1975 erzincan doğumlu, 1996 yılında çıkardığı cici baba isimli albümüyle tanıdığımız sağlam adımlarla ilerleyen müzik adamıydı. müzik piyasasına hızlı bir giriş yapmıştı o dönemde. ilk albümünün ardından 1997 yılında 2. albümü haykırsam dünyayayı çıkarmıştı. o albümde şehrazat, fedon, yusuf bütünley, ozan doğulu, zeynep türkeş, volga tamöz, feyyaz kuruş, kenan doğulu, iskender paydaş ve hakan demir gibi kaliteli isimlerle çalışmış kariyerinin zirveye ulaşacağı dönemde 1998 yılında afyonun sandıklı ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonucu 23 yaşında hayatını kaybetmiştir.
bugün ölümünün üzerinden 14 yıl geçmiş olmasına rağmen şarkıları halen radyolarda ve televizyonlarda büyük bir beğeniyle takip ediliyor.
dün gece güvenlik güçlerine pusu kuran teröristlerle güvenlik görevlileri arasında çıkan 3 askerimizin şehit olduğu hain saldırı. siirt 3üncü komando tugay komutanlığından kalkan kobra helikopterleri, saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin bulunduğu alanları yoğun ateş alıp bombaladı. bölgede çatışmaların sürdüğü bildirildi.
27/06/1693 - ilk kadın dergisi "the ladies' mercury" londra'da yayımlandı.
27/06/1938 - helikopterin patenti igor sikorsky tarafından alındı.
27/06/1946 - müttefikler, on iki adanın yunanistan'a verilmesini kararlaştırdı.
27/06/1964 - kıbrıs rum hükümeti 15 yaşından büyük türklerin adaya girişini yasakladı.
27/06/1978 - anayasa mahkemesi'ne bomba atıldı; benzin yokluğu nedeniyle uzun kuyruklar oluştu.
27/06/1984 - askerlik süresi 20 aydan 18 aya indi.
27/06/1987 - gaziantep üniversitesi 27 haziran 1987'de kuruldu. üniversitenin bünyesinde 6 fakülte, 4 yüksekokul, 3 enstitü ve 1 konservatuar bulunuyor. türkiye'de üniversitelerin sayısı 28'e yükseldi.
annenin ilgili karikatürdeki düşünce tarzıyla yapmış olduğu eylem sonucu ortaya çıkacak manzaraların sebebidir. bu olaydaki kilit cümle "hayır atılmaz bu işe yarar sonuçta"dır.
dün kardeşimin kolumdan tutup zorla götürdüğü shopping fest alanında canlı performansını dinlediğim hatun kişi. yok arkadaşım bu kadar abartılacak bi kız değil kesinlikle, olay tamamen stüdyo kayıtları ve vokalistlerinde bitiyormuş onu daha net anladım. sadece uhhh ahhh oowww şeklinde eşlik etti çoğu şarkısına geri kalan işi vokalistler hakkını vererek yaptılar. evet ingilizce şarkıları daha iyi okuyor ama ses cidden yok bunu daha net gördüm.
hepimiz mutlaka bu nesnelerden en az birine sahip olmuşuzdur. popülerite sağlamak için kullanılan okul gereçlerini bu sınıfa dahil edebiliriz. benim aklıma gelenler ;
arı maya desenli kokulu silgi,
monami 24'lü ya da 36'lı pastel boya* ve en önemlisi otomatik kalem kutusu *
neyse ki hasta haklarının gizlilik maddesi ve hipokrat yeminin hatırlayan ttb tarafından 3. şahıslarla paylaşılması sonucu cezai yaptırım uygulanmasına karar verilmiş cümle.*
26/06/1926 - kazım karabekir, ali fuat, cafer tayyar, bekir sami ve rüştü paşa, mustafa kemal'e izmir'de hazırlanan suikastla ilgili olarak ankara istiklal mahkemesi'nde yargılanmaya başladılar.
26/06/1945 - birleşmiş milletler'in oluşturulması için 50 ülkeden gelen delegeler, dünya güvenlik bildirgesi'ni imzaladılar.
26/06/1977 - ankara ulus'taki merkez çarşısı tamamen yandı.
26/06/1992 - fenerbahçeli futbolcu tanju çolak hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. tanju çolak türkiye'ye kaçak araba sokmakla suçlanıyor.
26/06/1993 - türk olimpik milli futbol takımı, akdeniz oyunları'nda, cezayir'i 2-0 yenerek altın madalya aldı.
deniz sekinin şeffaf albümünde yer alan bir diğer adı da nasihat olan sözleri ve müziği kendisine ait olan şarkısı. sözleri de şu şekildedir ;
unutur dedin yerine koyamadı bak kimseyi
tadı aşk bunun bile bile canını acıtıyor gibi
denediysen eğer bir kere bile kendine kızma
ona söyle gözünün içine baka baka dostuz biz diyen birisine
bunun adına ayrılık denir
o daha büyümemiş ki ne bilir
seni göğsünü gere gere
nasıl olur da o ellere verir
unutursun unutursun
kimderse yalan söyler
unutursa unutursun
adı aşk nasıl olsa
türkçe veya türkiye türkçesi, ortak altay dil ailesine bağlı türk dillerinin oğuz öbeğine üye bir dildir. türk dilleri ailesi bünyesindeki oğuz öbeğinde bulunur. türkçe dünyada en fazla konuşulan 15. dildir.
türkçe türkiye, kıbrıs, irak, balkanlar, orta asya ve orta avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. ayrıca bu dil, türkiye cumhuriyeti, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti ve kıbrıs cumhuriyeti'nin resmî; romanya, makedonya, kosova ve irak'ın ise tanınmış bölgesel dilidir. balkanlarda konuşulur. bunun aynı öbekte (oğuz öbeğinde) bulunan azerbaycanca ve türkmence, iran, güney azerbaycan, azerbaycan, afganistan, gürcistan ve türkmenistan'da konuşulur. türkçe birçok diyalekte sahip bir dildir.
"istanbul şivesi" türkçenin yazı dilidir. bu yüzden türk dillerinde ve anadolu şivelerinde bulunan "açık e", "hırıltılı h" ve "öndamaksıl n" sesleri bulunmaz. türk abecesinde, sekiz ünlü, 21 ünsüz harf bulunmaktadır, azerbaycan alfabesinde 9 ünlü, 31 ünsüz harf bulunur. genel olarak türk dilleri çok daha fazla sesi olan bir dildir; ancak türkçede, diğer türk dillerinde bulunan /ŋ/, /ɳ/, /q/, /w/, /ɛ/ gibi sesler de bulunmaz. türkçe çok geniş kullanımıyla birlikte zengin bir dil olmasının yanı sıra, özne-nesne-yüklem biçimindeki tümce kuruluşlarıyla bilinmektedir. ayrıca, türkçe sondan eklemeli bir dildir. bu nedenle kullanılan herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilir. türkiye türkçesi bu yönünden dolayı diğer türk dilleri ortak ya da ayrık bulunan onlarca eke sahiptir.
sabah sabah beni dumura uğratan haberin başlığı, sağlık bakanlığının yeni uygulamasıymış efendim.* sağlık bakanlığı anne ve çocuk sağlığını yakından izlemek amacıyla test yaptıran kadının sosyal güvencesi kimin üzerindeyse, o kişiye cep telefonu mesajıyla tebrikler, hamilelik testiniz pozitif çıktı, en kısa zamanda aile hekimine gidiniz şeklinde bir mesaj gönderiliyormuş. bakalım bu yeni uygulama altında neler çıkacak, ne şekilde uyutulacağız diye kara kara düşünmeye başladım şimdiden. umarım haberde bir yanlışlık vardır da ben yanılıyorumdur. böyle bir şey olabilirmi ? söyleyecek laf bulamıyorum.****
25/06/1923 - mustafa kemal paşa izmir'den milletvekili seçildi.
25/06/1960 - işadamı vehbi koç, hazine'ye 26 kilo altın ve bina bağışladı.
25/06/1961 - ilk türk firkateyni berk gölcük'te denize indirildi.
bugün itibariyle başıma gelen hadisedir. sabah kardeşimi lys sınavına götürmemle başlayan maratonum, arkadaşlarımın zorla götürdükleri piknikte telefonumun şarjının bitmesi ve dünyayla olan tüm bağlantımı kaybetmemle sonuçlandığı için sözlüğe de giriş yapamadım. *****
24/06/1821 - simon bolivar yeni kolombiya cumhuriyeti'ni ilan etti.
24/06/1859 - isviçreli iş adamı henri dunant, italya'da solferino savaşı sonrası uluslararası kızılhaç'ı kurmaya karar verdi.
24/06/1961 - türkiye'den ilk işçi kafilesi almanya'ya gitti.
demetin 1996 yılında çıkardığı şikayetim var albümünde yer alan, sözleri ve müziği tansel doğanaya* ait pek gün yüzüne çıkmamış sözleri, demetin vokali ve müzik altyapısı muhteşem olan şarkısı.
sözleri şu şekildedir ;
uykusuz yorgun günler
tükenmiş bitmiş sözler
duygular
beni çoktan terkedip gittiler
kurumuş eski bir aşk
hayattan kopmuş uzak
mahkumdur
böyle bekliyorsa kara toprak
yaptıklarından pişman olsan da
çektirdiklerin cezan yanında
her gün dua ettim
seni merak ettim
bir gün geri döner diyerek tükendim
eski hatıralar
derinden yaralar
acılar bir gün sana hesap sorar
tanrıya seni ben şikayet ettim
çünkü sen
aşkıma ihanet ettin...
demetin kısa saçlı imajını değiştirip uzun postişle ve siyah uzun matrix deri pardesüsüyle arz-ı endam ettiği klibi de ;
2007 yılbaşında bir muhabirin canlı yayında * sarf ettiği şok eden ve kahkaha tufanına sebep olan gafıdır. sözlükte 180 küsür başlık gördüğümüzde bir sevinç içerisinde de söylenebilitesi vardır.
ankara'da yaşayan yazarlara selam olsun 13 nisan 2019 tarihinde saat 15:00 - 16:00 civarında kızılayda birkaç eski yazar arkadaşlarla toplanıp sohbet edeceğiz ve eski günleri yad edeceğiz katılmak isteyen ve mekan önerisi olan yazarlar desteğinizi bekliyorum...
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.
yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.
(bkz:kurşuni renkler) babam gelir aklıma hep. (bkz:fikrimin ince gülü) babam hastayken bu şarkıyı televizyonda gördüğünde ağlamıştı. bi hastalığın bi insanı nasıl çaresiz hale getirdiğini gördüm. içim parçalandı. belki de yaşadığı yılları, geçmişte yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını düşündü. bu iki şarkıyı duyunca içim gidiyo. gözlerim yaşarıyor. kendimi bi garip hissediyorum.
(bkz:we found love) üsteki kadar beni etkilemesi imkansız olsa da bunu duyunca da italyanın teki geliyor hala aklıma. bi adam 1 haftada nasıl bu kadar derine kazınır anlamam.
2 bölümünü de izlediğim dizi. televizyondan olsa hayatta izlemem. türk dizisini televizyonda izleyen arkadaşlara da helal olsun diyorum. 3 saat boyunca imkanı yok oturamam bi dizi için. youtubeda açıyorum, saçma sapan yerlerini geçerek 1 saatte bitiriyorum. yabancı dizi tadında izlemek bu olsa gerek.
neyse gelelim dizinin konusu ve oyuncularına.
gayet kaliteli bi ekip var görünürde. tek tek anlatacak olursak ( of be ne yazasım varmış ha)
(bkz:gökçe bahadır) : (oya) benim taaaa hayat bilgisi zamanından sevdiğim oyuncudur kendisi. insanlar o dizide barbie denen kızı severken ben hep törpü törpü derdim. oyunculuk olarak gerçekten çok beğeniyorum ama o da benim yaşlarda olduğunu belli etmiş. ne kadar makyaj olsa da kırışıklıklar belli oluyor. sorun yok gayet güzel bir kadın, iyi bir oyuncudur.
(bkz:bade işçil): karşımıza pelin olarak çıkan sarışın güzelimiz. ezelde şebnem olarak izlemiştim. ben nedense bu hatuna kısa saçı daha çok yakıştıranlardanım. gayet güzel oynamaktadır.
(bkz:aslıhan gürbüz): merve karakterine hayat veren bu hanımefendi dizinin yılanı, pelinin en yakın arkadaşıdır. uzak durulması gereken psikopat hatun profili. serhanı nasıl kafeslemiş benim için bi muamma. gerçek hayatta serhan gibi bi karakterin böyle bir kadınla evlenmesinin imkanı yok.
(bkz:tülin özen) şirin arzu karakteri. ben bu kadına meryemce zamanı hastaydım. mehmet günsüre mustafam deyişleri kulaklarımda çınlardı. nasıl naif, güzel ve tatlı bi kadınsa artık, heteroseksüel bi ilişkiye resmen gıpta etmiştim. yeniden bi dizide görmek fazlasıyla mutlu etti beni.
şimdi bu kadınlar çok iyi arkadaşlar lisede. pelin ve merve aşırı kıskanç tipler ve oyayı kıskanıyolar. 96 yazında pis bi iftirayla hem oyanın hem edip öğretmenin başını yakıyolar. 20 yıl sonra filan oya büyüdüğü mahalleye geri dönüyor ve olaylar olaylar.
biraz geriden gelsem de zirvenin anahtardan sonra 2. ağır topu olarak benim de zirve ile ilgili yorumlarımı yazmadan geçeceğimi düşünmediniz herhalde...
öncelikle zirvenin organizasyonunu sağlayan sevgili hazineciye çok teşekkür ederim uzun zamandır böyle keyifli bir zirveye katılmamıştım çok iyi geldi.
mekana kadim dostum anahtarla birlikte buluşup geldik, mekanın üst katına çıktığımızda bir portatif yazı tahtasında birşeyler anlatan birisi ve dinleyen bir grup gördük ilk olarak doğal olarak biraz şaşırdık zirveler artık sunum tarzı mı yapılıyor diye birbirimize anlamsız bir bakış attıktan sonra en köşedeki masada oturan eski bir tanıdığı*aknarazı gördüm selamlaşmak için yanına gittiğimde kendisinin de sözlükte yazdığını ve zirve için geldiğini öğrendiğimde kısa süreli bir şaşkınlık* yaşadıktan sonra masaya oturup sohbete başladık. kısa bir süre sonra çekingen bir tavırla masaya * yaklaştı ve daha önceki zirveye ilk katılımdaki çekingenliği bildiğimden "evet düşündüğün kişiler biziz dedik ve sohbete devam ettik. daha sonra senseisplinter ve pena da aramıza katıldı* ve çok keyifli, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir zirve daha geçti. katılan herkese çok teşekkür ederim, keyifli ve mutlaka en kısa sürede tekrarlamamız gereken bir akşam oldu...
en sevdiğim eurovision parçalarındandır, nilüfer de albümünde yorumlamıştır bu şarkıyı,
sözleri ;
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandir
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandır
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
ay la la la la... la la la la... akşam firarları
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
sinema yazarları derneği (siyad), 2017 yılı türkiye sineması ödüllerinde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülüne layık görülmüştür biblom benim. ödülün anons edildiğindeki sevinci görülmeye değer. lgbt görünürlüğü adına verdiği mücadelede kazandığı bu ödül çok önemli bence. tebrikler biblom...
19. bölümde tülayın selahattin çakaler'e söylemesi için yaptığı şu benzetmelerle beni benden alan yalan dünya karakteri.
- sen insanı silikon askısı kopan sutyen gibi yarı yolda bırakan bir tipsin de...
- sen adeta yaz başı beyaz bıngıl vücuda bikini denediğimde yaşadığım hayel kırıklığı, ümitsizliksin de...
- basen genişleyince small beden külotun yanlarda bıraktığı iz gibi sadece bende geçici bir iz bıraktın de...
- selülit gibisin, senden kurtulmak istiyorum de...
zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
zirveye giderken kafamda bir ton soru işareti olmasını sağlayan ve içten içe korkutan yazar. acaba gerçek hayatta da mesajlarda olduğu gibi anlaması zor cümleler kurup beynimi yakmaya çalışacak mı diye derin düşüncelere dalmış olsam da garson çağırır gibi işaretler yapıp beni masasına davet eden ve sonra da zirve sonunda ayrılana kadar yalnız bırakmayan yazarcan. bayağı uzun ve derin mevzularda uzun uzun sohbet ettiğimiz* aynı okulun aynı mekanlarında çok özel anılarımızı paylaştığımız ve zirve haricinde de sık sık görüşeceğimizin sinyallerini verdiğimiz keyifli, zeki, hazırcevap ve espirili adam. böyle bir zirve organize edip yüksek katılım sağlamak için çabaladığın ve bu kadar güzel ev sahipliği yaptığın için ayrıca teşekkürler... tanıştığıma çok memnun oldum...