türbana hiçbir zaman saygı duymadım asla duymam
hüseyin aygün'e sempati duymama neden olmuş açıklamaların bir kısmıdır. ancak, türbana saygı duymamak boyutundan ziyade, açıklamaların devamıyla ilgilidir desteğim. çünkü, türban değildir aslolan, siyasal islamın toplumsal hayattaki herşeye sokulmasıdır.
aygün, beyanında şöyle demiştir:
"davutoğlu adlı
ışidsever, 9 yaşındaki çocuğa takılan türbana, 'gençlerin kıyafetine karışmamak lazım"' demiş. beyefendi ışid'in kılıçla yaptığını 'yönetmelik' ile yapıyor. türkiye senin gibi seleficilere kalmaz, direniriz, kuşkun olmasın” demiştir.
ayrıca, türbanla ilgili olarak yaptığı yorum da tarihsel açıdan yanlış ve eksik değildir:
"arap erkek egemenlerinin kadını aşağılama aracıdır türban. arap erkekleri 7. yüzyılda, 9 yaşındaki kızları koynuna alıyordu. şimdiki türk
ışid'çiler 9 yaşındaki çocukları türbana sarıyorlar. 7. yüzyıldan 21. yüzyıla aynı mantık." demiştir.
helal olsundur!!
26 eylül 2014 istanbul üniversitesi ışid saldırısı
öğrendiğim kadarıyla pkklılar değil, farklı bir sol eğilimden arkadaşlarmış. çeşitli haber kanallarında ve sosyal medya ortamlarında yapılan yorumlara bakıp üzülmemek elde değil. insanlar hala,
akp faşizminden ve demokratik kayıplardan ders çıkartamıyorlar maalesef. ışid'e karşı direnmek ve onunla mücadele etmek, sadece solun değil, türkiye'nin ulusal çıkarlarına inanan herkesin hassasiyeti olmalıdır. öğrenciler, üniversitede elbette siyaset yapmalıdırlar ve yapacaklardır. önemli olan, siyasal mücadelenin kapsamı ve kalitesidir. artık ırk ve mezhep ayrımlarını bırakarak, solun evrensel değerlerini benimsemiş bir demokrasi için gereken birliği ve dayanışmayı göstermenin zamanı gelmiş ve geçmektedir... ışid'e ve onun türkiye'deki gönüldaşlarına haddini bildirmek, her anadolu sevdalısının görevidir...
minor empire
yeni tanıştığım etkileyici müzik grubu.
taa kanada'dan anadolu'nun geleneksel müziğinin onurlandırılması bir yana, başardıkları sentez melodiler de enfes yahu!!
tanıyın, tanıtın, dinleyin ve dinletin lütfen...
bu nefis eserleri yaratan grup üyeleri:
ozan boz
özgü özman
ismail hakkı fencioğlu
didem başar
michael occhipinti
chris gartner
debashis sinha
bu linkten grubun kendi sitesini inceleyebilirsiniz:
http://www.minorempire.net
(1 kasım'da mersin hayal kahvesi'nde olacaklarını öğrendim.
biletler alındı.
çok heyecanlıyım.)
yeni türkiye'nin eğitim planları
milli iradenin hakimiyetindeki ultra-ileri demokrasiyle şahlanmış biçimde dörtnala duvara koşmakta olan yeni (?!) türkiye'nin, eğitim yerine başka planları olduğu açıktır. inanılmaz bir kabusa dönüşmüştür; sözde milli eğitim, özde "dinci devrilim" hamleleri.
baş açık ibaresinin milli eğitim bakanlığı yönetmeliğinden kaldırılması
- masum bir hareket, samimi bir dindarlık göstergesi değildir! öyle olaydı, siyasallaşarak hukuk metnine dönüşmezdi zaten!
- malumun ilanıdır; dervişin fikrinin zikridir; iç savaşın tüm şiddetiyle sürdüğünün son alametidir!
- sona erdirilen 1. cumhuriyetin yerine geçen yepyeni(?!) 2. cumhuriyetin eğitim felsefesinin turnusol kağıdıdır!!
-
akp faşizminin 4+4+4le yok ettiği ortaöğretime yeni misyonlar yükleme gayretidir.
yeni türkiye'nin büyük ortadoğu planı
yeni türkiye'nin "büyük ortadoğu hezimeti veya kifayetsizliği" (boh veya bok ile daha uygun duruyor hani) denilesi rezilliklerinden biridir.
gelecek günler daha nelere gebe acaba? dedirtendir.
araf
bu sözlükte, bu isimle katkı yapmasından büyük mutluluk duyduğum varlık. hoşgelmişsin, hiç gitmeyesin!
ilber ortaylı
eski mülkiyeli akademisyenlerimizdendir. zamanında, derslerini yaptığı amfide yer bulabilmek mümkün olmazdı...öyle rağbet görürdü adam...
siyasal görüşlerine katılmasam da, bu topluma tarihini öğretebilmek için çaba göstermiş ve üniversiteye kapanıp kalmamış değerli bir tarihçimizdir.
istemeden vermek
gülümsetici bir iddiadır...
çıkarmadan 3 posta atmak
çıkarmadan 2 posta atabilmişliği olan bir fani olarak, şehvet düzeyi ve beslenme koşullarının optimum uyumuyla yakalanabilecek ender bir durum biçiminde tanımlayabilirim.
zordur, ama imkansız görünmemektedir...
liman
bazen bir sestir, bazen güzel bir nostaljik koku, bazen de anılardır beynimizin sanal kayıtlarında hayali kırıntılardan oluşan.
çoğunlukla da, özlenen bir kişidir sanki. ona sığınmak ve onda dinlenmek ne güzeldir öyle! tanrı, hiçkimseyi limansız komasın!
dünyada tanrılaşmak
- yaratana duyulan sevgiyi bir yalana dönüştüren tutkudur bu!
- güce tapma tutkusunun, tanrıyla soslanmış biçimidir.
- inkar edilse de, aslında bir şirk modelidir.
- o sorgulanamayan en yüksek mevkiye duyulan özlemi kötüye kullanmaktır.
- firavunluktur; despotluktur. monarşik dönemlerin klasiği, modern dönemlerin faşizm tipidir.
- "nasıl olsa tanrı/allah cevap vermez veya reddetmez" diye düşünülerek, günümüz dünyasında en çok sömürülen ve hep kötüye kullanılan beleş bir güçtür tanrı adına hüküm verebilmek!
ezginin günlüğü
öyle sözler, öyle sesler ve öyle hisler var ki anlatılmaz...
ezginin günlüğü, bence bu ülkenin başına gelen, bu ülkede yetişen ve bizden diyebileceğimiz en güzel müzik ve sanat değerlerinden birisi...vokalleri ve şarkı sözleri hiç tükenmesin, e mi!!
gövdesini delip geçme isteği yaratan sarılma hissi
çok uzun sarılmamış olmaktan değil de, inanılmaz bir ten uyumu bulunca yaşadığım olağanüstü bir durumdur.
bir kişide yaşamıştım; unutulmaz aşkım.
başka bir tende öyle sıkı ve uzun süreli sarılma isteği duymamıştım.
bir daha olur mu bilmiyorum...
mutfakta sevişmek
özellikle, sevgili bulaşık yıkarken veya yemek pişirme etkinlikleriyle meşgulken, onu arkadan taciz etmeye doyum olmaz!
hele elleri kirli olduğundan size vuramıyor ve sağa-sola kaçamıyorsa, daha da keyifli ve unutulmazdır!
eski sevgilinin yeni sevgilisinin eski sevgilisi olmak
matematiksel, cinsel, toplumsal ve fantazisel olarak olasıdır.
evrendeki olasılık teamüllerine de uygundur.
ama, yaşanmayasıdır.
ünlü birisini gördüğünde el sallayan vatandaş sevinci
"ya neresini sallayacadı yarraam?" dedirtesi durumdur...samimi bir coşkudur, safidir, halis anadolu üretimi organik bir hezeyandır!!
yani kasmayalım kendimizi bu kadar. ingiliz kraliyet ailesinden olmadığımıza göre, rahat olalım, el kol sallasın halkımız bence. herkese, her yöne, hatta tüm evrene!
mercimek çorbası
tüm çorbaların ve bilimum ateşte pişirilmiş yemeklerin mağrur efendisidir...inanmayan doktorlara sorsun, her derde devadır; ekonomiktir; lezzetlidir,...
benim tarzımda yapılırsa, daha da müthiştir.
tüm kırmızı mercimekle, kuzu kemik suyuna, soğan, patates ve sarımsakla, biber salçası ve tereyağıyla yapılıp, altını kapatmaya 5 dk kala bir çorba kaşığı (önceden suda çözülüp hazırlanmış) tarhanayı da son rötuş olarak ekleyip bir kaynama daha pişirirseniz...ooof oofff....öyle kıvamlı ve yoğun bir lezzet verir ki, sormayın, deneyin gitsin!
avustralya
britanya halklarının mülkü sayılan ve "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" ünvanını kazanmasına neden olan, ingiliz milletler topluluğu (common wealth) üyesi ülkelerden birisidir. doğası, ekonomisi ve siyasetiyle yaşanılası bir kıta imiş...kötüleyene ve eleştirene hiç rastlamadım.
kanada'dan bile daha çok övgü düzülüyor...
akp
hile, rüşvet, tehdit, entrika ve yoksulluğun suiistimaline dayalı popülizmi kullanarak, güçler ayrılığının kör-topal dengesini yok edip, güya milli iradeye dayalı yeni bir türkiye iddiasıyla 1. cumhuriyete son vererek "islamcı yarı-başkanlık" ile "hafif raylı faşizm" karışımı bir ucube rejim yaratan, yarı siyasal-yarı militer bir islam soslu örgüttür.