mahallenin bakkalinin kocasi

Durum: 4094 - 0 - 0 - 0 - 29.01.2014 16:28

Puan: 88228 - Sözlük Kevaşesi

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

Isirgan otu.
  • /
  • 205

allahın dediği olur

- oğlum biz hep iyi birer anne ve baba olduk. çocuklarımızı iyi yetiştirdik. sen nasıl böyle ibne oldun anlayamadık..
+ sizin bir suçunuz yok ya.. allahın dediği olur.

(bkz: ve tanrı ibneyi yarattı)

kız kardeşimin hikayesi

kesinlikle güzel bir film. amerikan filmidir bi numarasi yoktur demistim bastan ama fena halde yanilmisim.. beni son zamanlarda böylesine aglatan bir film olmamisti. kanser hastasi olan büyük kiz kate'i oynayan sofia vassilieva olaganüstü bir oyunculuk çikarmis. annesi sara rolünde (bkz: cameron diaz)'a zaten söylenecek söz yok. gün be gün ölüme giden genç bir kizin bunu sogukkanlilikla gögüslemesi, kabullenisi, ölüm karsisindaki cesareti, annesinin çaresizce çirpinmasi ve ailenin diger bireylerinin yasadiklari epik bir dille anlatilmis..

ayı sözlük birinci erkek adamın erkek sevgilisi olur zirvesi

sözlükten erkek sevgili kaldiran erkek adamlar sözlügü hemen terkettikleri, yada baslangiçta erkek olarak edinilen sevgililer eve kapatilip "ev kadini" moduna sokuldugu için yalan olacak zirvedir.

ayı sözlük birinci çüklü kadınlar zirvesi

sözlükte bir tek çüklü kadin oldugu için düzenlenmesi pek mantikli olmayacak olan zirvedir. tabi israr edilip düzenlenirse, ablamiz zirvenin tartismasiz biricik yildizi olacaktir.

(bkz: pisuvardaki siyah kıl)

ayı sözlük üçüncü taksim zirvesi

taksim zirvesi önerisi mantikli bir öneri. ancak bu günkü zirvede dark bear ve keremce yeni yil zirvesinden bahsetmislerdi. araya baska bir zirve sikistirmak yerine, kalabalik bir katilim saglanarak esasli bir yeni yil zirvesi düzenlemek daha mantikli sanki. 31 aralik pazartesi gününe geliyor. 29 ya da 30 aralikta bir kafede bir parti yapilabilir. yada 22 veya 23 aralikta.

en seksi porno oyuncuları

lola + billy the kid

içinde her türden eşcinsel karakterin (lubunya, çirkef lubunya, kezban lubunya, full aktif, sevgilisi gey olan hetero, gizli gey) olduğu renkli ve bir o kadarda acıklı fim. evet, şu ana kadar daha iyisi yapılmadı.

ayı sözlük'teki en iyi 5 nick

ayı sözlük kitap fuarı zirvesi vol.2

yaklasik olarak 10-12 kisi ile baslayip 4 kisi ile biten zirve olmustur. fuar alani çok büyük ve stand sayisi fazla oldugu için, zaten içeride bir araya gelip muhabbet etmek mümkün olmayacakti. bu nedenle fuar çikisi bir yere gidip oturulacakti. ancak fuardaki hesap avm'ye uymadi ve grubun üçte ikisi fire verdi. daha önceki sahaf zirvesinden tanistigimiz kafamyok disinda bu gruptan hiç biriyle tanisma firsatim olmadi. anlasilan, dark bear çok uzun, max blum çok sisman, ben çok zayif ve keremce çok biyikli oldugu için, bu arkadaslarin ilgisini çekmedik ve altin gününe katilacaklarini bahane ederek yanimizdan hizla uzaklastilar.

sonra kahve içmeye mado'ya gittik. çok güzel muhabbet ettik. detaylariyla anlatmayacagim ama sunu söyleyeyim, gelmeyen çok sey kaybetti. max blum zerafeti ve elitligiyle sadece bizi degil, bütün kafeyi büyüledi. dark bear her zamanki gibi çok sicak ve samimiydi. keremce'nin gözleri çok güzeldi. iyi ki gitmisim dedim. kötü olan tek sey mado'nun igrenç chese cake'i ve metrobüsün kalabaligiydi. halkimiz her zamanki gibi kabaydi ve pis kokuyordu.

dalyandeltasi

(bkz:#84797) no'lu entrysi ile gece gece yardırmış olan taze yazarcan. ilk girdiği günlerde pek bi aktifti. şimdi pasif olmaya mı karar verdi nedir. ortalıkta görünmüyor...

erkek çocuk fahişeler

fas'ta ve tunusta oldukça büyük bir endüstri. fransiz televizyonu tv5'in marakech'te yaptigi bir programda izlemistim 3-4 yil önce. 20-30 euroya fransiz,alman, iskandinav turistlere pazarlanan 13-14 yasinda çocuklar.. dünya hakikaten korkunç bir yer...

volkan konak

siyasi tutukluların açlık grevi

bu arada bu basliga yazdigim bütün entry ler seri bir sekilde eksilenmis. oysa grevlerin baslamasindan beri, herhangi bir sekilde ölüm olmadan grevlerin bitmesinini temenni ederek yazdim bu entryleri.. birilerinin hosuna gitmemis demek ki.. yazik ölümlerden medet umacak kadar körelmis gözlerimiz..demekki tanrilar kurban istiyor hala..

siyasi tutukluların açlık grevi

kürtler bu ülkenin asli unsurlaridir. benim bir türk olarak ne haklarim varsa, onlarinda ayni hakki vardir. bunun yillar boyunca devlet tarafindan, hemde bizim adimiza ve bize hiç sorulmadan inkar edilmesi, kürt sorununu, kürt sorunu da pkk denen belayi dogurmustur.
eger sizi rahatlatacaksa ben de apo'ya "bebek katili" diyeyim. "teröristler ögretmen öldürüyor, okul yakiyor, pis ilkeller.." diyeyim.. sonuç? sorun çözüldü mü? ölümler durdu mu?

boby sands ingiltere hapishanelerinde yatan bir ira mahkumuydu. yani bir terörist. ira bir terör örgütüydü. içinde sivillerin de oldugu yüzlerce insanin ölümünden sorumluydu. boby sands 1981 yilinda açlik grevinde 10 arkadasiyla birlikte öldü. onlarin ölümüyle kuzey irlanda sorunu çözülmedi. kanli bir sekilde 17 yil daha devam etti. insanlar ölmeye devam etti. çünkü kuzey irlanda sorunu sadece bir terör sorunu degildi. seinn feinn diye bir parti vardi. terör örgütü degildi. ama ira'nin savundugu bir çok seyi onlarda savunuyordu. ingilizler nihayet kibirlerini bir tarafa birakip, 1998 de onlarla konusarak, anlasarak bir çözüm buldular.. bu çözüme daha önce ikna olmus olsalardi ne boby sands, ne arkadaslari, ne de daha sonra yitip gidenler öleceklerdi.

o dönemde boby sands ve arkadaslarinin ölümüne eminim sizin gibi bir çok ingiliz de sevindi.. çünkü onlar da sizin pkk'dan nefret ettiginiz kadar ira'dan nefret ediyorlardi.. çünkü onlar da, sizin kürtleri gördügünüz gibi irlandalilari " geçmisi olmayan bir topluluk" olarak görüyorlardi. sonuçta geç de olsa sorunlari çözdüler. tarih, " oh olsun öldüler, ölsünler" diyenleri degil, belfast'ta "hayirli cuma" anlasmasini imzalayanlari yazdi.. demek ki inkar ederek bir yere kadar. siz ne kadar istemeseniz de hayat sizi gerçeklerle yüzlesmeye mecbur ediyor...


siyasi tutukluların açlık grevi

çogu zaman, vicdanini, ideolojik sartlanmisliklara tahvil edenlere söz söylemek anlamsizlasir. çünkü onlarin zihin haritalari, ertürk yöndem'in bir zamanlar yaptigi "anadoludan görünüm" programinin kaliplariyla çizilmistir.
bir zamanlar türkiyenin apoletli medyasinin kalemsörleri olan özkök'lerin, çölasan'larin, altayli'larin tevhid ve tedrisatindan geçmislerdir.
"kart kurt " hikayeleriyle büyümüs ve "türkiye türklerindir" sloganini benimsemis bir zihniyet, elbetteki geri kalanlari, bir zamanlarin meshur içisleri bakani sükrü kaya'nin dedigi gibi, " ancak yüce türk milletinin hizmetkarlari olabilecek", "geçmisi dahi olmayan bir topluluk" olarak görecektir.

siyasi tutukluların açlık grevi

keske sussaydiniz daha iyi olurdu. çünkü konustukça batmissiniz. türkiye'de gerçekten isleyen bir demokrasi olduguna inaniyorsaniz sorun yok. ama türkiye, cezaevlerinde en fazla gazeteci, ögrenci, sendikaci barindiran ülke. ayrica "daga gitmesinler, politika yapsinlar" denen insanlar, bdp de siyaset yaptiklari için uyduruk gerekçelerle, posu takti diye, çig köfte partisi yapti diye, haber yapti diye içeri atiliyorlar. 6 seçilmis milletvekili içeride. 8 bin insan, bir çogu yasal kürt derneklerinde yada partilerinde politika yaptigi için içeride. 100 den fazla gazeteci içeride, 2800 ögrenci iceride.
bu ülke, "ben yaptim oldu" mantigiyla yönetiliyor. çamlicaya cami yapiyorlar kimseye sormuyorlar. taksimi alt üst ediyorlar kimseye sormuyorlar. fatih ormanini agaogluna peskes çekiyorlar, suriyedeki el kaide unsurlarini destekliyorlar kimseye sormuyorlar. uluderede 34 sivili öldürdüler kimseye hesap vermiyorlar. bizim adimiza yillarca dagi tasi bombalayip 18 bin insani faili meçhul bir biçimde öldürüp, 3500 köyü bosaltirken bize sormadilar. sonra yillarca bize terörist diye lanse ettikleri kisilerle görüsürken de sormadilar. simdi hakkindaki hüküm kesinlesmis olan adami, " biz istersek avukatiyla görüsür, istemezsek görüsmez " diyerek tecrit edebiliyor ve kendi hukuklarina bile uymuyorlar. bütün bunlar sizi rahatsiz etmiyor mu? bu hukuksuzluktan korkmuyorsunuz musunuz? bu gün kürtlere yapildigi için memnun oldugunuz hukuksuzluklari, keyfi uygulamalari, yarin kalkip size karsi, sirf lgbt oldugunuz için yaparlarsa ne yaparsiniz? benim seçtiklerim hakkimi arasin diye mhp li yada akp li yada chp li milletvekillerine mi umut baglarsiniz?
açlik grevi pasifist bir eylemdir. acidir ama sonunda bir sivil itaatsizlik eylemidir. unutmayin ki zamaninda gandi' de açlik grevi yapti, mandela da yapti, nazim hikmet de yapti.. nazim o zaman vatan hainligiyle, gandi' ve mandela teröristlikle suçlaniyorlardi. umarim bir gün haklarinizi aramak için yaptiginiz pasifist bir eylemden dolayi terörist yaftasi yapistirmazlar size.

marisol

ispanyolca mar (deniz) ve sol (güneş) kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir kadın ismidir.

umutsuz ev kadınları

ben bilmem beyim bilir

devran çağlar

  • /
  • 205
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 4094

insanın yaşlandığını anladığı an

pisuvardaki siyah killarınızın beyazladığını farkettiğiniz andır. o an hayatınızın en büyük tra jedisidir artık. olur olmadık zamanlarda suskunlaşmaya başlarsınız.

çocukluğunuzda henüz minicik bir yavru bear olduğunuz, mandalinayesili pantolon giydiğiniz, arkadaşlarınızla bearabeare sabahlara kadar pony slaystation oynadığınız , yaşadığınız küçük ve şirin mahallede, mahallenin bakkalinin kocasinın size elma şekeri verdiği günleri hatırlarsınız.

gençliğinizde bear sikertir tavırlarla ortalarda bir azgın ve aynı zamanda naringergedan özgüveniyle
gezdiğiniz, nickimi sallasam ellisi diyerek kimseyi beğenmediğiniz günleri anımsar, hey gidi hey bir zamanlar ciwan gibi delikanlıydım ama şimdi olmuyorneyapsamolmuyor diyerek iç çekersiniz.

yıllar geçmiş, 1baltayasap olamamışsınızdır. eskiden ahmetonskinin saçları kadar karizmatik olan saçlar dökülmeye, bir kelayi olmaya başlamışsınızdır. gençliginizde aslan yürekli richard gibi dikelen sikiniz, zavallı bir yorgun pipiye dönüşmüştür. teselliyi salaş meyhanelerde, rakı şişesinin dibinde her gece sarosbalık olmakta bulursunuz. performansınızdan memnun olmayıp, aaa niye öyle oldu diye soran ve iktidarsız olduğunuzu
ima eden partnerinize utangaç bir edayla askolsunbenöylebirinsanmiyim
dersiniz.

ve honeybeenim gençliğim anne şarkısını her duyduğunuzda keremce duygulara kapılırsınız, gözleriniz dolar. yaşlanmak böyle birşeydir işte.


aktif gay

düzenli olarak spor yapıp, yemesine içmesine tikkat eden gay.

gizli bear

göbeğini korse, götünü düşük bel pantolon ve kıllarını epilasyon marifetiyle gizlemiş, aramızda umarsıca dolaşan ayıcanlardır.

(bkz: epilasyon)

eşcinsel olduğunu belirtmenin yolları

kalabalık bir mekanda ay yok mu beni sikeeeeeenn...! diye bağırmak. evet en kolay yolu bu...

ayı sözlük yazarlarının seviştikleri en ilginç mekanlar

önceki entry de seviştiğim ilginç mekanların bir listesini yazmıştım ama en ilginç olanı, dağda, bir koyun sürüsünün ortasında, sürünün çobanıyla, yıldızların ve çobanın abasının altında olanıdır. unutmam mümkün değil.
sene 94. üniversite 3. sınıf bittiği sene yaz tatilinde memlekete gitmeye karar verdim. bizimkiler istanbulda ama köyde dayımlar uzak akrabalar falan var. bir de yeni bir fotoğraf makinası almışım. gidip doğa fotoğrafları çekicem dedim, atladım otobüse, 14 saatlik yolculuktan sonra ulaştım köye.
ilk bir kaç gün benden bir kaç yaş küçük olan dayımın kuzu çobanlığı yapan oğluyla dağ tepe, köyün etrafında dolaştık. ben durmadan fotoğraf çekiyorum. bu arada dağda başka çobanlarla sürülerle de karşılaşıyoruz. bu çobanlardan birisi, uzun boylu, yapılı, esmer, yeşil gözlü, gür bıyıkları olan 35-40 yaşlarında bi abi çok dikkatimi çekmişti. tarık akan ın "sürü" filmindeki haline benzeyen bir adam. dayı oğlu bizi tanıştırdı. biz köyden göç ettiğimizde ben çocuktum daha, ama bu abi bizimkileri, abilerimi, babamı falan iyi tanıyor. bize de uğra dedi,
çayımızı iç. olur dedim, ayrıldık ordan. bu esnada dayıoğlunun bu elemandan pek hazzetmediğini sezinledim.
dayıoğlunun ağzını aradım biraz. meğersem bir yıl önce dayıoğlu bu çobanın yanında yamaklık yapıyormuş. koyun sürüleri büyük olduğu için çobanların yardımcıları oluyormuş. bir de bizim oralarda koyun sürüleri geceyi dağda geçirir, ertesi gün öğleye dogru köye iner, koyunlar sağılır, çoban uyur, akşamüstü hava serinlediginde sürü yine dağa çıkar. bu abi de bizim kuzeni dağdalarken bir kaç kez yoklamış. yok senin sikin büyük mü falan diye.. ama sözde bizimki hiç oralı olmamış.

neyse efenim ben tüyoyu aldım ya, ertesi gün bu abilerin dayımlardan çok uzak olmayan evlerine gittim. abi uyuyor. ailesi epey geniş, karısı, kardeşleri, annesi babası, saolsunlar izzet ikram gösterdiler. hoş beş edildi. hal hatır soruldu. yemekler yenildi, çaylar içildi. akşamüstü bizim abi uyandı, o da yemeğini yedi, ben bu arada doğa sevgisinden girdim, fotoğrafçılıktan çıktım, dağları, koyunları, kuşu, kurdu, böceği ne çok sevdiğimi anlatıp, onunla dağa gidip gidemeyeceğimi sordum. olur dedi. zaten yardımcı tutmamış bu sene. geçen seneye nispeten sürüyü,
bir kısmını satıp küçültmüşler.
vakit geldi düştük yola, vurduk kendinizi dağlara. gece yarısına doğru gür otların bulunduğu bir yaylada konakladık. mis gibi dağ havası, koyunların çanlarından çıkan müzik, uzaktan kurbağa sesleri, gökyüzü yıldız dolu,
uzansan tutacaksın ellerinle sanki. kavurmalı dürümlerimizi yedik çay demledik.
yanımda oturuyor bu, dağ gibi. çayımızı içtik, sohbet koyulaştı, istanbulu soruyor. istanbul gece hayatını, kızlarını... istanbulun kızları kolay veriyomuş diyor.. sen çok siktin mi diyor... bağırtırmısın diyor... beni deli ediyor... gözlerini pantolonumun önündeki giderek büyüyen kabarıklıktan alamıyor... ben he diyorum, hık diyorum
mık diyorum.. utanıyorum... gülüyorum... en sonunda sikin büyük mü diye sorup el atıyor. dayanamıyor ve yapışıyorum dudaklarına...
gerisi yıldızların altında sabaha kadar süren bir sarhoşluk... bir delilik.. bir kendini kaybediş.... her ikimiz için de yabancısı olduğumuz dünyaların keşfi..
ben onun ilk öpüştüğü erkekmişim. o benim ilk seviştiğim çobandı.... öpüşmek ah ne hoştu yıldızların altında....






insanın yaşlandığını anladığı an

pisuvardaki siyah killarınızın beyazladığını farkettiğiniz andır. o an hayatınızın en büyük tra jedisidir artık. olur olmadık zamanlarda suskunlaşmaya başlarsınız.

çocukluğunuzda henüz minicik bir yavru bear olduğunuz, mandalinayesili pantolon giydiğiniz, arkadaşlarınızla bearabeare sabahlara kadar pony slaystation oynadığınız , yaşadığınız küçük ve şirin mahallede, mahallenin bakkalinin kocasinın size elma şekeri verdiği günleri hatırlarsınız.

gençliğinizde bear sikertir tavırlarla ortalarda bir azgın ve aynı zamanda naringergedan özgüveniyle
gezdiğiniz, nickimi sallasam ellisi diyerek kimseyi beğenmediğiniz günleri anımsar, hey gidi hey bir zamanlar ciwan gibi delikanlıydım ama şimdi olmuyorneyapsamolmuyor diyerek iç çekersiniz.

yıllar geçmiş, 1baltayasap olamamışsınızdır. eskiden ahmetonskinin saçları kadar karizmatik olan saçlar dökülmeye, bir kelayi olmaya başlamışsınızdır. gençliginizde aslan yürekli richard gibi dikelen sikiniz, zavallı bir yorgun pipiye dönüşmüştür. teselliyi salaş meyhanelerde, rakı şişesinin dibinde her gece sarosbalık olmakta bulursunuz. performansınızdan memnun olmayıp, aaa niye öyle oldu diye soran ve iktidarsız olduğunuzu
ima eden partnerinize utangaç bir edayla askolsunbenöylebirinsanmiyim
dersiniz.

ve honeybeenim gençliğim anne şarkısını her duyduğunuzda keremce duygulara kapılırsınız, gözleriniz dolar. yaşlanmak böyle birşeydir işte.


gay barda babayla karşılaşmak

efendim bizzat başıma gelmiştir. anlatayımda dinleyin ve dersler çıkarın.
2004 yılıydı galiba. türkiye'ye tatile gelmiştim. çok sevdiğim bir lezbiyen arkadaşımla taksimde buluştuk.
yemek yedik, bir kaç kafe gezdik, türkü bara gittik. gecenin üçüne doğru bu bana, "hadi seni gey bara götüreyim" dedi.
tek yön o zamanlar, ingiliz konsoloslugu civarinda bir yerdeydi. sarhoş kafayla arayıp bulduk, girdik içeri. sanırım hafta içiydi. içerde in, cin ve üç beş lubunya tek kale maç yapıyordu. neyse efendim, gelmişken birer bira içelim dedik, aldık biraları, bir köşede muhabbete koyulduk.
bu sırada içeriye iki kişi girdi. öndeki, uzun koyu renkli bir paltoyu omuzlarına atmış, boynunda beyaz atki, 40
yaşlarında, hafif toplu, orta boylu, bıyıklı, kısa saçlı, yüzü biraz sedat peker'i andıran bir ağır abi. arkasinda ki ise 20-25 yaşlarında, uzun, sert yüz hatlarına sahip, takım elbiseli bir genç. hareketlerinden öndeki abi'ye çok saygılı olduğu hatta çekindiği anlaşılıyor. öndekinin, kendi çapında bir baba, arkadakinin de onun koruması olduğunu hemen anlıyorum.

bu garip ikili karsimizdaki bir masanın kenarina yanastilar. garsonlar hemen viski getirdiler. baba'nin paltosu hala üstündeydi. arkadaki eleman bir sey içmiyordu. baba melül gözlerle pistte dans edenleri süzüyordu. sonra bakislari
bizi buldu ve üzerimizde sabitlendi.
önce pek takmadim. ancak bir müddet sonra bu bakislar, yüzük tasiyici frodo'nun üzerine çevrilmis sauron bakislari gibi rahatsiz etmeye basladi. ufaktan benim büzük terlemeye ve yusuf yusuf olayina girmeye baslamisti.
ama hala kezban gibi, adamin yanimdaki lezbiyen arkadastan dolayi bize baktigini düsünüyordum. arkadasim,her ne kadar, 1.50 boyunda, kisacik saçlı, ve 15 yasindaki çilli bir erkek çocuguna benzesede, 95'lik memeleriyle, dikkat çeken bir kadindi ve bu memeler karsidaki baba'nin da dikkatini çekmis olabilirdi. adam zil gibi sarhostu ve belli ki çoktan, "nefes alsin yeter" moduna girmisti.

bir tatsizlik çikmadan biralarimizi içip gitmek en iyisiydi galiba. bu arada baba, korumasina isaret etti, kulagina bir seyler fisildadi ve koruma bize dogru gelirken, kendisi tuvaletlere dogru yürüyüp gitti.
kalbim yerinden firlayacak gibiydi. bela geliyorum diyordu... neden siktirolup gitmedik diye kiziyordum kendime. bu ipsizler artik neyinkafasilabu kafasını yasiyorlarsa, yanımdakini bir afeti devran, benide herhalde onun pezevengi sanmislardi. ve simdi pazarlik için geliyorlardi. siçtigimizin resmiydi bu..

genç izbandut yanimiza geldi, kulagima egildi ve belirgin bir kürt aksaniyla, " abim seni çagiriyor" dedi.
arkadasimla birbirimize baktik. onun gözlerindeki dehseti ve çaresizligi görebiliyordum.
ama sakin olmak gerekiyordu. "merak etme, hersey yoluna girecek" dedim ve dizlerim titreyerek arkaya yöneldim.

baba beni pisuvarlarin orda bekliyordu. ben daha bir kelime etmeden, "selam aslanim, çok güzel dudaklarin var. bir alt dudak verir misin?" dedi.

ben girdigim "oha nasil yani?" sokunu atlatamadan dudaklarima yapisti ve bir yandan similyami avuçlarken, öte yandan dudaklarimi kanatircasina emdi.
sonra yüzümü avuçlarina alip bir müddet bakti.. sonra yine öptü.
"benim adim necmettin" dedi. "içerden yeni çiktim. yanımdaki arkadas ürkütmesin seni.. dost var düsman var. o yüzden tedbirli olmak lazim.yanimda çalisan, dürüst güvenilir bir çocuk. ıstersen bir otele gidelim. sevismeyi o kadar özledim ki.. sabah kadar sevisiriz" diye ekledi.
"veriyor musun?" diye sordu sonra. "hayir" dedim kekeleyerek. sonuç itibariyle tekinsiz bir herifti ve ben bir full aktif tarafindan hunharca sikilerek ölmek için çok genç ve güzeldim. hayir bunu istemiyordum.
"aferim delikanli adammissin. erkek adam vermez zaten" dedi. "bak bende vermiyorum yanlis anlama. ama istersen biraz kerkinirsin. zaten büyükmüs te senin alet. istesemde alamam.."
"abi dedim kusura bakma. arkadasimla geldim. onu birakamam. allah nasip ederse baska bir zaman insallah."
nedense çok ısrar etmedi. sanirim çok sarhostu. hülyali bakislarla bakti bir müddet. "çok ta yakisikliymissin. seni çok canim çekmisti. halbu ki... sabah kadar çılgınca sevisirdik seninle... " dedi, sirtini döndü ve yalpalayarak gitti.

yüzümü yikayip arkadasin yanina gittigimde, onlar bari terketmisti çoktan. olanları anlattigimda, korkudan yüzünün rengi atmis olan arkadas önce çok sasirdi sonra makaralari koyverdi.. epeyce güldügümüzü hatirliyorum. "olum büyük balik kaçirmissin. keske bir telefon alsaydin" dedi. evet bunu nasil da düsünememistim. barda baba'yi görmüs, ama baba'yi almistim. gerçi sin sonunda babalar'a da gelebilirdim, ancak yine de pisman olmustum. hem de adam çok güzel öpüsüyordu. ama is isten geçmis, baba kendi karanlik
dünyasini perdeleyen sis bulutunun ardindan çoktan kaybolmustu.

annelerin homofobik ama komik yorumları

lgbt ailelerin bilinçlenme toplantısı. 2 anne aralarında konuşuyor.

1.anne: zebra hanımcıım, eskiden üzülürdüm bizim oğlana top dediklerinde. meğersem top, üstte olana diyolarmış.. ay bi ferahladım bi ferahladım.. ne iyi şey bilinçlenmek..

2.anne: valla zürafa hanımcıım çok haklısın. ben de bur da öğrendim. benim oğlan da pek bi seksüelmiş. mahallenin hocasına sordum, "gençler bu yaslarda azgın olur telaş etmeyin, evlendirin durulur" dedi..

ilk eşcinsel deneyim

80 li yıllar. anadolu’nun en muhafazakar şehirlerinden birinde imam hatipte yatılı okuyorum. kentin, hepsi de birbirinden berbat seks filmleri oynatan 2 adet sineması var. sinemalarda sürekli 3 film devamlı matine oynuyor. o hafta hangisinin makinisti biraz gözü kara çıkıp, bu berbat filmlerinin arasına 3-5 dakikalık bir parça atıyorsa o sinema hemen bir şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa yayılıyor ve kentin tüm abazan ergenleri hafta sonu soluğu orada alıyor. benim gibi parası ya da cesareti olmadığından gidemeyenler, aksam olup da herkes yatakhanede toplandığında, o gün sinemaya gitmiş olanların ballandıra ballandıra anlattıkları sahneleri dinlemekle yetiniyorlardı. o sıralar bir emanuelle furyası vardı tüm sinemalarda. emanuelle bir efsanesiydi bizim için. gitmesek de, görmesek de seks kelimesinin tdk sözlüğündeki mecazi karşılığıydı.

bir gün yatılı okulda, yatakhanelerin bir kısmı birkaç günlüğüne kapatıldı. sanırım bir haşere istilası söz konusuydu ve sırayla ilaçlanmaları gerekiyordu. yönetim bir kaç yatakhaneyi kapattı ve orda kalanlara, " yakın arkadaşınız ya da köylünüz olan biriyle aynı yatağı paylaşın, iki gün idare edin" dedi. bizim yakın köylü rahmi adında bir arkadaş benim misafirim oldu mecburen. cumartesi akşamıydı. saat on oldu. ışıklar söndürüldü.
herkes yataklara girdi. yatılı okuyanlar bilir, ışıkları söndükten sonra muhabbet bir müddet devam eder. fıkralar anlatılır, geyik yapılır herkesin uykusu gelene kadar.

sinemaya giden bir arkadaş başladı o gün izlediği emanuelle filmini anlatmaya. tabi bire bin katarak. benim yanımda yatan rahmi, beyaz tenli, kırmızı yanaklı iri yarı bir çocuk. biraz içine kapanık, hatta utangaç. ikimiz de 15 li yaşlardayız.hikayeyi anlatan ballandıra ballandıra anlatıyor, rahmi yanımda kıpır kıpır. bacakları bacaklarıma yapışıyor. sıcacık. sonra elleri yavaşça pijamamın önündeki kabarıklığa gidiyor. anlatıcının heyecanlı sesine kaptırmış herkes kendini... rahmin'in eli, yorganın altında arayıp benim elimi buluyor...sonra ben onun pijamasının altında aradığımı buluyorum acemi ve tedirgin hareketlerle...sanki kendi ellerimiz değil, emanuelle'in usta elleri dokunuyor o güne kadar keşfetmediğimiz mahremiyetimize. her dokunuş bilinmedik haz kapılarının kilidini açıyor birer birer. hikaye, damaklarımız kurumuş, soluk soluğa kaldığımız bir anda biz utançlı bir suç ortaklığının hazzını yasarken sona eriyor...çocukluğun masumiyet perdesini yırtıp büyüklerin "dünyevi hazlarla dolu günahkar dünyasına " bir emanuelle hikayesi eşliğinde adım atıyoruz.

eşcinseller hakkında yanlış bilinenler

bazıları, evet, kadın ruhuna giydirilmiş erkek bedeni taşırlar. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil...

bazıları, evet, erkek ruhuna giydirilmiş kadın bedeni taşırlar. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, sekse düşkündür. tıpkı bazı heteroseksüller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, çocuk sahibi olmak isterler ve olurlar. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, aşık olmak isterler ve olurlar. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, kimseye bağlanmadan özgür yaşamak isterler. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, hayatları boyunca aradıkları aşkı bulamazlar. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

bazıları, evet, göt yalamayı severler. tıpkı bazı heteroseksüeller gibi. ama hepsi değil.

biseksüelleri eleştirmenin bifobi sayılması

bir çok sözlük yazarının " ben bi seksüelim, bi seksüelim sorma gitsin.." diyerek sıraya girdiğini görmeme ve kendi kendime, "ulan yoksa ben seksüel değilmiyim?.. " diye sormama sebep olan başlık olmuştur.

osmanlı devletini adaletin ve barışın timsali sanmak

salt osmanlıcıların değil, zaman zaman, osmanlı devletini yıkan ittihat ve terakki cemiyeti ve bir anlamda onun uzantısı sayılabililecek kemalist kadrolara yakın olanların da düştüğü hata.
osmanlı sonuç itibariyle yönetenlerin tanrının yeryüzündeki gölgesi, yönetilenlerin ise kul sayıldığı, ideolojisi din olan feodal bir imparatorluktu. tıpkı kendi dönemindeki diğer imparatorluklar gibi.
dolayısıyla diğer devletler ve kendi hükmettiği halklar ile olan ilişkisi, "hep mağdurların yanında olan hoşgörülü devlet" mantığı ile değil, kendi yaşamsal çıkarlarına göre olagelmiştir.
öbür türlü, 16. ve 17. yüzyıllar boyunca anadoluda süren celali isyanları boyunca osmanlı'nın anadolu'nun türkmen halkına kan kusturmasını nasıl açıklayacağız?

1915'te bu topraklar üzerinde yaşanmış en büyük katliama imza atmış olan ittihat ve terakki çeteleri, kuşkusuz, kuyucu murat paşa geleneğinin birer devamcısı olarak, böylesine kanlı bir gelenekten beslenmiş olmalılar.

2. nesil

(bkz: mundar nesil)


edit: ya aslında ben, mundar deken, hani kayıp nesil anlamında, 1. neslin eziklediği, 3. neslin iplemeyeceği, heder olmuş, mundar olmuş nesil demek istedim.. yerseniz.. yani ben epey bi eksilenmişim bu entarim ile.. belki kıvırırsam... dedim.. olmadı mı..? yazdıkça batıyom galiba... ben kaçiimmm....

21 mart 2013 diyarbakır newroz kutlaması

bazı sözlük yazarlarının hitlercilik, olmadı saddamcılık hayalleri kurduğunu, yeni auschwitzler, hiroşimalar, halepçeler yaratma arzusuyla dolup taştığını görmemizi sağlayan başlık.

(bkz: hayallerle yaşıyor bazı ibneler)

allah