kürk mantolu madonna
adını ilk duyduğumda, ahahaha nihayet madonna'ya da kitap yazmışlar gibi zavallıca ve cahilce yorumlarda bulunduğum, halbuki incelediğimde kitap yazıldığında daha ortada madonna'nın bile bulunmadığını anlayarak utandığım, okuyanların bayıldığı sabahattin ali kitabı.
* * *
domuz eti
önceleri dini inanç vs. nedenlerle yemezken, hollanda'dayken mecbur birkaç defa yemek zorunda kalıp, yememe nedenimi gerekçelendirdiğim, vıcık vıcık lezzetsiz et. ayrıca çok yağlı olduğu ve vücutta erimediği için yenilmesi sakıncalı yiyeceklerdenmiş.
lale mansur
hem duruşunu, hem oyunculuğunu, hem hayata karşı radarlarının açık oluşunu, duyarlılığını sevdiğim oyuncu. koro şefi cem mansur?un eşidir. cüretkar filmlerde de sakınmadan oynayabilmesi, ayrıca zaman zaman cesur açıklamalarda bulunmasıyla takdir kazanan oyuncudur.
yanlış kişiye aşık olmak
acı çekeceğini bile bile, kavuşma umudun olmayan birine abayı yakmak. örn. evli erkekler (ne kadar sizi sevdikklerini söyleseler de hiçbir evli erkek sizin için yuvasını bozmaz, hep ikinci planda kalmaya ve acı çekmeye mahkumsunuzdur), ünlü yıldızlar (zaman zaman örnekleri çıkmıyor değil, ama genelde bu insanlar ulaşılamazdır, egoisttir ve siz acı çektiğinizle kalırsınız), heterolar (zaten şansınız yok gibidir, hele bir de homofobiklerse)
iki kaşının ortasını alan erkek
büdü kaşlarda alınsa iyi olacak uygulama, estetik açıdan daha güzel görünür. ben de sadece ortasını alanlardanım.
kaldırılan üds kpds
sınavsız ve insanın beceri, yetenek ve ilgilerine yönelik eğitim alma imkanının bulunduğu bir eğitim sistemi kurulmadıkça istediği kadar kaldırsınlar sınavları... üds gider, müds gelir, kpds gider mpds gelir, zihniyet ve eğitimdeki çarpıklık sürdükçe sınavın değişen sadece adı olur; içerikse aynı içerik, şifreyse aynı şifre....
eşcinsellerle arkadaşlık
özellikle erkek arkadaşlarını elinde tutamayan kız arkadaşların ilk yardım kutusu gibidirler. hem kadın hem erkek ruhundan anladıkları için, en doğru gözlemi ve teşhisi yapıp en doğru yol göstemeleri gerçekleştirebilirler. kızlarla araları çok iyi olduğu için hetero erkeklerin hem gıptayla hem de hasetle baktıkları insan tipidir. eğlenceli, sosyal, kızla kız erkekle erkek gibi olabilen. doğal ve samimi arkadaşlıktır. bu yüzden insanlar kendini rahat hissederler yanında (en azından gay dostu olanlar)
eşcinsellerin genellikle terbiyesiz insanlar olması
öyle eşcinseller var ki, bazen haksızca bazen haklı olarak, tüm dünyanın kendilerine karşı sürekli komplolar kurduğunu, sürekli onların kötülüğüne çalışıldığını düşünüp, alakasız bile olsa en ufak bir hareketi kendilerine hakaret olarak algılıyor ve karşı tepki olarak çirkefleşiyor, bu doğru. bu kendine aşırı değer vermekten mi, yoksa iyice değersiz hissetmekten mi oluyor bilmiyorum. bir gün bir dolmuşa bindim, yanımda da bir eşcinsel vardı, şöför eksik para mı ne vermiş yanlışlıkla, bu yanımdaki şöföre ağzına geleni söylemeye başladı. ne insan hakları kaldı, ne hakaret uğradığı, ne aşağılandığı, sürüm sürüm süründürme tehditleri vs. dur yahu ne oluyor, adam sen eşcinselsin diye mi paranı eksik verdi yani. belli ki yanlış saymış, neyse ki adam insan çıktı da çok tepki vermedi. evet biz toplumun gözünde ikinci sınıf görülebiliriz ve eşitlik yolunda daha kat edecek çok mesafe var ama bu kadar da komplo teorileriyle hayatı kendinize ve başkalarına zindan etmeyin balım...
ayı sözlük yazarlarının doğum günleri
benim 5 nisan 1983
yaşardan tam 13 yaş küçüğüm, üzerinize afiyet aynı gün doğmuşuz.
marion cotillard
1975 doğumlu fransız aktrist. özellikle
edith piafın hayatını anlatan la mome filminde piaf'ı canlandırarak büyük film yıldızları arasına genç yaşında girmiş, bu rolüyle oskar kazanmış, bundan sonra hep yüksek çıtalı filmlerde (örn. (bkz:
başlangıç) ) oynamıştır. bu role seçilmesinde, gözlerinin piaf'a benzemesi ve şarkı söyleyebilmesi etkili olmuştur.
edith piaf
hayatını anlatan filmde (bkz:
la mome)
marion cotillardın hayatını canlandırdığı, her dönemin efsanevi sanatçısı ve ufak tefek de olmasından dolayı kaldırım serçesi lakabı verilen ünlü fransız sanatçı.
non je ne regrette rien
delta of venus
dün elime geçen eski bir toppop dergisinde tanıtımını görmüşken, burda başlık olarak açılması sonucu dumur olduğum film. ve dergide sahneler sansürlenmeden verilmişti. nerden nereye vardığımızı varın siz düşünün. ordaki fotoğraftaki adama aşık olmuştuk arkadaşım ve ben. meraktayım ilk fırsatta izleyeceğim.
arap baharı
arap uyruklu bahar adlı bir kadın
*
kedi
elime geçen bir çeviri sayesinde derinlemesine özelliklerini tanıma imkanı bulduğum canlı. buna göre:
- kedinin size sürtünmesi demek, civar kedilere bunun sahibi var, yaklaşmayın yakarım mesajı vermektir. kedi kokusunu bırakıyormuş.
- 4. kattan düşen bir kedi ile 7. kattan düşen bir kedi arasında en büyük zararı 4. kattan düşen alırmış, çünkü kedinin pozisyon alması için gereken mesafe yetersiz kalıyormuş (gerçekten şahitim, kedimiz 4. kattan kafasının üstüne düştüydü, hani 4 ayak?)
- kedinin kucağınızda bacağınıza patileriyle bastırma hareketi, kedinin kendini kucağınızda aynı annesiyle olduğu gibi güvende hissetmesi anlamına geliyormuş. şöyle ki, kediler doğduklarında kör ve sağır doğarlarmış, bu yüzden anne memesini pati yordamı ile bulup o memeye kokularını bırakarak hep aynı memeyi emerlermiş ve süt gelsin diye patileriyle bastırırlarmış.
- anne kedi yavruları hijyenik ortamda büyüsün diye yavrularının kakalarını yermiş, bu yüzden yavruların anneyi model alarak kaka yemeleri olağan bir davranışmış, bu yüzden temizliğe özellikle tuvalet temizliğine dikkat edilmeli.
- kedilerde laktoz intoleransı olurmuş, bu yüzden aslında verilen inek sütleri midelerine dokunabilirmiş, bu yüzden keçi sütü verilmeliymiş.
- kediler kalabalık bir ortama girdiklerinde, en çok kendilerine hiç bakmayana giderlermiş, çünkü orda rahat edeceklerini bilirlermiş.
şenay
honki ponki torino şarkısını da türk pop müzik literatürüne kazandırmış 70'lerden türk pop müzik şarkıcısı. allah rahmet eylesin.
özeleştiri
en ağırını yaptığım eleştiri türü. insanın kendisine dışarıdan bakabilme, kim olduğunu görebilme, kendini tanıma meselesi.
sabah sabah entry girmek
yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum
pişman olup da napıcam, yaşanan yaşanmış, geri getiremem ki, ancak ders çıkarır bir daha yapmam. ama keşke yapsamaydım demem. sonuçta yaşadıklarım beni bugünlere getirmiş, bu yüzden eskileri hatırlayıp, önümüzdeki maçlara bakmanın gerekli olduğu kanaatindeyim.
metrobüs fantezisi
güzel dudaklı adamların dudaklarına yapışıp diğerlerine arkadan sürttürmek...
*