sanırım ben bunu başarabilen şanslılardanım, üç sevgilim oldu, hepsiyle görüşüyor, biriyle yatıyorum. hayatıma girmiş ve güzel anlar paylaştığım, beni benden daha iyi tanıyan birini hayatımdan çıkaramam.
bazen bir başlığa entiri girdiğini unutup, birkaç defa entiri girdiğini ve hatta aynı sözcüklerle entirilediğni bazı yazarlar sayesinde fark eden yazar. ancak bunu bilinçli yapmıyorum, gerçekten ne entiri girdiğimi unutuyorum ve sayfada görmeyince heralde girmemişim diyorum. bunu da bildirmek isterim, verdiğim rahatsızlık için özürler...
heteroseksüel evlilikler gibi anlamsız bulduğum hede. eskiden tamam da artık bu çağda toplumsal düzeni sağlamak için evlilik birliğinden daha fazlasına ihtiyaç var balım.
kafamda mermer kalemlik kırmıştı... hep sevgiden (sağlam kafanın sağlam vücutta bulunduğunu kanıtlamak için)... bütün ablalar kardeşlerini doğum günlerine götürürdü, benimki hariç (oradaki diğer kardeşler benim ablamla ne kadar iyi anlaştığımı görüp kıskanıp ablalarını üzmesinler diye), bir de bayram harçlıklarımı alırdı elinden (ne var canım paramı çarçur edip hemen bitirmiyim diye, siz de amma fesatsınız). işte bunlar hep sevgiden (yok yok çocuktuk ve ne yaptığımızı bilmiyorduk, ablam canımdır)
bir erol köse prodüksiyonu olarak 1997 yılında azeri halk şarkısına yazılmış türkçe sözlerle ortalığı kasıp kavuran erhan güleryüz ve cemil özeren'in solisti olduğu, sonradan cemil'in gruptan apar topar atılmasının ardından tadı kaçan, o berbat, fesat ve yeteneksiz erhan güleryüz'ün bir sik beceremediği için sona eren grup. o grubun beyni cemil'di, o da ölünce ayna grubu resmi olarak bitti. erhan güleryüz kişisi de kimsenin sallamadığı biri olarak dolaşıyor ortalıkta. insanın kalbi kötüyse hiçbi işi doğru dürüst gitmez, erhan güleryüz cemil gruptan ayrıldığında "ayna bir ekoldür, herkes başarıyla bitiremez" demişti, cemil ölünce birden dostunu hatırladı! bir güzel şovunu yaptı ama kimse yemedi tabi, neyse yok ortalıklarda.
ankara'nın atatürk döneminden bu yana en doğal ürünlerinin üretildiği ancak günümüzde doğa düşmanı yönetimler tarafından tarumar edile edile, talan edile edile bitirilemeyen, bir de üzerine külliye kondurulan bir zamanların yemyeşil, şimdilerin çorak külliye arazisi... gözü doymazlar bir külliye yetmez büyütün büyütün büyütün daha da büyütün nihahaha nidaları eşliğinde bir tarihi yok ediyorlar...
göksel'in fazla tutulmayan ayda yürüdüm ve akabindeki nostalji geçiş albümlerinden sonra turnayı gözünden vurup sadece 2000li yıların en iyi albümlerinden birine değil türk pop müziğinde de göksel adını yazdırdığı albüm, daha önceleri çıkardığı albümler bilinip sevilirken bu albümle göksel türk pop müziğinin ilk beşi arasına girdi. hala keyifle dinlenir.
iş üstündeki erkeği izlemesi çok güzel olabiliyor, tamiratı başarmışsa orgazm olmuş gibi bir rahatlama ifadesi geliyor ya yüzüne "gel hayatım, yoruldun dinlen biraz hmm o kabarıklığı ben hallederim diyesi geliyor. bir erkeğin kendini herhangi bir şeyde kanıtlama çabasını görmek gibisi yok.
en son atv haber ve yandaş bir kanala ceza verince, daha önce sesleri çıkmayan yandaş kanalların bile sansüre hayır nidaları atmasına yol açan tv kuruluşu. baştan yanlış ölçüm sistemleriyle birçok programın ve dizinin vaktinden önce yayından kalkmasına da yol açar. olması gereken bir denetim kurumudur ama olması gerektiği gibi yönetilmeyince, kafasına estiği gibi dediğim dedik çaldığım düdük mekanizmasıyla işlerse sağlıklı bir televizyon ve radyo yayının ortaya çıkmasını engeller, halbuki amacı budur. bir kere tarafsız olmalıdır karar verirken, kendi "dinsel" ve "sosyal" inaınışlarından çok, genel izleyiciyi ön plana alsalar daha sağlıklı sonuçlar çıkacak. zira sigarayı mozaikleyerek sigaranın ne kadar kötü olduğunu göstermek şöyle dursun sigaraya daha fazla dikkat çekmenizi geçtim (mesela sigara moziklenmese filmin içinde bir detay olarak kalacakken mozaikleninince ve üzerine bir de çiçek deseni eklenince iyice dikkat çekiyor, biz onun sigara olduğunu anlamayacak kadar salağız çünkü), ayrıca "kadın göğsünü ve bacağını" mozaikleyerek hiçbirimizi daha ahlaklı yapamazsınız.
akit paçavrasının ekürisi olarak hedef gösterme, hasetlik yaratma, düşmanlık yaratma, konu saptırma, ülke bölme, hainlik konusunda sınır tanımayan adeta özgür basının o kadar özgür olmasının iyi olmadığını göstermek için canlı bir kanıt olan, saçma iddialarını yalanlar ve fesatlıklarla süsleyerek sunan, ayrımcı, hain, tanımlanamaz paçavralar bütünü. ülkedeki faili cinayetlerin birçoğunun bu paçavranın kan damlayan, hedef gösteren haberlerinden kaynaklandığı muhakkak.
2015 yılının en iyi albümü sen orda yoksun'a imza atarak, önceki enfes albümü bende bi aşk var'ın bile üzerine çıkabilmiş, albümden sen orda yoksun ve denize bıraksam hitlerinden sonra en son 12 kasım'da gittiğinde şarkısını kliplendirerek beni mutluluktan mutluluğa sürükleyen sanatçı, şarkıcı... klibin linki de burada:
kimler gelmiş, hoş geldin kuzum. sosyal medyadan fırsat buldukça takip ediyorum, hala dinamiksin, dimdiksin. sosyal aksiyonların hiç azalmadan devam etsin diliyorum.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
yürüyüşüyle, bakışıyla, gülüşüyle, seksapeliyle, elinizi sıkışıyla, konuşmasıyla, konuşmamasıyla, selam verişiyle, kendi seksapelinin farkında olmanın getirdiği özgüveniyle, aurasıyla, varlığıyla, cinsel cazibesiyle, mesajıyla ya da hiçbir şey yapmadan insanın içinde ılık erotik rüzgarlar estiren, hayaller kurdurtan, insanı kudurtan, ben de böyle sevgili/koli istiyorum dedirten, yanınızdan geçip giderken başınızı çevirip defalarca bakma isteği yaratan, bakarken vaauuuuv olduğunuz, içinizin gittiği, eriyip bittiğiniz, ölüp gittiğiniz, alıp vitrine konulup seyredilesi ya da çerçeveletip duvara asılası erkeklere ilişkin bir arkadaşımın bulduğu tanımlama. tuna kiremitçi ve yaşar için kullanıyorum ben de bunu.
birinden maddi bir şey beklemek için çok erken 2 3 buluşma, şahsen ben de bana daha dakka bir gol bir bana borç verir misin derse altında artniyet ararım, tedirgin olurum yani. tabi beklenen maddi büyüklüğe de bağlı, geldi ya da ben gittim güzel vakit geçirdik, bi şeyler de olucak gibi, ama gidicekken yanında yol parası yok mesela, ya da benim yok, o tip durumlarda sıkıntı olmaz. ama büyük meblağlar, 100 liralar filan olmaz ilişkinin ilk zamanlarında.
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?