yemek yapacak şimdi. bu arada daryl'a yıkanmasını söylediği sahne çok güldürdü.
andrea'nın boku bokuna öldüğü gerçeğini unutmadım. keskin nişancımız eksik kaldı şimdi. sasha doldurur herhalde yerini ama bir andrea olamaz. neyse çizgi romanda yaşıyor o da yeter.

--- spoiler ---

--- spoiler ---

shameless

--- spoiler ---

steve/jimmy/jack'den* kurtulduğumuz dizi. dubai işini müşterinin iptal ettiğini öğrenince fiona doğru kararı verdiğini anladı. sonunda be!

--- spoiler ---

kick ass

sanatsal kaygıları falan bir yana bırakırsak rahatlıkla en sevdiğim film olduğunu söyleyebilirim. her şeyiyle bambaşka bir film. göndermeleri bir geek için cevher niteliğinde. kaç kere izledim hatırlamıyorum, izleyip hatırlamamaya devam edeceğim.

--- spoiler ---

big daddy'nin yandığı sahnede kızına "use the kryptonite!!!" diye bağırması tüyleri diken diken eder. ardından gelen veda sahnesi ise her seferinde ağlatır beni. bak gözlerim doldu yine.

--- spoiler ---

the broken hearts club: a romantic comedy

los angeles'ta yaşayan bir eşcinsel arkadaş grubunun yaşamlarını anlatan 2000 yapımı tatlı bir romantik komedi. timothy olyphant, zach braff gibi tanıdık oyuncular da mevcut kadroda.
eşcinsellik ve eşcinsel kültürü hakkında bol bol çıkarımda bulunuyor film. izlerken "aynen ya" demekten kendinizi alamıyorsunuz.
diyaloglar doğal ve samimi. onların arasındaymışsınız, grupla muhabbet ediyormuşsunuz gibi hissettiriyor kendini.
film boyunca gösterilen kelimelerin sözlük anlamları iyi güldürdü beni. özellikle "meanwhile"ı kullanmayı düşünüyorum.

okcupid

kaliteden ölen site/uygulama. tabi üye sayısı da az bu durumda. olsun bu da yeter be!

rengi kişiye göre değişen elbise

bilimsel açıklaması yapılmış. noktayı koyuyor sanırım.

looking

dayanamayıp ikinci sezonda biriken altı bölümü bir oturuşta bitirdiğim dizidir.
--- spoiler ---

öncelikle altıncı bölümle tavan yapmış. cadılar bayramı partisi inanılmazdı. iki eski sevgiliyi kendi partisinde mutlu mesut görünce dayamadı tabi patrick, sarhoşluğunun da etkisiyle yaptı bir konuşma. konuşması boyunca yüzümü kapadım bakamadım ekrana. (bkz: başkası adına utanmak) şu duyguyu hissettirebiliyorsa bir dizi bence başarılıdır. doğallığı sayesinde elinde olmadan kendinle bağdaştırıyorsun karakterleri. bir beş yıl sonra mesela patrick olacağım ben.
ilişkilere gelince patrick ve kevin birlikte olsun istiyorum ben. arada jon olmasa ruh ikizi gibiler. ikinci bölümün sonunda kevin'ın ofiste patrick'e dans ettiği sahnede karar verdim buna. geri sara sara izledim orayı, her seferinde de mahçup mahçup güldüm, sanki bana dans ediyor kevin. özetle çok tatlılar. hem richie mutlu şu an, takılsın ginger sevgilisiyle. umarım kevin seattle'a falan dönmez. zaten parti çıkışı bir garip oldu jon bir şeyler anladı gibi.
not: patrick'in işinde gözüm var. hayalim lan.

--- spoiler ---

rengi kişiye göre değişen elbise

dünden beri interneti kasıp kavuran elbisedir. mavi-siyah ve sarı-beyaz gören iki büyük grup dışında benim gibi açık mavi-kahverengi gören bir azınlık da bulunmakta. kimileri birkaç saat sonra renkleri farklı algılasa da ilk baktığımdan beri açık mavi-kahverengi görüyorum ben.



mavi-kahverengi olduğunun kanıtı:

gizli şişmanlık

resmen benim bu. her gün duyduğum "arvellian sen çok zayıfsın artık neden diyet yapıyorsun?" sorusuna karşı cevabım. siyah ve bir beden büyük giymek... her şeyin çözümü.

doymamak

az önce rüyamda yaşadığım durum. dünyayı yedim resmen tok uyandım. "düzenli beslenme"* muhabbeti sağolsun rüyamda yiyorum anca... karatay'a selamlar.
  • /
  • 99
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1977

adem ve adem forum

ilk göz ağrım olan sevimli mi sevimli forum. kendinizi keşfeden taze bir ibne iseniz apollo abinizden azar işitip naramsin aplanızdan kucak dolusu kokulu öpücük alabilirsiniz. ya da tam tersi.
en kısa zamanda geri döneceğim forumdur.

çay içme bahanesiyle ilk buluşmada yapılabilecekler

bir kere çay içmek kendi başına yapıldığında bile huzurlu ve oldukça keyifli bir eylem. bahane olarak kullanmaya gerek yok bence. başka biriyle içildiğinde çok daha zevkli zaten.

dragon age origins

dragon age'in ilk oyunudur. rpg'nin hasıdır. tekrar tekrar oynanılası oyundur.
hikaye thedas adlı bir dünyada, ferelden ülkesinde geçiyor. darkspawn adlı yaratıkların yaptığı blight denen istilalar yüzyıllardır dünyayı tehdit ediyor. grey wardens adlı savaşcı bir grup da dünyayı birleştirerek blightlara son verme görevini üstleniyor.
5. blight kapıdayken dahil oluyoruz oyuna. grey warden lideri olan duncan adlı abimiz, başta yarattığımız karaktere göre bizi grey wardens'a alıyor. mesela cüceyseniz orzammar adlı yeraltı şehrinden geçiyor o sırada duncan. ya da insansanız duncan soylu ailenizi ziyaret ettiği zaman karşılaşıyorsunuz. elfseniz ya şehirde varoşlarda yaşıyorsunuz ya da ormanda bir elf kabilesinde. son olarak büyücüyseniz (hangi ırk olduğu fark etmeksizin) circle denen büyücü kulesinden giriyorsunuz grey wardens'a.
ben oyunu üç kere bitirdim. üçünde de büyücüydüm. oynaması en zevkli sınıf bence. ayrıca oyunun ana çatışmalarından biri olan mage-templar çatışmasının merkezinde oluyorsunuz. templarlar, yani tapınakçılar, chantry denilen dini oluşumun bünyesinde, görevi büyücüleri dizginlemek olan askerler. büyücüler zamanında (yüzyıllar öncesinde) özellikle kan büyüsü denen büyüyle herkese çok çektirdiğinden, büyücüleri küçükken ailelerinden koparıp circle'a kapatıyorlar. büyücüler de burada eğitim alıyor, burada yaşıyor. bir nevi ev hapsinde oluyorlar.
karakterinize göre giriş bölümünüzü bitirdikten sonra yavaş yavaş oyun ilerliyor ve grubunuza elemanlar eklenmeye başlıyor. dragon age'in en önemli özelliği burada devreye giriyor zaten: karakterler ve karakter gelişimi.
yoldaşlarınızla oyun boyunca diyalog halinde oluyorsunuz. seçimlerinizden etkileniyorlar, tepki veriyorlar. hayat hikayelerini öğreniyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz ve hatta aşk yaşayabiliyorsunuz. yapay zeka tavan yapmış oyunda. karakterler o kadar gerçekçi ki biriyle tartıştığınızda gerçekten sinirlenebiliyor, arkadaş olduğunuzda mutlu oluyorsunuz.
ilk iki oyunumda alistair adlı templar bir delikanlıyla ilişki yaşadım. spoiler vermeyim ama terk etti beni ikisinde de.
üçüncü oyunumda ise leliana adlı bard bir kadınla aşk yaşadım. sonsuza kadar da mutlu yaşadık hatta. (arada diğer grup üyeleriyle tatlı kaçamaklar yaşadım tabi)
oyunun en sağlam karakteri ise morrigan adında bir cadı. kendisi circle'a bağlı olmayan bir büyücü. yani bir apostate. hayatı boyunca korcari ormanlarında annesiyle yaşamış. annesi dediğimse flemeth adlı yaşlı bir büyücü. flemeth efsanelerde ismi geçen bir orman cadısı. morrigan kendine özgü bir havaya sahip. feminist, ateist, agresif fakat arkadaş oldukça yumuşayabilen (sadece size) harika bir kadın. mesela oyun boyunca leliana'yla tanrının varlığını tartışıp durur. değişik felsefelere sahiptir.
yani oyun seçeneklerinizle ilerleyen, adeta yaşayan bir oyun. 5. blight'ı önlemek için dünyayı birleştiriyorsunuz ve türlü türlü macera yaşıyorsunuz.
kısaca bir rpg klasiği.

eşcinsel aşk büyüsü

arkadaşlar inanmayın buna, a4 kağıtta fotoğrafla olmaz bu işler. platoniğinizin tükürüğü, saç teli, tırnağı falan lazım. çok daha güçlü olmasını istiyorsanız bir damla kan hatta, bakın bu da yılların vampirinden tavsiye size. ah bu günümüz büyücüleri... 3d printerla voodoo doll yapacaklar utanmasalar.

türkiye'de zombi olmanın zorlukları

beyin yoksunluğundan kaynaklanan zorluklar bütünüdür. ne yiyecek bu zombi?

sözlüğün hdplilerden oluşması

hatalı bir gözlem. ben ldp'liyim mesela. barajı kaldıracağını güvenerek verdim oyumu hdp'ye, pişman da değilim. sığ bir yorum olacak ama akp'ye koyduk mu? koyduk.
şu saatten sonra tek istediğim şey barış ve akan kanın durması. eminim hdp'ye oy veren diğer insanların istediği de bu. türkiye intikam döngüsünü kırarsa iyi yerlere gelecektir, artık umutla bakıyorum buna.

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

henüz gerçekleşen sevindirici olay. obama şu tweeti attı ardından:
"today is a big step in our march toward equality. gay and lesbian couples now have the right to marry, just like anyone else. #lovewins"

eşcinsel aşk

kendine ve diğerlerine nefret kusmaktan mütevellit sevmenin ve sevilmenin, saf ve karmaşık duyguların, özlemenin ve özlenmenin tadına bakamamış trajik insanların olmadığını iddaa ettiği duygu.
iki gey bi taksiciyle yattı diye (ki yatabilir kimseyi ilgilendirmiyor bu) (rastgele cinsel ilişkiye giren heteroseksüellerin aşkında bir sıkıntı yok ama değil mi?) koskoca aşk kavramını sikiş sokuşa indirgeyebilen çirkin zihniyetleri gösteren başlık ayrıca. uzaktan bakıp ağlayarak otuz bir çekmeye devam edin neden kimse beni sevmiyor diye. biz de yorulmalayım siz de.

ayı sözlük itiraf

bugün yürüyüşe başlayayım dedim, gittim bir yürüyüş parkuruna yürümeye başladım emekli amcalar gibi. emekli amca demişken üç-dört tur attıktan sonra eşofmanlı bir amca jet hızıyla yürüyerek yanımdan geçti. ben de gaza geldim tabi, kaç yaşında amca bana parkurun tozunu attırıyor. hızlandım, deli gibi yürümeye başladım ve sonunda yetiştim amcaya. bi yan gözle baktı bana ve "hmpf"* efektiyle bastı yine gaza. iyice dellendim bu sefer, ride the lightning'i açarak yürüyüş atletine bağladım hemen. evet amcayı geçtim baya fakat vücudumu hissetmiyorum sözlük.
özet: spordan nefret ediyorum.

ayı sözlük dört yaşında zirvesi

istabul'daki ilk günümde katıldığım (ve ilk katıldığım) zirve oldu. bu kadar tatlı insanı bir arada görmek gerçekten mutlu etti. dark bear'a teşekkürlerimi borç bilirim.*

feminenlere ilgi duymayan gay

cinsellik konusunda kafası çok karışan insanları gösteren başlık. insan ilişkileri o kadar sığ boyutlara gelmiş ki yani... neyse.

sözlükteki türk kürt çatışması

öyle bir şey yoktur. ortada bir çatışma da yoktur. hdp'nin varlığını kabullenememiş insanların demokratik hakkını kullanan insanlara hakaret etmesi ve ülkenin %13'ünü terörist ilan etmesi vardır. varsın etsinler. nefret etmek kolay iş.

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la bir akrabalığı olup olmadığını merak ettiğim yazar.

ayı sözlük itiraf

zorlama edebiyatçılar yüzünden çaya olan sevgimi dile getiremiyorum. valla fantastik edebiyat dışında edebiyat kültürüm çok yoktur, twitter'da cemal süreya rt'lemiyorum, zeki demirkubuz izlemiyorum. ama çayın yeri çok ayrı bende ya. şu an yazdığım bu girdiyi eksilemek istiyorum mesela, bu zihniyeti yaratana lanet olsun. *

lgbt savunma birliği

benim aklıma da bunun süper kahraman birliği versiyonu gelmişti. tamam daha yerel de olabilir neden olmasın..