utopya

Durum: 391 - 0 - 0 - 0 - 30.09.2016 16:04

Puan: 6166 - Sözlük Kezbanı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

ütopyadan sevgiler.
  • /
  • 20

çin'de düzenlenen köpek eti festivali

bu festival hakkında çok fazla bir bilgim yok ama olacağı ve bir çok insanın durdurmak için çabaladığını biliyorum. ne kadar yararı olacak meçhul ama. bizim elimizden ne gelirse.

siz de dur deyin. yetti bu katliamlar.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

sezen aksu - sardunyalar

ayı sözlük itiraf

sonra farkediyorum ki aslında ne mutsuz olacak kadar ne de mutlu olacak kadar hiçbir şey yok.

lgbti'lerin gücünün hafife alınmaması gerektiğinin öğrenilmesi

siyasi konuma bakacak olursak.
bilemiyorum çok fazla şey ironi.
her parti yalandan da olsa bizleri dile getirdi ve sahtekarlıkları bizi hiç şaşırtmadı.
bu oy oranın da bizlerin, kadınların, sol kesimin de bayağı bir etkisi olduğunu düşünüyorum.
partiler bizi görmezden gelirken ki biz çok fazla iken bir parti bize çok fazla destek verdi. bu ne kadar çok inandırıcı gelmese de.
bu oranda etkimizin olduğunu kesinlikle düşünüyorum çünkü bizler için bir şeyler yapacak ümidi olan çok fazla lgbti bireyi var.
amma velakin bizleri dile getirenleri de, sözde destekleyenleri de gördük.
ideoloji olarak evet ama lgbti haklarında hiçbir siyasi parti bana samimi gelemiyor. kullandıklarını düşünüyorum.
göreceğiz.

ve evet bizler sandıkları kadar zayıf ve azınlıkta değiliz. farkında olmadıkları ve görmezden geldikleri her yerdeyiz. boyun eğmeye, onların kurallarına karşı kendimizi gizlemeye ve kaçmaya baş kaldırıyoruz. en azından olabildiğince çalışıyoruz bunun için.
biz bir oldukça bizlerin hareketlerinin bir çok şeyi değiştirebileceğine inanıyorum.
bu ümit ne kadar en azından benim içimde olsa da insanlar bizleri öldürme düşüncesi ile baktığı için bu dediğim kadar kolay olamıyor maalesef.
dediğim gibi. bir ümit.
ümidimizi kaybettiğimiz zaman daha fazla öleceğiz. ümidimizi kaybetmeyelim.
ne yönelimlerimiz ne de kimliklerimiz bizi onların pis işlerinden daha leş bir şey yapar.
onlar yaptıkları her şeyin arkasında yönelimleri ile duruyorlar. bir çok insanın suçu, günahı bayrak ile ört pas etmeleri gibi.
tecavüzcü bir tecavüzcüydü ama farkında değillerdi bir tecavüzcünün heteroseksüel bireyden çıktığının. ve farkında değillerdi aslında bizlerin bu lanet işlerin içinde hiç bulunmadığımız halde kötü olmadığımızın.
bir katilden, bir tecavüzcüden farklı tutmadılar bizi bu zamana kadar.
insanların tek isteği özgür bir yaşam.
kimse ile zorla birlikte olmuyoruz ya da birilerini bıçaklamıyoruz. istediğimiz bedenlerde, istediğimiz bedenlerle hayatımızı sürdürmek istiyoruz.
eğer bu aşk karşılıklı ise, kime ne?
sana ne?

annenin eşcinsel oğlunu tedavi etmek için kendisiyle cinsel ilişkiye zorlaması

eşcinsel çocuğu psikoloğa götürüp daha da psikolojisini bozma durumunun daha bir dehşet verici halidir.

nazım hikmet ran

3 haziran 1963


*gece leylak
ve tomurcuk kokuyor


nazım hikmet 113 yaşında. ruhun şad olsun ey güzel insan!

scorp

bayağı bir sevdim programı.
sadece scorp çeken insanlar birbirlerine tutuluyor ara sıra o sinir bozucu. onun dışında güzel.

kalben

şarkılarını dinliyordum fakat hiç izlememiştim. ne güzelsin sen öyle.

ayı sözlük itiraf

çevremdeki homofobik muhabbetlerden artık gerçekten sıkıldım. bir şeyleri anlatmaya çalışmaktan da yoruldum. yeter.

türkiye'de eşcinsel evlilik yasallaşsın mı anketi

yasal olması baktığında güzel bir şey eşcinsel bireyler için.
fakat burası türkiye ve şuan insanlar bunu kaldırabilecek kapasitede değil.
hadi oldu diyelim. bugün evlenen ya da sokakta el ele gören çiftleri belinde silahla takip eden, döven, söz tacizlerinde bulunan insanlar olacak. ki şuan bile bu kadar şiddet var iken.
her şey oturduktan sonra, insanlar bizi artık gerçekten gördüklerinde ve kafalarından homofobik denilen hastalığı umarım bir gün yenebildiklerinde istiyorum.

herkes bu kadar kötüyken bunun yasal olmasına karşı bir cesaretim yok açıkçası.

ayı sözlük yazarlarına ait sözler

aynı ütopyada yaşıyoruz.
inanın.
sevgiye inanın, aşka inanın, umuda inanın.

ütopyalar buluşturur elbet insanları.

ayı sözlük itiraf

tanıdığım ve acaba dediğim bir insana heteroseksüel olup olmadığını soracaktım. ki zaten "heteroseksüel" kelimesini her heteroseksüel bilmediğinden vereceği cevaba göre uzatmayacaktım fakat haftalardır tam soracağım birden kalbim küt küt küt atmaya başlıyor, heyecanlanıyorum. hayır duygusal şeyler hissettiğim bir insan da değil neden böyle oluyorsa.



bir de bugün çok eski ve samimi olduğum fakat bir süredir görüşemediğim erkek bir dostuma cinsel yönelimimi açıkladım.
ters bir tepki vermeyeceğini zaten biliyordum fakat yetiştirilme tarzından ötürü ki bunu o dile getirdi, bir takım homofobik düşünceler var ama bunları yansıtacağını düşünmüyorum. gene de biraz çekindim.


bazen hiç saklamak istemiyorum hiç kimseden. özellikle okul, iş gibi yerlerde. insanlar kendi özel hayatlarından anlatıyorlar bir şeyler. bense uzun zamandır hayatımda biri yok diyorum. içimden geliyor anlatmakta keşke o insanlar buna müsait olsa.

kadınları çekici yapan detaylar

kendi halinde bir insan olması dikkatimi bir hayli çekiyor açıkçası.

sosyal ağlardan, popülariteden, gereksiz bütün şeylerden uzak.

ayı sözlük itiraf

insanın her şeyi kötü olur biri iyi olur değil mi?
okulun, ailen, işin kötü gidiyordur ama güzel bir ilişki içerisindesindir ya da ilişkin kötüdür yahut yoktur okulun iyi gidiyordur vs. fakat hepsi birden kötü olunca insan bir öh oluyor artık. her şey mi kötü olur? moduna giriyor.
insan ümidini yitirmemeli hiçbir zaman bunu hep söylerim fakat artık bıkıyorsun. yok artık hiçbir beklentim hiçbir şeyden diyorsun.

ayı sözlük'te bitmek bilmeyen din ve inanç düşmanlığı

düşünce özgürlüğü ve saygısızlık arasındaki o ince çizgiyi bilmek gerekiyor.

ne güzel işte birbirinizi anlıyorsunuzdur

eşcinsel çiftler için yapılan klasik yorumlardan bir tanesi.

hemcinsimiz olduğu için birbirimizi daha iyi anlayabileceğimizi düşünüyorlar. anlıyor muyuz evet hepimizin bir takım anlayabildiği noktalarımız vardır. ama her karşımıza çıkan hemcinsimizi anlayabiliyor ya da anlaşabiliyor değiliz. dünyada milyon tane kadın, milyon tane erkek ve milyon tane farklı karakter var. yani bu konuya cinsiyetle pek bakmamak lazım.

evcil hayvanlarınıza şikayet geldiği takdirde yapmanız gerekenler

bazı hayvan sahipleri örneğin apartmandan şikayet geliyor başka bir yere taşınıyorlar ya da hayvanı sahiplendiriyorlar. bana kalırsa ne olursa olsun hayvanınızı bırakmamanız gerekiyor. çocuğunuz çok yaramaz, rahatsızlık veriyor gibi şikayetler gelince siz çocuğunuzu başkalarına emanet edemiyorsanız o hayvanı da bırakamazsınız.

farklı kadınlarla yatan eş olarak bakire kadın arayan namuslu erkek

eğer bakire değil isen bakire bir kadını da isteme hakkının bulunduğunu düşünmüyorum. bu zamana kadar bir çok insan ile birlikte olup afedersiniz siktiri boktan bir imza atacağın kadını bakire bekleme. he eğer günahında isen canım zina sadece kadınlara geçerli değil. ayrıca senin hormonlarının benden fazla çalışıp çalışmaması da umurumda değil bu sana seks hakkı verip benim seks hakkımı elimden alamaz.

başlıkları alt alta okumak

sikiş sokuş (1)
sikiş (1)
vajina (1)
seks sırasında ya da sonrasında yapılan iltifatlar (1)
göt kılı (1)
am (1)
sik (1)
hamam tası gümüşten yeni geldim sikişten (1)
bacım senin amının adı neydi (1)

saçına papatya suyu süren insan

çoğu kadın bunu yapmıştır sanırım.
ben de yaptım. hiçbir halta yaramadı maalesef. doğal olsun, aman saçlarım yanmasın diye uğraşıyorsun işte.
  • /
  • 20
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 391

imam hatip

*öncelikle bunlar benim şahsi fikirlerim.


bir katil, katil olarak doğmaz. bir tecavüzcü, sapık olarak doğmaz. yetiştirilme tarzı, aile ve kültürden kaynaklanır. sen bu çocuğa dinen doğru şeyleri öğretiyorsun. *nereye bağladığımı anlayacaksınız* bu çocuk büyüyünce dindar olmayan insanlara karşı bakış açısı değişecek, açık kadına farklı bakacak. zaten çocukluğumuzda gittiğimiz kuran kurslarında bile öyle gerice laflar duyuyoruz ki. en azından ben duydum. yok efendim okumayalım ahirette lise diploması mı vericez, yok efendim kadınlar açık gezmemeli orasını burası açmamalı, yok efendim müzik dinlemek günah, resim çizerken göz çizmek günah biz allah'a şirk koşmuş oluyormuşuz bilmem ne.
kesinlikle doğru bulmuyorum. o yaştaki bir çocuk imam hatibe gitmemeli. he lise çağında gitsin eyvallah. 15-16 yaşına gelmiş az çok bir şeylerin bilincinde ve kendi iradesi ile gidecek. ama sen çocuğa niçin baskı yapıyorsun, yaptırıyorsun. sen sırf çocuğa bunu yapıyorsun diye ileride isyan edebilir ve o çok sevmediğin ateistlerin yerinde olabilir. bırakın çocuklarınız kendi görüşlerini, inançlarını kendi seçsin kendi karar versin. onlar sizin çocuklarınız siz onları seçemezsiniz size bir hediye paketi olarak gelmezler. sizin yaptığınız baskılardan ve öğrettiğiniz saçma sapan doğrulardan dolayı o çocuk ileride çok tehlikeli bir insan haline gelebilir. buna çok basit bir örnek. açık kadınları iyi kadın olarak görmez çünkü zamanında iyi kadın kapalı kadındır, müslüman kadındır. bir yabancıya veyahut müslüman olmayan bir kadına tecavüz edebilir çünkü bunu doğru bulur, çünkü o kadın kötü kadındır onun için. ve kötü kadına bir şey yapmak doğru gelir.
bu nesil geri kafalı bir nesil olacak eğer bu şekilde devam ederse. tek doğruları din üzerinden olacak. nasıl şuan çoğu müslüman insana insan diye bakmıyor, kişiliği ile değil de dini ile bakıyorsa ileride o çocuk da öyle yapacak.
örneğin küçük kuzenim kapanmak istediğini söylüyor ve 10 yaşında daha. neden kapanmak istediğini sorduğumda bir cevap alamıyorum zaten. ama o çocuğun beynine onu doğru olarak lanse etmişler. açık giymenin kötü olduğunu ve "kötü kadın" rolünde olduğunu sanıyor. dinlere, her dindar insana gerçekten sonsuz saygım vardır ama bu yaşta bir çocuğa hayatında neyin doğru neyin yanlış olduğunun söylenmesini doğru bulmuyorum.

1 milyon verseler sevgilini başkasının yatağına gönderir misin

o bir milyonu yüzünde parçalarım.

açık ilişkiymiş, yok fuck buddymiş bilmem neymiş. bana ne kadar da uzak şeyler. dünyaları verseler sevdiğim insanı satmam. o ne öyle cidden. paraya satıyorsun sevgilini. aman aman..

ayı sözlük itiraf

birilerine derdimi anlatmak hoşuma gitmiyor. bana kalırsa bu seni rahatlatmak yerine yükünü daha da ağırlaştırıyor. bir tek ben kendi sıkıntılarım ile baş başa kalıp bunlara çözüm bulabilirim. birilerinin verdiği teselli beni teselli etmiyor.

lgbti temalı kitaplar

homofobik ve transfobik psikologlar için yapılması gerekenler

lgbti destekçisi psikologlar olduğu gibi maalesef homofobik ve transfobik olanları da mevcut. ve bir aile çocuğunda eşcinsellik ya da ona göre "anormal" gelen şeyler farkettiği gibi bir psikoloğa götürmek isteyebilir. ailenin gözünde psikolog "en doğrusunu bilen" "iyileştiri" bir araç (araç demek ne kadar doğrudur) olarak gözüktüğü için ne dese haklıdır ve ağzından çıkan her şey onları etkiler. *şahsen psikolog lgbti destekçisi ise ve "bunlar çok normal şeyler, evet olabilir" gibi şeyler söylediğinde de onun kötü bir psikolog olduğunu öne sürebilir ve sinirlenebilir de.*
bu yüzden eğer bir aile homofobik bir psikoloğa denk gelir ve kafalarındaki "anormallik" psikolog tarafından da doğrulanır ise işte o zaman o dehşet süreç başlıyor demektir.

bu süreç çocuğun psikolojisini darmadağın ederken bir yandan da cinsellikten o kadar soğutacaktır.
hemcinsine karşı duygular beslemek "yanlış" olarak empoze edilirken öte yandan karşı cinsle beraber olması için zorlamak çocuğun duygusal ve cinsel hayatının içine sıçacak ve yok edecektir. halbuki kendini farketmesinde engel olunmasa ve içinden ne geliyor ise o şekilde devam etse onun hayatında hiçbir sorun olmayacaktı. bir çok homofobik kişinin kullandığı şu "psikoloğa gidince düzeliyor" denilen şeyin gerçeği o kişinin psikolojisinin içine sıçılması demek oluyor. kişiyi özünden koparıp başka biri yapmaya çalışmak ne kadar yapıldığı zannedilse de kişiyi ağır bir depresyona yol açıyor.

bir de kendimden örnek vereyim.
bundan yaklaşık bir sene önce sanırım, bir kadın psikoloğa gittim. o dönem bir ilişkim vardı. acaba ne sordu da ya da neyden konuşuyorduk hatırlamıyorum ama ben bir kadın ile birlikte olduğumu ve eşcinsel olduğumu söyledim.
o da bana bakire olup olmadığımı sordu. ben de hiçbir erkek ile birlikte olmadığımı söyleyince "o zaman nasıl bileceksin erkeklerden hoşlanmadığını?" ve sex yapmadan bilemeyeceğimi söyledi. o gün onun konuşmaları ile geçti ve ben bir şeyler diyemeden zaten seans süresi bitti, çıktım ve bir daha gitmedim. aslında şu ara tekrar gidip ağzının cevabını bir güzel veresim var ama.
homofobik psikoloğun sorularına ve dediklerine karşı şu soruları sormak gerekiyor bence. bir gün tekrar gitme çılgınlığını yaparsam soracağım en azından.

karşı cinse karşı ilk ne zaman bir şeyler hissetiniz?
karşı cinsten hoşlandığınızı sex yaptıktan sonra mı anladınız?
sex yapmadan cinsel yönelimimizi bilemez miyiz?
siz hiç hemcinsiniz ile sex yaptınız mı? belki hemcinsinizden de hoşlanıyorsunuzdur?
bakire ölenler sizce aseksüel mi?
illa sex mi yapalım diyorsunuz?
sex, sex, sex!
ay kafayı yedim.




cinsiyetçiliğin getirdiği saçma sapan klişe sorularla yola çıkarak cinsel yönelim ya da kimlik konusunda şüphede bulunmakta ayrı bir trajikomiktir.
bu kalıplaşmış şeyler yani oyuncak, renk, giyim tarzı vs şeylerle yola çıkarak asla yönelim, kimlik hakkında bir kanıya varamazsınız. ki bu tarz kalıplaşmış şeyleri yaratan da toplumdur. yani asılında böyle bir şey yoktur.
(bkz: kız oyuncakları)
(bkz: erkek oyuncakları)
(bkz: pembe renginin kadın cinsiyetini temsil etmesi)
(bkz: mavi renginin erkek cinsiyetini temsil etmesi)

biyolojik insan

istanbul ne büyük bir şehirdir. her tarafında farklı yaşantılar, farklı insanlar. kimimiz çok zengin, kimimiz gariban mahallelerin yoksul çocukları. kimimiz bir taraflarda hala ötekileştirilen insanlar..


istiklalin o tıklım tıklım yolu, zibirlar tane bar, her ırktan, her kültürden insan, meşhur sokak sanatçıları, cihangirin şımarık kedileri, fransız merdivenleri, ıslak hamburger, beyoğlu çikolatacısı. biraz aşağı inince daha çirkinleşen görüntüler. saçma sapan klüpler, tarlabaşının işlek memurları, ücretli polisler. geceye doğru ilerlerken göz, söz tacizleri, kavgalar, sarhoş insanlar, sabahlayan çiftler.
ne kadar kötü yanları da olsa insan bir kenara bırakıp hep güzel yönüyle görüyor değil mi? umursamıyor, aldırmıyor. çünkü cebimizde para var ve karnımız tok. sıcak bir evimiz, gecenin her saati dönebileceğimiz bir arabamız var.
peki hiç düşündünüz mü o sarhoş gecelerin karanlıklığında gizlenmiş insanları. aslında gizlenmedi, biz kçr olduk onlara.

banka kenarlarında bir battaniye ile örtünmüş, çıplak ayakları ile yatan insanlar. ellerinde mendil (kim bilir kimin zoru ile) satan ve her seferinde onda dokuzumuzun umursamadan geri çevirdiği onlarca çocuk. açlıktan bir deri bir kemik olup bir kenarlara atılmış, sahibi tarafından sıkılmış ve bırakılmış onca hayvan. bir de söylemeden unuttum. avrupa yakasının beykoz ve aydos ormanı çok meşhurdur. bir bakın cins cins hayvan göreceksiniz. kimisi sevgilisine hediye diye para ile alınmış ve sıkılınca da atılmış, kimisi fazlalık diye atılmış bir sürü hayvan.
hiç bir gününüzü huzurlu geçirmeyi denediniz mi? bir kere olsun bu karanlığın ardında saklanmış masum insanları, hayvanları görmeyi. bir sabah işinize giderken bir hayvanı okşamayı deneniz mi? hiç elinde mendil olan çocuğun karnını doyurmayı denediniz mi? kapınızın önüne bir kap su koymayı denediniz mi? bir bayram günü belki de evlatları tarafından hiç ziyarete gelinmeyen o yaşlı insanlara bir demet çiçek bıraktınız mı hiç? en son ne zaman komşunuza bir sabah aynı anda ayakkabılarınızı bağlarken "günaydın!" dediniz. ayakkabı boyayan amcanın halinden ne zaman anladınız? en son ne zaman birinin halini hatrını sordunuz? annesiz babasız onlarca çocuğu ne zaman ziyarete gittiniz! bilmem kaç liralık alışveriş yaptığınız marketten 18 saat boyunca çalışan bir elemana "kolay gelsin" diyerek çıktınız. en son ne zaman bir düşenin elinden tuttunuz! ne zaman yanıbaşınızda olan bir tacize ses çıkardınız! en son ne zaman dayak yiyen bir kadını o ellerden kurtarmaya çalıştınız!

bana insanlıktan bahsetmeyin.. siz sadece biyolojik olarak insansınız.

sarılarak uyumak

bir tarafını dönüp yattığında birinin sana arkandan sarılması. buna kaşık pozisyonu deniyordu sanırım. o şekilde uyumayı her zaman çok sevmişimdir. huzur ve güven vericidir.

eşcinsel olacağına uyuşturucu kullanmak

merhaba.
ben bir lgbt bireyiyim. çevremdeki herkes bunu bilmiyor. sosyal ortamda tanıştığım insanlar dışında. bu okul olsun, oturduğum semt, aile, akraba. zaten söylemeyi de düşünmüyorum bu işin sonu büyük ihtimalle aileden reddedilme gibi bir şey olacak. her neyse. çok yakınım diyebileceğim iki insan var. artık saklamanın bir manası olmadığını ve rahat rahat konuşabilmek adına ikisine de açıkladım. biri çok fazla tepki vermedi ne kadar konuşup dursa da, diğeri bir şaşırdı garip garip tepkiler verdi, konuşmadı benimle, hiçbir şey demeden evden gitti felan. aslında burada sorulması gereken bir soru da "en yakın arkadaşın olduğuna emin misin". işte daha sonra hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam ettik. en son bu muhabbetlere girdik. o sırada da sevgililer günü işte sevgilime hediye bakıyorum. bana alma ne gerek var bir kız için yaptığın şeylere bak gibi saçma sapan cümleler kuruyor. daha sonra bana "nereye kadar gidebileceğini düşünüyorsun" "nasıl evleneceksin" "kendini kandırıyosun" demeye başladı. bu arada ben uyuşturucuya çok karşı bir insanım. hiçbir şekilde kabul edemem ve sinirlenirim konusu açıldığında dahi. bana "eşcinsel olacağıma uyuşturucu kullanırım daha iyi" dedi. şimdi insan edilen lafa mı alınsın, bunu yakın arkadaşından duyduğu için mi alınsın. o cümleyi ondan duymak bana hayatımdaki en ağır kalp kırıklığını yaşattı zaten. kaldım böyle bir yandan sinir bir yandan üzüntü. başladık laf dalaşına girmeye. ne yaptım ne ettim unutamadım bu cümleyi. belki başkası dese beyinsiz deyip geçicem, veyahut umursamıcam. ama düşünün ki bu sizin en yakınım dediğiniz insan ve bunu duymak.. gerçekten hayatımın en ağır kalp kırıklığı idi.

ayı sözlük ikinci anadolu yakası muhabbet zirvesi

çok iyi insanlar tanıdım. iyi ki gelmişim.
sohbet desen zaman olsa hala otururduk herhalde.

sözlüğün güzel yazarlarına selamlar!

toplumumuzda kadının yeri

biyolojik olarak iki cinsiyet vardır dünyada. biri kadın biri ise erkek. fakat toplulumuzda kadının yeri ikidir. ya kızdır ya da kadın. bu dinden sebepte değil. dindar olmayan bir çok insan da böyledir. "kadın" dediğinde karşılık verirler kadın olduğunu nereden biliyorsun diye. komiktir bu oysaki. hele ki bu lafı bir kadından duyuyorsanız. bir güldürür bir de incitir bu söz. kadının kendine olan saygısını yitirmesini gözler önüne serer. oysa erkek erkektir değil mi? kişiliği güzel olana adam deriz. biz ise bizi bir yaşımıza kadar koruyan bir zarı namus edinmişiz. ne ağzımızdan çıkan iki lafın bir önemi var ne de kişiliğimiz. şu iki bacağımızın arasındaki şey gösteriyor nasıl bir insan olduğumuzu. bu toplumda iki cinsiyet için de bu yargı sürülse amenna. kendi kuralları, görüşleridir derim ne kadar ne kadar hak vermesem de. ama burada tek bir cinsiyet için bu öne sürülüyor ve burada bir eşitsizlik var ise burada hiçbir kadının, hiçbir erkeğin susma hakkı yok. bir erkek bunu övünerek anlatır iken ben fahişe damgası yiyorum. ben sevdiğim, arzuladığım insan ya da insanlar ile seviştiğimde fahişe oluyorum. bir söz var ya, kadın ile erkek sevişmiş. kadına fahişe demişler erkeğe milli. işte bu kadar acıdır bu gerçek. bu kadının değerini gösterir. yok mudur bizim cinsel arzularımız? sevişemez, seks yapamaz mıyız? hele de bundan sözüm ona çok iğrendiğini söyleyen "aseksüel" sıfatı altında gezen kadınlar yok mu. gülünç.. bir hediye paketi gibi saklıyoruz kendimizi. "helalimiz"i bekliyoruz. öyledir ya, seks yapmak için bir imza lazım. öyle ya, seks yapmamız için bir insanın himayesi altında olmamız lazım. biz kendi kanımızdan bile utanır iken ne haddimizedir seks yapmak(!) sen kirli dediğin, iğrendiğin, dalga geçtiğin o kandan geldin. eğer benim kanım kirli ise sen de kirlisin. heteroseksüel cinsel ilişkide pasif olan taraf olduğundan herhalde bu baskılar. evet sadece buna bakıyor. sana bir şeyler yapan benim ve her konuda üstünüm. bu psikoloji ister istemez yerleşmiştir cinsiyetçi erkeğin kafasına. kadın seni doğuruyor ama hala sürüyor şu erkekten gelme lafı. hani bayanız ya biz. hanımefendiyiz ya biz. saçmalık. sen benden çıkıyorsun. ben doğuruyorum seni. benim kanımdan besleniyorsun. ben mi senden yaratılmışım? yapmayın. güldürmeyin bizi. ben sokakta prezervatif buluyorum. siz hiç sokağın ortasında kanlı bir ped gördünüz mü? ya da kaç kere gördünüz. çantamızdan çıkarıp tuvalete gidene kadar oramıza buramıza sıkıştırıp utandığımız, en doğal şeyimiz olan şeyi saklar iken erkek prezervatifini sokağa fırlatabiliyor, bu yüzü bulabiliyor. farkında olmadığımız küçük şeyler bile belli ediyor aslında ne kadar büyük bir ayrım içerisinde olduğumuzu.

sokakta kendi kendine şarkı söylemek

sıkça yaptığım bir şeydi. fakat bir süreden sonra kendime yeter dedim. dışarıdan biri olarak bakınca aptalmış gibi gözükse de bunu yapan insanın mutluluğu onu umursamamaya yetiyor.

homofobik birine aşık olmak

kimilerimizin başına gelmiştir belki. açıkçası ben hoşlanma sürecini yaşadım fakat gerçekten olmuyordu. her gün anlattığı şu erkek bu erkek muhabbetlerinden gına geliyordu. kendi yönelimini de söyleyemiyorsun. homofobik olmasa en azından bunu saklamazsın ama ne onu ne bunu söyleyebiliyorsun. zor gerçekten.

aman ben ne hetero ne de homofobik birine aşık olayım. uğraşamam sizinle.

müslüman olmayıp dini bayramları iple çeken insan

müslüman olmayıp oruç tutmak

eğer gerçekten bir aç insanın halinden anlamak istiyorsanız evet mantıklı olabilir fakat susuz kalmayı saymıyorum. o kadar saat susuzluk ki eğer gününüz yoğun geçiyor ise pek de sağlıklı olacağını sanmıyorum ama evet o kadar saat susuz da kalıyor insanlar. ve oruç tutmanın organlar açısından iyi geldiğini duymuştum. eğer gerçek ise bu sebepten dolayı da tutanlar vardır elbet.
Henüz takip ettiği biri yok.