ayı sözlük itiraf
bugün en sevdiğimi kaybettim biliyor musunuz? sevgilisi olduğunda birlikte hediyeler hazırladığımız, her anımızda birbirimizle eğlendiğimiz, çocukluğumuzun her yaz anneannemlerde birlikte geçtiği canım kuzenimi kaybettim bugün. ekmek almaya herkes onu göndermek isterdi. gitmezdi, ben rica ettim mi hiç kıramazdı gönlümü. bak şimdi yine ağlar oldum... hayata hep 1-0 yenik başlamıştı, babası kötü biriydi. hiç iyiliğim dokunamadı ona, hiç yanında olamadım. onu hiç aramadım uzun zamandır. şimdi kızıyorum kendime, hayattayken neden onun kıymetini bilemedim? derdim hep "olur mu abim gibi harika bir kuzenim var benim." olmadı, o da gitti bu dünyadan. hep 1-0 yenikti, yine öyle oldu. seni seviyorum be canım kardeşim.
sevdiklerinizi hiç ihmal etmeyin olur mu? ben çok üzgünüm, çok. bir gün bizler de öleceğiz, gideceğiz buralardan. ama bu şekilde 26 yaşında mı kaybetmeliydim seni kardeşim...
ayı sözlük
burası böyle evim gibi aslında. belki dönem dönem çok bir şey paylaşamıyor olabilirim ama burayla büyüdüm ben. öyle olgunlaştım, zaman geçtikçe yeni yazar dostlar da bunu hissedecektir; eviniz gibi bir yer burası. yabancılık çekmiyorsunuz.
interaktif sözlükler ekim 2017 sıralaması
11. sıradayız, harika bir sözlüğüz.
sevginin cinsiyeti olmadığını sizlerle öğrendim. birlikte büyüdük, yaşımızı aldık. mutluluklarımız oldu, acılarımız, ayrılıklarımız... bazen çok çok sevindik. güzel günlerimiz oldu ve olacak. başta dark bear olmak üzere diğer tüm yazar dostlara tüm emekleri için teşekkür ederim. sizleri seviyorum!
ayı sözlük yazarlarının ilişki durumları
henüz 1 aylık, bol tartışmalı. sanırım belli bir yaştan sonra kafa gürültüyü pek kaldıramıyor ama idare ediyoruz.
yaptığın keki kimsenin yememesi
bok yesinler, ben hepsini bitiririm.
ayı sözlük itiraf
mutsuz değilim aslında sadece yalnızlığa çok fazla alışmışım. kimisi bu dünyaya fazla iyimser kaldığımı söyledi, kimisi art niyet aradı içimde. sanırım bu yüzden ben de insanları sevemedim. arkadaşlarımla oturduğumuzda anladığım tek şey; aynı hikayeler, aynı telaşlar...
bende değişen bir şey pek yok, dışarıdan mutlu gibiyim galiba. bazen birileri yalnızlığıma son vermek istiyor ama soğumuşum işte. insanlardan, nefes alan her canlıdan irite olmuşum. bu çok garip bir his, bir süre sonra çizgilerinize kimsenin yaklaşmasını istemiyorsunuz. böyle yaşlanmak belki de doğduğum günden beri en büyük isteğimdi. ben de emin olamıyorum. aylar sonra belki de birkaç yıla hiç bilmediğim bir şehre gideceğim. korkmuyor değilim, bazen korkuyorum. bihaber olduğun kültür, insanlar beni ürkütüyor. tamam başıma bir şey gelmez de arada kafa böyle şeylere gidiyor. hiç tanımadığım insanlar girecek hayatıma, yine aynı umutlarla biraz daha yaşlanacağım. herkes gibi... sanırım şu ara beni ürküten bir başka şey de; yaşlanıyor oluşumuz. hayat işte...
öküz gibi çalışmak
(bkz:
ben)
kafamı kaldıracak vakit bulamıyorum, ya evrak ya da saçma sapan koşuşturmacanın içinde buluyorum kendimi. ekstra hazırlandığım sınavım da bunların içinde. en güzeli hala umutlarımın olması, bunu hiç yitirmemem.
kapat aç düzelir
uygulamada sıkça kullandığım yöntem. o da olmazsa elektronik cihazımızı hafifçe sallayıp ona hasar veriyoruz. tamamdır.
iştah açma yolları
merak edilen yollardır.
soru başlığı gibi oldu ama kusura bakmayınız. internette de şöyle biraz bakındım, iştah açmak için ilaç öneren var ama mideme dokunduğu için ilaç kullanmaktan kaçınıyorum. kendime yakıştıramadım sadece. 50 kilo olmuşum. ideal kilomun altına ilk kez inince açıkçası üzüldüm. acaba tekrar iştahımı açarak nasıl yemek yiyebilirim? cips gibi abur cuburları severdim, onları denedim yine olmadı. yemek yiyesim gelmiyor sadece. keyif almıyorum, acıktığımı hiç hissetmiyorum. hele sabah kahvaltı bile edemiyorum. aramızda tavsiyesi olan varsa belirtirse sevinirim.
hiç doğmamış olmak
sözlüğe içini dökmek
toplu taşımada yaşlılara yer vermeyin
zaten yaşadığım memlekette yaşlı nüfus ağırlıkta. mesela birazdan mesaim var, işe gideceğim. muhtemelen yine toplu taşıma aracında birileri sırf bu sebepten ötürü tartışıyor olacak. her gün aynı terhane "bize yer vermiyor saygısızlar" gençler de yer vere vere bıkmış, ne yalan söyleyeyim ben de saygılı biri olmaya çalışıyorum lakin 45 dakika yol gidiyorum. ağız dalaşına asla girmiyorum.
yaşlı insanlara yer veremediğim zamanlar oluyor. elimizde değil, bu haber de artık ne kadar yer edinir bilmem ama kan dolaşımı için mantıklı geldi de bizdeki kan da dolaşmıyor mu acaba?.
kırmızı soğanın kırmızı olmaması
gelenekselleşmiş bir olaydır. geçmişten günümüze hep kırmızı soğan diye anılmasından ötürü artık soğanın rengi de tartışılmamış, kırmızı denmiştir. biraz da dilimizin verdiği anlamdan uzak bir alışkanlık.
dostluk
benim için çok değerli bir kavram. aslında çok sevdiğim dostlarım var, şanslıyım. yeri geldiğinde ben onları dinliyorum, yeri geldiğinde de onlar beni dinliyor. sağ olsunlar.
ama bazen de öyle sevdiğiniz dostunuz olur ki kimselere anlatamayacağınız üzüntü/mutluluğu sadece ona anlatabilirsiniz. çünkü ancak onun sizi daha iyi anlayacağını bilirsiniz. işte benim de aynı öyle sevdiğim bir dostum vardı, açıkçası hayatımdan gitmesini hiçbir zaman istemedim lakin bir pislik yüzünden aramız bozuldu. mecburen hayatımdan çıkarmak durumunda kaldım dostumu. tüm bunların sorumlusu ise o pislikti. her gittiği yere kendinden bir şeyler götürürmüşçesine iğrenç fikirlerini, arkadaşıma da empoze etti. bu gün ben de hayatımın en güzel gününü yaşadım, aklıma en sevdiğim dostum geldi. olsaydı böyle böyle oldu diye anlatırdım dedim. keza o da bana sıkıntılarını anlatırdı belki, kafam şişerdi evvela dostluk böyle bir şey.
antalya'da hiç gay olmaması
rus kızlar olduğu için gayler uzaklaşmış olabilir.
elif şafak
sanırım popülerliğine popülerlik katmak istiyor. biseksüelmiş. kendisini ve kalemini hiç beğenmiyorum.
dark bear mesajlarımızı görüyor mu
genellikle yazarların karşısındaki kişiden telefon numarası alabilmek için uydurduğu bir bahanedir. "dark bear özel mesajlarımızı okuyor. telefondan rahat rahat konuşsak?"
bahane olm bahane. az akıllı olun işte. adamın işi gücü yok, koskoca sözlüğün sahibi bir de özel mesajlarımızı irdeleyecek ha.
hornet'te ego yolculuğuna çıkan manik-borderline yazarlar
o ses türkiye
2017-2018 sezonunu sırf yıldız tilbe için izlediğim yarışma programı. iyi ki varsın be yıldız abla, parti kur da üye olalım.
atv'nin sahte yağmur yağdırması
flash tv temalı, izleyiciyi enayi görmekle ilgili bir durum.