cocuklugumun soguk geceleri
sivas'ta büyüdüğüm için çocukluğumun kışları dendiğinde aklıma gelen ilk kavramlardan.
sokak ortasında apış arasını kaşıyan erkek
türk erkeğidir. bir röportajda bunu yapan bir adama sormuşlardı ''neden erkekler apış arasını kaşır diye?'' adam da ''yapışıyor ne yapalım'' diye dumur edici bir cevap vermişti ve bu olay televizyonda yayınlanmıştı!
bir kadını tecavüzcüsüyle evlendirmek
ancak türkiye'deki bakanların ve dar zihniyetlerin aklına gelebilecek insanlık dışı uygulamadır. bu düşüncede olan errrkek bakanlar da bir gün yaşasındır bu olayı ve tecavüzcüleriyle evlendirilsindir!
*
ayı sözlük yazarlarının korktukları şeyler
böcek, fare, yılan, haşarat... (korksam da öldüremem), asansörde kapalı kalmak (ama kapalı alan korkum yoktur, asansörün iki kat arasında kalmasıdır korkum), beğendiğim adamın aletinin küçük çıkması (bu da hayalkırıklığına dönüşen beklentidendir diyelim)
ipek ongun
her gey gibi benim de zamanında cilt cilt kitabına sahip olduğum, okuduğum, hatta hatmettiğim, hatta bir imza gününde "siz gençlerin dilinden en iyi anlayan yazarsınız" hödüsünü sarfetmiş bulunduğum, gençlere yol yordam gösterme adı altında sosyeteye insan yetiştirme kursu tadında eblek kitaplar yazan, bir genç kızın gizli günlüğü diye ciltler dolusu saçma bir seriye imza atmış bu seride herkesi birbirine aşna fişna ettirmiş yazar. biz de bunu okuduk yıllarca...
çince
çinlilerin kendilerinin bile öğrenmesi bir ömür süren gene de öğrenmesi bitmeyen, her şeklin başka bir cümlede başka anlama geldiği, zaten çinceyi çözersem hayatın sırrını bulmuş olacağımı düşündüğüm ve hiç şimdi o işe giremem diye vazgeçtiğim dildir. insanoğlunun kendini bile isteye nasıl zora sokabileceğinin kanıtı olan dildir aynı zamanda....
vicks
artık piyasadan kaldırılmış olan, özellikle yeşili boğazımı yakarken bir yandan muhteşem lezzetiyle bir daha bir daha yeme isteği uyandıran, çocukluğumun vazgeçilmez pastili. bir de burun akıcı kremi vardır ki sinüs filan kalmaz akıp gider hepsi, lakin sakın göze sürmeyiniz.... ben bi kere sürdüm, kör oldum sandım....
cutebeary
ismi bile takibe yetecekken yazacaklarını merakla beklediğim yazar, eğer doğru kişiye baktıysam çok fazla seksidir
karnıyarık
patlıcanı yarmışlar, içine kıyma ve çeşitli malzemeler koymuşlar pişirip servis etmişler, pek güzel olmuş, çok da güzel olmuş.
güvercin
barışın sembolü olan, çeşitli türleri bulunan, oyuncu kuş türü. ben de zamanında beslemiştim "caner" adında bir güvercinim vardı. insana huzur veren bir yanları bu kuşların.
hrant dink
bu ülkedeki kendi gibi olmayanları/düşünmeyenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünen faşist ve yobaz beyinlerce ortadan kaldırılmış aydınlık insan. bir kere öldürülerek ortadan kaldırılır sandılar ama bir sembol oldu o artık hiç unutulmayacak ters tepti planları faşistlerin...
tuğba ekinci
aslında kimsenin cesaret edemediği işlerin, şeylerin ve söylemlerin dannnnn diye ortasına atlamasıyla cesur insan portresi çizen ama yer yer bu dobralığı patavatsızlıkla karıştıran ve antipatiklik derecesine vardıran, bir ödül törenine tarkana ayar vermiş, şarkıcı, oyuncu, nemfoman. şu diyalogu hiç aklımdan çıkmaz:
magazin muhabiri: efendim ibrahim çelikkol'la sevgili olduğunuz söyleniyor???
tuğba ekinci: yok değiliz, sadece birbirimizin ihtiyaçlarını gideriyoruz...
magazin muhabiri: !?!?!!
büyüyünce ne olacaksın
banka
modern zaman tefecileri!
güya paramızı koruyup kollamak, işletmek ve değerlendirmek üzere açılmış kurumlar, ama, modern zamanlardaki anlamı işletim ücreti, eft, havale, vs vs vs bii dolu işlemle sizi soyma, hayvan muamelesi yapma, zerre ilgilenmeme üzerine kurulmuş olan kurumlar.
bir de reklamlarda avaz avaz kredi çığırtkanlığı yapıyorlar ki, ülkede pek çok intiharın da nedenidirler.
mesela bi banka, maaşınızın 15 katına kadar kredi veriyoruz diyorlar. adamın zaten ödeyecek durumu yok, maaşını kuş kadar bir de 15 katını nasıl ödeyecek o adam? bunun tefecilikten ne farkı var?
gökkuşağı
güneşli havada, havada asılı kalan nem taneciklerinden geçen ışıkla gökyüzünde beliren renkli kuşak. aynı zamanda çeşitli mitlerin de kaynağıdır. altından geçtiğinizde cinsiyetin değişeceği yönünde bi inanış var ki eşcinsellerin sembolü olmasını buna bağlıyorum. yaşları, statüleri, mevkileri ne olursa olsun, gördüklerinde aaa eeaao gökkuşaa ayy iii nidalarıyla fotoğraf makinelerine abanan insanları görmeniz mümkündür. mutluluk veren gülümseten renk şelalesi.
dereotu
peynirle birlikte poğaçaların vazgeçilmezi, yararlı yeşil bitki.
elton john
eşi david furnish'le yeniden baba olma mutluluğunu yaşamıştır. buraya kadar her şey normal ama bu entiriyi girme amacım aslında biraz anlamından sapacak. bu olayın yorumlanma biçimi ve okur yorumları beni binlerce düşünceye sevk etti. yorumların ortak noktası eşcinselliğin ahlaksızlık ve çarpıklık olduğu ve hadi eşcinsel evliliğe izin veriliyor, çocuk yapmalarına nasıl izin veriliyor, o çocuğa bunun hesabını nasıl verirlermiş, o çocuk da ahlaksız ve/veya her daim utançla gezmeyecek miymiş vs. vs. halbuki dünyada şiddeti yaratan da kendileri, daha yenilerde izmitte sözüm ona bir "hetero" errrrrkk baba üç çocuğunu ve karısını katletti. bir tane eşcinsel örnek gösterebilirler mi bu türden? aksine dünyadaki tüm şiddeti ve kutuplaşmayı heterolar yaratıyor, o çocuk o yorum yapanların hepsinin çocuğundan çok daha ahlaklı, barışçıl ve sevgi dolu olacak (ya da olmayacak belki onu da bilemeyiz) ama bir şey olucaksa bu onu eşcinsel bir ebeveyn yetiştirdiği için olmayacak.... bence o yorumları yazanların beyinlerini havalandırmaya ihtiyaçları var!!! allah elton john ve eşinini çocuklarına sağlıklı ve güzel bir ömür nasip etsin...
orospu olmak istiyorum
adam bunu bile isteye çektiyse ve bundan mutluysa yapacak bir şey yok, allah ıslah etsin. bu da onun tercihidir, o yüzden öyle olmak istemesi karşısında, onu aşağılamak- aynı bize yöneltilen hakaret ve suçlamalar gibi-yersiz ve manasız bence. nasıl biz, bize yöneltilen her türlü lafa sana ne diyorsak ki bence bu adamın durumu da o açıdan ele alınabilir. adam istiyor ve yapıyor ve bunu yargılamak veya hay senin kalıbına demek, bize düşmez bence. kimseyi de ilgilendirmez.
ilk çıkma teklifi
artık hazır hissettiğinizde, birine arkadaşlık teklif etmenin, eskilerin tabiriyle "onunla konuşmanın" ilk adımı olan teklif.
gidemem
çok fazla dışarı çıktığımı hissettiğimde ve biri beni çağırdığında o an modum yoksa, benden duyabileceğiniz cümledir.