az kaldı çok heyecanlıyım. ihtiyaç listemi hazırlıyorum sabahtan beri.
şimdiki fiyatlarını da yazıyorum bir kenara. geçen seneki gibi kazık yemeyeceğim bu sefer.
2015 yapımı tek seferde çekilmiş bir film. bayılıyorum böyle aşkı için tehlikeli işlere karışan karakterlere. sonuçta aşk için ölmeli aşk o zaman aşk değil mi?
gel gör ki rabbim korusun ben korkarım böyle şeylerden.
benim de müdürüm aradı dün tuzlu suyla gargara yap ve karanfil çiğne hastalanmadan atlatırsın dedi.
tabi önceki tecrübelerimden söylediklerine dünyanın en mantıklı fikriymiş gibi yaklaşmanın en mantıklısı olduğunu öğrendiğimden yapacağımı söyledim. bugün tekrar aradı yaptın mı dediklerimi diye. yaptım iyi geldi keşke daha önce deseydiniz dedim.
tam bir embesil.
normalde her gün sabah ve akşam duş alırım ama bu alışkanlığımı nasıl edindim ve neden doğruluğunu hiç sorgulamadım bilmiyorum. bir süre önce her gün duş almanın doğal olmadığını ileri süren bir yazı okumuştum. hazır karantinadayken de denemeye karar verdim. 4 gündür duş almıyorum şu an. hedefim 10 gün daha dayanıp 14 güne tamamlayıp gözlemde bulunmak. ailem zaten güzel bir kokuyu haketmiyor. ben de katlanıyorum ne de olsa kendi kokum nolucak ki.
su israfı yolu ile küresel ısınmaya etkimiz de beni bunu denemeye itti.
gördüğüm kadarıyla cinsel içerikli girdileri otomatikmen eksileyen bir güruh var burada. cinsellik de hayatın bir parçası olduğuna göre elbet ondan da bahsedilecek neden bu fobiniz oluştu acaba merak ettim. yani bir insan sırf cinsellik üzerine yazıyor başka konularda yazmıyorsa anlayabilirim bir nebze bu tutumu ama namus bekçisi gibi cinsel içerikli her girdiyi de eksilemek garip. ben alakam ve bilgim olan her konuda yazmaya özen gösteriyorum.
salgın hastalıkların da dahil olduğu iş sözleşmelerinde işin süre uzatımına sebep olacak şeyler. ucu açıktır ve genelde işin bitirilememesi sonucunda kontratın ilgili maddesi bahane edilerek süre uzatımı verilir.
değerli bir üyemiz olduğunuz için teşekkür ederiz şeklinde mesajlar atıyorlar sürekli. ne yalan söyleyeyim hoşuma gidiyor. üyelerini önemsiyorlar. mesela bir süredir bu sözlükte yazıyorum hiç bu tarz bir mesaj almadım. ayda bir otomatik de olsa iyi ki aramızdasın değerli bir üyesin tarzı mesajlar gelse ifitihar ederim.
what the tuck! reis burada neler olmuş böyle. belli ki actual proof beni hiç anlamamış. ben de onu anlamamışım. bu üzdü şu anda. ağbi, öyle bir çağda yaşıyoruz ki at izi iti izine karışmış. (bkz: bıyık büküle büküle gaytan,insan sikile sikile şeytan olurmuş ) ne diyeyim daha bilemedim. şeytan olmuşsunuz hepiniz.
seren ve gülbene gelince, ünlü olma serüvenine üçüncü sınıf iç çamaşırı defileleriyle başladığın gerçeklerin ne olacak. neydin ki ne oldun canısı. geldiğin yeri unutma gülben hanım. benim tecrübelerim senin muhafazakar ruhuna ağır gelir tatlım.
- kendisi gamlı baykuş değildir.
- gamlı baykuş'un aşireti ile uzaktan yakından alakaları yoktur.
- uşaklı triportör sahibi bdsm severler derneği asil üyesidir.
- yakın gözlüğü 1.50 uzak ise 3.00'dır. astigmat 0.50'dir
- hafif ülser, eser kaşıntı, şöyle böyle sinüziti vardır.
'you don't know me' ki. buraları boş görünce çakallar aslan olmuş bakıyorum. rooftop festival dediğin de çatıkatı şenliği. bu özentilik ne zaman havalı oldu amk. özünüze dönünüz. klimasız evde büyüdüysen lütfen öyle davran. kavruk yaz dediğin yerde geceleri götümüzü buz keserdi. klimalı gibi olurdu her yer. ateş yakar üzerinden atlardık ısınmak için. bilmezsin. mecburiyetten damda yatma lafın da güldürmedi değil.
öncelikle dnr diye başlık açan, ardından da 'ulan bunun doğrusu d&r'dı' diye bakınız veren (bkz:özdemir)'e teşekkür ediyorum.
bildiğiniz üzre doğan holding bünyesinde bir oluşumdu d&r. dergi, kitap ve kırtasiye kısmı renkli ve çeşitliydi.
doğan holding medya ayağından el çektirilince d&r turkuvaz medya'ya geçti. onlar da hemen istedikleri kitapları satıp satmamaya başladılar. neyse zaten tüm bunlar olana kadar internetten alışverişe başlamıştım. şimdilerde avm'lere de gittiğim yok. d&r benim için eski hayalet bir mağaza gibi.
aşıların koruyuculuk yüzdesi aşının kaç kişide bağışıklık kazandırdığını gösterir. yüzde kaçının öleceğini değil. bu nedenle %65 bağışıklığın üzeri kabul edilebilir bir değerdir. çünkü sürü bağışıklığını kazandırmış olursunuz, bulaş zincirini kırar ve hastalığın bitmesini sağlarsınız.
bu da tek etken değildir. siz toplumu aşılayana kadar grip virüsünde olduğu gibi hızlı mutasyonların da gerçekleşmemesi gerekir. aksi takdirde her çıkan mutasyon için halkı sık aralıklarla aşılamanız icap eder.
hastalık geçirmek aşı kadar uzun süre bağışıklık sağlamıyor. bir defa geçirmiş olmanız ikinci defa daha hafif yada daha ağır geçirip geçirmeyeceğinizi belirlemez. "ben geçirdim yeaa birşey olmaz" mantığıyla hareket edenler ikinci defa yakalandıklarında yoğun bakımlık olabiliyor. tedbiri elden bırakmamak lazım.
kilonun tamamen kisinin oz iradesinde oldugunu anladigindan beri bu konuda merhametli olamayan dangalaklara bir soru sormak lazım
senin merhametine ihtiyacı olan kim?
minnacık beyninle oluşturduğun önermeden bilim adamlarının haberi var mı?
bakın bunun eşcinsellik tercihtir diyenlerden hiçbir farkı yok. tercih se de sana ne gerizekalı dediğimiz adamlara söz konusu kilo olunca da sessiz kalmamalıyız yoksa bu dangalaklar haddini aşmaya çok meyilli ve ben haddini aşmanın kişinin tamamen öz iradesinde olduğunu anladığımdan beri merhamet gösteremiyorum bu iq mahrumlarına. uzun bir cümle oldu ya iq nuzun yettiği parçalara bölüp parça parça sindirebilirsiniz.
aydın diye geçinen kesimden iyice tiksinmemi sağlayan sözleşme.
biliyorsunuz bir süredir tartışılıp duruyor. geri kafalılar tarafından nasıl eleştirildiği ortada ama sözleşmeyi savunanların argümanlarına baktıkça deliriyorum.
sözleşmenin sadece kadına şiddete yaptırımı olduğunu, lgbti bireyleri kapsamadığını söyleyip duruyorlar. resmen hep bir ağızdan lgbti bireylere uygulanan şiddeti normalleştiriyorlar ve bir allahın kulu da kalkıp demiyor kardeşim olay şiddete karşı korunmaksa neden lgbti leri kapsamasın diye. hepsi hemfikir olmuş lgbti bireylere şiddet uygulanabileceği konusunda.
bugün pişirdim uzun zaman sonra. çok severim. fransız kültürünü çok severim zaten. bugün french night yapayım diye düşündüm. aslında şampanya içecektim ama bütçemi aştığı için soğan alıp çorba kaynattım. babam soğandan çorba mı olur tavuk koysaydın bari dedi ama ne anlasın allahın köylüsü.
bide kruvasan aldım kahvaltıda reçelle yicem yarın.
halbuki hetero çiftler sahillerde el ele diz dize takılırken bizim eşcinsellerin sevgilisi ile rahat rahat takılabilmesi için geceyi beklemesi lazım değil mi?
başlıktaki gündüz vakti lafına takılmaktan çok dayılar lafına takıldım. bana biraz itici geldi. homofobik topluma yakalanan eşcinselleri mizah konusu yapanların kullandığı sığ ve bir o kadar klişe laf!
(bkz:alışın her yerdeyiz)
dünyanın her yerinde nudist beachler veya eşcinsellerin takıldığı cruising arealar var. ama tabi orta doğu cehenneminde azıcık nefes almak isterseniz allahın unuttuğu koylara gitmeniz gerekir ki orada bile sizi bulup şikayet ederler homofobik devletlerine.
aslında güzel bir durum tabi ama uzun zamandır bu konuda kafam biraz karışıktı. hiç tacize uğramadım çocukken.
daha önce kuzenim ve bir süre önce de yakın bir arkadaşım çocukken tacize uğradıklarını paylaşmışlardı benimle. onlar adına çok üzüldüm ama bir yandan da aklıma şu soru geldi. çok sempatik tatlı bir çocuktum ben neden hiç tacize uğramadım acaba. sonuçta kuzenim ile hep aynı ortamlardaydık.
başta saçma bir düşünce olsa da uzun süre kafamı kurcalamaktan kendimi alamadım. çocukluk fotoğraflarıma baktım. daha sonra kuzeniminkilere baktım. allah affetsin çok çirkin bir çocuktu. daha sonra arkadaşıma da çoccukluk fotoğrafını görmek istediğimi söyledim ama saçma bir tepki verdi. göstermedi. ama o da zaten yakışıklı biri değil çocukken de tatlı bir çocuk olmadığına eminim. belki de ben de tacize uğradım ama bastırdım hatırlamıyorum diye teselli ettim kendimi.
daha sonra konuyu terapistime açtım. meğer pedofililer hedef olarak kendilerine tatlı çocukları değil zayıf çocukları seçiyorlarmış kolay hedef olarak gördükleri için.
yani çocukken tacize uğramadım diye canı sıkılan varsa diye paylaşmak istedim. kendinizi kötü hissetmenize gerek yok.
yakın arkadaşımın sevgilisiyle yatmıştım. ortaya çıkınca bir daha benle görüşmedi. arkadaş grubundan da dışladılar beni bir erkek için. yakışıklı olsa içim yanmayacak çirkin de bişeydi. bir anlık azgınlıkla olan oldu. şimdi hiçbiri benle görüşmüyor. demek gerçek dostlarım değillermiş ne yapayım...
ful aktifler sevişmez öpüşmez, poposunu ellettirmez sadece aktif olurlar. sikiciler ise genelde sadece gender discriminationa karşıdır. aslında her türlü ayrımcılığa karşıdır türcü değillerdir. hayvanlarla da beraber olurlar. hatta nesnelerle bile beraber olabilirler. * ilk bakışta daha açık fikirli, iyi insanlar gibi görünseler de beraber oldukları hayvanların rızası olmadan ilişkiye girdikleri için tacizci kategorisine girerler.
düşünmeme gerek yok demin covid testimin sonucunu eski sevgilime yolladım. altına da ağır geçiriyorum. belki de atlatamıcam seni son kez görmek isterdim ama kıyamam sana bulaştırmaya yazdım. whatsapp dan engellediği için mail attım bakalım okuyunca merak edip engeli kaldıracak mı? aslında hiç semptomum yok ama can çekişiyor gibi yapıcam bakalım napıcak planım işe yararsa barışabiliriz belki. en son beni saçma sapan şeyler için arama deyip engellemişti şimdi pişman olsun biraz bakalım.